Büyük Kolesterol Yalanları – Ahmet Rasim Küçükusta

 

“Prof. Ahmet Rasim Küçükusta son kitabında, daha fazla ilaç satmak için tıp endüstrisinin uydurduğu büyük kolesterol yalanlarını deşifre ediyor. Gerçekten de son senelerde ilaç endüstrisiyle ruh ikizi gıda endüstrisi el ele verdi ve kısa zamanda tüm dünyada müthiş bir ‘kolesterol fobisi’ oluşturuldu. İnsanlar sistemli bir şekilde âdeta ‘kolesterol manyağı’ yapıldı. Kolesterol, kalp krizi ve inme gibi ölümcül kalp-damar hastalıklarının tek sebebiymiş gibi tanıtıldı. Önce “iyisi”, “kötüsü” icat edildi, sonra “küçüğü”, “ultra kötüsü” bulundu ve nihayet şapkadan “çirkini” çıktı. Varsa kolesterol yoksa kolesterol! Tüm kalp krizi ve felçleri kolesterole ihale etmenin ise tek sebebi var: Kolesterol ilaçlarının (statinler) satışını artırmak. Oysa Prof. Küçükusta, bizde de dünyanın birçok ülkesinde de bir numaralı ölüm sebebi olan kalp krizi ve felçleri önlemenin en etkili ve güvenilir yolunun sağlıklı hayat tarzı olduğuna inanıyor ve bunu savunuyor. Ona göre, ilaç endüstrisi hâkimiyeti altındaki modern tıp ise sapasağlam insanlara hatta çoluk çocuğa bile “hap yutturma” derdinde. Bizim ele alacağımız başlık ise günümüzde çok sık görülen şeker hastalığıyla ilgili olacak.” Büyük Kolesterol Yalanları’ndan okuma parçası yayımlıyoruz.

Kolesterol ilaçları şeker hastalığına yol açıyor.

Yeni yayınlanan bir araştırma, menopoz dönemi sonrasında “21. yüzyılın aspirini” olarak da bilinen kolesterol düşürücü ilaç (statin) kullanan kadınlarda şeker hastalığı riskinin önemli derecede arttığını ortaya koydu. Diyabet riskinin farklı topluluklarda farklı bulunması bu araştırmanın çok önemli sonuçlarından; buna göre, tüm ırkların kendi diyabet risklerini belirlemesi gerekiyor.

Kadın Sağlık Girişimi’ne (Woman’s Health Initiative) ait verilerden yapılan değerlendirmede, kolesterol ilacı kullanan kadınlarda riski etkileyebilecek yaş, ırk, vücut kitle endeksi gibi faktörlerin düzeltilmesinden sonra “diyabet riskinin yüzde 48 arttığı” ortaya çıktı. Bu araştırmada, yaşları 50 ile 79 arasında değişen 153.840 kadına ait verilerden faydalanıldı. Başlangıçta şeker hastalığı olmayan bu kadınların yüzde 7’si statin alıyordu. Bunların da yüzde 30’u simvastatin, yüzde 27’si lovastatin, yüzde 22’si pravastatin, yüzde 12.5’i fluvastatin ve yüzde 8’i de atorvastatin kullanıyordu. 1993 yılında başlayan çalışma 2005’te değerlendirildi ve bu süre içinde statin kullanan kadınların yüzde 9.93’ünde (10.834 kadının 1.076’sında) ve statin kullanmayan kadınların ise yüzde 6.41’inde (143.006 kadının 9.166’sında) diyabet geliştiği ortaya çıktı. Diyabet riski, kalp hastalığı olan veya olmayan kadınlar arasında farklı bulunmadı.

Risk ırklara göre değişiyor

Araştırma, statin kullanan kadınlarda diyabet görülme riskinin ırklara göre değiştiğini de gösterdi. Risk, beyaz ırkta yüzde 49, Afrika kökenli Amerikalılarda yüzde 18, İspanyollarda yüzde 57 ve Asyalılarda yüzde 78 olarak bulundu. Diyabet riskinin farklı topluluklarda farklı bulunması, bu araştırmanın çok önemli sonuçlarından; buna göre, tüm ırkların kendi diyabet risklerini belirlemesi gerekiyor.

