‘Duygularını içine atan, onlarla yüzleşmeyen çoğu kadın bu üç kitap sayesinde öfkesini, nefretini, sevgisini dile getirerek ruhunu özgür bıraktı…’

 

“154 kadın, ev hanımı, yazar, gazeteci, oyuncu, milletvekili, psikolog, öğrenci… Bir araya geldik ve hayatımızda son sözü kime derdik, ne derdik, neyle kimle yüzleşirdik, kime söylenirdik bunları yazdık. Zaten İmza Kızın ve İmza Karın kitaplarını biliyorsanız anlayacağınız gibi üçlemenin sonuncusu bu. Kolektif kadın mektuplarından oluşan kitaplarımız ile pek çok kişiye ulaşmak, yüreklerine dokunmak istedik hep.”Farklı sosyokültürel yapılardan kadınlar, hayatlarındaki ilk erkek olan babalarına yazdılar önce mektuplarını. Tüm söylemek istediklerini bu mektuplarda dile getirdiler. Sonrasında kız çocukları büyüdü ve karşılarına çıkan diğer erkeklere, eşlerine, sevgililerine, beyaz atlı prenslerine döktüler içlerini. Son olarak da “İmza: Ben” ile hayatta son söz olarak kime neyi söylemek istediklerini dile getirdiler. Kimi kendine, kimi geçmişine, kimi hastalığına, kimi hiç doğmayacak çocuğuna… Kolektif mektuplardan oluşan üçlemenin son kitabı “İmza: Ben” ile hiç tanımadığınız ya da çok yakından tanıdığınız kişilerin dünyalarına farklı bir gözle bakacak, belki de her bir mektupta kendinizi bulacaksınız.

‘İmza:Ben’ kadınların yazdığı bir mektup kitapları dizisinin son cildi. Bu proje nasıl doğdu? Mektupları yazan kadınlarla iletişim nasıl gerçekleşti?
Banu:Bu aslında bir 25 sene öncenin hayali. Yoğun çalıştığı ve yeni bir hikâye kitabı çıkardığı için bu kitapta aramızda olamadı ama bizim bir de üçüncümüz var; Selgin GB. Selgin ile ben (Esra) yıllar önce elden ele dolaştırıp “Kadınlar Dekameronu” diye bir kitap okumuştuk. O zamandan beri ara sıra “Biz kızlar da böyle bir kitap yazsak!”  diye ortaya çıkardık. Kimse de oralı olmazdı. Bundan 2 sene önce, artık iyice cılızlaşan bir sesle yine repliğini tekrar edince, ben de “Hadi” dedim. O dönemde de blog dünyasına girdiğimiz ve “yazmadan duramayan bir kadın deryası” olduğunu gördüğümüz için, kitabı blogger kadınlarla yapalım dedik ve ben (Banu) da devreye girdi ve yola çıktık. Çıkış noktamız  bir çocukluk hayalini gerçekleştirmekti yani. Ticari bir beklentimiz yoktu, bu yüzden de olur da satılırsa bir vakfa derneğe bağışlayalım diye yola çıktık. Konu belirleme aşamasında da Esra’nın kızı Ela bize ilham verdi.

Esra: Kocam iş seyahatindeyken, bir gün ben bunu odasında ağlarken buldum.  Babasını özlemiş. Ben de “Babana duygularını anlatan bir mektup yaz. Ben göndereyim. Böylece rahatlamış olursun” dedim. Çok içli bir mektup yazmış. Ben de kocama göndermekle kalmadım, sosyal medyada paylaştım. Epey bir ilgi çekti. Böylece de konumuzu belirlemiş olduk. Mektupları yazan kadınlarla iletişimimiz bloglar ve sosyal medya sayesinde oldu, özellikle twitter dan çok faydalandık.

bo_1

Bu kitaplar bloglarda yazılan yazıların paylaşımların verdiği heyecanla aklınıza düşmüş. Bloglardaki düşünce paylaşımları hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye’de kadınlar bloglarda neler yazıyor, paylaşıyor?
Banu:Şurası bir gerçek ki kadınlar yazmaya çok yakın ve çok da güzel ifade ediyorlar duygularını. Çok değişik bloglar var, anne-çocuk, moda, seyahat, yemek, astroloji… Çok hızlı bir bilgi paylaşımı oluyor ve Amerika’yı yeniden keşfetmeniz gerekmiyor bununla birlikte çok fazla bilgi kirliliği de var. Zaman zaman tek doğru şeklinde yazılan blog yazıları var ki, çok da dikkatli olmak gerekiyor.

