‘Hababam Sınıfı, 73 öyküden oluşmuş bir romandır. Yazdıkça gelişmiştir, güzelleşmiştir.’

 

Rıfat Ilgaz gibi efsanevi bir edebiyat değerinin hatırası, eserleri ve edebiyatçı kimliği, oğlu Aydın Ilgaz’ın değerli çalışmalarıyla her gün ışıldamaya devam ediyor. Aydın Ilgaz, kendisin de yakından şahit olduğu “Hababam Sınıfı”nın yazılış serüvenini anlattığı “Sınıf’ın Efsanesi” adlı kitabında ünlü Yeşilçam komedi serisine, Hababam Serisine de kaynaklık eden, Türkçe Edebiyatımızın en popüler mizah eserlerinden birini bize bugün tekrar hatırlatıyor.

Sayın Aydın Ilgaz kitabınızın kapağında Rıfat Ilgaz’ın iki kitabının ilk baskıları da var. “Hababam Sınıfı” için “Yazan: Stepne” diye bir ibare var. Stepne kimdir?
Stepne takma adıRıfat Ilgaz’ın Dolmuş mizah dergisinde kullandığı imzaydı. Rıfat Ilgaz’ın hem siyasi iktidarlar, hem de gazete ve dergi sahipleri adının sakıncalı ilan edilmesi nedeniyle, yazılarının yayımlanmasını istemiyorlardı. Dolmuş dergisinde yazı yazan sakıncalı yazarlardan Aziz Nesin veÇetin Altan’da bu gruba giren yazarlardı. Derginin kapatılmaması için takma adla yazı yazmaya başladılar. Dolmuş adının yolcu taşıyan bir araç olmasından dolayı dolmuş parçalarının isimlerini imza niyetine kullanıyorlardı. Çamurluk, vites gibi…Rıfat Ilgaz’da yedek lastik anlamına gelen Stepne adını kullandı. “Hababam Sınıfı”, Dolmuş dergisinde (yazan: Stepne) olarak bir buçuk yıl yayımlandı. Hatta Dolmuş Yayınları’nda kitap olarak basılan ilk “Hababam Sınıfı”nın kapağında yazarının adı Stepne olarak görünüyordu.Rıfat Ilgaz,Stepne olarak bilindi. Okurlar, Stepne’yi Rus yazar zannetti. Rusya’daki steplerden çağrışım yaparak…

Her şeyin başlangıcı “Sınıf” adlı şiir kitabı mı?
“Sınıf”, “Yarenlik”ten sonra çıkan ikinci kitabıdırRıfat Ilgaz’ın… 25 gün kadar kalır kitapçı raflarında.Rıfat Ilgaz 24Mayıs 1944’te tutuklanır. Bu, ilk tutuklanmasıdır. 6 ay hapse mahkûm edilir.

Yargılamayı yapan dönemin Örfi İdare komutanlığıİstanbul 1nolu Örfi İdare Mahkemesi Reisliğinin 10.08.1944 tarihli tutanaklarından bir bölümü okuyayım size:

“… MaznunRıfat Ilgaz gerekduruşmadaki ifadelerinde gerek yazılı müdafaasında bu kitapla solcu fikirler hakkında propaganda yapmadığını, kendisinin realist bir şair olması dolayısı ile cemiyetimizin bugünkü hayatından bazı parçaları aynen aksettirdiğini, kitabına sınıf ismini vermekle halk ve içtimai sınıfları değil muallim olmak dolayısı ile mektep sınıfını kastettiğini, kitabın kabının da kırmızı kablı olmasının da bir manası olmayıp göze çarpan bir reklam olduğunu beyan etmiş ise de:

… Mahkemece bilirkişi olarak seçilen bilirkişi raporlarında: Sınıf adlı kitabın muharririnin hasta ruhlu olduğunu, komünizm lehinde propaganda mahiyetinde olmadığını ve kıymeti edebiyesi de bulunmadığını ifade ve beyan ettikleri görülmüş;

… Fakat daha evvel hükümet tarafından bu kitabın içeriği muzır görülüp Bakanlar Kurulu kararıyla toplattırılmış olduğuna göre hükümetçe bu kitabın başka uzman heyetlere de tetkik ettirilmiş olduğuna ve propaganda mahiyetinde görülmüş olduğuna da şüphe yoktur.

