100 Tuhaf Kitap – Ahmet Büke

 

“Şu hayatta para biriktiren arkadaşlarım da oldu, kitap biriktirenler de. Birinciler hatırlanacak kadar ilginç değildiler ama ikincilerin çoğu gerçekten “nadide” insanlar. Belki de en tuhafı Murat Gültekin’dir. Yaklaşık otuz yıldır pek kimsenin ilgisini çekmeyecek kitapları ve müzikleri toplar durur. Bu sürecin çoğuna tanıklık ettim hatta bu tuhaf ava birlikte katıldık zaman zaman. Sabaha karşı bitpazarlarında elde fener, gelen malları karıştırdık zira o kadar erken gitmezseniz en güzel kitapları, kasetleri ve plakları başkaları kapar. Bazen birlikte evde otururken kapımız çalındı ve adına lancacı denilen adamlardan haberler aldık. Bunlar yeni ölü evlerini gözlerler ve rahmetlinin değerbilmez yakınları tarafından çöpe atılan kitap ve fotoğraflarını meraklısına -elbette bir miktar “sakal” karşılığı- ayırırlar. İşte bu elinizde tuttuğunuz kitap, Murat Gültekin’in çeyrek asırdan fazladır üzerine titrediği kütüphanesi sayesinde yazıldı desek doğru olur. İçerideki kitapların her biri bu toprakların insanına ait tuhaflığın, kafa karışıklığının ve deliliğin nişanesi sayılsa yeridir. Eserlerin kahir ekseriyeti bireylere ait, çok azı kurumların bastığı kitaplar. Okurken basım yılına da dikkat etmekte fayda var zira bu sosyolojik kazı alanındaki hazinenin 70’li yılların çatışmalı dönemlerine doğru giderek fakirleştiği, 80’li yıllardan sonra vasatlaştığı da anlaşılıyor. Bu cennet, bu cehennem ve elbette bu külliyat bizim…” 100 Tuhaf Kitap’ın beşini sizinle paylaşıyoruz.
 


Asi Gençlik: 50 Yılın Raporu
Şükrü Çankaya
Yenigün Matbaası, Ankara, 1967

Asi Gençlik, genç nüfusumuz ve onların kıymetli velileri için Şükrü Çankaya tarafından “50 Yılın Raporu” üst başlığı ile yazılmış bir ibret vesikası aslında.

Eserde, o dönem gençliğinin karşı karşıya kaldığı tehlikeler birtakım ibret hikâyeleri yoluyla, kurgusal olarak anlatılmış. Bunların hemen hepsinin, toplutaşıma araçlarında ya da iki cinsin bir arada bulunduğu parti ve eğlence ortamlarında maruz kalınabilecek “bozucu ve yozlaştırıcı” haller olduğu dile getirilmiş.

Örneğin sıcak bir yaz günü, bir belediye otobüsündeki manzarayı “Oto revüsü” başlığıyla işlemiş yazar. “Otobüsün sıcaklığı vücutları çileden çıkarıyordu. Bunalmış ruhlar, serinlik arıyordu. (…) Zaten sutyensiz dolgun göğüsler, bütün haşmeti ile kendisini dışarı atmıştı.

Kalçalara kadar sıyrılmış çorapsız bacaklar üst yüzde sedef gibi parlıyor; altta koyu bir gölgeye bürünerek içe doğru estetik bir rehavetle ilerliyor ve kalça kalabalığında son buluyordu. Kendisinden geçmiş bir genç, loşluk içinde bir elmas parçası görmeye çalışırcasına gizli noktaları; bir diğer yaşlısı, geriye kaykılmış bir kadının hayat noktasını hedef almıştı.” (s. 11–12)

İşte tehlikeli parti buluşmalarından ibret verici anlar!

“ Ve kapı açıldı.
Bir peri suret ile karşılaştım. Levent endam, kırmızı naylon tül içindeydi. İrkildim ve gayrı ihtiyari geri çekildim (…) Neredeydim? Burası kimin eviydi? Yoksa bana bir tuzak mı kurulmuştu? (…)
Bir saniyenizi rica ediyorum, dedi. Ve odadan ayrıldı.
Etrafı süzüyordum. Duvarda bayanın mayolu bir portresini gördüm. Deniz kıyafeti ile bir içim su idi. Fakat şu anda nasıl oluyordu da, yanımda çırılçıplaktı. Ve neden sutyensiz ve külotsuzdu.” (s. 20–21)

Yazar, yukarıdakine benzer vakaları sayfalar boyunca, son derece detaylı betimlemelerle anlatmış. Ancak bu “renkli” dilin; kitabın girişinde, özellikle genç erkeklere önemle tembih edilen “eline, beline, diline hâkim ol” yaklaşımıyla tezat oluşturduğunu ve hattâ caydırayım derken neredeyse özendirdiğini söylemek mümkün.

