“Kitap nesnesinin biçimlenişi, her zaman teknolojiyle doğrudan ilişki içerisinde olmuştur.”

 

Bugünden Geçmişe Kitap Deneyimini Biçim Aracılığıyla Dönüştürmeye Dair Olasılıklar altbaşlıklı kitap, Burcu Dündar’ın yetkin incelemesinin Bülent Erkmen tasarımıyla yayımlanmış hali. Tam da bahsettiği gibi, kitabın geçmişi ve geleceğiyle ilgilenirken, aynı zamanda bir tasarım nesnesi oluşunun hakkını veren bir çalışma…

Kitabınızı değerlendireceğimiz söyleşiyi, “klasik kitap” nostaljisi üzerine kurmamaya kararlıydım. Ancak çalışırken, sesi kısık televizyonumda, Ana Britannica’nın artık basılmayacağı, internette yaşamına devam edeceği hakkında bir haber dikkatimi dağıttı. O zaman, en “klasik” haliyle başlayalım; bildiğimiz “kitap nesnesi” geri dönülmez biçimde değişiyor mu, yoksa “zamanın ruhu”na uygun formatlar mı gelişiyor?
Tarihte kitap nesnesinin biçimlenişi, her zaman teknolojiyle doğrudan ilişki içerisinde olmuştur. Bu bağlamda bakıldığında, kitap nesnesinde yaşanacak “geri dönülmez bir değişim”in de teknolojik yeniliklere bağlı olarak ortaya çıkmasını beklemek, anlamsız olmaz. Diğer taraftan, hayatımıza girmiş teknolojik yeniliklerin sorunuzda tarif ettiğiniz boyutta bir değişime yol açtığı görüşünde de değilim. Bu “yenilikler”, henüz kendi içerisinden elektrik enerjisine bağımlılık gibi bir zayıflığı olmayan; –kitap nesnesinde olduğu gibi– okunmak için kendisinden başka bir şeye ihtiyaç duyulmayan bir mecra ortaya çıkarmayı başaramadı; basılı kitap, hâlâ işlevini koruyor. Alternatif okuma mecralarının kitabın yerini alacağı tartışmalarıyla ilgili olarak, Umberto Eco’nun This is Not the End of the Book’ta söylediği, “Kitap, kaşık, makas, çekiç, tekerlek gibidir. Bir kere icat edildikten sonra daha geliştirilemez. Bir kaşığı, daha iyi bir kaşık haline getiremezsiniz” sözlerini çok anlamlı buluyorum. Sayısal teknolojinin gelişimine paralel olarak ortaya çıkan ve her bir “yeni model”in eski olanın yavaş ya da hızlı kullanımdan çekilmesine neden olduğu yeni, “alternatif” okuma mecraları, Eco’nun söylediği anlamda “kitap”la karşılaştırılabilecek ya da kitabın yerini alabilecek yeterlilikte nesneler değiller.

Ana Britannica’nın basılmayacağını duyuran haber, internet sitesinde güncelleme yapılabilmesinden de övgüyle söz ediyordu. Bu yeni mecranın en önemli artısı bu mu?
Sayısal ortamın belki en büyük artısı, güncellenebilirlik özelliği ve böylelikle de her zaman en yeni bilgiye ulaşılabilme olasılığı sunması. Bu, ansiklopediler, gezi rehberleri, uçuş tarifeleri gibi, var oluşlarının gereği olarak içeriklerinde her zaman en güncel olana ihtiyaç duyulan yayınlar açısından, inanılmaz olasılıklar sunan bir özellik. Bir önceki sorunuz çerçevesinden bakılırsa, kitap nesnesinde “dönüşüm”e en yatkın olanlar da güncellenebilirliğin çok önem taşıdığı bu tür yayınlar olacaktır diye düşünüyorum. Öte yandan, bu özelliğe her zaman olumlu anlamlar yüklemek de çok doğru olmayabilir. Güncellenebilirlik, “kütüphanemizdeki” elektronik kitapların isteğimiz dışında değiştirilmesi vb. olasılıkları da gündeme getirebildiğinden, bu özelliğin her durumda olumlu olacağının söylenebileceğini sanmıyorum.

burcudündar.anasayfa burcudündar2

Siz, grafik eğitimi almış bir tasarımcısınız ve sosyal bilimlerle ilgili çalışıyorsunuz. Kitaba yaklaşımınızı hangi disiplin ya da düşünsel eğilimleriniz belirliyor?
“Kitap”, tarihi ve bugünüyle çok boyutlu ve aynı anda çok fazla disiplini ilgilendiriyor. Benim “kitap”a yaklaşımım, bekleneceği üzere kendi disiplinim olan grafik tasarım çerçevesinden. Bunun yanında, bir “okur” olarak kitapla kurulan ilişki, istenildiği zaman terk edilebilen bir durum olmadığından, kendi yaklaşımımın bir okur ve grafik tasarımcı olarak gerçekleştiğini söyleyebilirim.

