Aramızdaki Psikopatlar ve Nefret Suçları – Tarık Solmuş

 

“Hayatları boyunca bir şekilde suç işlemiş, başkalarına acı çektirmiş olan insanların; örneğin cinsel tacizcilerin, tecavüzcülerin, mobbingcilerin, işkencecilerin, çete üyelerinin, dini/ politik örgüt liderlerinin, ırkçıların, diktatörlerin ya da seri katillerin psikolojisi… Psikopatlık, yani narsisizm, antisosyal davranışlar, sadizm, paranoid özellikler… Ahlaki değerlerden uzaklık, içgörüsüzlük, empatiden yoksunluk… Kin, nefret, intikam, değersizlik hatta hiçlik duygusu… Aşırı benmerkezcilik; herkesin onun ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğine inanma… Toplumsal kuralları, ilkeleri, prensipleri hiçe sayma… Başta anne baba olmak üzere birçok insan tarafından terk edilme, reddedilme, taciz ya da istismar yaşamış olma… Herkese karşı kıskançlık, haset, kin, nefret ve intikam duygusuyla yaşama… Ve tüm bunların kendisini bazen iş yerinde cinsel ya da duygusal tacizci olarak, bazen “vatan”, “millet”, “milliyetçilik”” ya da örneğin İslam adına cinayet işlemekle, bazen bir suç örgütü kurmakla bazen de bir seri katil olmakla göstermesi… Bir etnik kökeni, dinsel tutumu ya da cinsel yönelimi ötekileştirmeyle, ona karşı ayrımcılık yapmayla, nefret suçu işlemekle yansıtması… İşte aramızdaki adı konmamış psikopatlar ve işledikleri tüm nefret suçları…” Aramızdaki Psikopatlar ve Nefret Suçları kitabından bir bölüm paylaşıyoruz.

Seri Katilliğe Giden Yol: Terk Edilmek, Reddedilmek, Nefret

 

Seri katil, birtakım davranış / kişilik bozukluklarına bağlı olarak, 30 günden daha uzun bir zaman diliminde ve arada bekleme dönemleri de olacak şekilde 3 veya daha fazla insanı öldüren kişidir. Genellikle öldürme nedeni cinsel içeriklidir. Kurbanlar aynı kurguda yani aynı biçimde öldürülmekte ve benzer özellikleri taşımaktadırlar (örneğin aynı fiziksel görünüm, cinsiyet veya yaş grubunda olma gibi).

Ebeveynlerin istismarına, tacizine, şiddetine maruz kalmak bir çocukta hem derin bir korku hem de öfke, nefret, intikam duygusu yaratır. Bu duygularını önceleri bastırabilen çocuk zamanla bunlarla başa çıkmasını sağlayacak yollar arar. Kendisini değersiz, önemsiz, anlamsız, sanki hayatta bir hiç gibiymiş gibi hissettiren bu duygular çocukta belirgin bir korku yaratır. Çocuk hiçkimseye güvenemeyeceğini, güvenmemesi gerektiğini, güvendiği taktirde de canının yanacağını öğrenir. Bunlar da onda kendisini “güvende” hissettirecek yani her şeyle baş etmeye hazır, her şeyi kontrol etmeye gücü olan, mükemmel, çok güçlü olduğu yönünde duygular uyandırır. Pek çok seri katil için öncelikle kendince senaryolaştırdığı sonra da uygulamaya döktüğü ölüm, işkence ya da tecavüz içerikli bu fanteziler aslında onun bu “güçlülüğünün” de bir “ispatı” olmuş olur. Bu nedenle de cinayeti işledikten sonra yanına kurbanı hatırlatacak bir eşyayı alır (cüzdan, ehliyet, ayakkabı hatta ayak gibi). Bu eşyalar seri katilin kendini güçlü hissedebilmesi için yapacağı masturbasyon için de birer araç olurlar. Örneğin Ed Kemper ve Ted Bundy kadın kurbanlarının başlarını keserler ve evlerine götürüp onların tam karşısında masturbasyon yaparlar. Albert Fish gibi bazı seri katiller de kurbanlarının bazı parçalarını evlerinde hatta buzdolaplarında saklarlar. Ayrıca, acı çektirilen her kurban katilin kendi acısıyla yüzleşmesini de engellemiş olur. Kendi acılarını, kendisine acı verilmesini kontrol edemeyen seri katil için acı çektirilen her kurban yaşamı üzerinde bir kontrolünün olduğu duygusunu uyandırır. Küçük yaşlarda ateşle oynayıp eşyalara zarar verme ya da hayvanları öldürme gibi davranışlar aslında bir seri katil için yetişkinlikteki cinayetleri için birer “ısınma turları”, işkenceciliği öğrenme araçlarıdır. Bütün bu zarar verilen her canlıyla da intikam duygusu tatmin edilmiş olur, kendisini “reddeden” dış dünyayı o da reddederek durumu eşitlemiş olur, değersizlik duygusu değerliliğe dönüşür ve birine ait ya da bağlı olduğunda mutlaka canının yanacağını düşünen seri katil için bu şiddet de kendisiyle dış dünya arasında bir mesafe koymasını sağlamış olur. Şiddetin olduğu yerde sıcaklıktan bahsedilemez çünkü.

