‘Hiç ummadığımız zamanda umulmadık şeylerin olduğu bir ülke burası.’

 

“Ortak hiçbir anıya sahip olmadığı babasının yokluğuyla her gün sınanan Bedo için hayat, cevapları sürekli ertelenen bir sorular zinciri; parçaları özenle gizlenmiş, çok gölgeli bir yapboz. Kafasında dönenen sorularınsa sonu yok. Bedo’nun hayatı boşluklarla ve bu boşluklara dair sorularla epeydir delik deşik. Cevaplarsa ne ailesinden gelecek gibi, ne de okuduğu kitaplardan. Ancak bu sessizlik oyununda, umulmadık bir perde daha var. Anlayacağınız, mevzu derin.” Ahmet Büke ile Mevzumuz Derin’i konuştuk.

Mevzumuz Derin internet üzerinden tefrika ettiğiniz bir roman. Bu tefrika fikri nasıl doğdu, gelişti biraz bahsedebilir misiniz?
İşsiz kalmıştım. Telifle yazı yazabileceğim bir yer arıyordum. “Senin yazdığına para veririz,” diyen tek yer on8kitap.com oldu. Genç bir kitap kurdunun okuyup hissettiklerini yazıyordum ilk haftalarda. Sonra bunu roman haline getirebileceğimi söyledim. Kabul ettiler. Böyle oldu hikâyesi.

Romanda yer yer Bedo’nun okuduğu kitaplar izinden Mevzumuz Derin okuruna da okuma rotası işaretliyorsunuz. O kitapları bu rotaya dâhil ederken okunmasını beklediklerinizi seçtiniz herhalde, değil mi? O kitaplar nasıl oldu da bu hikâyeye dâhil oldu?
Bir kısmı yeni okuduğum, bir kısmı da isteyerek defalarca döndüğüm kitaplardı. Çok sevdiklerimi yazdım, galiba.

“…şöyle de kötü bir alışkanlığım var. Her kitaba yirmi beş sayfa hak tanıyorum ben. Eğer yirmi beş sayfanın sonunda, etrafımda akan dünyadan kopamamışsam elimden bırakıyorum. Çünkü hayat çok kısa ve okuyacak çok kitap var,” diyor Bedo. Bu sizin yazdığınız öykülerinize yansıttığınız bir matematik olarak da okunabilir mi? Okuyucuyu tez elden kurgunun içine çekmek?
Biraz benim ruh hâlim. Baştan iletişim kuramadığım metinleri görev gibi okuyamıyorum. İyi kitapları da ıskaladığım oluyor böylelikle. Ama sıkılgan birisiyim.

“Anne oğul olmak tek kişilik battaniyeyle kar altında beraber uyumaya benziyor. O ara verdikçe hayata, ben üşüyorum.” Sahiden doğumdan sonra da o göbek bağı kopmuyor mu sizce? Bir şekilde varlığını devam mı ettiriyor dersiniz?
Genelleme yapmak doğru olur mu bilmiyorum ama anneler ve çocukları arasında öyle bir bağ olduğunu hissediyorum. Babalık daha toplumsal bir rol gibi duruyor. Öteki zorlamasız ve dolaysız. Hayatta kalmak için geliştirdiğimiz bir mekanizma gibi. Ama iki taraf için de kimi zaman acıtıcı halleri oluyor bu bağın. Çok sevildiği ve esirgendiği için suçluluk duyduğu bile oluyor insanın.

image-13

Babasız büyüyen bir çocuk Bedo. Hayatın karşısında daha güçlü durabilmek için bir babaya ihtiyaç duyduğu zamanlar oluyor. Peki, bu eksikliği neden annesiyle paylaşamıyor? Yalnızca üzmemek için mi?
Aslına bakarsanız Bedo nedir ve ne hisseder sorularına okuyucu kadar yanıt verebilirim. Ben de sizin kadar biliyorum Bedo’yu.

Bedo’nun annesi, babasının yokluğunda ipleri eline almış, erkek kimliğiyle yan yana anılan otobüs şoförlüğü yapmaya başlamış. Bu durum yalnızca iş seçmemek gibi gelmedi bana? Anneler, babaların yokluğunda erkeksilik mi kazanıyor şu hayatta?
Özellikle bir seçim gibi gelmedi bana o durum. Tesadüf ya da şartların bir sonucu gibi duruyor. 

