‘Mahremlerini büyük bir gizlilikle korumayı öğrenen kadınlar, cinsel hayata dair kapıları araladığında ise panik ve karmaşa yaşarlar.’

 

‘10 Adımda Vajinismus Tedavisi’ adlı kitap, vajinismus sorunu yaşayan kadınlara ve eşlerine, kendilerini bu alanda geliştirmek isteyen sağlık profesyonellerine ve vajinismus dünyasını merak edip öğrenmek isteyen herkese destek olmak amacıyla hazırlanmış. Dr. A. Cem Keçe’ye 10 Adımda Vajinismus Tedavisi adlı kitapta CİSED Genel Sekreteri Psikolog Serap Güngör eşlik etmiş ve bu kitabı birlikte yazmışlar. Tipik bir vajinismuslu çiftin cinsel terapi süreçleri üzerinden aktarılmış kitapta 10 adımda vajinismus çözümleri anlatılıyor. Bu kitabın ardından Cem Keçe, ‘Bir Kaçınma Ve Erteleme Hastalığı Olarak Vajinusmus’un Üstesinden Gelmek’ adında bir kitap yazdı. Yazar ile, tüm bu birikimlerinin üzerinden kadınların cinsellik korkusunu ve bunu yenmenin yollarını konuştuk.

Konu vajinismus olunca, önce cinselliği tanımlamamız gerekiyor. Sizin cinsellikle ilgili yorumunuzu okuduğumuzda aslında cinselliğin de öğrenilmesi gereken bir süreç olduğunu anlıyoruz. Tabi bir de cinsellik hakkında yanlış bildiklerimiz var. Nedir bu hepimizin konuşmaya bile cesaret edemediği, konuşana da şaşkın baktığımız cinsellik kavramı?
Cinsellik, insanın biyolojisi, psikolojisi, ait olduğu kültür ve içinde yer aldığı toplumsal koşulların tümü tarafından etkilenen ve onları etkileyen karmaşık bir bütündür. Bu olgu doğumdan ölüme kadar içimizde bulunan bir yaşam dürtüsüdür. Dürtü doğuştandır ancak dürtünün ifade edilmesi ve boşaltılması zamanla öğrenilebilen bir süreçtir. İçinde bulunduğumuz sosyokültürel şartlar, kadının ve erkeğin doğası, yaş, eğitim, yetiştirilme ortamı, din, ekonomik şartlar ve daha birçok faktör cinsel yaşamı etkiler. Oysa sağlıklı ve mutlu bir cinselliğin olmazsa olmaz ilkesi, ayıp, günah ve yasak üçgeninden oluşan tabuyu yıkmaktır. Cinsellik için zikretmemiz gereken önemli bir diğer kural da uygun ortam, uygun zaman ve uygun kişidir. Korku, kaygı, utanç, suçluluk gibi olumsuz duygular cinsel uyarılmayı engelleyebilir. Ayrıca çeşitli bedensel ve ruhsal etkenler, hastalıklar, ilaçlar, yorgunluk ve aşırı yüklenme de cinsel hayatı olumsuz etkiler. Zaman zaman cinsel istek ve uyarılmayla ilgili sorunlarla karşılaşılması doğaldır. Mükemmel ve sağlıklı bir cinselliğin olmazsa olması da uyumun ancak karşılıklı fedakârlıkla gerçekleştirilebilmesidir. Sonuç olarak cinsellik; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır… Bu araba sürmek gibi sonradan öğrenilebilen bir durumdur.

cem_kece_cinsellik_1 cem_kece_cinsellik_2

“Cinsel sorunlar eskiye nazaran daha sık konuşulur oldu ama yine de ayıplanma endişesinden, utangaçlıktan, yanlış kanaatlerden, farkında olmamaktan ya da imkânların sınırlı olmasından dolayı yaygın olmasına rağmen vajinismus sorununu konuşamayanlar ve bu sorunla yaşayanlar var.” diyorsunuz. Vajinusmus aslında sadece bir kadının değil, bir çiftin sorunu, çünkü bildiğimiz kadarıyla bu sorunu yaşayan çiftlerde zamanla erkekte de erken boşalma, iktidarsızlık gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. İnsanlar bu problemle nasıl yaşayabiliyorlar ki?
Cinselliğin ülkemizde eskiye nazaran daha sık ve rahat konuşulduğu tespitine katılıyorum. Ancak halen doğru konuşulmadığı ve yeteri kadar konuşulmadığını, insanımızın cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olamadığını düşünüyorum. Halen Türk toplumunda cinsellikle ilgili değer yargılarında birtakım tabular ve cinsel mitler olduğu da bir gerçek. Bu da vajinismus gibi diğer cinsel işlev bozukluklarının beslendiği bir kaynak. Çoğu zaman cinsel sorun nedeniyle hekime başvuran hasta ya kendini tam olarak anlatmamakta ya da hekimin cinsel işlev bozuklukları tedavisine yönelik bilgi eksikliği nedeniyle sorununa yönelik çareyi bulamamaktadır. Çaresizlik içerisinde evine dönen çiftler ise çoğunlukla kendi yöntemlerini kullanarak sorunlarına çözüm bulmaya çalışmaktadır. Ayrıca vajinismus hastalarında cinsellik tamamıyla ortadan kalkmamaktadır. Vajinismus sorunu yaşayan çiftler çok güzel ön sevişmeler yapabilmekte sürtünme yolu ile boşalımlarını gerçekleştirebilmektedir. Birçok çift cinsel yaşamını bu şekilde sürdürerek birlikteliklerini korurken birçok çift ise beraberliklerine son noktayı koyabilmektedir. Özellikle sürtünme yolu ile yaşanılan beraberlikte bir mucize olarak bebekleri dünyaya geldiyse çift tamamıyla tedaviyi bırakmakta ve bir kader olarak vajinismus sorunu ile (kol kırılır yen içinde kalır) evliliklerini sürdürmektedir. Çünkü burada çift toplumun onlardan beklediği rollere uygun hareket etmiş, kadın ve erkek olmadan, ana-baba olarak görevini yerine getirmiş ve kendilerini kanıtlamış olmaktadır. Ayrıca en sık rastladığımız diğer bir gebelik yöntemi olan aşılama ya da tüp bebek yöntemi ile gebeliği yaşayan ancak sorununu çözemeyen hasta sayısı da azımsanamayacak kadar çok. Vajinismus sorunu yaşayan çiftlerin sorunlarına yönelik çözüm arayışlarını bırakmalarının sağlayan en büyük tehlike bebek sahibi olmalarıdır. Kısaca ön sevişme yaşayan, cinsel hazlarını ve boşalımlarını bir şeklide çözümleyen, bir çocuk sahibi olan çiftler vajinismus sorununa rağmen evliliklerini sürdürmektedir.

