‘Robin Hood’un Türk yazınındaki karşılığı Köroğlu.’

 

Dünyanın en çok bilinen hikaye kahramanlarından Robin Hood, yönetmen, araştırmacı ve çocuk romanları yazarı Bilgin Adalı tarafından yeniden yazıldı ve Yapı Kredi Yayınlarının alt markalarından olan Doğan Kardeş Kitaplığı dizisinden yayınlandı. On-ondört yaş arası gençler için kurgulanmış bu versiyon, yazarın çeşitli Robin Hood metinlerinden çevirdiği ve kendi üslubuyla ‘efsane’ye bağlı kalarak romanlaştırdığı bir ‘türkçe’ versiyon… Bilgin Adalı ile ‘Robin Hood olmayı’ ve gençlik edebiyatını konuştuk…

Önce ‘Robin Hood’ kitabınızın hikayesinden başlayalım istiyoruz. Kapakta ‘Çeviren ve uyarlayan’ şeklinde imzanız yayınlanmış. Aslında bu tür uyarlamalar, özellikle telifi olmayan ya da donmuş eserler için geçmişte sıklıkla yapılırdı, özetler yayınlanırdı. Bu kitabı gençler için yazılmış bir ‘Bilgin Adalı versiyonu’ olarak mı görmeliyiz?
Sanırım öyle. Dünya dillerinde kaç ayrı Robin Hood kitabı yazılmış, bilmek olanaksız. Eski ve yeni pek çok Robin Hood kitabı var. Hepsinin özü aynı ama: Robin Hood, yasa dışı yaşamaya zorlanmış, haksız yere kazanç sağlayanlardan, yönetimleri altındaki halka acı çektirenlerden almış, aldığını yoksul halkla paylaşmış. bir kahraman. Tıpkı bizim Köroğlu gibi… Ben “Gutenberg”deki metinlerden yararlandım. Kendimce bir bütünlük oluşturmaya çalıştım.

Sizce yetişkin bir okur, hangi yazarın Robin Hood’unu okumalı?
Yetişkin okur Robin Hood’u okumasa da olur. Çocukluğunda, gençliğinde okumadıysa, şimdi okumasının bir yararı yok bence. Onlar genellikle “çok satan” kitapları okumaya meraklıdır. Ama gerçekten meraklısı, benim toparladığım kitabı okursa, büyük keyif alacaktır sanıyorum.

Konu buraya gelmişken, gençlik için yazılan romanın, ya da roman versiyonlarının dili hakkında konuşmalıyız belki de… Gençler için yazılan roman yetişkinlere göre değil midir, gençlere yazarken nasıl bir üslup geliştiriyorsunuz?
Benim kimi kitaplarımın kapağında yaş grubu 7-77, 9-99 olarak belirtilir. Karmaşık olmayan, yalın bir üslupla yazıyorum kitaplarımı ben. Çoğu her yaş grubu tarafından severek okunuyor. Bazı çocuk okurlarım, “Annem şöyle bir bakmak için aldı, bitirmeden geri vermedi,” diye yakınırlar. Sanırım, çoğu kitabım her yaş grubuna seslenebiliyor. Didaktik yazmıyorum bir kere. Belli bir serüven havası içinde, çocuklar kadar anne-babalara da seslenebilecek öyküler yazıyorum çoğu kitaplarımda. Kaledibi Sokağı, Gılgamış Destanı, Çatalhöyük Öyküleri gibi kitaplarımı her yaş grubu keyif alarak okuyabilir. Elbette Kafka ya da James Joyce okuyucusu değil sözünü ettiklerim. Belki onlar bile…

Birçok çocuk romanınız var. Çocuk edebiyatının, size göre sanatsal çerçevesi nedir? Nasıl romanlar olmalıdır?
Böyle bir çerçeveyi çizmek çok zor. Çocuk okuyucu, çok değişik türlerde kitapları severek okuyor. Harry Potter’ı severek okuyan bir çocuk, benim Gezgin kitabımı ya da Robin Hood’u da severek okuyabiliyor. Bu bağlamda bir çerçeve ya da okuyucu profili çizmek çok zor. Güzel bulduğu her şeyi severek okuyor çocuklar. Ama ne yazık ki çoğu öğretmenimiz, kendi çocukluğunda okumuş olduğu Pollyanna gibi kitapları aşabilmiş değil henüz. O tür kitapları “ödev” olarak okumaya zorlanan çocuklar, korkarım okumaktan da uzaklaşıyor.

Sizce çocuk romanları nasıl algılanıyor? Yetişkinler çocukları için nasıl kitap seçiyor?
Nasıl algılandığını bilemem. Ama yetişkinlerin çocuklar için kitap seçmesine karşıyım. Bırakalım çocuklar seçsin okuyacakları kitapları. Ben kendim seçtim çocukluğumda, hiçbir zararını da görmedim. Sevdiğimi okur, sevmediğimi okumayı da ertelerdim.