İletişim teorilerinin en bilinenini hatırlarsak, iletişim mecralarının hiçbiri ortadan yok olmuyor, sadece önem kazanıyor ya da önem kaybediyor… Önem, popülarite, kullanışlılık, kitlesellik… Adına ne diyeceksek… Sizce elektronik kitap mecrası, okura ne vaat ediyor?
Elektronik kitabın okuyucuya pek çok vaadi var. En basitinden, kütüphanenizi beraberinizde istediğiniz yere taşıyabilmenizi sağlıyor ki bu bile başlı başına müthiş bir olanak. Ancak, bugünün teknolojisiyle üretilen elektronik kitaplar, bu “kütüphanenin” her zaman erişilebilir olacağının güvencesini vermek konusunda ikna edici değil. Elektronik kitapların en genel vaadinin, teknolojinin izin verdiği miktarda, okuyucuya alıştığından farklı, yeni bir deneyim sunmak olduğu söylenebilir. Diğer taraftan, bu kadar basılı kitap referansları üzerine inşa edilmiş elektronik kitap deneyiminin dilinin ne kadar “yeni” olduğu da tartışmaya açık. Teknolojik ilerlemelere paralel olarak, zaman içerisinde elektronik kitaplar gelişirken, bu kitapların vaatlerinin de daha yeni ve ikna edici olacağı beklentisindeyim.

“Bugünün okuma deneyimi, sayısal teknolojilerin gelişmesi nedeniyle biçim değiştirirken, yeni medyanın ‘basılı kültür’ün sonunu getirip getirmeyeceği tartışılıyor” diyorsunuz. Bu kitap, temelde bu tartışmaya mı katkı sunmayı amaçlıyor?
Kitabın alt başlığı olan Bugünden Geçmişe Kitap Deneyimini Biçim Aracılığıyla Dönüştürmeye Dair Olasılıklar bana göre kitabın amacı hakkında açıklama yapıyor: Bu kitap, alışkanlıklarımız nedeniyle neredeyse yok saydığımız kitap nesnesinin, bu nesnenin dönüştürülme hallerine dair farklı dönemlerden ve farklı yaklaşımlara dair verilen örnekler sayesinde yeniden görünür hale gelmesi için yol gösterici olmayı amaçlıyor.

burcudündar3 burcudündar4

Bu sorulardan sonra, kitabınıza dönersek, çok net ve anlaşılır biçimde, müthiş bir estetik sunumla ve anlayışla “kitap”ın tüm süreçleri hakkında, felsefi okumaların eşlik ettiği müthiş bir yolculuğu ortaya koyuyorsunuz. Bilimsel çalışma formatıyla, ama onun soğukluğuna düşmeden… Kitapta yok, o yüzden soralım: Bu kitabın yazılma süreci nasıl gelişti? Akademik kariyerinizin bir durağı mı ve böyle bir “nesne kitap”a dönüşmesi kimin fikri ve projesiydi?
Teşekkür ederim. “Kitap Nesnesi Nesne Olarak Kitap”, benim Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Grafik Tasarım programındaki öğrenimim sırasında yazdığım “Sanatta Yeterlik” tezinin bir bölümünün kitaplaşmış halidir. Çalışmamın tamamlanması yaklaşık üç yıl sürdü. Ardından, Bülent Erkmen’den çalışmayı kitaplaştırma önerisi geldi, bu aşamada editör olarak İlkay Baliç’in değerli desteğini aldım, kendisinin metnin kitaplaşmasında çok önemli katkıları oldu. Kitabın biçimsel inşasıyla ilgili tüm kararlar ise Bülent Erkmen’e ait.