10 adımda Vajinismus Tedavisi fikri nasıl ortaya çıktı? CİSED Genel Sekreteri Psikolog Serap Güngör’le hazırlamışsınız bu kitabı. Birlikte yaptığınız terapilerden mi yola çıktınız? Holistik cinsel terapi nasıl bir terapi yöntemidir?
Vajinismus tedavilerinde çok değişik teknikler uygulanır. Tedavide izlenilecek yol da danışanın ihtiyaçları doğrultusunda belirlenir. Yani her danışana aynı tedaviyi uygulayamazsınız. Vajinismus gibi yoğun kaygı ve endişenin olduğu ve tedavisinin hastanın kişilik özelliklerine göre şekillendiği bir problemde, tedavi süreçleri çok değişkenlik gösterebilir. Bu yüzden kesin ifadelerle konuşmak gerçekçi olmaz. Bazı hastalarda sadece bilgilendirme yeterli olabilir. Bu durum birkaç seans sürer. Kimi hastalara davranışsal tedavi uygulanırken, kimilerine de çocukluk dönemini ve anne baba ile ilişkilerini içeren dinamik psikoterapi dediğimiz tedavi yöntemi uygulanır. Karma bir tedavi yönteminin de uygulandığı vakalar olabiliyor. Biz bu yönteme Holistik cinsel terapi diyoruz. Holistik cinsel terapide, cinsel sorunlar, yalnızca cinsel organlardan kaynaklı görülmez. Tüm bedeni ve beyni ilgilendiren mekanizmaları bir bütün olarak inceleriz. Yani holistik cinsel terapi, danışanı bir bütün olarak ele alan yaklaşımdır. Bazı hastalar cinsellikle ilgili bilgi eksikliklerine bağlı cinsel sorunlar yaşamaktadır. Bu hastalara bilişsel terapi uygulanır. Dinamik psikoterapi yöntemine başvurulan hastaların çocukluk çağlarından itibaren edinilmiş yanlış davranışları vardır ve bunun sonucunda cinsel sorunlar yaşamaktadırlar. Tüm bu terapi yaklaşımlarının kişiye özel hale getirilmesi, yani cinsel tedavinin bireyselleştirilmesi ve kişinin bütün olarak ele alınması gereklidir.

cem_kece_cinsellik_3 cem_kece_cinsellik_4

Konuyla ilgili bir kitabınız daha var: “Vajinismusun Üstesinden Gelmek” Anlaşılan vajinismus sorunu çok konuşulmasa da önemli bir sorun gibi görünüyor…
Evet, ülkemizde cinsel hayatı aktif olan her 10 kadından birinde vajinismus hastalığı görülüyor. Ben bu konuda 2 kitap yazdım. Benden sonra 3-4 kitap daha yazıldı ama yetmez, onlarca yüzlerce kitap yazılmalı. Çünkü vajinismus geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde oldukça yaygın rastlanılan bir sorun ve tedavi yöntemleri çok fazla bilinmiyor. Tedavisi oldukça kolay ve %100 başarılı olan vajinismusun tedavi yöntemlerinin bilinmemesi çoğu zaman çiftlerin bir ömür boyu bunu kader olarak yaşamalarına cinselliklerini yaşayamamalarına sebep vermektedir. Oysaki cinsellik hayatımızın birinci sırasında yer almasa da oldukça önemlidir. Ve herkesin mutlu haz dolu bir cinselliği yaşamaya hakkı vardır. Sağlıklı bir cinsel yaşam sürdüremeyen bireyler toplumda, iş hayatlarında, aile hayatlarında bu mutsuzluklarını bir şekilde göstereceklerdir. Bakacak olursanız burada aslında sorun sadece bireye ait olmayacak aynı zamanda toplumsal sorun olarak da karşımıza çıkacaktır.

CİSED’e bu anlamda başvuran vajinismus vakası oranı nedir?
Hem telefon danışmanlık hatlarımıza hem de maillerimize vajinismus sorunu nedeniyle her gün onlarca telefon gelmekte ve yüzlerce e-posta almaktayız.

Türkiye’de ne kadar vajinismus hastası var? Bu konuda bir istatistik var mı?
Türkiye de bu anlamda yapılmış çok fazla bilimsel bir çalışma olmadığından veriler çok sağlıklı değil. Yapılmış istatistikî çalışmalara bakacak olursak cinsel hayatı aktif olan her on kadından birinde vajinismus görüldüğünü söyleyebiliriz. Ayrıca birçok başka kadın cinsel işlev bozukluğunun temelinde vajinismus sorunu olduğunu da söyleyebiliriz. Vajinismus sorununu sağlıksız bir şekilde çözen birçok kadında daha sonra vajinismus isim değiştirerek karşımıza disparoni (ağrılı cinsel ilişki, orgazm olamama, cinsel soğukluk, vb.) çıkabilir ki bunlarda istatistik verilere girmemektedir.


İsterseniz öncelikle vajinismus’u tanımlayalım? Her on kadından birinin yaşadığı bu vajinismus nasıl bir hastalıktır. Daha doğrusu bir hastalık mıdır?
Vajinismus bir hastalık değil cinsel işlev bozukluğudur. Bu bozukluğun kökeninde endişe, korku ve kaygı vardır. Aslında bakacak olursanız vajinismus bir psikolojik kaygı bozukluğudur. Vajinismus tıpkı deprem gibidir. Onu anlamalı ve felsefesine saygı duyulmalıdır. Kişinin kendisinin umutsuz olduğuna yürekten inanması durumu olan vajinismus, tıpkı aşk gibidir. Tam olarak tanımlanamasa da çaresizlikle yaşanır. Vajinismusu olanlar, aşırı kaygı, saplantı ve kötümserlik içine gömülmüşlerdir. Bu açıdan bakıldığında kadınların korkulu rüyasıdır. Kadında cinsel ilişkinin olduğu anatomik bölgeye vajen adı verilir. Yurt dışındaki cinsel terapi ve seksoloji kitapları incelendiğinde, vajinanın girişindeki kasların istem dışı kasılarak cinsel birleşmenin acılı veya imkânsız olarak algılanmasına vajinismus denildiği görülür. Hekimlik hayatımda gördüğüm yüzlerce vajinismus hastası bana bu tanımın çok doğru olmadığını gösterdi. Çünkü vajinismusta başta vajina etrafında olmak üzere tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku ve panik hali olur. Hasta bacaklarını, açılmasını engelleyecek boyutlarda sıkıca kapatır ve elleriyle eşini iter. Kızlık zarlarının çok kalın ya da vajinalarının çok dar olduğunu düşünebilen bu kadınlar, oluşan acı beklentisi sonucunda kendilerini savunma ve koruma çabaları içine girerler. İşte buna vajinismus denir. Bu tanının konması için bozukluğun sürekli ya da yineleyici bir biçimde görülmesi gerekir. “Ya acırsa” diye korkup, cinsel ilişkinin gerçekleşmesine izin vermemek için, istemsiz bir şekilde yani kontrolü dışındaki kasılmalar bilinçdışı vajinal bir refleks olduğu kadar, ilkel ve bedensel bir korku ve korunma refleksidir. Bu refleks, penisin veya başka bir cismin, tampon, doktor parmağı, hatta hastanın kendi parmağının bile vajinaya yaklaşması veya eşin cinsel ilişki için pozisyon alması sonucu tetiklenebilmektedir. Vajina girişi, hastanın yanlış algısına göre, kasılmalar nedeniyle daraltmakta, sertleşmekte ve birleşmeyi hemen hemen imkânsız hale getirmektedir. Giriş sıkılaştırıldığından, vajinanın içine herhangi bir cisim sokma girişimleri de hasta tarafından acı verici bir işlem olarak algılanmaktadır. Ayrıca buna eşlik eden diğer kas gruplarında da kasılmalar olabilir. Hasta nefesinin kesildiğini bile tarif edebilir. Genellikle, vajina bölgesine müdahale sona erdiğinde, kaslar gevşer ve normale döner. Gerçekte, cinsel ilişki sırasında vajinanın esnemesi ve genişleyebilmesi büyük öneme sahiptir. Vajina, yani kadın cinsel organı, ilişki sırasında erkeğin penisinin büyüklüğü ya da küçüklüğüne göre kendini hazırlar. Cinsel birleşmenin durumuna bağlı olarak genelde dışa en yakın kısmı oldukça gevşeyebilir. Bu sağlıklı ve normal bir durumdur.