Seri Katillerin Ortak Özellikleri

  • % 90’lık bir bölümü beyazdır.
  • Genellikle masum yüzlüdürler.
  • Birçoğu dindardırlar. Hayata dair katı, muhafazakar görüşleri vardır.
  • Pek çoğunun zeka düzeyi normalin üstündedir. Buna rağmen akademik başarıları düşüktür, uzun süreli bir işte çalışmakta zorlanırlar ve genellikle de kalifiye olmayan çalışanlardır.
  • Neredeyse hepsinin çocukluk dönemlerine ait acı veren, travmatik yaşantıları olmuştur. Arthur Shawcross 10 yaşındayken pedofili hastası yan komşusunun istismarına maruz kalmıştır. Fred West bir ensest kurbanıdır. Bobby Joe Long’un annesi bir hayat kadınıdır ve eve getirdiği müşterileriyle girdiği cinsel ilişkileri ona da izlettirmiştir. Ayrıca Bobby’yi 13 yaşına kadar da kendisiyle birlikte uyumaya zorlamıştır. Gary Heidnik’in babası o her altını ıslattığında yatak çarşafını sokaktaki komşularına göstermiştir. Henry Lee Lucas’ın hayat kadını ve alkol bağımlısı olan annesi kafasına çekiçle vurduğu bir günde onun 3 gün komada kalmasına neden olmuştur. Charles Manson’n hayat kadını olan annesi onu bir bira karşılığında bir barmene satmıştır. Jesse Pomeroy’un babası onu önce karşısında çıplak bir biçimde dans ettirmekten sonra da onu kırbaçlamaktan zevk almaktadır. Joseph Kallinger’in üvey babası onu pek çok kez çekiçle dövmüş, kırbaçlamış ve bir gün kumsalda teni iyice kızarana kadar zorla bekletmiştir. William Bonin ıslahevinde kendisinden yaşça büyük olan erkek çocuklar tarafından tecavüze uğramıştır. William Bonin yıllar sonra çeşitli zamanlarda 10 erkek çocuğuna tecavüz edip öldürmekten yargılanacaktır. Ted Bundy ablası ve eşine şiddet uygulayan, ırkçı bir büyükbaba tarafından büyütülmüştür. John Wayne Gacy’in babası onula erkekliği konusunda sürekli olarak alay ederek büyütmüştür. Ed Kemper’in annesi onun hep kısa boyuyla alay etmiş ve hayatı boyunca hiçbir kadının onu sevmeyeceğini söylemiştir. Yine aynı anne onun en sevdiği tavuğunu gözlerinin önünde kesmiş ve Ed gözyaşlarına boğulmuşken de akşam yemeği için onu yemeye zorlamıştır. Ed intikamını annesinin uyuduğu bir sırada onu öldürüp, başını kesip çöp tenekesine atmasıyla alacaktır. Henry Louis Wallace’ın annesi hem onu sürekli olarak bir sopayla dövmüş hem de ona kız elbiseleri giydirerek alışverişe çıkarmıştır. Benzer bir uygulamayı Charles Manson’un, Henry Lee Lucas’ın ve Carroll Cole’un anneleri de yapmıştır. Jane Toppan’ın okuma yazma da bilemeyen alkol bağımlısı babası onu ve kızkardeşini annelerinin de ölümünün üzerine terk etmiş ve bir daha da görmemiştir. Yıllar sonra Jane bir hemşire olmuş ve “hayattaki en büyük arzusunun çaresiz insanları çaresizlikten kurtarmak” olduğu için de toplam 42 hastayı farklı zamanlarda iğnelerle öldürmüştür. Mary Bell’in bir hayat kadını olan annesinin onu kucağına aldığındaki ilk sözü “alın bu şeyi benden” olmuştur. Takip eden yıllarda da annesi Mary’e türlü işkenceler yapmıştır. Örneğin Mary’yi o daha 6 yaşındayken eve getirdiği