‘Bakıyorsun, görüyorsun; dikkat etmiyorsun.’

 

Algan Sezgintüredi’nin ‘Katilin Şahidi’ polisiye romanı, önceki üç kitapta artık iyiden iyiye aşina olduğumuz Vedat Kurdel’in yeni macerası. Ortağı Tevfik, bir türlü cesaret edip, kararlı davranıp açılamadığı sekreter Nilgün ile yürüdüğü macerada bu kez dedektifimiz Vedat’ı, bir yılbaşı gecesi geriliminde ‘başrolde.’ ‘Katilin Şeyi’, ‘Katilin Meselesi’ ve ‘Katilin Uşağı’ adlı önceki üç kitapla birlikte eğlenceli bir külliyata dönüşmekte olan Özel Dedektif Vedat Kurtel’in hikayeleri bu yeni kitapta daha da sürprizli bir macerada sürüyor. Dedektif, bambaşka nedenlerle bulunduğu bir apartmanda, sıcağı sıcağına işlenen bir cinayeti çözmek, anlaşılmaz bir biçimde ortadan kaybolan, ama olay yerini terk etmemiş olduğunu ‘hissettiği’ katili bulmak için uğraşacaktır. Bir apartmanda, bir gecede… Birinci sınıf bir eğlence / gerilim sarkacı, çarpıcı bir ‘sarı odanın esrarı’ macerası polisiye okurlarını bekliyor…

Bu dördüncü Vedat Kurdel macerası. Siz kahramanınız olan dedektifi nasıl tarif edersiniz? Nasıl bir adam Vedat Kurdel?
Orta halli bir ailenin, klasik anlamda aile terbiyesi görmüş çocuğu Vedat, irikıyım denebilecek cüssesi haricinde, ilk bakışta ortalama biridir. İyi yürekli, iyi niyetli, fedakâr, dostuna sıkı dost ama hepsinden öte, vicdanlıdır. Kitap okur; sinemaya, tiyatroya, müziğe ve çizgiromanlara meraklıdır. Zekidir ama dâhi değildir. Görünürde pek kalender, pek “ağabey” tavırlıdır. Şiddete karşıdır ama itiş-kakıştan çekinmez; dayak attığı kadar yediği de çoktur. Muhtemelen tek çocuk olmasının körüklediği hayalperest ve havai yapısından dolayı, yetişkin hayatının ortalarına gelene, özel dedektiflikte yaşadıkları ayaklarını yere değdirene kadar sorumluluklarından kaçmıştır. Özetle Vedat, Fareler ve İnsanlar’ın George Milton’ıyla Lennie Small’unun yarım ölçek Sherlock, bir ölçek Sam Spade, iki ölçek Mike Hammer ve üç ölçek Kaptan Kirk ile karıştırılıp 1970 yılında Türkiye’de, orta halli bir memur ailesinde dünyaya getirilmiş ve ilgili terbiyeyle büyütülmüş halidir.

Dizi polisiyelerde kahraman olan dedektifin yaşamı ve kişisel özellikleriyle ilgili çok fazla bilgi verilir. Hatta bir aşamada onun önceki maceralarındaki tarzını bilir, bu koşullanmışlıkla okururuz. Sizin kahramanınıza böyle yaklaşmadığınızı düşünüyorum, her macera bağımsız bir roman olarak da okunabilir, içine girilebilir nitelikte… Kahramanınızı biraz geriye çektiğinizi söyleyebilir miyiz?
Belki öyle, belki değil. Vedat, öykülerini aktarırken kendinden bolca bahsediyor ama öte yandan, haklısınız; belki de esas meseleleri geride tutuyordur. Ya da en azından ipuçları veriyor veya kaleminden kaçırıyordur. Nedeni ise büyük olasılıkla kendini tanımaya daha yeni, yazarlık sayesinde başlamasıdır.

algan_sezgin_1 algan_sezgin_2

Kitabın tanıtımlarında, ‘Hitchcock yaşasaydı, bu romanı sinemaya uyarlardı’ şeklinde gayet hoş bir ibare var. Gerek apartman atmosferi, gerek küçük mekanlarda büyük gerilimler yaşatmanız bunu bir şaka olmaktan öteye taşımış. Siz Hitchcock filmleri başta olmak üzere, polisiye sinemasından yazar olarak etkileniyor musunuz?
Evet, o görüşü için sevgili arkadaşım Murat Menteş’e teşekkür borçluyum. Hitchcock filmleri elbette ama sadece polisiye değil, bütünüyle sinema ve edebiyattan, resimden, müzikten, felsefeden, bilimden, özü, hayatın ta kendisinden ve hayatın ta kendisini yansıtanlardan etkilenmemek mümkün mü? Değil bence.

