“Bu, satın aldığınız son diyet kitabı olsun.”

 

Diyet kitapları, kitapçıların “çoksatarlar” raflarının üst sıralarında olmaya devam ediyor. Birbirinin benzeri kitaplar da var, Alkali Diyet gibi, yaşam bkalitenize katkı sunacak bilgileri içeren kitaplar da… İleri antiaging yaklaşımlarını ülkemizde ilk uygulayan hekimlerden Dr. Ayşegül Çoruhlu Alkali Diyet adlı kitabında, vücuttaki asit-alkali dengesini koruyarak toksinlerden arınma ve kilo verme rehberi sunuyor. Bu kitap beslenme alışkanlığınızı tekrar gözden geçirmenize neden olacak…

Neredeyse her gün yeni bir diyetle tanışır olduk. Şimdi de “alkali diyet”i duymaya başladık. Nedir alkali diyet?
Alkali diyet, aslında şimdiye kadar doğru bildiklerimizin toplamıdır. Genel olarak diyetler belli konseptlere göredir; kan gruplarına göre olanlar, ağırlıklı protein içerenler, kalori hesabına dayalı olanlar gibi. Tüm bu konseptlerde eksik olan temel nokta, vücudun alkali olmak üzere dizayn edildiğini ve en büyük günlük meselesinin de asit artıkları atmak olduğunu hatırlatmamış olmaktır. Bu sebeple, alkali diyet yeni bir kavram ya da trend değildir. Zaten tüm hekimlerin bildiği, vücudun normal çalışma süreçleriyle ilgili bilgilerdir. Yeni olan, vücudun istediği alkali seviyesini doğru besin seçimlerimizle yapabileceğimizdir. Normal olarak vücut kendi iç işlemleri sonucu asit artıklar çıkarır. Biz de bu asit artıkları nefes, dışkı, ter ve idrarla atarız. Ama beslenme seçimlerimizle vücudun atılacak asit yükünü artırabiliriz veya azaltabiliriz. Alkali diyette amaç, atılacak asit yükünü azaltmak için alkali yapan besinleri günlük olarak tüketmektir. Dolayısıyla alkali diyet, bir kısıtlama ve az yemek yeme yerine, alkali yapan besinlere menümüzde yer vermeye yönelik, bir ekleme ve dengeleme diyetidir.

Diyette dikkat edilmesi gereken nokta vücudun genel iyilik ve sağlık halini belirleyen “asit-alkali dengesidir” diyorsunuz. Asit-alkali dengesi nedir?
Vücudumuz alkali olmak ister, asitler ise atmak istedikleridir. Alkali asidin zıddıdır. Asitlerle kastedilen vücuttaki toksinler, artıklardır. Mesela idrarımız asittir. Terle, idrarla, dışkı ve nefesle hep asit artıkları dışarı atarız. Vücuttaki hücreler için en ideal ortam asit artıklardan arınmış, hafif alkali bir ortamdır. Vücutta daima asit-alkali dengesi olmalıdır ve bu denge her zaman alkali tarafa kaymış değerde korunmalıdır.

AYŞEGÜL.ÇORUHLU1 AYŞEGÜL.ÇORUHLU2

Asit-alkali dengesinin olmaması bizim için ne gibi sorunlar yaratır?
Eğer vücuttaki asit birikimi fazlalaşır, vücudun alkali rezervi azalırsa hücreler sağlıklı fonksiyon gösteremez. Hücre içinde artık çöpler birikir ve denge asit tarafa kayar. Vücudun asitlenmesi tüm hastalıklardaki ortak nedenlerden biridir.

Şimdiye kadar kimse bize böyle bir dengeden bahsetmemişti. Diyet yapan herkes ne yediğine önem gösterirdi tabii ki ama asit-alkali açısından değil protein, yağ vb. bakımından… Şimdi beslenmemizde bu dengeyi nasıl kuracağız?
Şimdiye kadar yapılan diyet önerilerinde eksik olan nokta asit-alkali dengesinin ne kadar önemli olduğuydu. Alkali Diyet bu eksik noktayı tamamlamak için yazdığım bir kitaptır. Alkali diyetin prensibi asit yapan yiyeceklerle alkali yapanları 1’e 3 oranında tutmaktır. Yani günlük menümüz en fazla yüzde 30 asitlendiren, yüzde 70 alkali yiyeceklerden oluşmalıdır.