müşterilerine oral seks yapmaya zorlar. Kenneth Bianchi’nin hayat kadını olan annesi aşırı koruyucudur. Kenneth’in altısı ıslattığı bir günde onu doktora götürüp ondan bir cerrahi operasyon yapmasını ister. Ancak aynı anne ona her kızdığında iki elini birden tost makinasının arasına sıkıştırır. Kızkardeşleriyle hatta hayvanlarla bile cinsel ilişkiye giren, hırsızlıktan, tecavüzden ve cinayetten aranır hale gelen, çocuk ya da yetişkin hiç fark etmeksizin kurbanlarının boğazını kesen, binaları ateşe verdiği anlarda masturbasyon yaparak cinsel haz da elde eden ve bazı kurbanlarının kanını da içen Peter Kürten babasının defalarca annesini isteği dışında cinsel ilişkiye girmeye zorladığına, tecavüz ettiğine tanıklık etmiştir.
  • Genellikle çocukluk dönemlerinde terk edilmiş ya da reddedilmişlerdir. Bu nedenle de pek çoğu yetiştirme yurtlarında büyümüş ya da evlatlık verilmişlerdir.
  • Gerçek ya da üvey; ebeveynlerinden nefret ederler. Bunda mutlaka onlar tarafından fiziksel, duygusal ya da cinsel istismara maruz kalmış olmalarının etkisi büyüktür.
  • Aşırı baskıcı, şiddet uygulayan bir üvey baba ve baskın karakterli bir üvey anne tarafından yetiştirilmişlerdir. Disiplin adı altında çeşitli istismarlara maruz kalmışlar; bunlardan dolayı da kendilerine ya da kimseye güvenememe, değersizlik, yetersizlik, çaresizlik, tüm öğrenim hayatında başarısızlıklar, kendini kontrol edememe, sürekli öfke, intikam, yalnızlık gibi duygular yaşamışlardır.
  • Anneleriyle ilişki bir sevgi – nefret ikilemi içerisinde ilerlemiştir. Bazen anne bir bağlanma nesnesi, sevgi ve yakınlık ihtiyacını tatmin eden ya da etmesi gereken bir varlık olarak görülmüşken bazen de nefret edilen, acı veren, intikam alınması gereken bir kişi olarak değerlendirilmiştir. Genel olarak bakıldığında anneleriyle olağandışı ya da son derece sağlıksız ilişkiler yaşamışlardır. Örneğin Ed Gein’in fanatik düzeyde dindar olan annesi ona kadınların birer mikrop yuvası olduğunu, bu nedenle de hep uzak durması gerektiğini söylemiştir. Ed de öldürdüğü herhangi bir kadınla cinsel ilişkiye girmekten kaçınmış olsa da örneğin onların kafataslarını birer bowling topu gibi kullanmıştır. Henry Lee Lucas’ın ilk kurbanı onu 7 yaşına kadar bir kız gibi giydirip yetiştiren ve ona taciz de eden annesiyken Ed Kemper’in da annesi onun son kurbanı olmuştur. Ed annesini kendince yumuşak bir biçimde öldürmüş; öncelikle başını kesmiş ve sonra onun cansız bedenine tecavüz etmiştir. Joseph Kallinger’ın annesi o 6 yaşındayken bir fıtık ameliyatı olduktan sonra ona artık penisinin bir daha büyümeyeceğini söylemiştir. Ayrıca Joseph’e her kızdığında ellerini bir ateşin üzerinde tutturmuş ve ağladığı taktirde onu döveceğini söylemiştir. Yıllar sonra Joseph büyüyüp evlendiğinde ve bir baba olduğunda benzer işkenceleri 13 yaşındaki oğluna yapmıştır.
