“Topu ceza sahasına kadar getirmekle olmaz, gol de atacaksınız.”

 

Ona “girişimciliğin gurusu” deniyor. Baybars Altuntaş, nerede bir girişimci ruh sezse hiç yorulmadan ardından giderek, girişimciye destek veriyor. Destek Yayınları’ndan çıkan Otobüsten İndim BMW’ye Bindim kitabıyla kişisel başarı hikâyesini ve girişimcilik deneyimlerini anlatan Baybars Altuntaş, Başarıda Tanrı Parçacığı adlı ikinci kitabıyla girişimcilik ile girişkenlik arasındaki farkı anlatırken; içindeki gücü keşfedip, Tanrı parçacığıyla birleştirebilenlerin başarıya ulaşmaları için izlemeleri gereken yolu kaleme almış… Baybars Altuntaş ile Başarıda Tanrı Parçacığı kitabını konuştuk…

Baybars Altuntaş’ın kuralları, olmazsa olmazları nelerdir?
Benim kurallarım sadece girişimcilikte başarılı olmak için değil, hayatta el attığınız her işte başarılı olabilmek için geçerli kurallar. Uygulayabilenler mutlaka sonuca ulaşıyorlar. Kısaca kuralları sıralamak isterim:

1. Herkes bakacak, ancak yüzde yüz başarıyı yakalamak istiyorsanız siz göreceksiniz.

2. Çevrenizin atıl kapasitesini mutlaka değerlendireceksiniz.

3. Topu ceza sahasına kadar getirmekle olmaz, gol de atacaksınız.

Dikkat ettiyseniz, kurallar insana dayalı kurallar. Yani, aslında benim için olmazsa olmaz kural insanın bizzat kendisi. Başarıyı yakalamak isteyen kişinin de bu başarıyı yakalayabilecek kapasitede olması gerekiyor. Kitaplarımda herkesin bu kapasitesini artırmaya yönelik ipuçları veriyorum.

Girişimci ruhu hemen keşfediyor ve izini sürüyor musunuz?
İşte benim de püf noktam bu. Girişimci ruhu çok hızlı keşfederim ve peşini kolay kolay bırakmam. Yeni çıkan kitabım bunu kanıtlayan yaşanmış bir öyküyle başlıyor. Masa üzerinde pek çok girişim projesinden birini çekip nasıl şirket kurma aşamasına kadar getirdiğimi tüm detaylarıyla anlatıyorum. Nasıl bu kadar hızla girişimci ruhu keşfettiğime gelince: Her gün yüzlerce girişimci mesajı alırsanız, binlerce girişimciyle yüz yüze görüşmeler yaparsanız, o yollardan siz de geçtiyseniz, siz de benim gibi girişimci sarrafı olabilirsiniz.

BAYBARS.ALTUNTAŞ1 BAYBARS.ALTUNTAŞ2

Girişimci ile girişken arasındaki fark nedir?
İş fikirlerinin kafanızda uçuşmaya başladığı andan itibaren girişkensiniz. Ancak bu iş fikirleri uygulamaya dökülüp hareket kazanmaya başladığı an girişimciliğe adım atmış olursunuz. Aynen, vakti zamanında uzayda elektron ve nötronların uçuşması gibi. “Higgs bozonu” ya da bilinen adıyla “Tanrı parçacığı”yla buluşan bu elementler bir anda kütle kazanıyorlar. Bu kitabımla, aklında iş fikirleri, hedefleri, misyonları olan bireylere kütle kazandırmayı hedefliyorum. Özellikle aklında iş fikirleri uçuşan girişkenlerin, bu iş fikirlerine kütle kazandırıp girişimcilik boyutuna geçirmesi için Başarıda Tanrı Parçacığı’nı yazdım. Bu kitapla 9 adımda girişkenlikten girişimciliğe geçişi sağlayacaklar.

Girişimci olmak için gerekli özellikler nelerdir?
Öncelikle girişken olunacak. Girişkenlik boyutunu tamamlamadan girişimciliğe geçiş söz konusu değil. Bireyi girişkenlik aşamasından girişimcilik aşamasına taşıyan asıl unsur onun ruh hali. “Herkes yaptıysa, ben de yaparım!” iddiasını taşıyan bir ruh hali olacak. Böylesine bir ruh hali yoğrulmaya müsait bir girişimci ortaya çıkarır. Hayatın kendi kuralları da bu yoğurma işlemini mükemmel bir şekilde gerçekleştirir.

Girişimci adayı hangi yolu izlemeli projesi için?
Önce etrafına bakınacak, eksiklikleri görecek. Ardından da burnu paranın kokusunu alacak. Eğer sermayesi yoksa, çevresindekilerin kullanmadıkları kapasitelerini kullanabilmeyi başarmalılar. Böylelikle sıfırdan başarıyı yakalabilmesi mümkün.