Araştırmayı yapanlar ne diyor?

Araştırmanın uzmanlarından Manson, “Bu sonuçlara bakarak statin kullananların doktorlarına danışmadan ilaçlarını kesmeleri yanlış olur. Bu bulgular bu aşamada kılavuzlarda da bir değişiklik yapılmasını gerektirmiyor; çünkü statinlerin kalp krizi ve felçleri önlemedeki faydaları diyabet riskinden daha fazladır. Statinlerin daha önce kalp hastalığı olmayanlarda kalp krizi riskini azaltmasına karşılık tüm ölüm oranının değişmemesi diyabet gelişmiş olması dolayısıyla olabilir,” diyor. Yunsheng Ma da şunları söylüyor: “Daha önce yapılan çalışmalar da kolesterol ilacı kullananlarda şeker hastalığı riskinin yüksek olduğunu göstermişti ama oran bu kadar yüksek değildi. Bu etki bütün statin tipleri için geçerliydi; dolayısıyla risk artışının ilaç sınıf etkisine bağlı olduğunu düşünüyoruz. Farklı statinler ve farklı dozların diyabet riskine etkisi de araştırılmalıdır. Statin verilmeden önce, özellikle de kalp-damar hastalığı olmayanlarda ve yaşlı kadınlarda risk-fayda analizi çok iyi yapılmalıdır. Bugün, statin kullanmaması gereken birçok insan statin kullanıyor. Statinler mucize ilaçlar değildir.”

Diyabet riski birkaç seneden beri biliniyordu

Kolesterol ilaçlarının diyabete sebep olabileceği ilk kez 2008’de anlaşıldı. Daha sonra 2010 ve 2011’de yayınlanan analizlerde de bu ilişki doğrulandı ama risk yüzde 10 mertebesinde idi. Kısa adı JUPITER olan araştırmada, rosuvastatinin diyabet riskini plaseboya göre yüzde 27 artırdığı tespit edildi.

Diyabet riskinin atorvastatin ve simvastatin tedavileri ile de arttığı gösterildi. Sadece bir çalışmada pravastatin alanlarda diyabet riskinin plaseboya göre yüzde 30 az olduğu ortaya çıktı. Kanada’da 500 bine yakın kişi üzerinde gerçekleştirilen araştırma da kolesterol hapı olarak bilinen statin sınıfı ilaçların şeker hastalığı riskini artırdığını ortaya koydu. Yeni diyabet başlama riskinin, pravastatin kullanan hastalara göre rosuvastatin kullananlarda yüzde 22, simvastatin kullananlarda yüzde 18, simvastatin kullananlarda ise yüzde 10 yüksek olduğu belirlendi. Fluvastatin ve lovastatin kullanan hastalarda herhangi bir risk artışı bulunmadı. Diyabet riskinin, statinlerin primer veya sekonder korunma bakımından alınması durumlarında farklı olmadığı ama yaş arttıkça statinin dozuna bağlı olmadan diyabet riskinin de arttığı belirlendi.

FDA’dan 28 Şubat Muhtırası

Amerika’nın meşhur tıbbi fetva kurumu FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) 28 Şubat 2012’de çok önemli bir karar aldı. Buna göre, halk arasında kolesterol hapları olarak bilinen statin sınıfı ilaçların etiketlerine “kan şekeri yüksekliğine ve hafıza kaybına” yol açabilecekleri uyarısının eklenmesi gerekiyor. FDA tarafından “önemli emniyet etiketi değişiklikleri” uyarısıyla yapılan açıklamada, kolesterol ilaçlarının bazı kişilerde açlık kan şekeri ve glikozillenmiş hemoglobin (HbA1c) yüksekliği ile hafıza kaybı, unutkanlık, kafa karışıklığı ve sersemlik gibi belirtilere yol açabileceği bildiriliyor. FDA’nın uzmanlarından Egan diyor ki: “Bu yeni uyarılar insanları korkutmamalıdır. Kolesterol haplarının kalp hastalıklarını önlemedeki değeri açık ve faydaları tartışmasızdır ama aksi tesirleri bilinerek dikkatle kullanılmalıdır.” Bu açıklamalarda dikkatimi çeken birkaç önemli hususu var.