Seksoloji Yıllığı, 1964
Nihat Özcan (Editör)
İtimat Kitabevi, İstanbul, 1964

Seksoloji Yıllığı Nihat Özcan direktörlüğünde, yabancı yazarların kaleminden hazırlanmış bir derleme. Karınız Hayır Derse, Eşcinseller Niçin Tedavi Olmaktan Kaçınırlar, Elektronik Evlenme, Öpüşme Hakkında Bilgiler gibi oldukça faydalı bölümleri içeriyor. Kitapta yer alan “İyi Bir Zevce misiniz?” testi ayrı bir ilgiye layık duruyor. Kadınlara sorulan 17 sorudan oluşan testin sonucundan alınan puan 100-140 arasında ise her şey yolunda; ancak 100 ve altı puan alındığında okuyucuya şu karşı soru sorulmuş: “Ne diye evlendiniz?”

İşte testte yer alan sorulardan birkaçı:

“Kocanız eve gelmeden süsleniyor musunuz?
Kocanız size harçlığınızı verdiğinde ona teşekkür ediyor musunuz?
Şahsi zevklerine vakit ayırmasına taraftar olur musunuz?
Kocanız rüyalarınızın kahramanı mıdır?” (s. 87)

Kitapta kadın tiplerini anlatan geniş bir araştırmaya da yer verilmiş. Çok sayıda edebi ve akademik çalışma taranarak ayrıntılı bir etüt çalışması ile hazırlanmış bu makalede, her sınıflandırma için temel özellikler belirlenmiş, ardından derin analizler yapılmış. Makalenin yazarı hakkında bilgi yok ancak çevirisini Oğuz Özdeş yapmış.

Aşk Kadınları: Onlar kendilerinden ziyade seviştikleri erkeklere zevk vermekten hoşlanırlar.
Sokak Kadınları: Uydurdukları hayat hikâyelerine kendileri de inanırlar.
Kolay Elde Edilen Kadınlar: Bu tipler çok çeşitlidir. Bunlar ekseriyetle ne istediklerini bilmeyen kadınlardır.
Aynalı Pembeler: Aynalı pembelere eskiden hüsnüne kurban derlerdi. Bunların içinde aynada kendilerini sevip öpenler de vardır.
İsterik Kadınlar: Daima şehvet arzusu ile yanmaları onları çok defa uçuruma sürükler.
Şehvet Kadınları: Beğendikleri erkekleri çekinmeden mahremiyetlerine sokarlar.
Erkeksiz Kadınlar: Bu tip kadınlar hayatta hiç kimseye hesap vermezler.
Müptezel Tipler: Bu tip kadınların ekserisi gayrı meşru münasebetin mahsulüdür.
Macera Kadınları: Ekserisi kendisini mağrur görür. Fakat değiştirdiği kucaklar onlar için övünme vesilesi olur.
Şen Dullar: Onlar için hayatın manası sadece aşk ve şehvettir.
Aşüfteler: Bunlar insanlık ve kadınlık âleminden daima uzak kalmışlardır.” (s. 92-110) 


Her Nişanlı Genç Kız Neler Bilmelidir?
Prof. Dr. Fred Me Mauldin
Hadise Yayınevi, İstanbul, 1956

Mauldin’in bu nadide eserini yine Selim Yetkili çevirmiş. Kitapta evlilik öncesi tanışma, flört ve nişanlılık döneminin incelikleri; sorunlarla başa çıkma yöntemleri ve faydalı tüyolar sıralanmış.

Kitapta nişanlı kadınların bilmesi gerekenler arasında göğüs güzelliğine özel bir bölüm de ayrılmış.