“Annemin âşık olması gerek. Bu benim için yeni bir Alien durumu olacak muhtemelen, ama öfkeli bir kadınla yaşamak daha büyük bir tehlike benim için.” Bedo neden annesinin biriyle evlendiği zaman öfkesinin dineceğini düşünüyor? Bu öfkenin dinmesi değil de öfkenin paylaştırılması mı yoksa?
Evlendiği zaman değil âşık olduğu zaman diyor sanırım. İkisi arasında fark var. Âşık olmak insanı güzelleştirir. Bedo için zorlu bir durum ama annesi için istiyor bunu.

“…sen o konuları merak etme anne. Kızlardan gayet de hoşlanıyorum. Tersi olsa da ölüm değil, öyle değil mi?” Tam da burada bir afallama yaşıyor okur. Bedo nasıl oluyor da homofobinin zirvede olduğu bir ülkede böylesi naif bir taraftan bakabiliyor bu duruma?
Bunu bu kadar zorlu bir coğrafyada cesurca varoluşlarını savunan o bireylere borçluyuz galiba. Üstelik hayat değişiyor. Varlar ve bir yere gitmiyorlar. Bedo da ödenen her bedele saygı duyan bir genç.

Toplum azınlığı öğütmeye fena halde hevesli. “…bir Çingene aile için, mahalleden çıkıp çat kapı başka yere gitmek öyle kolay değildir. Onları kabul edebilecek ya da çaresizlikten ve yoksulluktan ses çıkaramayacak bir yer bulmaları gerekir.” Ne zaman kurtulacağız bu tavırdan? Son olarak bundan bahsedelim mi biraz?
Kolay değil. Ama her şey değişir. Üstelik hiç ummadığımız zamanda umulmadık şeylerin olduğu bir ülke burası.

image-6

Mevzumuz Derin / Yazar: Ahmet Büke / ON8 Kitap / Yayın Yönetmeni: Müren Beykan / Yayın Koordinatörü: Canan Topaloğlu / Son Okuma: Hande Demirtaş / Grafik Tasarım: Huban Korman / Kapak Deseni: Hande Ünver / Baskı Öncesi Hazırlık: Songül Arslan / 1. Basım Eylül 2013 / 161 Sayfa

Ahmet Büke, 1970’te Manisa’da doğdu. Her ne kadar 1997’de İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun olsa da, ancak yazdığı zaman, “Bir işe yaradım sonunda,” diyebilenlerden. Fantastik eserler yayımlayan Ölümsüz Öyküler Yayınevi’nin düzenlediği “Xasiork 2002” kısa öykü yarışmasında “Kayıp Dua Kitabı” adlı öyküsüyle birincilik ödülünü, 2008’de Alnı Mavide (2008) kitabıyla Oğuz Atay Öykü Ödülü’nü, 2011’de Kumru’nun Gördüğü (2010) ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. Hayatın gündelik akışında sıradanlaştırdığımız her insanın başlı başına bir öykü olabileceğini her metninde hatırlatan Büke, İzmir Postası’nın Adamları (2004), Çiğdem Külahı (2006), Ekmek ve Zeytin (2011) Cazibe İstasyonu (2012) YÜKLÜK (2014) adlı öykü kitaplarıyla dikkat çekti. Öyküleri, E Dergisi, Adam Öykü, Patika, Notos, İzafi ve Özgür Edebiyat gibi dergilerde yayımlanan yazar, edebiyat verimini, yazıdan sonra insanlığın en büyük icadı olarak gördüğü internette de sürdürüyor. ON8 Blog’a “Bedo’nun Kitapları” adıyla tefrika etmeye başladığı İzmirli Bedo’nun öyküleri, Mevzumuz Derin (2013) adıyla bir ilk romana dönüştü. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Sessizkule adlı blogların yanı sıra ON8 Blog’da da yazmaya devam eden Büke, “Bedo”nun kenti İzmir’de yaşıyor.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.