‘Aşk kuvvetli bir dalga ve acemi ruhların işi değil; o nedenle çoğumuz çuvallıyoruz.’

 

Psikolog Aysun Bal’ın kitabı ‘Aşkın Psikopat Hali’, Destek Yayınları’ndan çıktı. Aysun Bal, ‘Aşkın Psikopat Hali’nde hem kendi deneyimlerinden hem bir psikolog olarak mesleki deneyimlerinden yola çıkarak hayatın en can yakan noktalarını acısını alarak, dünyaya gülümseterek anlatıyor. ‘Aşkın Psikopat Hali’, herkesin bir ön bahçesi bir de arka bahçesi olduğunu, sırt çevirdiğimiz arka bahçelerimizden kaçamayacağımızı, onunla yüzleşip görünür yüzümüze gösterdiğimiz ilgi ve özeni karanlıkta kalan yanımıza da göstermemiz gerektiğini hayatın içinden örneklerle anlatıyor. İnsanların sürekli göz önünde bulunan ön bahçelerinden dikkatinizi arka bahçelere çekiyor.

Kitapta evli sevgilisinin fiziksel ve sözlü şiddetine maruz kalan ama bunlara göz yuman, hatta kimi zaman bundan hoşnut olan bir kadın var; Elif. Elif sizce neden bunlara göz yumuyor, neden çekip gitmiyor?
Elif cinselliğin dışında ona iyi davranan evli bir adamla birlikte. Kimimizin ruhunda acıya yer ayrılmış durumda. Sevmek gibi sevilmek gibi sevildiğin kişi tarafından acıtacak davranışlara maruz kalmak normlarımız dahilinde. Çocukken aşağılanmak, istismara uğramak, değersizlik duygusunun yüksekliği gibi çeşitli sebeplerle hayatımızda bazı yaralarımız oluyor. Ve eğer ki bu yaralarımı fark edemeyip iyileştiremezsek de travmalarımızı tekrar ettirir dururuz. Sonra deriz ki “Ne kadar kısmetsizim hep aynı şeyler başıma geliyor”. Başımıza geliyor çünkü başımıza gelmesi için ruhumuzda onun bir karşılık geleceği bir yer var.


Peki Elif’in sevgilisi Cem neden ona bu şekilde yaklaşıyor? Elif ile Cem arasındaki ilişki nasıl bir ilişki? Aşk mı, sevgi mi, bağımlılık mı yoksa sadece cinsel bir birliktelik mi?

Cem’in cinsellikteki tutumunu kitapta anlatmaya çalıştım. Çocukluğunda annesi ile bazı anıları mevcut ve hepsi Cem’i öfke ile dolduran anılar. Cem’in dışarıdaki maske ile dolaşırken, Elif ile tanışması onun maskesini düşürmesine sebep oluyor hem de olanak sağlıyor. Çünkü yargılanmadığı ve bir şekilde kabul edildiği bir ilişkinin içine giriyor. Eğer doğru konumlandırılırsa aslında bu uç noktalarını törpüleyip iyileştirebileceği de bir fırsat aslında Elif ile yaşadıkları. Ben içinde her dinamiği barındırdığına inanıyorum Elif ile Cem arasındaki ilişkinin.

Cem evli ve karısına Elif’e davrandığı gibi davranmıyor. Evliliğinde de mutlu. Peki neden aldatıyor ve neden karısından ya da sevgilisinden ayrılmayı düşünmüyor?
Cem mutlu diyebiliriz evliliğinde. Ancak Cem kendini tam olarak keşfedip sahip çıkan bir karakter değil ki. Çoğumuz gibi… Cem’in cinsellikteki sapkınlıklarını eşi hiç bilmiyor. Aslında Cem’in eşi Cem’i tanımıyor. Cem’in hem ön hem arka bahçesini görüp ilişki kuran kişi Elif. Cem’i tanıyan bu durumda Elif. Ancak orada da şu an gel-git yaşıyor. Elif’i kabullenmek demek Cem için kendi yaralarını da kabullenmek demek. Bu zor ve acılı bir süreçtir. Haliyle de çok gel-git yaşıyor.


Kitabınızın ismi “Aşkın Psikopat Hali” Ne oluyor aşkın psikopat halinde? Aşkın başka ne tür halleri var?