Blogların eğlence dışında bir iç dökme ve ana akım medya dışında bir paylaşım boyutu olduğunu gösteren işlerden biri de bu kitap bence. Sizin takip ettiğiniz, sevdiğiniz kadın blogları neler?
Banu:Buradan isim verirsek unuttuğumuz olabilir sonra bloggerları üzeriz fakat o an ihtiyaca göre takip ediyoruz desek daha doğru olur. Örneğin daha önce hiç gitmediğimiz bir ülkeye gideceksek gezi bloglarını takip ediyoruz, tabii listemizde konusunda iyiler var ve onlara yöneliyoruz.

Kitapta mektupları olan kadınları bize biraz tanıtır mısın? Çok fazla kadın bir araya gelmiş, hangi çevrelerden ve yaşlardan kadınlar?
İlk kitap İmza Kızın’da yaşları 7 ile 70 arasında değişen bir grup vardı. İmza Karın’da bu rakamlar değişti 20 ile 80 oldu. Son kitap İmza Ben’de ise yaşları 20 ile 80 arasında değişen çok farklı sosyo-ekonomik seviyeden kadın var. Milletvekili, doktor, edebiyatçı, öğretmen, oyuncu, öğretmen, ev hanımı, öğrenci… Kimi kendine yazdı kimi hastalığına, kimi öğretmenine, kimi geçmişine…

bo_2a bo_2b

Yazarlar arasında profesyonel edebiyatçılar da var. Onların katılımı nasıl gerçekleşti?
Örneğin ilk iki kitapta olmasını çok istediğimiz Canan Tan ve İpek Ongun gerek babaları gerekse eşleriyle çok gündemde olmak istemediler ama bu son kitapta yine kendilerini çok ön plana çıkarmadılar ama bir “yüzleşme” yaptılar ve iyi ki de varlar.

Sizler ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz, yazıyla, kitap dünyasıyla ilişkiniz ne boyutta?
Banu: Benim 2010 yılında çıkardığım kızımla beraber yaptığımız aktiviteleri anlatan “Hayat Çocukla Güzel” adlı bir kitabım var, şu anda da yazmaya devam ettiğim bir işadamının biyografisi var, inşallah eylül ayında çıkacak. İşim gereği – şirketlere eğitim verip koçluk yapıyorum- zaten sürekli bir okuma halindeyim.

Esra: Ben ise 6 yıldır kardeşim ve eşiyle birlikte anaokulu işletiyoruz. Biz de birlikte metin yazarlığı yaptığımız eski müdürüm yeni ortağımla çocuklara yönelik bir proje üzerinde çalışıyoruz. Çocuklara kültürümüzü, turistik yörelerimizi, tarihi değerlerimizi eğlenceli bir şekilde çaktırmadan öğreten, macera türünde bir çocuk kitabı serisi yazıyoruz. İçinde uzaylılar var, müzik var, merak var. İlk kitabı tamamladık. Şimdi yayınevlerinin kapısını çalma aşamasındayız. Ortak yola çıkılan her türlü kalbe dokunan işe de varız tabi ki.

bo_3a bo_3b

İlk kitap babaya, ikinci kitap eş, sevgili olan erkeğe, üçüncü kitap ise kadınların kendine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu akış hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Banu:Bir kız çocuğunun hayatındaki ilk erkek babasıdır. Kadınlığı, kadın olmayı her ne kadar annesinden öğrense, zamanının çoğunu onunla geçirse de baba onun ilk erkeğidir. Babasının kuzusu kız çocuğu büyüdüğünde karşısına diğer erkek (ler) çıkıyor ve hayatında olumlu-olumsuz izler bırakıyor, belki de babasını arıyor çoğu erkekte. İlk iki kitapta onlara karşı olan duygularını dile getiren kadının mutlaka söyleyecek son bir sözü de vardır dedik ve İmza Ben ortaya çıktı. Tamamlayıcı da oldu ve çok ilgi gördü.

Bir kadının ilk özgürleşme mücadelesi babaya karşı verilen midir? Ya da bu mektuplar özgürleşmek hakkında mı?
Bu mektuplar, kişinin kendi kendisiyle özgürleşmesi aslında. Duygularını içine atan, susan, onlarla yüzleşmeyen çoğu kadın bu üç kitap sayesinde öfkesini, nefretini, sevgisini dile getirerek ruhunu özgür bıraktı aslında. Yıllarca onu terk eden kocasına duygularını açamayan ya da babasına “aklıma kulağıma küpe olacak tek bir sözünüz gelmiyor” diyen bir kız çocuğu bunları yazıya dökünce ne kadar rahatladığını, artık hesaplaşmanın bittiğini söylüyorsa bu ancak ruhun özgürleşmesidir.

bo_4a bo_4b

Bu üç kitabın sizde bıraktığı duygu nedir ve bu süreçte öğrendiklerinizi nasıl tarif edersiniz? Kadınlar babalarına, eşlerine ve son olarak kendilerine en çok ne söylemeyi istemiş, neyi söylemekte zorlanmış?
Biz bu üç kitaptan çok şey öğrendik tabii ama ilk olarak “biz başarabiliyorsak herkes başarabilir” duygusunu yaşadık. Olmaz dediğimiz oldu, yazmaz dediğimiz yazdı, imkânsız dediğimiz gerçek oldu. Yeter ki insan istesin, her şeyi yapabilecek güçte aslında.Pek çok kadının yazma yeteneği olduğunu fakat mükemmel olamamaktan korktuğu için geri planda kalmayı tercih ettiğini gördük ve onları biraz itmekle aslında mükemmel olmayı beklerken çok şeyi kaçırdıklarını fark etmelerine yardımcı olduk. Birlikte ortak bir hedefe kilitlenmenin o harika duygusunu, coşkusunu yaşadık.