Siz Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği olarak vajinismus hakkında nasıl çalışmalar yapıyorsunuz? Mesela imkânları olmayanlardan ya da imkânları sınırlı olanlardan bahsettiniz. Vajinismus tedavisi pahalı bir tedavi midir? Dernek olarak siz durumu uygun olmayan insanlara nasıl hizmet veriyorsunuz?
Öncelikle danışmanlık hatlarından vajinismus sorununun yaşayanlara vajinismus hakkında genel bilgi vererek sorunlarını tanımlamalarına yardımcı oluyoruz. Daha sonra ise sorunlarının sağlıklı çözüm yollarını onlara öğreterek gerekli merkezlere ulaşmalarını sağlıyoruz. Bulundukları yaşam yerlerinde terapist ya da merkezler yok ise vajinismus kitaplarını önererek buradaki egzersizleri yapmalarını öneriyoruz. Yine kitaptaki egzersizleri yaparken takıldıkları ya da aşamadıkları noktalarda danışanlarımız bize dönebiliyor ve uzmanlarımız eşliğinde onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kitaplar eşliğinde giderek vajinismus sorununu birçok çiftin aştığını gözlemliyoruz. Birçok çift daha sonra teşekkür amaçlı bizlerle görüşmekte ve olumlu geri bildirimlerini vermektedir. Hatta 10 Adımda Vajinismus Tedavisi kitabımızı okuyarak bu bozukluğun üstesinden gelen pek çok çift kızı olduğunda adını “Serap” veya “Cemile”, erkek olduğunda “Cem” koyuyor.

Bir kadın vajinismus olduğunu nasıl anlar? Hiç ilişkiye girmemiş biri mesela, vajinismus olduğunu anlayabilir mi? Belirtileri nelerdir?
Hiç ilişkiye girmemiş bir kadın vajinismus olduğunu anlayamaz. Vajinismus tanısının konulabilmesi için kadının cinsel ilişki denemelerine başlaması gerekmektedir. Aynı zaman da bir partneri olduğu halde cinsel birliktelikleri sırasında penis vajina birleşmesine en az 3 ay boyunca izin vermemesi durumunda tanı konulabilinir. Vajinismusun en temel belirtisi ön sevişmede hiçbir sorun yaşanmazken, cinsel ilişki sırasında endişe, korku, kaygı, kasılma, titreme, jinekolojik muayene olmada ya da fitil tampon vajinal krem kullanımlarında vajina bölgesinde veya tüm bedende kasılmaların olmasıdır.


Vajinismus düzenli uygulanan bir terapi ya da bir program dâhilinde çözülebilen bir cinsel işlev bozukluğu öyleyse. Böyle diyebilir miyiz?
Evet, doğru… Vajinismuslu çiftler yanlış inanışlar ve korku yüzünden tedaviye başvurmayı yıllarca geciktiriyorlar. Vajinismus diğer cinsel işlev bozukluklarına bakıldığında yüzde 100 tedavi edilebilen bir bozukluktur. Cinsel terapi süreçleri ile çifte uygulanan aşk oyunları dediğimiz egzersizler basamak basamak uygulandığında sonuçlar yüz güldürücüdür. Çoğu zaman çiftler için önemli bir amaç vardır, o da penisin vajinaya girmesidir. Çiftler ilk önce bunu hedeflerler, çünkü bu yıllardır yapamadıkları bir şeydir. Bu nedenle vajinismus tedavisinde penisin vajinaya girmesi hedefi yüzde 100 sağlanır. Ancak biz tedavinin penis vajinaya girdiğinde değil, çift düzenli ve sorunsuz bir cinsel hayata kavuştuğunda ve kadın cinsel ilişkiden zevk almaya başladığında tamamlandığını savunuyoruz.

Kitabınızı önsözünüzde, “Gerek hastaların gerekse de terapistlerin yararlanabileceği bir temel kaynak” olarak tanımlıyorsunuz. Zaten kitapta anlattığınız hikâye / terapi süreci, asistanınızın başından geçiyor. Kitabın kahramanlarından biri asistanınız… Nasıl başladı hikâyeniz?
“Stajer Adnan” karakterinden bahsediyorsunuz. Adnan gerçek ismi değil tabi ki… Biz ona kendi isteğiyle bu ismi verdik. Adnan psikolog olan bir arkadaşımız… Eşiyle ilk gece birlikte olamamışlar ve ardından uzun zaman vajinismus sorunuyla boğuşmuşlar ve sonunda bize ulaştılar. Bizim rehberliğimizde, eşiyle birlikte bu sorunun üstesinden geldiler. Daha sonra Adnan cinsel terapist olmak istedi ve eğitimlerimize katıldı. Bu kitabın yazılmasında da büyük emekleri oldu… “Ben çektim benim gibi çekenlere şifa vermek istiyorum” diyerek yola çıktı. Çünkü vajinismus sorunu ile bize ve danışmanlık hatlarımıza birçok başvuru oluyor. Vajinismus ile yüzleşen ve uzun süredir cinselliği yaşayamamış olan her çift, ne yazık ki terapi sürecine çoğu zaman başlayamıyor. Bunun nedeni bazen yaşadıkları şehirde cinsel sorunlarından kurtulmalarına yardım edebilecek nitelikte sağlık profesyonellerinin bulunmayışı bazen de bir cinsel terapi sürecine ayıracak paralarının olmamasına bağlıdır. Bizim kitabı yazarken amacımız hem vajinismus konusunda çok fazla deneyim ve bilgisi olmayan uzmanlara hem de bu konuda sorunları olan danışanların kitabı adım adım takip ederek vajinismus sorununa çözüm getirebilmelerini sağlamaktır. Amacımız Türkiye’nin neresinde olursa olsun, nerede çalışırsa çalışsın, nerede yaşarsa yaşasın sağlık görevlilerinin ve danışanların tedavisi yüzde 100 olan vajinismus sorunu nedeniyle çaresizliğe, paniğe kapılmadan, kitabı adım adım takip ederek, doğru teknik ve pratik bilgiler eşliğinde vajinismus sorununu çözebilmeleridir.