BİR: FDA, diyabet yani şeker hastalığı tabirini kullanmaktan kaçınıyor ve bunu kan şekerinin biraz yükselmesi şeklinde –sanki çok da mühim bir şey değilmiş havasında- sunuyor. Dünya âlem bilir ki bir insanın kanında şeker ve HbA1c normalden fazla ise bunun adı ‘resmen’ diyabettir. FDA pek mühimsemiyor olsa da diyabet öyle hafife alınacak bir hastalık değildir ve kalp hastalıkları için en önemli risk faktörlerinden biridir.

İKİ: Hafıza ile ilgili belirtiler de genellikle ciddi olmadıkları ve ilacın bırakılmasıyla ortalama 3 hafta içinde düzeldikleri bildirilerek bence çok hafife alınıyor. Beynin de tıpkı kaslarımız gibi çok fazla enerjiye ihtiyacı vardır; oysa kolesterol hapları hücrelerin enerji santrali olan mitokondrilerde ko-enzim Q10’un azalmasına yol açıyor. Böyle bir durumda da beynin bundan etkilenmesinden daha tabi bir şey olamaz.

ÜÇ: Kolesterol haplarının diyabete ve hafıza kaybına yol açma risklerinin düşük olduğunu bildiriyor. Ben bu iddiaya da katılmıyorum.

Diyabet riskini artıran statinler

FDA’nın “diyabet riskini artırabileceği” uyarısı konmasını istediği statinler şunlar:

  • •Altoprev (lovastatin extended-release)
  • •Crestor (rosuvastatin)
  • •Lescol (fluvastatin)
  • •Lipitor (atorvastatin)
  • •Livalo (pitavastatin)
  • •Mevacor (lovastatin)
  • •Pravachol (pravastatin)
  • •Zocor (simvastatin).

Statinler nasıl diyabet yapıyor?

Statin alanlarda tip-2 diyabet riskindeki artış, statinlerin pleiotropik etkileriyle ve bu kişilerin nasıl olsa ilaç alıyoruz diye beslenmelerine itina etmemeleriyle izah edilmeye çalışıldıysa da durumun hiç de öyle olmadığı artık gün gibi ortada. Lancet’de yayınlanan yeni bir araştırma, kolesterol haplarının diyabet riskinin 4 senelik bir dönemde kontrol grubuna göre “yüzde 12 arttığını” gösteriyor. Araştırmaya göre, diyabetin sebebi statinlerin HMG-CoA redüktaz enzimini bloke etmeleri. Bu da, statinlerin diyabete yol açmasının doğrudan doğruya “statinlerin etki mekanizmasına bağlı olduğunu” ortaya koyuyor. Dolayısıyla, statinlerin diyabete yol açmaları öyle “enderi nadirattan” bir şey değil, adeta “Allah’ın emri!”

Genetik varyasyonlar belirleyici

Araştırma, 223.463 kişinin ve statinlerin kalp hastalıkları ve felçlere etkisinin araştırıldığı klinik araştırmalara katılan 129.170 kişinin genetik bilgilerinin değerlendirilmesiyle gerçekleştirildi. 20 randomize kontrollü araştırmanın meta-analizi, statinlerin tip-2 diyabet riskini 4 senelik bir dönemde kontrol grubuna göre yüzde 12 ve vücut ağırlığını 240 gram artırdığını ortaya çıkardı. Analizlerde, karaciğer enzimini kodlayan gendeki sık görülen varyasyonların düşük kolesterol değerleriyle ilişkili olduğu ve bu genetik varyasyonların daha kilolu olmaya sebep olduğu ve tip-2 diyabet riskini artırdığı belirlendi. Buna göre, statinlerin diyabete yol açması HMG-CoA redüktazı inhibe etmesiyle mümkün oluyor. Harvard’dan Prof. Gökhan Hotamışlıgil’in şu sözleri statin meftunlarının kulaklarına küpe olmalı: “Kalp ya da şeker gibi kronik hastalıkları olanlar düzenli ilaç kullanıyor ve antibiyotik gibi kısa süreli bir ilaç kullanımı olmadığı için de kimi zaman 10 yıl ya da 20 yıl sonra sentetik ilaçların yan etkileriyle karşı karşıya kalıyorlar.