…Rıfat Ilgaz’ın hareketine uyan T.C.K.’nın 142.maddesinin 1. fıkrası mucibince 6 ay hapsine…”

Evet; her şey “Sınıf”la başladı…

Rıfat Ilgaz - Fotoğraf: Aydın Ilgaz (Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi arşivi)

‘Hababam Sınıfı’nın sadece gülmece yönü öne çıkarılıyor. Rıfat Ilgaz’ın, “Hababam Sınıfı”nı yazarken amacı neydi?
“Hababam Sınıfı”,  Güdük Necmi’nin yani babamın Kastamonu Muallim Mektebi anılarıdır. Kel Mahmut, Badi Ekrem, İnek Şaban, Kalem Şakir, Domdom Ali, Tulum Hayri, Hafize Ana… “Hababam Sınıfı”nın kahramanları yoktan kurgulanarak yaratılmadı… Hepsi de babamın sınıf arkadaşları ve öğretmenleriydi. Yıllar sonra Kel Mahmut tipiyle romanda yer alanNihat Diclebabamla,Mehmet Sayduraracılığıyla Ankara’da buluşurlar. O toplantıda çok duygulu anlar yaşanır.Nihat Diclegurur doludur çünkü öğrencisi ona herkesin çok sevdiği bir kişiliği layık görmüştür; Kel Mahmut… Ancak ne acıdır ki, yıllarönce filmsenaryosu sansür kurulundan “Ben öğretmene ‘Kel’ dedirtmem” diyen bir öğretmenin karşı çıkması üzerine geçememişti. Babam,Mehmet Saydur’un hazırladığı “Rıfat Ilgaz’lı Yıllar” adlı kitabında  “Hababam Sınıfı”nı yazma amacını şöyle açıklıyor: “ ‘Hababam Sınıfı’bir eğitim yergisidir.Mizah beyazdır, olumludur. Mizahta gülme ana öğe değildir. İsteyen ağlar, isteyen güler. Ben yergi yapıyorum, komedi bile düşünmüyorum. Hababam Sınıfı’nda üç şeyin yergisi yapışmıştır: Kopyanın, ezberin, uydurma saygının… Benim mizahım düşündürmeye dayanır. ‘Hababam Sınıfı’nda bize yakışmayan eğitimsel şeylerin yergisini yapıyorum.” Aslında sözü burada yine babama versem iyi olur. Babam şöyle anlatıyor Hababam Sınıfı’nı:“Ben bu eseri İlhan Selçuk’un sahibi olduğu Dolmuş adlı mizah dergisinde küçük hikayeler şeklinde yazmaya başladım. 1950’li yıllarda… Turhan Selçuk da resimliyordu. Öyküler çok beğenilince, İlhan devam etmemi söyledi. Aslında bu olaylarKastamonu Lisesi’nde ve Kastamonu Muallim Mektebi’nde başımdan geçen, çevremde cereyan eden gerçek olaylardı.Ben onları biraz süsledim o kadar… Romanda İnek Şaban, Güdük Necmi, Kalem Şakir, Sidikli Turan, Erkek Sevim vb. tipler gerçek hayatta aynen yaşamıştır. Kel Mahmut öğretmenimizdi. Gerçek adını tabii değiştirdim. İnek Şaban’ın asıl ismi Ahmet’tir, hayattadır ve Safranbolu’da yaşıyor. Hababam Sınıfı 73 öyküden oluşmuş bir romandır. Yazdıkça gelişmiştir, güzelleşmiştir…. Güdük Necmi benim. Nihat Dicle hocamız müdür yardımcısıydı ve Kel Mahmut tipinde canlandırdım. Safranbolulu Ahmet’de İnek Şaban oldu. 120 kiloluk bir Tulum Fehmi’miz vardı. Fehmi’ye iki porsiyon yemek çıkardı. Fehmi de Tulum Hayri oldu. Hademe Şerife Hanım, Hafize Ana tipinde canlandı. Fransızcacı Sedat Bey yine aynı rolde. Badi Ekrem beden hocası Dadaylı Rehmicük’tür.”

