Cennet ile Cehennemin Evliliği – William Blake

 

“18. ve 19. yy İngiltere’sinin yetiştirdiği en önde gelen şairlerinden biri olan Blake bu sefer, birbirlerinden taban tabana zıt iki mekânı, cennet ile cehennemi ortak bir anlaşmaya tabii tutuyor: Evliliğe. İyi ve kötü, sevinç ve keder, yer ve gök görünmez bir bağ ile kenetlenerek bütünleşiyor Cennet ile Cehennemin Evliliği’nde. Kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi zincirinin bir halkası olabilecek miyiz? Şahitlik edeceğimiz bu evlilikte hangi tarafa ‘evet’ diyeceğiz, cennete mi cehenneme mi?” Cennet ile Cehennemin Evliliği’nden bir bölüm yayımlıyoruz.

Cehennem Meselleri

Ekim zamanı öğren, hasat zamanı öğret, kışın eğlen.
Arabanı ve sabanını ölülerin kemikleri üzerinden sür.
Aşırılık yolu bilgelik sarayına varır.
Basiret, Kabiliyetsizliğin kur yaptığı zengin, çirkin bir kız kurusudur.
Arzulayıp da eyleme geçmeyen bela doğurur.
Biçilen solucan sabanı affeder.
Suyu seveni ırmağa daldırın.
Budalayla bilge kişinin gördüğü ağaç aynı değildir.
Yüzü ışık saçmayan asla bir yıldız olamaz.
Sonsuzluk zamanın ürünlerine âşıktır.
İşi başından aşkın arının acıya zamanı kalmaz.
Budalalığın saatleri zamanölçerle belirlenebilir, fakat bilgeninkileri hiçbir saat ölçemez.
Bütün sağlıklı besinler bir ağ ya da kapan olmaksızın yakalanır.
Sayıyı, ağırlığı ve ölçüyü bir kıtlık yılında kullanıma sok.
Hiçbir kuş, eğer yalnız kendi kanatlarıyla uçuyorsa, fazla yükselemez.
Ölü bir gövde yaraların intikamını alamaz.
En yüce davranış başka birini önümüze koymaktır.
Budala budalalığında ısrar etseydi, bilge olurdu.
Budalalık düzenbazlığın örtüsüdür.
Utanç gururun örtüsüdür.
Hapishaneler Yasanın taşlarıyla inşa edilir, Genelevler
Dinin tuğlalarıyla.
Tavus kuşunun kibri Tanrı’nın ihtişamıdır.
Keçinin şehveti Tanrı’nın ihsanıdır.
Aslanın öfkesi Tanrı’nın bilgeliğidir.
Kadının çıplaklığı Tanrı’nın eseridir.
Acının aşırısı güldürür. Hazzın aşırısı ağlatır.
Aslanların kükremesi, kurtların uluması, fırtınalı denizin kabarması ve yok eden kılıç, insan gözünün göremeyeceği sonsuzluğun parçalarıdır.
Tilki kendini değil, tuzağı lânetler.
Hazlar hamile bırakır. Acılar doğurur.
Erkek aslan kürkü giysin, kadın koyun postu.
Kuşa yuva, örümceğe ağ, insana dostluk.
Bencil ve gülümseyen budala da, huysuz ve somurtkan budala da bilge sanılacaktır, bu yolla güç kazanabilirler.
Bugün ispatlanmış olan, bir zamanlar hayal edilmişti sadece.
Sıçan, fare, tilki, tavşan kökleri gözler, aslan, kaplan, at, fil meyveleri gözler.
Sarnıç biriktirir: kaynak taşırır.
Bir düşünce engini doldurur.
Düşünceni söylemeye hazır ol daima, böylece alçak kişi sakınır senden.
İnanılması mümkün olan her şey hakikatin imgesidir.
Kartal kargadan öğrenmeye razı olduğunda, fazla zaman kaybetmez.
Tilki kendine bir şeyler sağlar, Tanrı’ysa aslana.
Sabahleyin düşün. Öğlen yap. Akşamleyin ye. Geceleyin uyu.
Kendisini aldatmana izin veren kişi seni tanıyordur.
Saban nasıl kelimeleri takip ederse, Tanrı da duaları öyle ödüllendirir.
Öfkeli kaplanlar eğitimli atlardan daha bilgedir.
Durgun sudan zehir bekle.
Yeterliden fazlasını bilmedikçe yeterli olanı asla bilemezsin.
Budalanın serzenişine kulak ver! Krallara yaraşır bir şeydir bu!
Ateşten gözler, havadan burun delikleri, sudan ağız, topraktan sakal.
Yiğitlikte zayıf olan kurnazlıkta güçlüdür.
Elma ağacı kayına nasıl büyüyeceğini asla sormaz, aslan da ata avını nasıl yakalayacağını sormaz.
Şükran duyarak alan bereketli ürün verir.
Başkaları budala olmasaydı, bizim öyle olmamız gerekirdi.
Tatlı hazzın ruhu asla kirletilemez.
Bir kartal gördüğünde, Dehanın bir parçasını görürsün, kaldır kafanı!
Tırtıl yumurtalarını bırakmak için nasıl en güzel yaprakları seçerse, rahip de lânet okumak için en güzel hazları seçer.
Küçük bir çiçek yaratmak çağların işidir.
Bağları sıkanları lânetle: Gevşetenleri kutsa.
En iyi şarap en eskisidir, en iyi su en yenisi.
Dualar saban sürmez! Şükürler ekin biçmez!
Sevinçler gülmez! Kederler ağlamaz!
Baş Ulviyet, kalp Duygulandırma, cinsel organlar Güzellik, eller ve ayaklar Oranlılık.
Kuş için hava, balık için deniz neyse, aşağılık olan için de aşağılama odur.
Karga her şeyin kara olmasını diler, baykuş ise ak.
Taşkınlık Güzelliktir.
Aslan tilkiden öğüt alsa kurnaz olurdu.
Islah düz yollar yapar, oysa Islahın olmadığı çarpık yollar Dehanın yollarıdır.
Eyleme geçmemiş arzuları besleyeceğine bebeği beşiğinde öldür.
İnsanın olmadığı yerde tabiat kıraçtır.
Hakikat asla anlatılamaz, o anlaşılsın diyedir, inanılsın diye değil.
Yeterli! ya da Çok Fazla.

(…)

Çevirmen: Mesut Küçükoğlu

*Bu okuma parçasının yayını için Dedalus Kitap’a teşekkür ederiz.

William Blake: İncil, Blake üzerinde derin ve erken bir etkiydi ve hayatı boyunca bir ilham kaynağı olarak kalacaktı. Blake, oymacılığa ona babasının aldığı antik Yunan yapıtlarının kopyalarıyla başladı. Bunlardan Raphael, Michelangelo, Maarten van Heemskerck ve Albrecht Dürer’in yapıtlarıyla klasik biçimlere açıklığını keşfetti. 1778’de Blake Strand yakınlarında Old Somerst House’da Kraliyet Akademisi’ne katıldı. Bu yıllarda National Gallery’nin kurucularından olan George Cumberland Blake’in çalışmalarının hayranı oldu. Blake’in ilk şiir derlemesi olan Poetical Sketches 1783 dolaylarında yayımlandı. Bir çok etkiliyici yapıtın sahibi Blake, 1827 yılında hayata gözlerini yumdu.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.