  • Birçoğunun babalarıyla da sağlıksız ve şiddet içeren ilişkileri olmuştur. Örneğin John Gacy’nin alkolik babası onu hep bir kız gibi davranmakla suçlamış, annesini defalarca dövmüş ve bir gün John’u cezalandırmak için de çok sevdiği köpeğini gözlerinin önünde öldürmüştür. Albert DeSalvo’nun babası çeşitli zamanlarda eve hayat kadınlarını getirmiş ve bir gün de Albert çaresizce ve korkuyla onları izliyorken annesinin parmaklarını kırmıştır.
  • Alkol ya da madde bağımlısı ebeveynlerin çocuklarıdırlar. Özellikle hamilelik döneminde uyuşturucu kullanan annelerin çocuklarında dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, bağlanma bozuklukları, yetersizlik duygusu, depresyon, uyum ve davranış sorunları görülür. FBI’ın yaptığı çeşitli istatistiklere göre seri katillerin % 70’den fazlasının annesi hamileliği boyunca alkol ya da madde kullanmıştır. Ayrıca bu ebeveynlerden birinin mutlaka geçmişte ciddi bir suça karışmış olması – cezaevinde yatmış olması da söz konusudur.
  • Bir çoğu bir ya da birden fazla kez intihara kalkışmıştır.
  • Cinsel işlev sorunları, yetersizlik, performans kaygısı, cinsel organın küçüklüğüne dair kaygılar, hayvanlarla cinsel ilişkiye girme, karşı cinsin kıyafetlerini giyme de sıklıkla görülen bir özelliktir.
  • Özellikle teşhircilikle, fetişizmle ve sadomazoşistik ögeler içeren pornografik filmlerle yakından ilgilidirler.
  • Düşük beden imgesine sahiptirler. Bir çok seri katil ergenlik dönemlerinden itibaren hiçbir kadına çekici gelmediklerini ve de gelmeyeceklerine inandıklarını belirtmişlerdir.
  • Masturbasyon yakın / sağlıklı ilişkiler kuramayan tüm seri katillerde belirgindir. Örneğin Albert DeSalvo her gün 5-6 kez masturbasyon yapmıştır.
  • Önceleri yani çocukluk döneminde küçük çaplı hırsızlıklarla, başka çocuklara öldürücü olmayan düzeylerde verilen zararlarla ya da hayvanlara işkence yapmakla başlayan antisosyal kişilikleri / eğilimleri yetişkinliğe doğru içinde sadistik işkenceyi, vahşice öldürmeyi, öldürdükleri insanları hiçbir suçluluk duygusu olmadan parçalara bölmeyi, tecavüzü ve yamyamlığı da barındıran bir hale gelir.
  • Özellikle 12 yaşından sonra alt ıslatma neredeyse tamamında görülen ortak bir özelliktir. Bu gerçek ya da üvey ailede yaşadıkları tacizin, istismarın bir göstergesidir. Elbette bunun yarattığı utanç ve suçluluk duygusu da insanlığa öfke duymaya yönelten temel etkenlerdendir.
  • Yine bir çoğunda birebir çevreye zarar verme amacıyla yapılan ateşle oynama davranışı görülmüştür. Örneğin Henry Lee Lucas 6 yaşındayken yan komşularının evini ateşe vermiş, George Adorno ise daha 4 yaşındayken ablasını yakmaya kalkışmıştır.
  • Çocukken hayvanlara zarar verme yine en belirgin ortak özelliklerdendir.
  • Zenci seri katiller hep zencileri beyazlar da hep beyazları kurban olarak seçmişlerdir.