‘Hababam Sınıfı’ filminin senaryosu sansür kurulundan “Ben öğretmene ‘Kel’ dedirtmem” diyen bir öğretmenin karşı çıkması üzerine geçemezken, filmi izleyen gerçek Kel Mahmut yani Nihat Dicle ise öğrencisi Rıfat Ilgaz’a mektup yazmış…
“Bu mektubu yazmaktaki birinci sebep, geçen akşam televizyonda çok kıymetli eseriniz olan Hababam Sınıfı filmini seyretmek olmuştur. Daha önce tüm akrabalarım ve blok komşularımız bu filmi seyretmişlerdi. Bana verdiğiniz Kel Mahmut rolünden dolayı size minnettarlığımı, takdirlerimin, gurur ve iftihar duygularımı iletmektir amacım. Ne yapacağımı bilemiyorum. Yalnız televizyon gibi bir yayın aracında eserinizi tüm memleket bireylerinin iftiharla seyretmesi kâfidir. Sağ olunuz, var olunuz. Duygularımı takdirlerinize bırakıyorum.” Şeklindedir mektup…

‘Hababam Sınıfı’ geçen bunca yıla karşın hala güncel.. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Prof. Dr.Emin Özdemir’in ”Eğitim fakültelerinde, öğretmen adaylarına ders kitabı olarak okutulması gerek!” dediği Hababam Sınıfı tam elli yıldır gerek romanı, gerek tiyatrosu, gerekse filmleriyle halkımızın gözdesi olmuştur.Rıfat Ilgaz,“Hababam Sınıfı”nı yazarken eğitim sistemindeki çarpıklıkları gözler önüne sermeyi hedeflemişti. Aradan geçen elli yıla rağmen “Hababam Sınıfı” hâlâ ilk günkü ilgiyi görüyorsa eğer; bir eğitmen olanRıfat Ilgaz’ın gözlemlerinin ne kadar isabetli olduğunu da gösteriyor. Yöneticilerin “Hababam Sınıfı”na salt mizah gözüyle bakmaları, “ciddiye almamaları” ellerindeki bu büyük kaynaktan faydalanmalarına da engel oluyor.

AYDIN.ILGAZ3 AYDIN.ILGAZ6

Rıfat Ilgaz, ‘Okutma Üzerine’  adlı şiirinde “SINIF’ın ozanıyım mimli / HABABAM SINIFI’nın yazarıyım ünlü” demiş. Rıfat Ilgaz sadece ‘Hababam Sınıfı’nın yazarı mı?
“Hababam Sınıfı”  şiir, roman, öykü, anı, deneme türlerinde 70 dolayında yapıta imzaatan Rıfat Ilgaz”ın ününü bile gölgede bırakmıştır. Fakat en az “Hababam Sınıfı”  kadar değerli yapıtlar da kaleme almıştır.

Babamın yazarlık günlerinin usta günlerine ve yaşamının daha yetkin günlerine rastladığı için  “Pijamalılar”ı çok sevmişti. Yaşamının bir bölümü hapishane ve hastane arasında geçen babamın hayatından önemli bir kesittir  “Pijamalılar” … “Karartma Geceleri”  bir dönemin romanı…. “Karadeniz’in Kıyıcığında” ve “Yıldız Karayel”de ise Karadeniz insanının acımasız yaşam ve doğa koşullarıyla mücadelesini anlatmıştır. “Sarı Yazma” ise babamın yaşam öyküsünü anlattığı bir yapıtıdır. Çocuklar için yazdığı Bacaksız serisi ise tamamen gerçek olaylardan yola çıkılarak kaleme alınmıştır.