Bülent Erkmen’in güzel tasarımı, kapak fikri, kitabınızın görselleri… Bütün bunlar, metinde anlattığınız her şey için okura ilk elden bir örnek de sunuyor. Geleceğin “kitap”ı böyle kitaplar mı?
Kitabın iç sayfalarında kullanılandan daha dayanıksız bir kâğıt kullanılarak, katlanarak oluşturulmuş, “kapağın” alışıldık bir kitap kapağından beklenen, kapağın kitabı koruma işlevini “bozması”, böylelikle kitabın okuyucusunun elinde yırtılmaya, parçalanmaya açık hale gelmesi nedeniyle kitabın kapağının orada olduğunun “unutulamaması”; kitap içerisinde sayfalar çevrilirken, içeride gösterilen kitapların da sayfalarının çevrilmesi… Bülent Erkmen’in tasarıma dair bu sayılanlar ve diğer tüm kararları, kitabın içeriğini doğrudan destekliyor. Bir diğer deyişle, kitabın biçimsel kurgusu, içerikle birlikte konuşuyor ve böylelikle de, içeriğin iletilmesi için kitabın nesnesi de bir rol üstlenmiş oluyor. Bu kitap, ana akım kitap dünyasının içerisinden üretilmiş, o dünyanın biçimsel kodlarını kullanan bir kitap değil. Bu nedenle, bu kitaptan yola çıkarak ana akım kitap dünyasına dair bir söz söylemek yerine, bu dünyanın kitabın nesne olma haliyle ilgilenen örneklerine bakabiliriz. Günümüzde, özellikle Batı’da, büyük yayınevlerinin yayımladıkları kitaplarda, kitabın nesne olarak üstlendiği rolün arttığını gösteren çok sayıda örneğe rastlamak, dolayısıyla da kitabın geleceği için bu durumun daha da artması beklentisi içerisine girmek mümkün.

Kitabın “bir tasarım nesnesi” olarak ele alınışına atfedilen önem, kitabınızın en çarpıcı fikirlerinden ve önermelerinden biri. İlk bakışta sanatçıların ana akım kitap üretiminde yapamayacakları “iş”leri için deneysel bir alan gibi görünüyor ama, okunmanın mecraları arttıkça da bu sıra dışı kitaplar, “kitap”ın geleceği için bir imkâna dönüşüyor. Zaten matbaa yoluyla kitap kitleselleşmeden önce, durum böyle değil miydi?
Kitabın “kitleselleşmesi” Gutenberg’in 15. yüzyılda matbaayı icadına dayanır: Gutenberg’in teknolojisiyle üretilen basılı kitap, dünyada üretilen ilk seri üretim nesnesi olarak kabul edilir. Henüz geleneksel dünyanın çözülmeye uğramadığı, matbaa öncesi dönemin kendi bağlamında var olan kitabına dair böyle bir soruya cevap vermeye çalışmak, bugünün çerçevesinden geçmişe zorlayarak bakmak olur ki bu da doğru olmaz. Sanatçıların kitap nesnesi üzerinden ürettikleri sanat yapıtları, tasarım nesnesi olan kitabın biçimsel olanaklarını değerlendirmek açısından ilham verici olmuş, olmaya devam da ediyor. Bunun tam tersi de geçerli. Özellikle, sanat ve tasarımda disiplinler arası etkileşimin önem kazandığı yakın dönemde üretilen tasarım nesnesi olarak kitapların, sanat nesnesi olarak kitabın taşıdığı potansiyellere dair yol gösterici olduğu da rahatlıkla söylenebilir. Sanat ve tasarım alanındaki bütün bu üretimler de, nihayetinde ana akım kitap dünyası için birer alternatif önerme olarak yerlerini alıyorlar.

burcudündar5 burcudündar6

“Yakın Geçmişte ‘Dönüşüme Uğrayan’ Kitap” , “Yirminci Yüzyıl Başının ‘Yeni’ Kitabı” ve “Sanayi Devrimi Sonrasında ‘Modern’ Kitap” bölümlerinde ortaya koyduğunuz tarihsel akış gösteriyor ki, kitap nesnesi daima bir değişim göstermiş, neredeyse hiç aynı kalmamış. En uzun sürmüş format, Sanayi Devrimi’nin ve ilişkilerinin yarattığı, bugün sonunu tartıştığımız “bildiğimiz” kitap mı?
Sözünü ettiğiniz “bildiğimiz” kitabın alışık olduğumuz biçimine kavuşması, kodeks biçimiyle birlikte başlayan, matbaanın icadıyla devam eden, çok uzun yüzyıllara yayılmış bir süreç. Kitabımın Sanayi Devrimi’nden sonraki dönemleri kendisine konu ediniyor olmasının nedeni, kitap nesnesinin bu uzun biçimlenme sürecinde, teknolojik gelişmeler ve toplumun yapısındaki değişimler nedeniyle, Sanayi Devrimi sonrasının, kitabın hatlarının keskinleştiği dönem olarak rol oynaması. Öte yandan, bu kitapta konu edilen, ana akım dünyanın “bildiğimiz” kitabı ve bu kitabın ana akımın parçası olan ya da olmayan farklı bağlamlarda, farklı yaklaşımlarla dönüşüme uğradığı haller. Özellikle 20. yüzyılın başından itibaren eşzamanlı olarak var olmuş ve olmaya devam eden bu birbirinden farklı yaklaşımlara “en uzun yaşam süresi” açısından yaklaşmak çok da doğru olmaz diye düşünüyorum.