Kilo ile vücudumuzun asitlenmesi arasında nasıl bir ilişki var?
Asitlenmiş bir bünye az yemek yense dahi kilo kaybetmemeye direnir veya kaybedilen kiloyu çok hızlı geri alır. O sebepten kilo kaybetmek isteyen bir kişi yüzde 20 asitlendiren yiyecekleri, yüzde 80 alkali yapan yiyecekleri tüketmelidir. Alkali yiyecek oranını artırarak daha hızlı, sağlıklı ve kalıcı kilo vermek mümkündür.

Peki, asit yapan yiyecekleri tamamen hayatımızdan çıkarmamız mı lazım? Hangi yiyecekler asit yapar?
Vücudu asitlendiren yiyecekler hepimizin zararlı olduğunu bildiği yiyeceklerdir. Örneklersek, hayvansal gıdalar, doymuş yağlar, beyaz unlular, şekerliler, kolalı içecekler, hazır gıdalar, işlenmiş etler, şekerli içecekler, alkol, cipsler, kızartmalar, şekerlemeler vb. Bu liste böyle uzayıp gider. Biz bunların hepsinin sağlığa zararlı olduğunu biliyoruz ve şimdi öğrendik ki bu zararın sebebi, bu yiyeceklerin vücudumuzu asitlendirmesidir. İşte bu tür yiyeceklerden önerdiğim orandan daha fazlasını tüketmemek gerekir. Geri kalan miktarlar alkali yiyeceklerden olmalıdır.

AYŞEGÜL.ÇORUHLU4 AYŞEGÜL.ÇORUHLU3

Alkali olan yiyecekler nelerdir?
Sağlığımız için iyi olduğunu bildiğimiz yiyecekler de alkali yiyeceklerdir. Tüm sebzeler, meyveler; tohumlar, tohum yağları, zeytinyağı, baharat, balık, hindi gibi iyi proteinler, baklagiller, işlenmemiş tahıllar gibi. Bunlara su içmeyi de ekleyebiliriz.

Asitli yiyeceklerle beslenmenin sağlığımız açısından ne gibi zararları var?
Tüm hastalıkların ve esasında inatçı bel bölgesi kilolarının temelinde, vücuttaki fazla asit yükünün atılamamış olması yatar.

Aşırı asitlenme farkında olmadığımız en büyük gizli tehlikedir diyorsunuz. Vücudun aşırı asitlenmesi ne gibi olumsuzluklara ya da hastalıklara yol açar?
Vücutta asit-toksin birikmesi pek çok hastalıkta etkendir. Damarlardaki plaklar, damar sertliği, insülin duyarsızlığı, osteoporoz, böbrek taşları, diş çürükleri, spastik kolon, reflü, gut hastalığı asitlenmenin etkili olduğu hastalıklardan sadece birkaçıdır.

Vücudumuzdaki asitlenmeyi tamamen bitirmek mümkün mü?
Vücudun atılacak asidi her zaman olur. En ideal beslendiğimiz günde dahi asit atarız, idrarla, terle veya dışkıyla. Yani atılım işlemi hiç durmaz. Ama atılacakların miktarını azaltıp, asit temizleyen organlarımıza yardım edebiliriz. Bu da alkali yapan besinleri daha çok tüketerek olur.

“Sindirilmeden önce yiyeceğin asitlendiren ya da alkali olması önemli değildir, önemli olan yiyeceğin sindirim sonrası halidir” diyorsunuz, bunu bize açıklar mısınız biraz?
Yiyeceklerin dışarda ne oldukları değil sindirim sonrası vücut içindeki durumları önemlidir. Örneğin limon dışarda asitlidir ama sindirildikten sonra vücudun toksin temizlemesine yardım eden bir besindir, yani limon vücut içinde alkalidir.

Alkali diyete “iç” çevremizi temiz tutarak başlamayı öneriyorsunuz. İç çevremiz dediğiniz neresidir ve orayı nasıl temiz tutabiliriz?
İç çevre yani tüm hücrelerimizi kastediyorum. Her gün hücredeki artıkları ter, idrar, nefes ve dışkıyla atıyoruz. Bunu vücudu temizlemek için yapıyoruz. Bu temizliğe yardım etmek için vücudu alkali yapan besinlerden daha çok tüketmeliyiz. Oysa asitlendiren besinler vücutta atılacak çöp miktarını artırırlar.

AYŞEGÜL.ÇORUHLU5 AYŞEGÜL.ÇORUHLU6

Kilo almamak ya da zayıflamak için asit-alkali dengesini düzenlemek tek başına yeterli olacak mı?
Büyük oranda sebze ağırlıklı beslenmek elbetteki kilo konusunda kalıcı çözüm olacaktır. 1’e 4 oranını koruyarak hem bolca yemek hem de kilo vermek mümkündür.