Aşkın tırnak içinde psikopat hali. Halk arasında kullanılan haliyle psikopat hali. Anormal bulduğumuz, bizi ürküten, sınırlarımızı, kurallarımızı zorlayan her şeyden korkarız. O nedenle de anormal ilan ederiz. Aşk da öyle anormal bir durum. Kalp çarpıntınız, konuşma şekliniz, tavırlarınız, hayat enerjinizi değiştirir. Sizi hem havalara uçurur hem yerin dibine sokar. O nedenle de ürkütür. Aşk kuvvetli bir dalga ve acemi ruhların işi değil; o nedenle çoğumuz çuvallıyoruz. Aşk dalgasında sörf yapmayı öğrendiğimizde ise ben kendimce ad koydum; aşkın bilge halini yaşayabiliyoruz. Hem kendimizi tanımış oluyoruz bu evrede hem de ilişkiye hakim olabiliyoruz ve karşımızdakini de olduğu gibi kabul ediyoruz.

Peki aşkın psikopat hali daha çok erkekler de mi kadınlarda mı görülüyor?
Sanırım şiddet içeren ilişki dinamiklerini kastettiniz. Karşılıklı olduğu için her iki tarafta da yaygın; farkları şiddet yaşanırken bir tarafın aktif diğer tarafın edilgen pozisyonda olması. Sonuçta bulundukları eylem aynı; şiddet.

Bunun nedeni nedir? Bir insan neden aşkın psikopat halini yaşamak ister? Neden bundan mutlu olur?
Yaşamak ister ancak bilinçli olarak isteyen az. Genelde bunu kadere bağlıyoruz. Ama dönüp de bir bakmak lazım; milyarlarca erkek arasında hem dayak atan adamlara neden hep aynı kadınlar denk geliyor diye… Bir anlamı olmalı kişinin ruhunda bir karşılığı olmalı. Ruhumuzda, kişiliğimizde bir karşılığı olmayan hiç bir olay ve davranış başımıza gelmiyor. İlk soruda cevapladığımız gibi değersizlik duygusu, yüzleşilmemiş çocukluk travmalarının nüksedişi aslında…


İlişkilerde belli bir süreden sonra aşk yerini bağımlılığa mı bırakıyor?
Kişilerin algı seviyesiyle alakalı. Kendini gerçekleştirememiş biri bir diğerine bağımlı olabilir ve bir ilişki onun için muhtaçlık da barındırır. Ancak kendini gerçekleştirmiş biri zaten mutludur kendi içinde ve aşka da ilişkisine de hakkını verir. Bağımlı olmaz ilişkisine bağlı olur.

Her şeye rağmen örneğin ihanet, sözlü ve fiziki şiddete rağmen bir ilişkide aşk devam eder mi, bitmez mi? Yoksa bu bir bağımlılığa mı dönüşmüştür?
Aşk kalıplara, şablonlara, mantık kurallarına koyulabilecek bir şey değil. Öyle olsa bu yüzyıla kadar birisi çözmüş olurdu eminim. Her şeye rağmen aşık olabilirsiniz ancak ilişkinin içinde olup olmamak tamamen tercih meselesidir. Kişisel bir kar-zarar hesabı gerektirir. Bağımlılık karar verdikten sonra vazgeçilesi bir şey. Bağımlılıksa eğer ilişkiyi noktalamak daha kolay.

Acı bağımlılığı diye bir şey var mı? 
Acı bağımlılığımız var. En çok izlenen dizilere baktığımızda bile karşılaştığımız bir gerçek. İyi mi kötü mü diye yargılayamam; tercih… Hayattaki sınırsız ihtimaller arasından acıyı seçmek de bir tercih. Daha vahim bir bağımlılığımız var ki o da düşünce bağımlılığı. Hiç durduramadığımız zihinlerimiz yüzünden psikolojik rahatsızlıklar yaşıyoruz.


Bir psikolog olarak kadınlar neden sizce böyle ilişkilere, bu şekilde davranılmasına göz yumuyor?

Çok genel bir cevap vermem zor, her bireyin hikayesi biriciktir. Ama az önce de belirttiğim gibi altta yatan korkularımız (değersizlik, başarısızlık, terk edilme…) ve çocukluk dönemi travma ve istismarlar neticesinde kötü muamele görülen ilişkilere mağruz kaldığımızda göz yumuyoruz.