“Her şey zenginler için” söylemini sürekli kullananlara siz nasıl yanıt veriyorsunuz?
“Her şey, zengin olmayı becerebilenler için” diye düzelterek yanıt veriyorum. Eğer becerebilirlerse, herkes zengin olabilir. Bu kitapta zaten bu beceri düzeyini yakalayabilmeleri için atmaları gereken 9 adımı teker teker anlatıyorum.

Para sahibi olmak, başarıyı getirir mi?
Para ile başarı kavramları arasında hiçbir bağlantı yoktur. Sadece algı yanılgısı vardır. Özellikle bizim toplumumuzda, başarılı olmak demek zengin olmak demektir. Halbuki, dünyaya zengin gelip hayatta başarısız olmuş o kadar çok örnek vardır ki. Bu iki kavram elma ile armut gibidir, ikisi de farklıdır.

Herkes para kazanmak istiyor. Kitabınızda “Para kazanmak için dört ana yol var” diyorsunuz. Nedir bu dört ana yol? Beşinci bir yol yok mu?
Birinci yol emlak piyasalarıdır. İkinci yol emtia piyasalarıdır. Üçüncü yol borsadır. Dördüncü yol da girişimciliktir. İlk üç yol için sermayeye ihtiyacınız var, paranız varsa bu yollardan gidebilirsiniz. Dördüncü yol olan girişimcilik yolunda ise, sermayeye gerek yok. Becerebilen herkes yola girerek para kazanıp diğer yollara geçiş yapabilir zaman içinde. Beşinci yol ise, miras kalırsa, Milli Piyango’dan ikramiye çıkarsa… Bu tür yollardan da zengin olmanız söz konusu…

İçindeki gücü keşfetmiş olanların, bu fırsatları içindeki Tanrı parçacığıyla birleştirdiklerinde, sonuca hızlı varacaklarını söylüyorsunuz. Peki içindeki bu gücü fark etse de cesaretini toplayıp risk alamayanlara ne önerirsiniz?
İçindeki bu gücü keşfedenler mutlaka cesaretlerini toplayacaklardır. Çünkü bu gücü keşfeder keşfetmez kendilerine ilk soracakları soru şudur: Ne kaybederim ki? İşte bu soruyu soranlar cesaretlerini hızla topluyorlar. Bu yüzden, içindeki Tanrı parçacığını keşfedenler, cesaretlerini toplayamıyorlarsa bu soruyu kendilerine sorsunlar. Görecekler ki hızla hareket etmeye başlayacaklar.

“Önce sat! Sonra harca!” modeli her zaman işe yarıyor mu?
Kesinlikle. Özellikle sermayesi olmayan girişimci adayları bu modelle ilk adımlarını atabilirler. Hem de kaybetme riski olmadan.

İş modelini belirlerken dikkate alınması gereken kriterler nelerdir? Neler önerirsiniz?
İş modelinizi dört ana unsurun birleşiminden oluşturmanızı öneriyorum: girişimci + çevre + atıl kapasite + satış becerisi.

Girişimci adayı, çevresindeki bireylerin kullanmadıkları kapasitelerine göre yeni iş fikirleri geliştirirse ve bu projesini bu bireylere ikna edebilirse, müthiş bir sosyal sermaye ortaya çıkarabilir. Böylelikle ortaya hiç para koymadan işlerini başlatabilir. Bu dört unsurdan herhangi biri eksik olduğunda iş zora girer.

Sürekli değişen ekonomi gündemiyle istikrar yakalamak mümkün mü?
Sürekli değişen ekonomi gündemine göre, iş planlarınızı da sürekli değiştirmeniz gerekebilir. Bu değişimi gerçekleştiremeyenler, sürdürülebilir başarı ortaya koyamayabilirler. Demek ki, sürekli değişen ekonomi gündemiyle istikrar yakalamak mümkün, ancak değişime ayak uydurabilmeniz şartıyla.

BAYBARS.ALTUNTAŞ3-ANASAYFA BAYBARS.ALTUNTAŞ5

İnsanlar risk almaktan korkuyor. Siz de kitabınızda “Akıllı girişimci risk almaz” diyorsunuz. Peki bu nasıl olacak? Risk hangi durumlarda alınmalı?
Hesaplanılabilir risk alınmalı. Akıllı girişimci, parayı kaybettiğinde yerine nasıl koyabileceğini de çok iyi hesaplayabilen girişimcidir. Eğer B planı hazırsa, bu risk aslında onun için risk değildir, proje finansmanıdır. Eğer B planı hazır değilse, işte bu risktir ve hiç bir akıllı girişimci böylesine bir riske girmez.