Bu araştırmalardan neler öğrendik?

BİR: Kalp hastalığına bağlı komplikasyonları önlemek için verilen ilaçların kalp-damar hastalıklarının başta gelen sebeplerinden olan diyabet riskini artıyor olması çok ürkütücü!

İKİ: Bu riskin ilacın piyasaya çıkmasından 25 sene kadar sonra anlaşılmış olması da, statin meftunu doktorlar tarafından önemsiz bir yan etkiymiş gibi değerlendirilmesi de üzerinde düşünülmesi gereken bir husus.

ÜÇ: Buna göre, birkaç senelik çalışma sonuçlarına bakarak statinlerin başka ciddi hastalık risklerini artırmadıklarını iddia etmek de doğru değil. Gelişimi için çok uzun zamana ihtiyaç olan hastalıklar için çok daha uzun süreli takiplerin yapılması lazım.

DÖRT: Hele bir de bu ilaçların kullanımlarının giderek yaygınlaşması, özellikle de kalp hastası olmayan sağlıklı insanlara ve 8 yaşından itibaren çocuklara da verilebildiği düşünülürse, diyabet ve çok daha uzun vadede ortaya çıkan kanser gibi hastalık risklerinin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır.

BEŞ: Ülkemizdeki durum hakkında bilgim yok ama Amerika’da statin kullanımının son 20 senede 45 yaşın üzerinde olanlarda 10 misli arttığını biliyoruz. 1988-1994’te yüzde 2 olan oran 2005-2008’de yüzde 25’e çıktı. Bu oran 75 ve daha yaşlı kadınlarda yüzde 39’a ve 65-74 yaşları arasındaki erkeklerde yüzde 50’ye kadar yükseliyor. Bu ülkede statinlere harcanan para 19 milyar dolar.

ALTI: Diyabet riskinin ırklara göre farklı bulunması en az diyabet riskinin artmış olması kadar önemli bir sonuç. Ülkemiz için bu risk hakkında elimizde ne yazık ki hiçbir bilgi yok. Araştırmada Asya kökenlilerde riskin çok yüksek çıkmış olması insanı korkutuyor.

Lipitor, sonunda mahkemelik oldu

Son 5 ay içinde ilaç devi Pfizer’i Lipitor isimli kolesterol hapından zarar gördükleri iddiasıyla dava eden kadınların sayısı 56’dan 4 bine, davaların sayısı ise 1000’e kadar çıktı. Sebep, şirketin ilacın tip-2 diyabete yol açtığını bildiği halde halkı bu konuda hiçbir zaman uyarmaması. 2012’de tıbbi fetva kurumu FDA’nın Lipitor ve diğer statinlerin hafıza kaybı ve diyabet riskinde hafif bir artışa sebep olabileceği uyarısını yapmasından hemen sonra davalar açılmaya başlandı. Davacıların avukatları, kadınlarda diyabet riskinin erkeklere göre daha fazla olduğunu ve kadınların ilaçtan daha az yararlandıklarını iddia ediyorlar. Dava sayısının son birkaç ay içinde hızla artmasının sebebi ise, Lipitor ile ilgili davaların tek bir mahkeme tarafından görülmesine karar verilmesi. Pfizer, kopya dosyalara sebep olacağı gerekçesiyle davaların birleştirilmesine karşı çıkıyor ve bu konuda mesuliyeti olmadığını bildiriyor. Aslında bir ilaç şirketi için, FDA tarafından bir ilacın yeni riskleriyle alakalı bir uyarı yapıldığında binlerce dava açılması mutat bir durum. Mesela FDA’nın, Takeda firmasının Actos isimli diyabet ilacının etiketine mesane kanseri uyarısı konmasını istemesinden sonra firma 1500’den fazla dava ile karşı karşıya kaldı. Lipitor’a karşı açılan davaların diğer ilaç davalarından iki mühim farkı var: Birincisi, Lipitor tüm zamanların en çok satan ilacı. Satış rakamları 1996’dan bu yana 130 milyar doları geçmiş durumda ve USA’da 29 milyon kişinin statin kullandığı hesaba katılacak olursa, açılan dava sayısı on binleri bulabilir. İkincisi ise, FDA’nın ilacın risklerine karşı uyarı yapmış olmakla beraber faydasını da vurgulaması davaları karmaşık hale getiriyor.