Bazen de defalarca ihanete uğramış, uğrayan ve bunun farkında olan, buna göz yuman kadınlar oluyor. Bu aşkın nasıl bir hali oluyor? Neden kadınlar buna katlanıyor, ilişkiyi devam ettiriyor?
Ben buna göz yuman kadınları yargılamıyorum. Toplum yeterince sert bu konuda. Herkes arkadaşına akıl verirken keskin konuşsa da kendi başına geldiğinde affedebiliyor. İnsanların kararlarını yargılamadan her şeyi yaşamasına izin vermeliyiz diye düşünüyorum. Çünkü araba çarpmış birine yardım edilir, niye buradan geçiyordun ben olsam geçmezdim diye akıl verilmez. Toplumumuzda başka dinamikler de var maddi bağlılıklar gibi bu da kadınlarımızın elini kolunu bağlayan bir neden. Ancak gerçekten ayrılık kararını veren bir kadını bu engel de durduramaz. Ben aldatılıp kalanları da aldatılıp severek ayrılanları da yargılamamız gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta ikisi de bir karar ve ikisi de bedelleri olan kararlar.

Peki kötü bir ilişkiden çıkan veya aldatılan biri için bu tecrübe nasıl düşünülmeli? Bu kişi tecrübe edinmiş oldum artık aynı hatalara düşmem mi demeli yoksa hepsi aynı diyip karşı cinse olan güvenini yitirmeli mi?
Parmak izlerimiz bile aynı değil hiçbirimizin. Herkes aynı olamaz. Mümkün değil. aynı olan bizizdir hayat her an zaten değişiyor. Güvenmeden yaşanılmaz; ama kendini değiştirmeden de yaşanılmaz.


Peki aşık oldum diyerek eşini, sevgilisini aldatan ama eşinden, sevgilisinden de vazgeçemeyen biri için ne söylemek istersiniz?

Emin olabilirsiniz ki o da yaşadığı gel-gitin bedelini ödüyordur. Hayatta tercih ettiğimiz her şeyin bedelini o salise içinde ödemeye başlıyoruz. Dışarıdan bakılınca ohh ne güzel iki kişiyle birlikte diye algılansa da yükü çok fazla; kişi belli ki kendini arayıp bulamama durumu yaşıyor. İki kişiye yaşattığı sancıların toplamını kendi de yaşıyordur.

Aldatma küçük bir kaçamak olduğunda affedilmeli mi yoksa ilişki ya da evlilik ilk hatada bitirilmeli mi?
Çok bireysel bir karar bu. Duruma kişiye aradaki bağa göre değişir.

İnsanların ilişkilerinde, evliliklerinde hatta çocuklarıyla ilişkilerinde yaşadıkları her şey, aslında onların çocukluklarında yaşadıklarıyla mı şekilleniyor? 
Davranışlar ve davranışları nasıl algıladığımız bizim gelecekteki davranışlarımızı şekillendiriliyor. Her anımız gerçek olmayabilir. Ancak zihnimizde hatıralarımızda öyle kalmıştır. Zihin korkularla birlikte anıları çarpıtabilir. Amaç anımızın doğrusunu hatırlamak değil o anımızın bizim şuandaki hayatımızda nasıl bir yansımaya sahip olduğunu bulmamızdır. bu yolla anılardan da travmalarımızdan da azad olup, olmak istediğimiz kişiye dönüşebiliriz.

Aşkın Psikopat Hali / Yazar: Aysun Bal / Psikoloji / Destek Yayınları / Genel Yayın Yönetmeni: Ertürk Akşun / Editör: Kemal Kırar / Kapak Tasarımı: İlknur Muştu / 1. Baskı Ekim 2014 / 280 Sayfa

Aysun Bal; 1985 İstanbul doğumlu. Ankara Hacı Ömer Tarman Anadolu Lisesi’nde Almanca eğitim aldı. Ankara’da büyüdü; üniversite için İstanbul’a geldi. İstanbul Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi sırasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başta olmak üzere devlet ve özel hastanelerde ve Adli Tıp Kurumu’nda staj yaptı. Medyapım’da Proje- Format Geliştirme departmanında görev aldı. Uzun vadede, iyi bir televizyoncu olmak istiyor. Asıl mesleği ile televizyonculuğu harmanlayabileceği alanlar açmak istiyor. Piyano ve gitar çalıyor.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.