Kitabınızı stajyerinizin hikâyesinden yola çıkarak birçok insanın derdi olan vajinismusu onun hikâyesiyle örnekleyerek anlatmışsınız. Adnan’la yolculuğunuz Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nin düzenlediği ‘Cinsel Terapi’ eğitimine başvurduğu anda başlıyor. Adnan bir psikolog ve terapiye eğitim amaçlı değil bir sorunu olduğu için katılıyor. Neydi Adnan’ın problemi?
Adnan oldukça başarılı bir eğitim hayatından geçmiş alanında tecrübeli ancak cinsel terapi süreçlerini bilmeyen bir uzman arkadaşımızdı. Cinsellikte sorunlar yaşanabileceğine yönelik hiçbir bilgisi mevcut değildi. Çünkü o da diğer kişiler gibi cinselliğin doğuştan olduğunu düşünen, 2 insanın birbirini sevmesinin cinselliği sorunsuz olarak yaşamak için yeterli olduğunu sanan, cinselliği konuşmayan ya da araştırmak için gereksinim duymayan bir kişiydi. Adnan ilk kez cinsel yaşamda sorunların olabileceğini çok sevdiği eşi ile evlenince fark etmişti. Önceleri bu soruna bir tanım bulamamış ve eşinin korkularından dolayı cinsel ilişkiye giremediğini ve zamanla bu sorunun kendiliğinden çözülebileceğini düşünmüştü. Yaptığı araştırmalar sonucunda eşinin yaşadığı cinsel sorunun vajinismus olduğunu anlamış ve ilk kez cinsellikte de sorunlar olabileceğini fark etmişti. Adnan, işte tüm bu olanların doğrultusunda cinsel terapi süreçlerini yaşarken, hem eşine hem de bundan sonra karşılaşacağı tüm çiftlere daha fazla yardım edebilmek amacıyla cinsel terapi eğitimine de başladı. Bir erteleme ve kaçınma bozukluğu olan vajinismusu eşiyle birlikte çabuk çözen Adnan, bugüne geldiğimizde artık vajinismusun herkesin başına gelebileceğini biliyor ve bu sorunu yaşayan biri olarak, oldukça başarılı terapi süreçleri uygulayarak birçok çiftin evlilik süreçlerinin tamamlanmasına yardım ediyor.

Vajinismus için bir erteleme ve kaçınma bozukluğu diyorsunuz? Nasıl olsa hallolur diye mi düşünülüyor. Yani küçümseniyor mu bu hastalık?
Evet, çiftler ilk başta bu bozukluğu küçümsüyor… Genellikle var olan inanç çiftin birbirine alışma süreci tamamlanınca cinsel yaşamın kendiliğinden olacağına yöneliktir. Yani zaman içerisinde vajinismus sorununun çözülebileceğine yönelik yanlış inançlar doğrultusunda hareket etme vardır. Burada “cinsellik doğuştan gelir ve doğal süreçlerle yaşanır” cinsel mitti devreye çoğunlukla girmektedir. Vajinismus sorunu yaşayan kadın “bu gece yaşayacağım” diye hazırlık yapar. Ancak akşam olduğunda ya da cinsel birlikteliğe uygun ortamlar yaratıldığında bu ortamdan kaçınmak kendini koruma adına bilinçdışı savunmaları ortaya çıkararak cinselliği yaşamaktan kaçınır. Bu kişinin bilinçdışının kendisine oynadığı zihinsel bir oyunudur.


Vajinismus nedeniyle biten ilişkiler de oluyor mu?
Vajinismusu bilmeyen ve tanımlayamayan kadın, erkeğe karşı görevlerini yerine getiremediği için ve evliliğini tamamlayamadığı için yarımlık, suçluluk, çaresizlik, değersizlik duygularını yaşar. Erkek ise kendini ret edilmiş, sevilmeyen arzulanmayan olarak görür. Vajinismus süreci uzadıkça bu duygulardaki artış zaman içerisinde çiftleri birbirinden uzaklaştırır, tartışmaların artmasına, tahammül sınırlarının aşılmasına, sorunlarla mücadele gücünün azalmasına neden olarak evliliğin bitmesine kadar uzayan bir sürecin doğmasına neden olur. Bu şekilde biten evlilikleri de oldukça fazla gözlemlemekteyiz. Mahkeme tutanaklarına şiddetli geçimsizlik olarak geçen boşanmaların aslında cinsel sorunlardan kaynaklandığını, adı konmasa da bütün hukukçular tarafından bilinir. Aslında burada hukuksal boyuttan bahsetmeden geçemeyeceğim. Çünkü ülkemizde çiftler cinsel sorun nedeniyle boşanma talebinde bulunduklarında boşanma süreçleri hız kazanıyor, cinsel sorun kim yaşıyorsa diğer taraf haklı görülebiliyor. Bu olaylar yıllardır magazin sayfalarını süslemektedir. Ancak kimsenin aklına cinsel sorunların çözümü olabileceği gelmiyor. Cinsel sorunların tedavisinin olabileceğinin bilinmesi, en azından hukuki işlemler sırasında çifti cinsel terapi sürecine yönlendirilebilir ve bu nedenle bitecek evlilikler bitmeyebilir.