Riskler ve faydalar

Davanın, Lipitor kullanan kadınlarda diyabet riskinin yüksekliği ve ilacın kardiyo-vasküler faydalarının bu riski ne kadar azalttığı noktalarına odaklanması bekleniyor. Davacıların avukatı H. Blair, “Müvekkillerinin Lipitor içtikleri için diyabete yakalandıklarını ve bu yüzden de hem hayat kalitelerinin hem de ömürlerinin azaldığını” iddia ediyor ve ekliyor: “Jüriye, bir insanın hayatından çalınan 5 senenin değerinin ne olduğunu soracağız. Davacıların sayısının 10 binden fazla olacağını tahmin ediyoruz.”

Pfizer ne diyor?

Pfizer ise ilaçlarının diyabete yol açmadığını savunuyor. Lipitor yazılan kadınların diyabet ihtimalini artıran yüksek tansiyon, obezite gibi başka faktörlere sahip olduklarını ve tıp âleminde statinlerin faydalarının daha fazla olduğuna dair genel bir mutabakat olduğu görüşünü dile getiriyor. Daha önce Bayer’in 31 kişinin ölümüne yol açtığı için 2001’de piyasadan çekilen Baycol isimli kolesterol hapı dolayısıyla açılan 3 bin kadar davaya karşılık 1 milyar dolar ödediği dikkate alınacak olursa, tazminat ödemeye razı olduğu takdirde yüklü bir faturanın beklediği söylenebilir. AstraZeneca da 2011’de Seroquel’in diyabet ve diğer yan etkilerine karşı açılan 28 bin davaya karşı 647 milyon dolar ödemeyi kabul etmişti.

Gelelim neticeye

Statinler ülkemizde de her geçen gün daha çok kullanılıyor ama bu ilaçların ne etkinliği ne de güvenilirlikleri konusunda bizim insanlarımız üzerinde yapılan kayda değer hiçbir araştırma da bunları merak eden de yok. Türk Kardiyoloji Derneği ise “Statinlere dokunan yanar” diyor başka bir şey demiyor.

(…)

*Bu okuma parçasının yayını için Hayy Kitap’a teşekkür ederiz.
**Kitabın bu bölümünde yer alan dipnotlara, kaynaklara bu okuma parçasında yer verilmemiştir. 

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, 9 Ocak 1955’te Kayseri’de doğdu. Dişhekimi/şair Turhan Nesimî Bey ve Fevziye Hanım’ın oğludur. İstanbul Erkek Lisesi’ni (1973) ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni (1979) bitirdi. 1984’de göğüs hastalıkları uzmanı, 1986’da doçent, 1996’da profesör oldu. 1981’de Feryal Hanım ile evlendi; oğlu Umut 1982, kızı Bestegül 1991 doğumludur. 2008’de üniversiteden emekli oldu. Hâlen muayenehanesinde çalışıyor ve yazarlık yapıyor.

1 Yorum

  1. filiz

    Benim kizim 3.5 yasinda. bi anne olarak aglayarak okudum ne olur dogru olsun kizimda kolesterol cikti yavruma ilac dediler kabul etmedim herseyden mahrum ettiler diyete basladim cocugum zayifladi bi anne olarak yasadigim vicdan azabi buyuk:( buna hamd olsun yanlis mi yapiyorum diyeti birakmali miyim bi kac damla yagla yemek yap dedi doktor kizim yemekten sogudu :(

    Cevapla

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.