Kitabınızdaki –beni etkileyen– ikinci büyük tez, bence elektronik ortamda okumayla ilgiliydi. Elektronik ortam, “çevrimiçi” okuma, “göz atmak”, “sıçramak”, “hızla taramak” diye tarif ettiğiniz değişik okuma deneyimleri ortaya koyuyor. Böyle baktığımızda, elektronik kitap, okuma tarifimizi değiştiriyorsa, bu kitap tarihinin en büyük dönüşümü mü?
Kitabın tarihindeki en büyük devrimler, kodeks biçiminin ortaya çıkması ve matbaanın icadı. Yalnızca elektronik kitaplar değil, sayısal ortamın kendisi okuma eylemi üzerinde dönüştürücü etkiye sahip. Üstelik, okuma eylemindeki dönüşümün ortaya çıkışı yalnızca sayısal ortamla da sınırlı kalmıyor, basılı ortamda yapılan okuma eyleminin yapısı da değişime uğruyor. Kitap üzerinden yapılan okuma da kuşkusuz bu değişimden payını alıyor. Bu dönüşümün kitap tarihinin en büyük dönüşümü olduğunu söyleyebilmek için, kitabın geleceği üzerine yapılan “tartışmaların” ötesinde, daha fazla somut verinin ortaya konmasını sağlayacak gelişmelerin yaşanmış olması gerekir.

Kitabınızda da alıntıladığınız gibi, Marshall McLuhan’ın, “medyanın (…) düşüncenin malzemesini tedarik ederken aynı zamanda düşünce süreçlerini de şekillendireceği” önermesi, ilk kez mi bu kadar elle tutulur hale geliyor sizce?
Bu önerme, 20. yüzyılda ortaya çıkan diğer “yeni” iletişim mecraları için de anlam taşıyor ve onlar üzerinden de bu önermeye dair gözlemler yapmak mümkün.

burcudündar1

Bu önermeden hareketle söz alan Nicolas Carr’den yaptığınız alıntı (“Artık beynim bilgiyi internetin dağıttığı şekilde almayı bekliyor: Yani çabucak akar parçalar halinde…”) çok çarpıcı. Ayrıca, “Kullanıcıların çevrimiçiyken yaptıkları okumaların geleneksel anlamda okumalar olmadığı gayet açık; aslında yeni ‘okuma’ biçimlerinin ortaya çıktığına, kullanıcıların çeşitli başlıkların, içerik sayfalarının ve özetlerin üzerinden yatay olarak ‘hızlı tarama’ yapıp, çabuk kazanımlara yöneldiklerine dair işaretler var” denmiş alıntıda… Bu, elektronik ortamların editöryel formlarıyla mı ilgili yoksa yeni bir okuma mı doğuyor?
Bana göre bu durum bütünüyle okuma eyleminin yapısındaki değişimden kaynaklanıyor. Elektronik ortamdaki yayınların editöryel yapılarının da bu değişimin dışında kalması olasılığı bulunmadığından, bu tür yayınların yapısı da haliyle bu değişimin içerisinde yenilenecek. Belki de asıl sorulması gereken, bütün bu dönüşüm karşısında, okumanın yeni hallerine dair yeterince deneysel çalışma üretilip üretilmediği.

E-kitap, yalnız kitap formatını değil, okuru ve okuma pratiğini de değiştiriyor, denebilir mi?
Elektronik ortam üzerinden yapılan okumanın, elektronik kitapların ve diğer yayınların okur ve okuma pratiğini değiştirdiğini düşünüyorum, ancak, bunun kitap biçiminden bağımsız gerçekleştiği söylenebilir mi bilemiyorum. Kitabın nesne olma hali üzerinde az ya da çok, bu değişimin etkisi olduğunu veya olacağını düşünüyorum.

Kitap Nesnesi Nesne Olarak Kitap – Bugünden Geçmişe Kitap Deneyimini Biçim Aracılığıyla Dönüştürmeye Dair Olasılıklar / Yazarı: Burcu Dündar / Akın Nalça Kitapları / Kitap Tasarımı: Bülent Erkmen / Editör: İlkay Baliç / 1. Basım 2011 / 216 Sayfa

Burcu Dündar; 2002 yılında Mimar Sinan Üniversitesi, Grafik Bölümü’nden mezun oldu. 2005 yılında aynı üniversitede yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Sanatta Yeterlik öğrenimini, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Grafik Tasarım programında, “Grafik Tasarım Bağlamında Kitap Nesnesi ve Nesne Olarak Kitap” başlıklı teziyle, 2011 yılında tamamladı. Yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli atölye çalışmalarına, sergi ve yarışmalara katıldı; yurtiçinde atölye çalışmaları yönettti, iki kişisel sergi açtı, süreli yayınlarda yazıları yayımlandı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.