Acaba vajinismus olduğunu bilmeyen kadınlar ve onları ilişkiye zorlayan eşler var mıdır? Böyle senaryolar da yaşanıyor mu?
Ne yazık ki yaşanıyor. Vajinismus sorununu bilmeyen birçok erkek, karısının bu davranışına anlam veremediği için, karısının cinsel ilişkiye girmek istemediğini, kendisini sevmediğini düşünmekte ve karısına yönelik öfkeli davranışlarda bulunabilmektedir. Ayrıca hem kadının ailesi hem de erkeğin ailesi bu sorundan haberdar olduğunda süreç biraz daha karmaşık hale gelebilmektedir. Bu sefer onların sert müdahaleleri ile karşılaşma olasılığı artabiliyor. Meslek yaşamım boyunca bu tür vakaları ne yazık ki çok fazla duydum. Cinsel birlikteliği gerçekleştirmek üzere neredeyse tecavüz diyebileceğimiz, karısının elini ayağını bağlama, alkol kullandırma gibi olaylarla karşılaştığım gibi, ailelerin çiftin dünyasına girerek kadını zorla ilişkiye sokmaya çalışma hatta erkeğe bu süreçte yardımcı olma adına kadının eli ve ayaklarını tutma eylemleri ile de karşılaştım. Çoğunluklada “Kızlık zarı yırtılmış ondan mı ilişkiye girmiyor?” sorusu nedeniyle muayeneye getirilen kadınlar gördüm. Zaten kadının cinselliğe yönelik yaşadığı kaygı korkularla birlikte, erkeği tehlike olarak gören bilinçdışı, bu tür davranımlar karşısında kadını daha çok kendini kapatmaya zorluyor. Bu kapanış ile birlikte ne yazık ki çok kolay olan tedavi sürecide zorlaşıyor.


Zeynep ve Ergün’ün hikâyesiyle başlıyor vajinismus terapisi. Ergün Bey size mail atıyor, şikâyeti ile ilgili. Çünkü eşi çekiniyor. Bir kadın sorunu ama başvuran erkek? Genelde böyle mi olur, erkeklerden mi gelir şikâyetler?
Hayır, sadece erkeklerden gelmiyor. Kadınlardan da oldukça fazla mail alıyoruz. Aslında kadınlardan daha fazla aldığımızı bile söyleyebilirim. Çünkü cinsel ilişkiye giremeyen kadın kendini çaresiz, mutsuz hissetmekte ve hiç kimseye anlatamadığı duygularını biri ile paylaşma isteği ile telefon ya da mail hatlarımdan bize ulaşmaktadır. Burada “hem kadının hem de erkeğin başvuruları var” diyebiliriz.

Vajinismus kadına kendini psikolojik olarak nasıl hissettirir?
Vajinismus kadında ve erkekte ciddi anlamda huzursuzluk ve mutsuzluğa neden olabilir. Vajinismuslu kadın cinsel ilişkiden korkmaktadır ve kaçınmaktadır, ancak bir yandan da bunu yapamadığı için huzursuzdur. Hiçbir şeyden zevk almaz, depresif bir ruh hali içindedir, kendisini başarısız ve işe yaramaz biri olarak hisseder, eşini mutsuz ettiğini ve ona haksızlık ettiğini düşünür. Erkek ise eşinin onu istemediğini düşünebilir ve çevrelerindeki herkesin başardığı bir şeyi başaramıyor olmak onu da mutsuz eder ve hırçınlaştırır. Çift gerginleşir ve zamanla çiftin arasında başka problemler de ortaya çıkabilir. Oysaki iki taraf da birbirini gerçekten anlar ve destek olursa sorun çözülür.


Zeynep ve Ergün çifti beş yıldır evliymiş ve cinsel birlikteliği gerçekleştirememişler. Terapi sürecine baktığımızda Zeynep’in evlenmeden önce ilk geceyle ilgili endişeleri olduğunu ama çekindiği için eşine bu endişelerini söyleyemediğini görüyoruz. Kadınlar bunu anlatmaktan çekinirler mi? Onlara bu çekingenliği yaratan temel duygu nedir? Kaybetme korkusu mu?
Genellikle endişeleri paylaşma veya cinsel bir sorunun varlığını kabul etmek zordur. Çiftin sorunu kabul etmesi zaman alır. Cinselliğin dürtüsel olduğu inancıyla sorunlarının fiziksel nedenlerden olabileceği düşüncesini geliştirirler. Bu süreçte doktor doktor gezerek anatomik olarak bir sorun ararken, sorunlarının psikolojik kökeninin de olabileceğini yok sayarlar. Bu süreçte organik kökenli bir sorun yaşamadıklarını tecrübe ederek öğrenirler. Örneğin kızlık zarı engeli ortadan kalkarsa rahatlıkla ilişkiye girebileceklerini düşünürken, kızlık zarı ameliyatı ardından ilişkiye giremediklerini görmeleri sorunlarının organik kökenli olmayacağı yönünde ilk ipuçlarını toplamalarına neden olur. Aslında bunlara sebep olan en büyük neden sorunun çözülebileceğini bilememektir. Genellikle çiftlerin aklına psikolojik kökenli denildiğinde kişinin kendisini iyi hissettiğinde, cinselliği sık yaşamaya çalıştığında, eşinin davranımları daha ılımlı olduğunda sorun çok çabuk çözülebilecek olması gelir. Bundan dolayı sorunu görüp kabul ettikten sonra da bir süre kendiliğinden çözüleceğini düşünerek beklerler. Oysaki bu noktada bilinçdışı süreçleri devrededir. Ve bilinçdışı süreçleri ile kadının cinselliğe yüklediği olumsuz duygu ve düşünceler doğrultusunda geliştirdiği bir cinsel ilişkiden kaçınma ve erteleme davranımı vardır. Bu davranım her ne kadar olumsuz gibi düşünülse de kadını bilinçdışının öngördüğü tehlikelerden koruma davranımı olmaktadır. Anlayacağınız vajinismus bir tehlike karşısında kadının bedenini koruması, kendini savunması mekanizmasıdır. Bu mekanizmanın ile zihnin kişiye oynadığı oyunlar artar ve tedavi süreci uzar. Bizim önerimiz sorunu fark ettikten sonra vakit kaybedilmeden cinsel terapiye başvurulmasıdır. Çünkü bazen çiftlerin 5, 10, hatta 15 yıl vajinismus sorunu ile yaşayabildiklerini görüyoruz. Oysaki cinsel terapi ile ortalama 12 seansta çözülebilen bir sorun olan vajinismusun tedavisi için yıllarca beklemek çifti yıpratıyor, bu nedenle vakit geçirmeden tedavi başvurulmalıdır.