Sevdiğiniz polisiye filmler hangileri?
Hitchcock filmlerini kenara ayırarak ve herhangi bir sıra gözetmeksizin akılma ilk gelenleri sayayım: Chinatown, LA Confidential, Malta Şahini, El Secreto de Sus Ojos, The Dancer Upstairs, The Big Sleep, In the Heat of the Night, The French Connection, The Conversation, Gaslight, Mississippi Burning, Gülün Adı, Gone Baby Gone… Çok fazla var. Ayrıca kimi eski kimi son yıllarda yayınlanmış ve yayınlanan pek çok başarılı TV dizisi de (Columbo, Murder She Wrote, Luther, Sherlock, Wallander, Forbrydelsen, Bron/Broen, vs) var; unutmamak lazım.

Anlatımınızda mizahi bir ışıltı var. Hatta yer yer kahkaha attıracak kadar eğlenceli bir üslüp tutturuyorsunuz. Polisiyenin içerdiği, içermek durumunda olduğu gerilim, mizahla birleşince ilginç bir lezzet oluşuyor ve gerilimin dozu da düşmüyor. Bu nasıl oluyor? : )
Teşekkürler; kahkaha ne, azıcık gülümsetebiliyorsam ne mutlu bana! Vallahi nasıl kısmını biliyorum desem yalan olur. Öyle geliyor; öyle oluyor herhalde. : )

Eskiden Türkiye’de polisiye yazılamayacağı, olmadığı konuşulurdu. Son yıllarda ise sayısız polisiye romanlar yazıldı, diziler oluştu. Bu alanda çok satan kitaplar da oldu. Bu gelişmeyi, zenginleşmeyi siz nasıl karşılıyorsunuz, neye bağlıyorsunuz?
Birincisi, Türkiye’de, geçmişte yazılmış polisiye roman yok demek doğru değil. Yazılanlar neden çok ön plana çıkmamış derseniz maalesef konuyu gereğince incelemediğimden tatmin edici bir yanıt veremem; haddim değil. Yakın dönemdeki zenginliğiyse sayılabilecek/öne sürülebilecek onlarca etmen arasında en çok internet kaynaklı kültürel devrimin getirdiği “daha fazla insanın dünyayı daha fazla keşfetmesi” olgusuna bağlıyorum.

algan_sezgin_6 algan_sezgin_3

Dünya edebiyatında hangi polisiye yazarları okuyorsunuz, hangilerini seviyorsunuz?
Çok var; birini dahi unutsam ayıp edecekmişim gibi geliyor; o yüzden “klasikler”i saymakla yetineyim diyeceğim ama onlar da az değil: Sir Arthur Conan Doyle, Dashiel Hammett, Raymond Chandler, Agatha Christie, Edgar Allan Poe, Wahlöö/Sjöwall, Patricia Highsmith, Ruth Rendell, Joseph Dickson Carr…

Bu dizi ve Vedat Kurtel macerası dışında edebiyat ürünü yayınlayacak mısınız? Neler üzerinde çalışıyorsunuz?
Kısmet. İstiyorum, bir-iki şey var ama becerebilecek miyim, bilemem. : ) Belki biliyorsunuzdur, kitap çeviriyorum. Romanları, nasıl demeli, fırsat bulduğumda yazabiliyorum. Çeviriden çok fırsat bulamadığım için istediğim kadar fazla yazamıyorum. Haliyle şimdi şunun üzerinde çalışıyorum diyemem. Ama ilk tatil fırsatımda bir sonraki Vedat Kurdel romanına girişmek istiyorum. Vedat’ın öyküsü tamama erdikten sonra başka meselelere geçmeyi umuyorum.

Katilin Şahidi / Yazar: Algan Sezgintüredi / Polisiye Roman / Aylak Kitap / Yayına Hazırlayan: Mine Olgun / Görsel Yönetmen: Berat Pekmezmeci / Grafik Tasarım: Kübra Tekeli / Haziran 2013 / 188 Sayfa

Algan Sezgintüredi; 1968 Erzurum doğumlu. Saint Benoit Lisesi ve MSÜGSF Grafik bölümü mezunudur. 1995’ten beri İzmir’de yaşamakta, yazarlık ve çevirmenlik yapmaktadır. Birçok çevirisi yayınlanmıştır. Daha önce ‘Katilin Şeyi’, ‘Katilin Meselesi’ ve ‘Katilin Uşağı’ başlıklarıyla yayınladığı ‘Vedat Kurdel Polisiye’lerinin dördüncüsü olan ‘Katilin Şahidi’ yayınlandı.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.