Coşkuyla Ölmek – Şule Gürbüz

 

“Dünya kendi hakikatleri hakkında tamamen yalancı ve ikiyüzlüdür. Dünya bir ahlaksıza namuslu ve saffet sahibi muamelesi yapan adamın perişanlığını ve zilletini, ona yüksek ve kutsal muamelesi yapanı perişan ederek yaşatır.”

“Ahret ancak hiçbir söylenen ile düşünülen ve hayal edilen ile beraber anılmayacak bir yer ise ki ben öyle umuyorum, öbür dünya denmeyi hak eder.”

“Trafik ışığı kendi isteğine ve dünyasına göre geç-dur diyordu. “Geçecek hal var mı?” demek onun kurulu dünyasında yoktu.”

“Hani insan gençlik, çocukluk resimlerine bakar da hiç tanımadığı birine bakar gibi olur ya, yüzünü başka, ifadesini sandığından değişik bulur ya, bu resmi sündürüp bütün hayatın üstüne çekseniz işte örtü budur. Hak ve hakikat örtüsü budur.”

“Gencin coşkusu derken bu coşkunun çoğu hayal kırıklığının taşması neticesinde oluşan keder coşkunluğu ve hayatiyet gibi de görülebilecek ölüm coşkusudur. İhtiyar coşkusuz ölür, eğer genç ölürse coşkuyla ölür. İtiraf edeyim, gençken ölmeyi çok isterdim. Coşkuyla ölmek isterdim. Kendi gözümde kendim ancak böyle tam ve gerçek olabilirdim.”

“O keşfedileceğe inanan değildi, tahammüle inanandı. Dünya da anca tahammül yeriydi, sabır ve tahammül. Ölmemeye sabretmenin yeriydi.”

“Hayatın temizliği öldürmektir, tazelenmesi ve baharı derin kederdir.”

“İnsan zaten dertli değildir, derdin kendisidir.”

“İnsan öyle büyük bir derttir ki bu büyüklükte bir şeyin kendine sığacağını aklına getirmez de bunu dünyanın, hayatın derdi sayar. Hayat, o durgun kibirli suyunda kendisine bakan bu çirkin heyulaya bakıp bakıp “Bu herhalde benim,” der. Bu dert de ona yeter.”

“Hayattan akanlar ve savrulan duman her deliğe girmeye, sızmaya muktedirdir. Yaşıyor olmak böyle çepçevre şimdide ve hele geçmişten üzerimize düşenlerle hevenk hevenk bir müddet kendi çağına asılı kalmaktır.”

“(…) bak Sadullah Efendi, dünya geniş, büyük derler ama bak, oturacak bir yer bulamazsın, oturursun da hiçbiri senin olmaz, oturduğun yerin adamı, dahası o halin insanı olmazsın.”

“Babam anlayabildiğim kadarı ile kendinden başını kaldıramayan, kendine bir mezar gibi gömülü, kurtlarını ve böceklerini de kendisi besleyen bir adamdı.”

“Acı sanki vardı da geziyor ama sahip bulamıyor, kendisine katlanacak bir yürek arıyordu. Beni şüphesiz beğenmiyordu. Acının beğeneceği biri olmak bana çok uzaktı. Belki de bu yüzden ben de kendimi hiç beğenmiyordum. Sanki biraz utanıyordum. Bir ağrı daha beğenip de bana yaklaşmamıştı.”

“Çünkü hayat toplamda utanılacak şeylerin birikimidir, bilirim.”

“Sabah oldu. Hep olur. Buna sebep sabah oluşunu bir aralanma, bir aydınlanma saymamak gerekir, ölmez sağ kalırsak sabah olur. Sabah, gecenin gençleşmiş, kuvvete gelmiş, hayallerinden arınmış ve hatta şimdi onları inkâr eden halidir.”

“(…) bilirdim ki kim nereye düşerse düşsün kalkıp evine gider, insan düştüğü yerde, yaralandığı yerde, bittiği yerde değildir, bunların hepsi evdedir, ev görmeye bu yüzden dayanamam.”

“Hayat rüyadır derler. Benim hayatım hiç rüyalarıma benzemedi. Hayatıma benzemeyen her şey rüyam oldu.”

FullSizeRender

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.