“Ağrıdan korkmak, vajinismusta sık gördüğümüz bir durumdur” diyorsunuz. Ağrıdan korkmanın sebebi nedir? Evlenmeden önce anlatılan kızlık zarı ve ilk gece hikâyeleri mi? Bilgisizlik vajinismusta yaşanan “ağrıdan korkmak” düşüncesini veya algısını tetikler mi?
Kız çocukları daha çok küçük yaşlardayken “kapat eteğini, bacağın görünecek” gibi güvendikleri ve inandıkları aile büyüklerinin uyarılarıyla “kendilerini kapatmaları” gerektiğini öğrenirler. Bu öğrenmelerini cinsellikle ilgili masumca bir soru sorduklarında azarlanıp küstürüldüklerinde, sadece eteklerini değil, kendi bedenlerine olan ilgilerini ve meraklarını da kapatarak pekiştirirler. Kendi mahremlerini büyük bir gizlilikle korumayı öğrenen bu kadınlar bilmedikleri ve hiçbir zaman öğretilmeyen cinsel hayata dair kapıları ilk gece araladığında ise büyük bir panik ve karmaşa yaşarlar. Hayır, istemiyorum, açmayacağım bacaklarımı diyen ve karmakarışık olan bir kadının fiziksel anlamda kendini savunmasına vajinismus denir. Çünkü kendi vücudu ile ilgili yaşayabileceği güzel şeylere dair her türlü inisiyatifi elinden alınmış ve yaşarsa ayıp ve günah olacağı söylenen kadınlar, ilk gece yıllardır korudukları en değerli hazineleri olan iyi kız ruhlarını, namuslarını ve bekâretlerini kaybetmemek için mücadele ederler. Kendilerini, eşlerini ve sevenlerini üzerek tarifsiz bir acı dolu hayata başlarlar. Buna bir de vajinanın küçük, dar ve esnemeyeceğine yönelik, ilk gecenin ağrılı acılı olacağı, kızlık zarından oldukça fazla kan geleceği, ilk ilişkide kilitlenme olabileceği gibi cinsel bilgi eksiklikleri ve cinsel mit dediğimiz hurafeler eklenince vajinismus sorunun ortaya çıkma olasılığı kaçınılmaz olacaktır.

“Böyle bir konu ile ilgili konuşmak çok aşağılayıcı bir durumdu. Bu dertten muzdarip gezegende ki tek insan sanki benmişim gibi hissettim ve o gün çok ağladım.” diyen Zeynep, vajinismus olduğunu arkadaşlarına anlattığında hissettiği duyguyu böyle anlatıyor. Vajinismus yaşayan her kadın böyle mi hisseder?
Bu süreç sadece vajinismus için geçerli değildir. Genellikle insan olarak bir sorunla karşılaştığımızda sanki o sorunu bizden başka hiç kimse yaşamamış ve ya yaşamayacak gibi bakarız. Ancak vajinismusta bir fark vardır. Kadın çevresine bakar herkes evlenmiştir ve cinselliklerini yaşadıklarına yönelik kanıt olarak çocuk sahibidirler. Vajinismuslu kadın algılarını bu yönde çalıştırarak çevresindeki tüm kadınların cinsel ilişki içerisinde olduğunu düşünür ve bunun kanıtlarını bulmaya çalışır. Bu kanıtları buldukça da kendini dünyanın en sersem, en beceriksiz kadını olarak görerek kendine yönelik acımasız eleştirilerde bulunur ve kendini suçlar.


Kızlık zarının kalın olması, vajinismusun nedenlerinden biri midir? Kitabınızda kızlık zarının jinekologlar tarafından alınabildiğini yazmışsınız. Kızlık zarının alınması doğru bir tedavi yöntemi midir peki?
Vajinismus yüzde 95 psikolojik kökenli yüzde 5 organik kökenli bir sorundur. Kızlık zarının esnek olmaması, yüksek kenarlı olması, vajinada yapışıklıkların olması gibi nedenler organik nedenler arasındadır. Bu nedenler mevcutsa bir işlem yapılması gerekmektedir. Ancak çoğu jinekolog hiçbir patoloji ortada yok iken kızlık zarını operasyonla alma yoluna gitmektedir. Çünkü jinekologlar çoğu zaman kızlık zarının alınması durumunda kadında olan kaygı ve korkuların ortadan kalkacağına ve vajinismus sorununun çözüleceğine inanırlar. Yapılan kızlık zarı ameliyatları sonrasında da vajinismusun çözülmediğini görmek hem hekimi şaşkına çevir hem de danışanı çaresizliğe sürükler. Aslında kızlık zarı ameliyatları vajinismus ve tedavi yöntemlerinin uzmanlar tarafından da çok iyi bilinmemesinin birer kanıtıdır. Kadının yaşadığı korku ve kaygı çoğu zaman bilinç düzeyinde değil bilinçdışı süreçlerdedir. Ve sadece kızlık zarını alarak vajinismus sorununu ortadan kaldırmayacaktır. Vajinismus çoğunlukla psikolojik nedenlere bağlıdır. Vajinismuslu kadınlarında geçmişte bilinçdışına atılan cinsellikle ilgili olumsuz mesajlar vardır. Bunlar arasında en sık karşımıza çıkanlar; kızlık zarını korunması ile ilgili çocukluktan kalma mesajlar ve korkular, cinselliğin suçluluk, ayıp, günah gibi kavramlarla eşleştirilmesi, ilk gece ile ilgili yanlış, abartılı ve eksik bilgiler ve ön yargılar, cinsel ilişki sırasında kilitlenme ve rezil olma korkusu gibi hurafeler, vajinanın normalden dar ve küçük olduğu, penisin girmesinin imkânsız olduğu gibi düşüncelerdir. Bu duygu ve düşünceler ortadan kaldırılmadan vajinismus tedavi edilmesi zorlaşacaktır. Bundan dolayı kızlık zarı ameliyatları gerekmedikçe tedaviye alternatif olarak kullanılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki vajinismus tedavisinin en sağlıklı ve en etkili yöntemi cinsel terapidir.

“Kendimi çaresiz ve mutsuz hissediyordum, onun hayatını zindana çevirdiğimi bildiğim için zaman zaman gitmesini ve hiç değilse kendini kurtarmasını istiyordum…” diyen Zeynep, hep suçluluk hissiyle ilişkiye devam ediyor. Çok sevse de eşi için ayrılmayı göze alıyor…
Bu durum, vajinisnus vakalarında en sık gördüğümüz tablolardan biridir. Kadın cinselliği yerine getirilmesi gerekilen bir görev olarak görür. Erkeğin mutluluğunun cinsel yaşamdan geçtiğine ve bu mutluluğu da kadının verebileceğine inanır. Eşinin tüm fedakârlıkları karşısında bir kadın olarak görevlerini yerine getirememek ve erkeği mutlu edememek kadının kendisini eksik, suçlu, görevlerini yerine getirmeyecek kadar zayıf, değersiz çaresiz hissettirir. Bu hisler doğrultusunda kendisinin eşine uygun bir eş olamadığını, eşinin daha iyilerine layık olduğunu, kendisinin yaşadığı mutsuzluğu eşine yaşatmasının hakkı olmadığını, eşinin daha güçlü ve değerli bir insanla bir araya gelmesi gerektiğini düşünmeye başlar. Bu düşünceyle eşini ne kadar çok severse sevsin, kendisi ne kadar çok acı çekecek olursa olsun eşten ayrılmayı göze alır.