Kitap, Görme Özürlüler Kitaplığı’na katkı sağlayacak. Bu oluşumdan ve işbirliğinizden bahseder misiniz?
TÜRGÖK Başkanı Tülay Yazgan ile İmza Kızın ve İmza Karın kitapları çıktığında tanışmıştık. Hatta Tülay Hanım o sıralar yeni yitirdiği eşi ve Türgök Kurucusu Gültekin Yazgan için İmza Karın’a bir mektup yazmıştı. Bu yıl Türgök’ün 10. Kuruluş yıldönümü ve biz de diğer iki kitabın tüm telif gelirini bağışladığımız gibi İmza Ben için de bir dernek arayışındaydık ve 10. Yıl için de çok anlamlı olur diyerek TÜRGÖK’ü uygun gördük. Türgök, Türkiye’nin her köşesinde ve yurtdışında yaşayan her yaşta 5 bini aşan görmeyen kişiye hizmet ulaştırıyor. 2 Kabartma, 1 sesli dergi çıkarıyorlar. İmza Ben de TÜRGÖK Gönüllüleri tarafından sesli kitap oldu. İmza Ben ne kadar çok satarsa TÜRGÖK’e gelir olarak dönüşü de o oranda olacak ve daha çok görmeyen kitaba, hizmete ulaşacak.

bo_5

İmza: Ben / Editörler: Banu Özkan Tozluyurt – Esra Aylin Akalın / Destek Yayınevi / Güncel / Nisan 2014 / 488 Sayfa

Banu Özkan Tozluyurt;29 Mart 1974 yılında İstanbul’da doğdu.1991 yılında İstek Vakfı Özel Belde Lisesi’nden mezun oldu.1996 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirdi.1996 – 1999 yılları arasında Rota Yönetim Geliştirme Hizmetlerinde, Sistem Yaklaşımı, Öğrenen Organizasyonlar ve Takım Halinde Öğrenme Laboratuvarı çalışmalarında bulundu. Aynı yıllar arasında Bireysel Gelişim, İletişim, Yönetim, Çağrı Merkezi konularında eğitimler verdi.2000 yılında Avrupa Amerika Holding Bünyesinde, Cine 5, İktisat Bankası, Emek Sigorta ve A Net in ortak çağrı merkezi şirketi olan Multinet AŞ’de eğitim yönetmenliği görevinde bulundu.2001- 2003 yılları arasında TELSİM Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. Eğitim Direktörlüğü’nde çok sayıda eğitim programları hazırladı ve yönetti.2004- 2008 yılları arasında TEM Yönetim Geliştirme Hizmetleri AŞ’de eğitim, ölçme değerlendirme ve gölge müşteri projelerinde yöneticilik yaptı.Maltepe Üniversitesi Ve Kırmızı Danışmanlık-Kazım Yurdakul İşbirliği ile hazırlanan “Yaşam Koçluğu” sertifikası sahibidir.ABD’nin önde gelen yönetim danışmanlığı firmalarından biri olan Zig Ziglar Inc.’ın sertifikalı eğitmenidir.Hobi olarak gezi yazıları yazmaktadır.Evli ve bir kız çocuğu annesidir. Ebeveynlerin çocuklarıyla beraber keyifli vakit geçirebilecekleri aktiviteleri, kendi kızıyla olan hikâyesinden yola çıkarak kaleme aldığı Profil Yayıncılık tarafından basılmış ‘Hayat Çocukla Güzel’ adlı kitabı bulunmaktadır.

Esra Aylin Akalın; 40 yaşında. Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu. 10 yılı aşkın pazarlama tecrübesinden sonra 6 yıldır Zürafa isminde bir anaokulunun kurucu ortağı. Aynı zamanda Okus Pokus adlı freelance metin yazarlığı şirketinde, web siteleri, bloglar, dergiler, kataloglar, her türlü mecra için metin içeriği sağlıyor. Yazmayı, okumayı, gülmeyi, çocukları çok seviyor. İmza: Kızın ile başlayan bu serüvenin fikir annelerinden. www.kakarakikiri.wordpress.com blogunda mizah ağırlıklı yazılarını okurlarıyla paylaşıyor.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.