Çocuk romanlarının okunması okulların, öğretmenlerin tavsiyeleri üzerinden mi şekilleniyor?
Kimi zaman dediğiniz gibi işliyor bu süreç. Ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın “100 Temel Eser” listesi gibi yönlendirmeler de var. Keşke hiç olmasa. Benim sevdiğim, çocuğun okuyup da çok sevdiği bir kitabı öğretmenine önermesi. İlgili öğretmen, o kitabı okuma çabasına giriyor, beğenirse öteki öğrencilere de öneriyor. Ama o kadar az ki bu yapıdaki öğretmenlerimizin sayısı… Küçük kızım üçüncü sınıftayken, öğretmeninin “Şeker Portakalı”nı okuma ödevi olarak verdiğine tanık oldum. İlkokul üçüncü sınıf nasıl anlayabilir öyle bir kitabı? Ama öğretmen öyle uygun görmüş. Beşinci sınıfa geldiklerinde de Kafka’yı ödev olarak verelim, olsun bitsin. Yine de, meraklı öğretmenin kılavuzluğu iyi oluyor sanırım.

Çocuk ve gençlik romanlarının birbirinden ayrılan kesin çizgileri var mıdır?
Burada temel sorun şu: Hangi çocuktan, hangi gençten söz ediyoruz? “Çocuk” dediğimiz, sınırları şablonla çizilmiş “alfa” ya da “beta” çocuğu değil ki. İkiz kardeşlerin bile seçimleri çok farklı olabiliyor. Okumayı çok seven bir çocuk, okudukça gelişip kısa sürede “gençlik” dediğimiz öbeğe sıçrayabiliyor. “Genç” dediklerimizin çoğu zaten pek kitap okumuyor. Okuyacak zaman bulamıyor test sınavlarına hazırlanmaktan ya da Fenerbahçe-Beşiktaş maçlarını kovalamaktan. Bence yok öyle bir sınır. Çocuk okurun kendine özgü bir gelişim süreci var. Kitap okumayı çok seven bir çocuk beşinci sınıfta İnce Memet’i okuyamaz mı?

Okumayı geliştiren ilk kitapları bir yana bırakırsak roman formatındaki her metni çocuklar ve gençler okuyabilir mi? Yaş aralığını belirleyen yazınsal kriterler nedir size göre?
Yukarıda dediğim gibi, burada bir sınır çizemeyiz. Yine aynı soruya geliyorum: Hang i çocuk? Bırakın yöreden yöreye yaşanan büyük farklılıkları, aileden aileye öyle farklı yapılar var ki, standart bir çocuk profili çizmemiz olanaksız. Kendi kültürel gelişim düzeyine göre herkes her metni okuyabilir, ya da okuyamayabilir.

Robin Hood’a gelirsek… Sizce bugünün gençliği için Robin Hood nasıl bir kahraman? Bugünün dünyasındaki karşılığı nedir?
Robin Hood’un Türk yazınındaki karşılığı Köroğlu. Nasıl bir kahraman olduğuna okuyanlar karar verecektir sanırım. Günümüz dünyasında bir karşılığı pek yok. Zalimlerle kim savaşabiliyor günümüzde? (Green Peace, Avaaz gibi örgütler var şimdi, ama zalimden alınanı yoksula dağıtmak yok günümüz kültüründe) Belki, okuduğu metni severse, çocuk kendisini özdeşleştirecektir Robin’le. Öyle bir haz alacaktır kendince.

bilgin_adali_robin_hood (1) bilgin_adali_robin_hood (2)

“Zenginden alıp fakire verme” bugün sizce ergen bir gençte nasıl bir yankı uyandırır? Adalet duygusunu körükleyebilir mi?
Sanırım adalet duygusunu geliştirebileceği kadar, tanık olduğu kimi adaletsizliklere karşı bilinçlenmesine de yardımcı olacaktır. Elbette bu yine, “hangi çocuk”tan söz ettiğimize bağlı. Umarım Robin gibi, Köroğlu gibi davranmaya kalkışmazlar…

Önsözde, Yunus Emre ve Köroğlu benzetmesi yapıyorsunuz. Bizim tarihimizdeki kahramanların Robin Hood’a benzer yanları neler?
Köroğlu sanki bire bir örtüşüyor. Haksızlıklara karşı çıkıyor, zalimlerle savaşıyor, zenginden aldığını yoksulla paylaşıyor. Çevresindeki adamlarla kurduğu sıcak ilişkiler de benzer nitelikte. Aşk da var elbette. Ama yine de iki kahramanın serüvenleri birbirinden çok farklı.

