‘Günümüzde yaşananlar çok daha korkunç değil mi?’

 

“İlkokulu bitirmenin heyecanı hepsini sarmıştı. Artık siyah önlük yoktu, haylazlık yüzünden zil çalana kadar kapı arkasında tek ayak üstünde beklemek yoktu. İsmet, ortaokula başlayacağı için gururlu ama kaygılıydı. Yeni okulunda, öğretmenler tek bir bakışla herkesi tir tir titretirken, bu yıldırmalara pabuç bırakmayan bir grup öğrenciyle tanıştı: İbretlikler. Bir yandan da, Hatice’ye beslediği duygularla ne yapacağını bilemeyen İsmet, İbretlikler’e özenir gibiydi…” Cemil Kavukçu ile Yolun Başındakiler romanını konuştuk.

Mahallenin en azılı çocukları bile korkuyor Hatice’den. İstisnasız tümü. Hatice’nin bu gücünün nedeni cinsiyetinin getirdiği davranışların sınırını zorlamak mı yalnızca?
Tam olarak öyle olduğunu söyleyemem. Atak yapısı ve gözü kara olması onu oğlan çocuklarının arasında çekinilecek bir konuma getiriyor. Bir başka faktör de Hatice’nin geçimsiz ve kavgacı annesi. Çünkü arkasında öyle bir anne olduğunu çocuktan yetişkine bütün mahalleli biliyor.

Hatice’nin babası da annesi karşısında oldukça güçsüz. Acaba kadınlar erkekler karşısında güç kazandıkça mı korkmaktan vazgeçip korkutucu olabiliyorlar? Sonra da bu özelliği kızlarına aktarabiliyorlar?
Hatice’nin annesi eli maşalı bir kadın. Erkekler karşısında güç kazanmak için özel bir çaba harcamıyor, yapısı öyle. Pasif baba ise o koşullarda yaşamayı kabullendiğinden, belki de başka seçeneği olmadığından aynı çatı altında barınıyor. Hatice’nin arkadaşları arasındaki hırçınlığı evde aldığı terbiyeden kaynaklanıyor ama finalde annesi gibi olmayacağını gösteren bir tavır sergiliyor.

İsmet’in annesi ve babası arasında, okumak nedeniyle gerilimli bir an yaşanıyor. Ve baba Celal Bey, karısının söylediklerine içerliyor. Okumayan bir baba, çocuğunu okutmak istemediğini söylediği bir tartışmanın sonunda nasıl oluyor da geçmişine üzülebiliyor?
Toplumumuzda çok sık rastlanan bir durum bu. Okumadığı ya da okuyamadığı için çok isabetli bir karar verdiğini söyleyen birine rastlamadım daha.

ck_1a ck_1b

Okul kaydı sırasında, İsmet için onlarca gerekli gereksiz kural sıralanıyor. Bunların dışına çıkıldığında da “asi” olarak damgalanacağı söyleniyor. Okul sanki öğrenciyi zora sokmak, kenara ayırmak için çabalıyor. Sizce “gerçekte” de oluyor mu bu tür şeyler?
Gerçekte bu tür şeyler oldu. Yolun Başındakiler’i yazarken ortaokul öğrenciliğim dönemindeki anılarımdan oldukça yararlandım. Ancak kitapta anlatılanlar tamamen kurgu. Okul, işin başında kendince bir eleme yapmaya çalışıyor. Okumak isteyenlerle okumak isteyenlere engel olacakları bu yöntemlerle ayıklayacaklarını düşünüyor ve çok sıkı disiplin kuralları uyguluyorlar. 60’lı yıllarda bir kasaba ortaokulunda durum buydu.

Yine aynı kayıt sırasında İsmet’in babası Celal Bey’e fena halde çıkışıyor okul müdürü. Velilerin çocuklarını aslında hiç tanımadıklarını söylüyor. Okullar her şeye bu kadar müdahaleci mi oluyor acaba?
Böyle bir genelleme yapamayız, kuşkusuz her okul her şeye bu kadar müdahale etmez. Burada idarecilerin inisiyatifi öne çıkıyor.

İsmet’in annesi kızının okuması için direnemezken, oğlunun okuması söz konusu olunca sonuna kadar direniyor. Kız çocukları annelerinin gözünde de mi son derece şanssız dersiniz?
Bunu belirleyen toplumun değer yargıları. Anne de kızı için bir yere kadar direnebileceğini biliyor. Çünkü kendi çocukluğu da kasaba ortamında, benzer baskılar altında geçmiştir. Böyle ortamlarda kız çocuğu için “iyi bir evlilik” tek seçenekken oğlan çocukları için bir “istikbal” kaygısı vardır. İsmet’in annesi de babasını bu kanalı kullanarak ikna edebiliyor.