Peki, diyelim ki beslenmemizde birkaç gün kaçamaklar oldu, dikkat edemedik. Bu kaçamakları telafi etmek için neler yapabiliriz?
Alkali olmaktaki en kolay yol olan alkali su veya sebze suyu içmek en kolay kaçamak telafisidir.

Alkali diyeti herkes uygulayabilir mi?
Alkali diyet mevcut en sağlıklı beslenme şeklidir ve çocuk yaşlı herkes için uygundur.

Her diyetin bir başı ve sonu vardır mutlaka. Anladığım kadarıyla alkali diyetin yaşam boyunca beslenmemize yansıyan bir diyet olması gerekiyor. Öyle değil mi?
Alkali diyet kitabın adı olmakla birlikte bu bir diyet değildir. Kısıtlamak yerine alkali yiyecekleri daha çok eklemek ve asit-alkali oranını dengelemek üzerinedir. Sağlığı korumak için hayat boyu vücudu alkali yapmaya çalışmak gerekir.

Alkali diyette yer alan elma sirkesi, karbonat ve limonun ne gibi faydası vardır? Akşam yatarken içilmesini önerdiğiniz bir bardak elma sirkeli su mide açısından zararlı değil midir?
Zararlı değildir. Elma sirkesi ve limon vücut içine girdiğinde toksin atılma işini kolaylaştırır. Toksinler atıldıkça da vücut alkali olur. Karbonat, içtiğimiz suyun pH’ını alkali yapar. Suyu daima alkali içmeliyiz.

AYŞEGÜL.ÇORUHLU-SLİDE-VE-3 AYŞEGÜL.ÇORUHLU8

Alkali beslenen biri ile alkali beslenmeyen bir kişi arasında ne gibi farklar vardır?
Asitlendiren yiyeceklerden hayvansal proteinlere ağırlık veren diyetleri yapanlarda, ağız ve ter kokusu, ağır kokulu idrar gibi belirtiler olur. Kabızlık söz konusudur. Ağır protein diyetleri kanda ürik asit yükselmesi başta olmak üzere böbrek, karaciğer, eklem ve damarlara zarar verir.

Bizim için alkali diyete uygun bir günlük menü oluşturabilir misiniz? Alkali diyette kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri nasıl olmalıdır?
Alkali olduğunu söylediğim yiyecekler her öğünde diğerlerinin dört katı tüketilmelidir. Tüm sebzeler, salata olarak, söğüş olarak, sebze çorbası veya ızgara, haşlama, zeytinyağlı olarak bolca tüketilmelidir. Badem, ceviz gibi kuruyemişler ve zerdeçal, tarçın gibi tüm baharat beslenmede olmalıdır. Lor peyniri ve kefir faydalıdır. Soğuk deniz balıkları ve baklagiller iyi seçeneklerdir. Meyveler iyi antioksidanlardır. Zeytinyağı en iyi yağ seçimlerindendir. Elbette bolca alkali su içilmelidir.

Alkali Diyet / Yazar: Dr. Ayşegül Çoruhlu / Okuyan Us – ‘O’ kitaplar / Yayına Hazırlayan: Seda Arıcıoğlu / Editör: Seda Arıcıoğlu – Pelin Özer / Kapak Tasarım: Ebru Demetgül / Ekim 2012 / 168 Sayfa

Ayşegül Çoruhlu; 4 Temmuz 1969 doğumludur. Orta öğrenimini İzmir’de tamamladı. 1994 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Şişli Etfal Hastanesi’nde biyokimya uzmanlığı ihtisasını tamamlarken Boğaziçi Üniversitesi biyomedikal mühendisliği master programına devam etti. 2000 yılında Amerikan Hastanesi’nde biyokimya uzmanı olarak çalışmaya başladı. Daha sonra İntermed Polikliniği laboratuvar şefi olarak görevine devam etti. Bu görevde kaldığı yıllar içinde koruyucu hekimlik konseptine uygun check-up programları hazırladı. Anti-oksidan testler, gıda duyarlılığı testi, kişiye özel hormon ve genetik testleri gibi ileri anti-aging yaklaşımlarını ilk uygulayanlardan oldu. Vitamin ve mineral desteği kullanımı konusunda uzun süre eczacı ve doktorlara seminerler verdi.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.