‘Hababam Sınıfı’ filmleri televizyonlarda defalarca gösterildiği halde yüksek izlenme oranlarıyla hep üst sıralarda yer aldı. Rıfat Ilgaz bu filmlerden hak ettiği telifi alabildi mi?
“Hababam Sınıfı”  6o yıla yaklaşan bir süre gerek romanı, gerek tiyatro oyunları gerekse filmleriyle milyonlarca kişiye ulaşmıştır. Bazı filmlerinde romanın yazılış amacını zedeleyecek değişikliklere gidilmişse de güncelliğini hep korumuştur. Hiçbir zaman babam  “Hababam Sınıfı”ndan hak ettiği telifi alamamıştır.  “Hababam Sınıfı”  filminin unutulmaz müziğini yapan Melih Kibar “ ‘Hababam Sınıfı’ için yaptığınız müzikten bu güne kadar ne kadar telif ücreti aldınız ?” diyen gazeteciye şu yanıtı vermişti; “Eğer ben Avrupa’da yaşayan bir müzisyen olsaydım; siz benimle söyleşi yapmak tapusu bana ait olan özel adaya, özel helikopterimle gelirdiniz.” demiş. ArtıkRıfat Ilgaz’ın hak edeceği telifi de siz düşünün.

Babanızın şiirleri ve yazıları nedeniyle hakkında sık sık dava açılması, toplam 5 yıl, 5 ay, 25 gün ceza alması bir o kadar da tutuklulukta geçen zaman ve sürekli takip edilmesi sizin yaşamınızı nasıl etkiledi?
Rıfat Ilgaz’ın soyadından dolayı aile fertleri de sakıncalı görüldü.Rıfat Ilgaz,Okutma Üzerine adlı şiirinde şöyle der ;

“SINIF’ın ozanıyım mimli,
HABABAM SINIFI’nın yazarıyım ünlü.
Kim ne derse desin,
Çocuklar için yazdım hep.
Canım yansın diye
İşimden atarlar sık sık,
Acısını hep çocuklar çeker…
Kendi öz çocuklarım
Benden önce.”

“Sınıf” adlı şiir kitabı nedeniyle 6 ay hapse mahkûm olan ve öğretmenlikten atılan babam, kendisi gibi öğretmen olan eşinin bu durumdan etkilenmemesi için ondan ayrılmak zorunda kalır. ABD’ye öğretim için gideceğim zaman pasaport almakta güçlük çektim. Bu yüzden kazandığım bursun ilk bölümü yandı ve geç gittim. Okuduğum okullarda, çalıştığım işyerlerinde soyadımıRıfat Ilgaz’la özdeşleştirmemeye çalıştım. Babamın adı sorulduğunda fazla kullanmadığı ön adını da ekleyerek MehmetRıfat Ilgaz diyerekçocuk aklımla, onun adını anımsatmayacağımı zannederdim. Öğrenciyken,Rıfat Ilgaz’ın görüşleri benden az buz sorulmadı. Sık sık, kendisiyle birlikte olup olmadığım sorgulandı. ABD’den Türkiye’ye döndükten sonra çalıştığım işyerlerinde terfilerime de engel oldu. Bunlar tabii ki benim için yüksünecek, üzülecek şeyler olmadı. Aksine onun kitaplarını edebiyat dünyasına kazandırmak için THY’deki teknik görevimden ayrılıp Çınar Yayınları’nı kurdum. Onun oğlu olmaktan her zaman gurur duydum.

Hababam Sınıfı’nın tiyatrosunda İnek Şaban’ı bir kadın canlandırmış… Kitabınızı okuyunca ‘Hababam Sınıfı’ hakkında bilmediğimiz ne kadar çok şey varmış, demekten kendimi alamadım…
1966’da Ulvi Uraz Tiyatro Topluluğu’nca Beyoğlu Küçük Sahne’de ilk kez sahneye konan Hababam Sınıfı’ndao günlerin gençoyuncularından Zeki Alasya, Metin Akpınar, Ercan Yazgan, Ahmet Gülhan ve Suzan Uztan ile birlikte Ali Yalaz, Ulvi Uraz ve Zihni Küçümen oyuncu kadrosunda yer alırlar. Oyun 3 ay boyunca kapalı gişe oynar. İşin ilginç yanı oyunun en önemli kahramanı İnek Şaban’ı genç bir bayanın, Suzan Uztan’ın oynamasıdır;. Suzan Uztan rolünü o kadar başarılı oynar ki kadın olduğunu kimse anlayamaz. Suzan Uztan’ı da birkaç yıl önce maalesef yitirdik…