Bugün Robin Hood, gerilla hikayelerinden kişisel gelişim seminerlerine kadar pek çok kişinin ve eğilimin ilham kaynağı… Sizin Robin Hood’unuz hangisi?
Belki Uğur Mumcu, Emin Çölaşan ya da Bekir Coşkun… Zaman ve koşullar bir hayli değişti. Robin’in kanun kaçağı olmaya zorlandıktan sonra o çağda yaptıkları, günümüz düzeninde ağır cezalık suçlar. Günümüzde, haksızlıklara karşı çıkmanın başka yöntemleri gelişti. Eh, karşı çıkanlarla başa çıkmak için de yeni yöntemler bulunuyor elbette. Sanırım yepyeni bir insanlık düzeni kurulana kadar sürecek bu mücadele… O da o kadar uzak bir hayal ki…

Sinemacı ve yönetmen kişiliğinize gelirsek, sinemadaki Robin Hood filmlerinden hangisini seviyorsunuz?
Errol Flyn…

Sizin Belgesel Sinema kitabınız, hem bu alanın ilklerindendir, hem de sayısız akademik çalışmanın başvuru kaynaklarından biridir. Sinema hakkında yazmaya neden devam etmediniz?
Belgesel Sinema, Türkçede bu konuda yazılmış ilk kitaptır. Dediğiniz gibi pek çok akademik çalışmada kaynak olarak kullanıldı. 80’li yıllarda 2000 adet basıldı. 90’lı yıllarda hâlâ baskısı tükenmemişti. 90’lı yıllarda, Türk belgesel sineması üstüne genişletilmiş yeni bir basımını hazırlamak istedim. Belgesel sinemacılara duyurular ilettim, bilgilerimi güncelleştirmeleri konusunda yardımcı olmaları için. Üç kişiden yanıt geldi. Akıntıya karşı kürek çekmenin bir anlamı var mı? Bırakın bunu, çektiğim onlarca belgesel filmden kaçı duruyor TRT arşivlerinde sanıyorsunuz? Biz garip bir zamanda yaşıyoruz.

Sizi çocuk edebiyatına yönlendiren ne idi?
Edebiyat dergilerinde boy göstermeye başladığım 60’lı yıllarda da çocuklar için de bir şeyler yazıyordum. Hem de keyifle. Bazıları hâlâ geziniyor internet sayfalarında, Şakaçı Şiir falan… Uzun bir süre kendim için yazdım yalnızca, yayınlamadım yazdıklarımı. Sonradan, çocuk okuyucunun beni daha iyi anlayabildiğini gördüm, yalnızca onlar için yazmaya koyuldum. Kendi çocuklarıma uyumazdan önce anlattığım masallarla başladım işe, sonrası kendiliğinden geldi… 2004’ten bu yana çocuklara yönelik kırkın üzerinde kitabım basıldı. Hepsi de okuyucusunu buldu.

Reklam yazarlığınızın çocuk romanları yazmanıza etkisi ne oldu?
Pek bir etkisinin olduğunu sanmıyorum. Reklam yazarı bir kürek mahkûmudur. Uymak zorunda olduğu o kadar çok kural ve kişi vardır ki… Sizin yazdığınızı herkes sizden dehe iyi yazabileceğini düşünür. Herkes bir ucundan karışır, bulaşır, bir tür parmak atar. Çocuk yazarı ise kuşlar kadar özgürdür. Hayal gücüyle sınırlıdır yalnızca. Son sekiz yıldır bu özgürlüğün keyfini yaşıyorum ben.

Yeni kitap projeleriniz neler?
Başlanmış birkaç kitap var. Biraz onu, biraz bunu yazıyorum, ama daha çok bir dinlenme havasındayım şimdilerde. Öncelik, Meraklı Karınca, Arkadaşım Papi gibi kitapların devamlarında olacak sanırım. Şu sıralar, yayınevlerindeki kitaplarımın yayınlanmasını bekliyorum (on tane kadar var). Henüz tam olgunlaştıramadığım bir “Göbeklitepe” öyküsü var. Epeyce bir şey var yani…

Robin Hood / Çeviren ve Uyarlayan: Bilgin Adalı / Yapı Kredi Yayınları – Doğan Kardeş Kitaplığı / 1.baskı / Ocak 2012 / 272 Sayfa

Bilgin Adalı; 1944 Safranbolu doğumlu… A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda radyo ve televizyon programcılığı konusunda öğrenim gördü. 1968-1976 yılları arasında TRT Ankara Televizyonu’nda, belgesel filmler, kültür ve sanat programları, çocuk ve gençlik programları hazırladı. 1973’te Türk Dil Kurumu üyeliğine seçildi. 1976’da Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Sinema TV Bölümü’nde öğretim görevlisi, daha sonra bölüm başkanı oldu. 1984’te, üniversiteden ayrılarak İstanbul’da reklam yazarlığı, yaratıcı yönetmenlik yaptı. Bilgin Adalı, halen, çocuklar için öykü, roman, oyun ve destanlar yazıyor, çeşitli yayınevlerine kitap çevirip editörlük yapıyor.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.