Cinsel terapistin Zeynep’e söylediği bir söz çok ilgimi çekti. “Kadınlar ilişki sırasında kabul eden rolünü benimser. Bazı kadınlar bunu kontrolü kaybetme korkusu olarak algılarlar.” Bu korku vajinisma yol açan bir korku mudur?
Vajinismusta bilinçdışı olarak kaybetme korkusunun yanında güvenip güveneme korkusu ve erkeği tehlike olarak görme eğilimi vardır. Vajinismus bilinçdışı süreçlerde erkekten gelebilecek tehlikeye karşı kadının bedenin kendini savunmasıdır. Cinsellikte kabul etme; “sana güveniyorum, bana zarar vermezsin, beni mutlu edersin ve beni seviyorsun” anlamındadır. Partnerinin sadece cinsellik için değil tüm boyutları ile birlikte yanında olduğunu hissetmek kadına rahatlama duygusu ile birlikte güven duygularının artmasına yardımcı olur, kadınının kendini partnerine teslim etmesini ve tedavi sürecini olumlu etkiler. Birbirlerine destek olan, her durumda birbirlerinin yanında olduğunu hissettiren, sorunu sadece karşı tarafın sorunu olarak görmeyen, birbirine sevgi, saygı ve güven duyguları ile bağlı çiftlerin vajinismus sorunlarını çok kısa sürede çözdüklerini tecrübelerim doğrultusunda rahatlıkla söyleyebilirim.

“Korkutucu ve ağrı verici olaylar, özellikle çocukluk çağında meydana gelmişse, cinsel konuda kaçma refleksini tetikliyor olabilir” diyorsunuz. Çocuklukta yaşanan hikâyeler, mesela regli dönemleri, ilk cinsellik keşifleri, değersizlik hissi vb. duygular vajinismusa neden olabilir mi?
Cinsel bilgi konusunda yardım alamayan çocuk, doyumsuz bir merak edinir ve kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışır, bazen korkar bazen suçluluk duygusuyla yüklenir. En kötüsü cinsel olayların pek güzel bir şey olmadığı, bu yüzden ilgilenilmemesi gereken bir şey olduğu sonucuna varabilir. İlgilenilen konunun ayıp, yasak, günah veya pis olduğu inancını iç dünyasına yerleştirebilir. Bilinçdışına itilen bu inanç, birçok yetişkin insanın hayatını etkiler. Çünkü böyle bir atmosferde gelişen cinsel hayat, kişiyi ilerde kuracağı evlilikte güzel, sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama götüremez ve yaşayacağı cinsellikte sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Çocukluk döneminde anne-babanın cinsel birlikteliğine tanık olmuş bir çocuk Zeynep. O çocuk aklıyla yüzüstü yatan annesine babasının kötü şeyler yaptığını düşünüyor. Bu algı, onun cinsel hayatını bir şekilde etkiliyor. Çocukların cinselliği algılamaları ve özellikle anne-babanın birlikteliğine şahit olmaları travmatik bir durum yaratabiliyor mu?
Ana babasının cinsel ilişkisine tanık olan her çocuk korkar. Babalarının annelerinin canını yaktığına inanabilirler. Bazen de annelerinin babalarının canını yaktığını düşünebilirler. Cinsel ilişki sırasında canın yanacağı korkusu yetişkinlik yaşamına da taşınır. Cinsel birleşme yaparsa cinsel organına zarar vereceğini düşünür. Bazı çocuklar cinsel birleşmeye tanık olmasa da ana-babasının yatak odasının kapısından ya da duvarından geçen sesleri duyabilir. Çocuk duyduğu seslerden babasının annesine zarar verdiğini düşünebilir. Bu da onun ruh dünyasında bir takım yaralar açabilir ve eşiyle yatak odasında tek başına kaldığına korkmasına neden olabilir. Onun için çocuklarla anne babanın aynı odada yatmaları sakıncalıdır. Bilhassa cinsel ilişki esnasında çok dikkatli olmalıdır.


“Kadın cinselliğinin önemli bir özelliği cinsel birleşme sırasında alıcı durumda olmasıdır. Erkeğin aksine kadınlar, içine girilen ve seçim yapamayan bir kişi konumundadır.” Bu durum muayene olduğunda da geçerli… Seçim yapamayan konumda olmak kadına kendini nasıl hissettiriyor, kadın bu durumu nasıl değerlendiriyor?
Aslında kadınlar seçim yaparlar. Tehlikeyi hissettiklerinde ya da zarar görebilecekleri durumlarda bedenlerini koruma amacıyla bacaklarını kapatırlar, vajen kasları kasarak içeriye bir şeylerin girmesine engel olurlar ve vajinismus da bu şekilde olur. Bu durum jinekolojik muayene için de geçerlidir. Jinekolojik muayene olması gereken kadın önüne ilk gelen doktora muayene olmaz. Önce araştırır, soruşturur, belli bir güveni oluşturduktan sonra muayene olmaya karar verir ve muayene sonucunda aynı hekime gitmeye özen gösterir.

“Bazı kadınlar evlilik öncesi cinsel ilişkinin günah ve yanlış olduğunu öğrenerek büyürler. Bazıları ebeveynleri tarafından çocukluklarında mastürbasyon yaptıkları ya da seks oyunları oynadıkları için cezalandırılmışlardır.” demişsiniz kitabınızda… Bu tür yaklaşımlar çocuğun cinsel hayatını olumsuz yönde etkileyebiliyor sonucu ortaya çıkıyor bu sözlerden. Çocuklar cinsel kimliklerini keşfetmeye başladıklarında, seks oyunları oynadıklarında ya da kendilerine dokunduklarında onlara nasıl yaklaşmak gerekiyor?
3-6 yaş döneminde çocuk dokunma yoluyla kendisini ve cinsel organlarını tanımaya başlar. Çocuğun cinsel organlarını elleyerek tanımaya çalışması çoğu kez büyükleri çok rahatsız eder. Kız çocuklarına “dokunma, yapma veya ellersen kötü olur”, erkek çocuklarına da “keserler, kopar, çürür” şeklinde yanlış yaklaşımda bulunurlar. Bu gibi hatalı sözler çocuklarda korku, endişe ve utanma duyguları yaratacağından son derece sakıncalıdır. Dokunma yoluyla cinsel organını keşfeden çocuk zamanla tesadüfen zevk almaya başlar ve bunun sonucunda mastürbasyon yaptığı görülebilir. Küçük çocuğun rastlantı sonucu kendini tatmin etmesi normaldir ve zararlı sayılmaz. Sıkça başvurulan bu cinsel uyarılma türü annelerin sandığı ölçüde korkulacak bir durum değildir. Bebekliklerinde çok uzun süre kendi başlarına bırakılan çocuklarda bu duruma daha sık rastlanır. Canı sıkılan, sevgi ve ilgi eksikliği duyan, bilişsel açıdan uyarı ve doyumdan yoksun kalan çocuklar, kendilerine haz ve doyum sağlayan tek kaynağı mastürbasyon olarak gördükleri için devamlı mastürbasyon yapma ihtiyacını hissederler. Çocuğu korkutup yıldırmakla bunun önüne geçilemez. Bu durumda çocukları korkutmadan ve konuya değinmeden başka bir şeyle oyalayarak dikkatlerini başka bir yöne çekmek genellikle yeterli olur. Bir saplantı şeklinde olursa, çocuk için evde-okulda nelerin eksik olduğu bulunmalı, bu doyumsuzluk ve çatışmaların nedenlerin aranmalı ve bunların giderilme yolları aranmalıdır. Bu amaçla uzman denetiminde aile yönlendirilerek, olumsuz yakın çevre ortamı yeniden düzenlenmelidir.