Göğüs güzelliği ve cinsiyet

Göğüslerinizi güzelleştirmek sizin elinizdedir. Mesela göğüs jimnastikleri memelerin altındaki göğüs adalelerinin inkişafına yardım ederse de memeleri büyütmeye faydası olmaz. Yalnız bu adalelerin büyüyüp irileşmesi göğsü daha dolgun gösterecektir(…) İyi ve bilgili yapıldığı takdirde masaj faydalı bir tedavi yoludur. Fakat masajın göğsü yüzde yüz güzelleştireceği iddia edilemez. Göğsün güzelliği daha ziyade sizin elinizdedir. Onu lüzumsuz yere hırpalatmamakla güzelliğine yardım etmiş olursunuz.” (s. 69)

Nişanlı kadınlar için önerilen cinsel perhiz bölümü ayrıca dikkate değer bilgiler içeriyor.

“Nişanlılık devresinde cinsi perhiz yapmak, cinsi arzuları tahrik edecek her şeyden uzaklaşmak, nişanlılarıyla tenha yerlere sık girmemek lazımdır. Bir genç kız, nişanlılık devrinde, evlilik mahrem hayatının tecrübesine kalkışırsa, ona hediye edilen bir oyuncağı nasıl işlediğini merak ederek onu parçalayıp işe yaramaz hale getiren bir çocuğun durumuna düşer…” (s. 90) 

Gizli Devlet ve Fesat Programı
Cevat Rifat Atilhan
Aykurt Neşriyat, Sinan Matbaası, 1957 (İkinci Baskı)

Memleketimizin milliyetçi ve temiz evlatlarını korumak, gözlerden kaçırılan hakikatleri ortaya çıkarmak için yazılmış bu eserin temel meselesi son derece gizli tutulan Siyonist protokolleri deşifre etmektir. Yazara göre bu kitabın ilk baskısından evvel bu vakıa kabul edilmiyordu; zira onlar ellerindeki bütün vasıtalar, yani bankalar, gazeteler, tiyatro ve sinemalar ve buna benzer hıyanet imkânlarıyla Siyonizm aleyhine söylenen sözleri, sabit fikirli insanların sayıklamaları olarak toplumlara kabul ettirmişlerdi.

İşte tam da karanlığın en koyu anında Cevat Rifat Bey’in kitabı doğdu.

“Bu kitapta okuyucularımızın dikkat nazarlarına arz ettiğimiz protokoller ilk defa ifşa edildiği vakit, tekmil medeniyet âlemi iliklerine kadar ürpermiş ve dehşet içinde kalmıştı. O derece ki, dünyanın en ağır başlı, bitaraf ve büyük gazetesi olan İngilizce ‘Taymis’ 19 Mayıs 1921 tarihli nüshasında şu şayanı dikkat yazıyı neşredecek kadar ileri gitmişti: ‘(…) Eğer protokoller hakikaten Beni İsrail hükemasının eseri ise Yahudilere karşı söylenebilecek her söz, girişilecek her mücadele, yapılacak her hareket meşrudur, elzemdir, müstaceldir.’ ” (s. 4, 5)

Yazar eserin içeriğini oluşturan on beş maddelik protokolün bir nüshasını, New York Hahamlar Merkezi tarafından belli merkezlere yapılan ve son derece gizlilik içerisinde gerçekleştirilen dağıtım sırasında ele geçirdiğini ve böylece kitabı tamamladığını önemle not düşmüş.

Tüyler ürpertici protokol maddelerine geçmeden önce New York Hahamlar Merkezi’nin politik durum değerlendirmeleri dikkat çekiyor: “Bolşevik Devrimi bizi Rusya’nın efendisi yaptı. Son harp ise bizi Asya ve Avrupa’nın efendisi kıldı…”

İşte protokolün dikkat çeken kimi maddeleri:

Radyo, televizyon, gazeteler, sinema, mecmualar ve kitaplar üzerindeki büyük kontrolünüzü tevsi ediniz.
Yahudi olmayanlar arasında tefrika ve nifak çıkarınız. Din müesseselerini zayıflatmalı fakat bizlere karşı da kendilerine kardeşlik (!) hisleri telkin ediniz.
Çeşitli aşılar ve suya katılan türlü yabancı maddelerle bizden olmayanları tımarhanelere atarak ve medeni haklarını suiistimal ederek onları ifna ediniz.
Cumhuriyeti ortadan kaldırarak onun yerine demokrasiyi ikame ediniz.
Türlü hile ve desise kullanarak işçileri elde tutunuz. Mitingler tertip ediniz. Grevler yaptırınız ve bu mevzuda hiçbir fedakârlıktan çekinmeyiniz. (s. 9, 10)