İsmet okula gittiğinin ilk günü yasakların yalnızca okulla sınırlı olmadığını, gündelik hayata da nüfuz ettiğini öğreniyor. Öğrencilerin bu şekilde disiplin altına alınamayacağını düşünenlerdenim. Ama bu uygulamanın mantıklı bir sebebi de olmalı. Nasıl bir “mantık kılıfı” uydurulabilir bu duruma?
Romanda anlatılan, “uygulanan disiplinin” elle tutulur, savunulabilir hiçbir yanı yok. Buradaki mantık kılıfı olsa olsa kendini koruyamayacağına inanılan, ona güven duyulmayan ergenleri bir biçimde baskı altına alarak korumaya çalışmak. Tek silahları da ceza ile korkutmak.

ck_2a ck_2b

Ayrıca roman boyunca süren, öğretmenlerin de, okulun da, uygulamanın da korkutuculuğu İsmet’te travmaya neden olmuyor pek. İsmet’i bu kadar güçlü bir çocuk yapan şey ne?
Burada İsmet’i ya da öbür öğrencileri güçlü kılan bir durum söz konusu değil. Yapılanların göstermelik olduğunu kısa süre sonra hepsi fark ediyor. Her pazartesi sabahı bayrak töreni öncesi aynı “ibretlik” öğrenciler orta yere çıkarılıp gösteriliyor, azarlanıyorlar ama disiplin cezası alan ya da okuldan atılan olmuyor. Sınıfa kimin kuşu bıraktığı araştırılmıyor bile.

İsmet için aşk Tommiks ve Teksas kitapları yardımıyla Hatice’yi görebilmek manasına geliyor. Aşk, bir kasabada nasıl oluyor da bu biçimi alıyor? Yoksa bu aşktan çok, ortak noktaları olan iki insanın yakınlaşmak istemesi mi dersiniz?
Aşk değil zaten. 11-12 yaşındaki çocukların karşı cinsi fark ettikleri bir dönem. Çocukluktan ergenliğe geçişin en sıkıntılı yaşları. Üstelik görsel medyanın olmadığı, her şeyin kulaktan dolma bilgilerle yalan yanlış öğrenildiği 60’lı yıllarda bir kasabada geçiyor roman. Bir yıl öncesi sokaklarda oynadığı Hatice’yi görebilmek bile güçleşmiştir, çünkü yetişkinler çocukları cinsiyetlerine göre kutuplara ayırmıştır artık.  Kitap verebilmek en büyük bahanedir.

Yolun Başındakiler, anlaşıldığı kadarıyla günümüzde değil, çok eski bir tarihte geçiyor. Geçmişi, geçmişin öğrenciler açısından zorluklarını gençlere anlatarak onlara “Sizin zamanınız gayet iyi,” gibi bir mesaj mı vermeyi amaçladınız bu şekilde?
Bugüne dek yazdıklarımda hiçbir mesaj kaygım olmadı. Bir zamanlar böyle yaşandığını, o zamanki çocukların ve gençlerin günümüzdekinden çok farklı sorunları olduğunu göstermek istedim yalnızca.

Yine aynı biçimde romanda İsmet’in öğrencilik hayatı bir tür korku zamanı gibi anlatılıyor. Sahi bu kadar korkunç muydu “eskiden”?
Sonuçta bu bir kurgu. Günümüzde yaşananlar çok daha korkunç değil mi? Hap kullanan, uçucu madde koklayan ve bu yüzden hayatını kaybeden, sokaklarda yatıp kalkan, dilenen, kaçırılan, tecavüz edilip öldürülen çocuklar… Bunları yazdığımızda ortaya nasıl bir tablo çıkacak?

ck_3

Romanında kapanışında Hatice, o yaşına rağmen müthiş bir karar veriyor. Kurguyu zedelememek için açık etmek istemiyorum ama Hatice bu karar için niçin bu kadar zaman bekliyor acaba? O kararı alabilmesinde bir şey etkili olmuş olmalı?
Hatice’nin aile yapısı, yaşam biçimleri, ilkokuldan sonra okutulmayıp bir fabrikada çalışmaya başlaması, baskıcı annesi onun kararını etkileyen faktörler. Bunu açıkça belirtmek yerine ucunu açık bırakıp kitabı okuyanın bir neden bulmasını istedim.

Yolun Başındakiler / Yazar: Cemil Kavukçu / Günışığı Kitaplığı / Roman / Dizi Editörü: Semih Gümüş / Yayına Hazırlayan: Müren Beykan / Yayın Koordinatörü: Canan Topaloğlu / Son Okuma: Hande Demirtaş / Grafik Tasarım: Suzan Aral / Kapak Resmi: Huban Korman / Baskı Öncesi Hazırlık: Songül Arslan / 1. Baskı Ağustos 2013 / 156 Sayfa

Cemil Kavukçu; 1951’de Bursa, İnegöl’de doğdu. 1976’da İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Öyküleri 1980’den bu yana çeşitli dergilerde yayımlanan Kavukçu, Patika (1987) adlı kitabıyla 1987 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’nü, Uzak Noktalara Doğru (1995) adlı öykü kitabıyla 1996 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı ve Angelacoma’nın Duvarları (2008) adlı anlatısıyla 2009 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü kazandı. 1980 sonrası öykücüleri arasında, eski kuşağın Sait Faik gibi ustalarıyla aynı düzeyde gösterilir. Son yıllardaki öykü kitapları arasında Mimoza’da Elli Gram (2007), Tasmalı Güvercin (2009) ve Aynadaki Zaman (2012) dikkati çeker. Kavukçu, Dönüş (1998), Suda Bulanık Oyunlar (2004) ve Gamba (2006) adlı romanların yanı sıra çocuklar için de kitaplar yazdı: Bir Öykü Yazalım mı? (2011) ve Yeşilcik (2012). Yolun Başındakiler (2013) Cemil Kavukçu’nun ilk gençlik romanı. Edebiyatımızdaki ustalığıyla 2013 Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün de sahibi olan yazar, eşiyle birlikte Ankara’da yaşıyor, bir oğlu var.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.