Vajinismusa kadın gözünden baktığımızda böyle bir pencere açılıyor: “Kendini suçlu, eksik ve değersiz hisseden bir eş konumunda vajinismusu olan kadın.” Ya erkek, o neler hissediyor?
Erkeklerde kendine güvensizlik ve çaresizlik sık görülen duygulardır. Bunlarla birlikte kendisinin reddedildiğini düşünebilir. Bilinçdışı ona da bir oyun oynar ve zaman içerisinde cinsel soğukluk, isteksizlik, sertleşme problemi, erken boşalma problemi yaşayabilir. Vajinismus tedavisinin bir parçası olarak çiftin sağlıklı bir cinsel yaşantıya kavuşması ile erkekteki sorunlar da tamamıyla çözüme ulaşır.

cem_kece_cinsellik_7 cem_kece_cinsellik_5

“Seni seviyorum”, “Bana güvenebilirsin”, “Bu iş olsa da olmasa da, seni asla bırakmayacağım”… Samimiyetle verilen “seviyorum” ve “yanındayım” mesajı… Zeynep Hanımın eşi Ergün Bey’den yapmasını istediğiniz şeyler. Sevmek ve sevgiyi, güveni anlatmak önce kalbe girmek vajinismus hikâyesinde de karşımıza çıkıyor. Sevgi her kapıyı açıyor diyebilir miyiz Cem Bey?
Aslında sizin de dediğiniz gibi sevgi her kapıyı açıyor… Birbirlerine destek olan, her durumda birbirlerinin yanında olduğunu hissettiren, sorunu sadece karşı tarafın sorunu olarak görmeyen, birbirine sevgi ve saygı gösteren çiftlerin vajinismus sorunlarını çok kısa sürede çözdüklerini tecrübelerim doğrultusunda rahatlıkla söyleyebilirim. Ben buna birde güveni eklemek istiyorum. Birbirine güvenen ve terapistinden sorununa yönelik güven duyguları alan her çift terapi süreçlerini kolaylıkla geçmektedir.

Zeynep ve Ergün çiftinin ve diğer çiftlerin vajinismustan kurtulmak için uygulayabilecekleri birçok yöntem öneriyorsunuz anlattığınız terapi hikâyeleriyle. Çiftlerin vajinismus için aldıkları bu terapi süreçlerini okumak ve sonunda neler olduğuna okuyucularımıza bırakalım. Son olarak vajinismus problemi yaşayan kadınlar ve çiftler bu sorunla karşı karşıya geldikleri ilk an ne yapsınlar? Size nasıl başvurabilirler?
Unutulmamalıdır ki vajinismus bozukluğunda kadının vajina kaslarında hissettiği kasılmalar tamamen istem dışıdır. Bu bilinçdışı kasılmalar penisin vajinaya girmesini zorlaştırmaktadır. Bu yüzden erkeklerin eşlerinin bu durumu kavrayıp, onlara daha duyarlı yaklaşmaları gerekir. Erkekler vajinismus probleminin aşılabilecek bir sorun olduğunu, eğer ilk cinsel denemelerinin üzerinden 3 aya yakın bir zaman geçmişse artık bunun için profesyonel bir destek alınması gerektiğini kabul etmeli ve eşlerini zorlamadan tedaviye yönlendirmelidir. Bu amaçla hizmet veren Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED)’in web sayfasını ziyaret edebilir ve “CİSED’in Önerdiği Terapistler” linkine tıklayarak (http://www.cised.org.tr/Terapistler) kendisine en yakın cinsel terapiste başvurabilir. Sorunu kabul etmek tedavinin yarısıyken, doğru bir cinsel terapiste başvurmak ise diğer yarısıdır…

cem_kece_cinsellik_9 cem_kece_cinsellik_13

10 Adımda Vajinismus Tedavisi / Yazar / A. Cem Keçe / Baskı Editörü: Melek Acar / Sanat Yönetmeni: Sedat Akgümüş / Grafik Tasarım – Kapak Tasarım -Mizampaj: Adil Uslu / Özgün illustrasyonlar: Yusuf Temiz / Hazırlık: Ütopya Grafik / Birinci Basım / Mart 2011 – Ankara / 272 sayfa

Cem Keçe: 1971′de Samsun’un Bafra ilçesinde doğdu. 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmetler Bölümü’nde “Aile Danışmanlığı” eğitimi aldı. Konya Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Psikolojik Danışma ve Rehberlik üzerine Yüksek Lisans yaptı. Prof. Dr. Vamık VOLKAN’dan dinamik yönelimli “psikoterapi” süpervizyonu aldı. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’ni kurdu ve halen “CİSED Onursal Başkanı” olarak hizmet vermektedir. Yaklaşık 6 yıldır Sabah Gazetesi’nin Günaydın ekinde her Çarşamba cinsel sağlık köşesinde ve Hürriyet Aile’de haftalık yazılar yazmakta ve okuyucularından gelen “psikolojik sorunlar, aşk, evlik, ilişkiler ve cinsellik” konulu soruları yanıtlamaktadır. Yatak Efsaneleri, Sevemez Kimse Beni Benim Sevdiğim Kadar, Çaresiz Değilsiniz Çare Sizsiniz, En İyi Terapistim Ben, Olmak ya da Olmamak – İstersen Değişimi Başarabilirsin, 10 Adımda Vajinismus Tedavisi, Vajinismusun Üstesinden Gelmek, 10 Adımda Erken Boşalma Tedavisi, Cinselliğin Dayanılmaz Ağırlığı, Kabusname ve Edebi Cinsellik adlı kitapların yazarıdır. www.facebook.com/drcemkece ve www.twitter.com/drcemkece adreslerinde takipçileriyle buluşuyor.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.