AYDIN.ILGAZ7-gerekirse AYDIN.ILGAZ-anasayfa

Yurtdışında ki eğitiminiz sonrası askerliğinizi yedek subay öğretmen olarak Hatay’ın Samandağı ilçesinin Sutaşı köyünde yaptınız… 2 yılın sonunda babanızın yaşadıklarına bakışınızda bir değişiklik oldu mu?
Aslına bakarsanız Sutaşı köyünde geçen iki yılım bana çok şeyler kazandırdı. Gerçekle yüz yüze geldiğimi fark ettim. Babamın yazdıklarının hayal ürünü olmadığını, yaşanmış olaylar sonucu o şiirlerin yazıldığını daha iyi anladım. Fakat o günlerden bu günlere bazı şeylerin hiç değişmediğini görmek beni üzüyor. “Çocuklarım” adlı şiirinde ekonomik zorluklar nedeniyle okula gidemeyen ve okulunu bırakmak zorunda kalan çocukları yazmıştı…

“Yoklama defterinden öğrenmedim sizi,
benim haylaz çocuklarım!
Sınıfın en devamsızını
bir sinemadönüşü tanıdım,
koltuğunda satılmamış gazeteler…
Dumanlı bir salonda
kendime göre  karşılarken akşamı,
nane şekeri uzattı en tembeliniz…
Götürmek istedi küfesinde
elimdeki ıspanak demetini
en dalgını sınıfın!
İsterken adam olmanızı
çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun
palto, ayakkabı yüzünden
Kiminiz limon satar Balıkpazarı’nda
kiminiz Tahtakale’de çaycılık eder ;
biz inceleye duralım aç tavuk hesabı,
tereyağındaki vitamini
ve kalorisini taze yumurtanın!”

Şimdi durum çok mu farklı sanki?

Rıfat Ilgaz oğlu Aydın Ilgaz ve torunu Anıl Ilgaz ile Kastamonu'daki Rıfat Ilgaz sokakta

Bir döneme ışık tutan “Karartma Geceleri” ve “Halime Kaptan” adlı romanı MEB tarafından “100 Temel Eser” arasına seçildi. Neler düşündünüz?
Babam  “Sınıf”  şiir kitabı nedeniyle 6 ay ceza aldığı dönemde ciğerlerinden rahatsızdı. Sürekli tedavi görmesi ve iyi beslenmesi gerekiyordu. Bu nedenle teslim olmayı sürekli geciktiriyordu. O dönemleri Karartma Geceleri adlı romanında yazdı. Daha sonraYusuf Kurçenli’nin yönetmenliğini yaptığıTarık Akan’ın başrolünü oynadığı  “Karartma Geceleri”  yurtiçi ve yurtdışında pek çok ödüller aldı. Bana göre  “Karartma Geceleri”  karanlık bir döneme ışık tutuyor. O ışık bugünün karanlığını da aydınlatacak güçte… Sadece öğrencilerin değil herkesin okuması gereken bir yapıt… “Halime Kaptan” tamamen gerçek bir olaydan yola çıkılarak kaleme alınmıştır. Babam çocukluğunun geçtiği Cide’de tanımıştır RahimeKaptan’ı… Daha sonra babasının Termeye tayin olması nedeniyle gittikleri Terme’de ilk kez yazmıştır. Şiirden önce romanla adım atmıştır edebiyat dünyasına diyebiliriz. Babam 1969 yılında tekrar Cide’ye giderek Rahime Kaptan’ı tanıyanlarla görüşerek  Halime Kaptan adıyla kitaplaştırır. “Halime Kaptan”, Cideli bir kadın kaptanın, azgın fırtınalarla ve korsanlarla baş ederek İnebolu’ya cephane çekişinin romanı.Rıfat Ilgaz’ın çocukluğunda yakından tanıdığı Halime Kaptan’ın tarihte örneği çok az rastlanan gerçek kahramanlıkları… Türk kadınının yurdu için dalgalı denizlerdeki savaşımının ve Ulusal Kurtuluş Şavaşı’na cephane kadar dalga dalga “UMUT” taşıyışının belgeselidir. Yalnızca “Karartma Geceleri” ve “Halime Kaptan” değil diğer kitapları da (“Sarı Yazma”, “Karadeniz’in Kıyıcığında”, “Yıldız Karayel”, “Don Kişot İstanbul’da”, “Şeker Kutusu”, “Rüşvetin Alamancası”, “Bacaksız”) gerek  öğrenciler  gerekse büyükler tarafından büyük bir keyifle okunuyorlar. Öyle kiRıfat Ilgaz kitaplarıkuşaktan kuşağa geçiyor. Babamın fuarda saatlerce kitap imzaladığı günlerden birinde, 12 yaşlarındabir çocukelindeki yıpranmış kitabı imzalaması için babama uzattı. Biraz konuştuktan sonra babam bana seslendi; “Bu çocuk elinde, dedesinin yıllar önce okul çağlarında aldığı kitabı getirmiş. İçindeRıfat Ilgaz imzasıvar!” Ondan sonrada aynı kitabı oğlu babama imzalatmış. Şimdi ise üçüncü kuşaktan bu torun, dedesinin kitabını, kendisi için imzalatıyor.