  • Bazı seri katillerin rol yapma ve kendini sunma yani kendilerini nasıl tanınmak istiyorlarsa öyle tanıtma becerileri çok yüksektir. Örneğin yaşadıkları mahallelerdeki komşuları tarafından “sessiz, içe dönük, kibar, narin” diye nitelendirilmeleri de bundandır. Genellikle arkadaş canlısı olarak da tanımlanırlar. Çok sayıda kadına tecavüz etmiş olan Derrick Todd Lee sık sık evinde barbekü partileri ve İncil okuma günleri düzenlemiştir. 48 hayat kadınına tecavüz edip öldürmüş olan Gary Ridway kurbanlarını seçtiği sokaklarda yürürken yanına en küçük oğlunu da alıp kendi halinde bir baba gibi davranmıştır. 33 yetişkin erkek ve çocukla cinsel ilişkiye girdikten sonra öldüren ve evinin altındaki bir olukta yakan John Wayne Gacy çocukların doğum günü partilerine bir palyaço olarak gitmiştir ve kendi inşaat şirketine eleman alımı için yaptığı iş görüşmelerini de evinde gerçekleştirmiştir. Ted Bundy gibi biraz da narsisistik kişiliğinden kaynaklanan “nazik” ve çok zeki bir seri katil kurbanlarını cinsel olarak cezbetmeyi başarmışlardır.
  • Kurbanların hep tanımadık kişilerden seçilmesi suçluluk ve utanç duygularını da bastırmaya yöneliktir. Örneğin 12 kadına tecavüz edip öldürmüş olan Kenneth Bianchi için dünya ikiye ayrılır; annesi, eşi, oğlu, kuzeni ve diğer tüm insanlar.
  • İnsanları birer şeytan ya da hayvan olarak görmek ortak özelliklerden biridir. Böylelikle zarar verilen her insan bunu hak etmiş olmakla birlikte dünya bu zararlılardan da kurtulmuş olur. Kendileri de insanlığa hizmet etmiş, yararlı bir katkıda bulunmuş olurlar. Bu nedenle de örneğin her hayat kadını bir seks makinasıdır, tüm eşcinsel erkekler birer AIDS taşıyıcısıdır, evsiz insanların hepsi temizlenmesi gereken bir çöplükten ibarettirler.
  • Kurbanlara işkence yapılmasında, öldürülmelerinde ya da tecavüz edilmelerindeki temel güdü hep aynıdır; cinsel haz almak. Örneğin bazen bir tecavüz sadece güç gösterisini içerirken bazen kurbana tecavüz etmek vücuduna fiziksel olarak zarar vermeyi, yaralar açmayı, bazen de öldürdükten sonra tecavüz etmeyi barındırabilir.
  • Seri katilin zeka düzeyi, cinayeti planlama biçimi, fiziksel olarak hareket alanının olması (örneğin zaten bir kamyon şoförü olması şehirler arası yolculuk yapabilmesini sağlar), kurbanın türü (çocuk, kadın ya da zenci erkekler gibi) ya da şans gibi faktörler kurbanların sayısını etkileyebileceği gibi tespit edilmesini de engeller.
  • Seri katillerde şiddet, anormal düzeyde yalan söyleme, kendine ve herkese güvensizlik, saygısızlık, kurallara, haklara ve ilkelere karşı isyankarlık çok belirgin özelliklerdendir.
  • Bir seri katil suçu nasıl işleyeceğine haftalar hatta aylar harcayabilir, cinayeti en ince detaylarına kadar planlayabilir. Buradaki temel amaç hiçbir kural ya da insani değer tanımadan tamamen kendi duygusal ve cinsel ihtiyaçların tatminidir.
  • Birçok seri katil kurbanlarının çığlıklarından, gözyaşlarından ve kendilerinden merhamet dilenmelerinden haz duyar, bunlar onlara kendilerini güçlü ve baskın, kontrolün kendilerinde olduğunu hissettirir.

(…)

*Bu okuma parçasının yayını için Doruk Yayınları ve yazar Tarık Solmuş’a teşekkür ederiz.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.