Hitler’i Kim Öldürdü
Kâmuran K. Çelebi
Çelebi Basımevi, İstanbul, 1945

Kitabın girişinden Kamuran K. Çelebi’nin “Paris Beynelmilel Dedektif ve Gazeteci Mektebi Mezunu” olduğunu anlıyoruz. Kitabın arka kapağında Çelebi’nin, Siz de Bir Dedektif ve Gazeteci Olabilirsiniz isimli bir kitabının daha olduğu belirtiliyor. Çelebi o tarihte henüz basılmamış olan bu yeni kitabını, “Yeni çığır maduniyete son hükmünü vermiştir. Tembel ve miskinlere artık hayat kalmamıştır. Kalkınmak, yükselmek, üstün bir adam olmak, kendinizi kontrol etmeyi bilmek isterseniz…” diye tanıtmış. “Siz bilirisiniz tabii ama tersini isterseniz kitabımı bekleyin,” demek istemiş özetle yazar.

Çelebi, Hitler’i Kim Öldürdü isimli bu kitabında, Hitler’in doğumundan, siyasi bir figür olarak yükselişine ve ardından düşüşüne kadar geçen tarihsel süreci aşamalarına ayırmış. Hitler’in ölümü aslında onun manevi olarak tarih sahnesinden çekilişini anlatıyor.

Ancak önsözden, kitabın basım aşamasında yeni bir gelişme olduğunu anlıyoruz.

“Bu kitap baskıda iken dünya ajans ve radyoları nasyonal sosyalizmin tamamıyla yıkıldığını, parti şeflerinin sırra kadem bastığını ve Hitler’in henüz teeyyüt etmeyen bir habere göre öldürüldüğünü bildiriyorlar. Evet, belki Hitler henüz ölmemiştir. Fakat, bence bu adamın ölümü mukadderdir çünkü 1933’de iktidar mevkiine geldiği günden beri takip etmiş olduğu siyaset, uzun vadeli bir intihar siyasetinden başka bir şey değildir.”

Yazarımız, Hitler ile ilgili detayları naklederken bir Avrupa seyahatinde tesadüf eseri diktatörle nerdeyse burun buruna gelişini de anlatmış.

“İsmini hatırlamadığım bir caddeden geçiyordum, etrafta bir koşuşma, bir gürültü, Heil! Heil! nidaları kulağıma gelmeye başladı. Koyu renkli bir Mercedes markalı arabanın içinde, şoförün yanında, zabit kılıklı biri ayağa kalkıp oturuyor, dikkat ettim, tâ kendisi. Resimlerde gördüğüm Hitler, bütün Avrupa’nın mutlak lideri, Yahudiliğin 1 numaralı düşmanı. Üzerinde haki renkte bir jaket, mahut kasket başında. Sert bakışlarıyla tab’asını süzüyor, bilmukabele sağ eliyle kendilerini ve bu arada beni selamlıyordu. Aramızdaki mesafe 20 metre ya var, ya yoktu. Herkes bana bakıyor ve belki de selam vermediğim, Heil! demediğim için içerliyordu. El kadırmayı sevmediğim için Japon usulü kuru bir selam vermekle mahcubiyetten, belki ıslatılmaktan kurtuldum.” (s. 38)

(…)

*Bu okuma parçasının yayını için Ağaçkakan Yayınları’na teşekkür ederiz.

Ahmet Büke, 19 Haziran 1970 tarihinde Manisa’nın Gördes ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Gördes’te, liseyi İzmir Atatürk Lisesi’nde bitirdi. Bir süre ODTÜ Jeoloji Mühendisliği’nde okudu. 1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Öyküleri, E Edebiyat, Adam Öykü, Ünlem, Patika, İmge Öyküler, Özgür Edebiyat, Eşik Cini, Notos, Yeni Yazı, Ğ, Sus, Har, Hece gibi edebiyat dergilerinde yayımlandı. Çeşitli yazıları Yeni Aktüel, Virgül, Yelkovan gibi dergilerde ve Radikal Gazetesi’nde; ilk öykü kitabı İzmir Postası’nın Adamları 2004 yılında yayımlandı. Büke, Alnı Mavide isimli kitabıyla Oğuz Atay Öykü Ödülü’nü, Kumrunun Gördüğü ile 57. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Mevzumuz Derin ile de Yılın En İyi Gençlik Romanı Ödülü’nü aldı.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.