“ Dedeme imzalamışsınız, babama imzalamışsınız; şimdi sıra bende! ” diyordu. Bundan büyük mutluluk olabilir mi?

Son yıllarda Rıfat Ilgaz için yapılan çalışmalar konusunda neler söylemek istersiniz?
10–12 Mayıs 2006’da Kastamonu Meslek YüksekOkulu ilebirlikte yaklaşık 100 bilim insanının katıldığı bir sempozyum düzenledik. Sempozyum bildirilerinden oluşan 1000 sayfalık bir de kitap yayınladık. Yine geçtiğimiz yıl Cide’de Kastamonu Üniversitesine bağlı olarakRıfat Ilgaz MeslekYüksekokulu açıldı. Nisan 2010’da da CideRıfat Ilgaz MeslekYüksekokulu Uygulama Oteli hizmete girdi.Rıfat Ilgaz’ın 7 Mayıs 1911’de doğduğu ev deRıfat Ilgaz Müzesiyapıldı. Müzede babamın bütün özel eşyaları (kitapları, çalışma masası, yatağı, giysileri, gözlüğü, kalemi,  fotoğrafları) sergileniyor… Cide Kaymakamlığı tarafından ilköğretim okulu öğrencilerinden oluşanRıfat Ilgaz ÇocukKorosu kuruldu. Rıfat Ilgaz’ın doğumunun 100. yılı nedeniyle yurtiçi ve yurtdışında da etkinlikler düzenledik. Önder Uygun, Kültür Bakanlığının da desteğiyle “100 Yıllık Çınar: Rıfat Ilgaz” adlı bir belgesel hazırladı. Sevengül Sönmez’in hazırladığı Rıfat Ilgaz kitabı da Kültür Bakanlığı Yayınları arasında çıktı. Ayrıca Rıfat Ilgaz’ın bütün kitaplarını Çınar Yayınları ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları birlikte yayınlıyor…

Sınıf’ın Efsanesi / Yazar: Aydın Ilgaz / Çınar Yayınları / Kapak Fotoğrafı: İsa Çelik / 3.Baskı Aralık 2011 / 176 Sayfa

Aydın Ilgaz; İstanbul’da doğdu. Liseyi Kabataş ErkekLisesi’nde okudu.Kazandığı bir bursla, Amerika’da Michigan Eyalet Üniversitesi’nde elektronik mühendisliği okudu. Boys Club Of America adlı gençlik kulüplerinde yüzme öğretmenliği ve gezi direktörlüğü yaptı. Babası Rıfat Ilgaz’ın kitaplarını basmak için 1983 yılında Çınar Yayınları’nın kuruculuğunu üstlendi.  1991 yılında Türk Hava Yolları’ndan emekli olduktan sonra, yayınevinin başına geçti. Aynı yıl Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri seçildi. Bu görevini iki dönem sürdürdü.Aydın Ilgaz, yurt içinde ve yurt dışında yaptığı üç yüzden fazla söyleşiile genç kuşaklara eğitimci ve edebiyatçı bir aileden gelme kazanımlarını aktarmaya çalışıyor. Ayrıca, babasının ölümünden sonra kurduğuRıfat Ilgaz Kültür Merkezi’ni yönetiyor.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.