“Hayal kurun ama hayalci olmayın” diyorsunuz kitapta. Nasıl?
İş planınızı oluşturduktan sonra neler olabileceğini kafanızın içinde üçboyutlu olarak canlandırın, neler olabileceğini hayal edin. Ancak, sonsuz enerjiyi keşfetmeyi ortada hiçbir iş planı olmadan hayal ediyorsanız, size ancak hayalci denilebilir.

“Başarının sırrı doğru iş modellemesi” diyorsunuz. Doğru model olduğunu nasıl bilecek girişimci?
Kitabın sonunda 9 adımlık bir kontrol listesi veriyorum. Buradaki soruları teker teker ve o sırada cevaplarlarsa, iş modellerinin doğru olup olmadığı ortaya çıkıyor.

“İnsanlardan para değil atıl kapasite isteyin” diyorsunuz. Atıl kapasite nedir?
Herkesin işyerinde kullanmadığı ve kendisine ek maliyet getirmeyen bir kapasitesi mevcuttur. Bir telefon, bir masa, bir iskemleyi bir araya getirdiğinizde ortaya bir şirket çıkabilir. İşte kullanılmayan bu kapasiteyi ben atıl kapasite olarak adlandırıyorum.

Kitabın bölüm başlıklarından birini sormak istiyorum. Finansal sermaye mi, sosyal sermaye mi? Hangisi daha çok işe yarar?
Girişkenlikten girişimciliğe geçerken sosyal sermaye daha çok işe yarıyor. Sosyal sermayenin ana unsurları insanlar. Çevrenizdeki insan sayısı ne kadar fazla ise sosyal sermayeniz de o derece güçlü oluyor. Parayla yapamayacağınız şeyleri çevrenizdeki bu insanlarla yapmanız mümkün olabiliyor.

Son yıllarda özellikle kadın girişimciler epeyce atak yaptı. Siz de kadın girişimcileri destekliyorsunuz. Kadın girişimciler dünya ekonomisinde daha mı etkili?
Dünya servetinin yüzde 25’ine yakın bir oranı kadınlara ait. Ancak kadın yatırımcı sayısı yüzde 5 civarında. Girişimcilikte sınıfta kalıyorlar. Daha doğrusu sınıfta bırakılıyorlar. Evde çoluğuna çocuğuna bakmak yerine girişimcilikle uğraşmak isteyen bir kadın, yakın çevresinden bu desteği alamayabiliyor. Hele de Doğu’ya gittikçe, 10 çocuk yapan bir kadının girişimci olmasını ve kendi işini kurup para kazanmasını beklemek biraz hayalcilik olur gibime geliyor. Bu yüzden sizin daha önce sorduğunuz bir sorunun cevabını tekrarlamam gerekiyor. Girişimci olarak para kazanmak için dört yol vardı. Beşincisi yok mu demiştiniz. Ben de beşincisi miras kalırsa, Milli Piyango’dan ikramiye çıkarsa demiştim. İşte kadınların zengin olabilmeleri için bu beşinci yol dışında kendilerine pek seçenek bırakılmıyor…

Kadın girişimcilere neler önerirsiniz?
Web sitelerinde sanal mağazalarını açarak başlasınlar girişimcilik hayatlarına. Evlerinden de yürütebilecekleri bu sistemle, hem aile hem de girişimcilik kulvarını beraber yürütebilirler.

Girişimcilikte eğitimin rolü nedir?
Girişimcilere çok hızlı yol almalarını sağlayabilir. Sürücü kursuna gider gibi, girişimcilik kurslarını mutlaka takip etsinler. Yola çıkmadan önce teknik bilgi sahibi olsunlar. Kaza yapmadan araç kullanmasını öğrenmek gibi, batmadan başarılı olmayı öğrenebilirler.

Kitabın sonunu yararlı bilgilerle bitirmişsiniz. Ve bir form var. Neden?
Kitabı okurken aklınıza pek çok iş fikri gelebilir. Ancak neresinden ve nasıl başlayacağınızı bilemeyebilirsiniz. Yani, elektronlar bir türlü kütle kazanmayabilir. İşte kitabın sonundaki form sizinle buluştuğunda Higgs bozonu gibi bir etki yapacak ve iş fikirleriniz somut hale gelecek. Bu formu girişimcinin Tanrı parçacığı olarak görüyorum.

Baybars Altuntaş; 1970 İstanbul doğumlu… Boğaziçi Üniversitesi İngilizce bölümü mezunu. Henüz üniversite 3.sınıf öğrencisiyken 1992 yılında Deulcom’u kuran Baybars Altuntaş, iş dünyasındaki başarılarıyla kısa sürede adını duyurmayı başardı. Evli ve iki çocuk babası olan Baybars Altuntaş, iş dünyasında dinamik ve yaratıcı çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor…

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.