‘Bitkilerin çay olarak uygulanması en eski ve en basit ilaç şekli olarak bilinmektedir’

 

Ülkemizde en çok tüketilen ve özellikle kahvaltı masamızın baştacı siyah çay ve hayatımıza yeni yeni girmeye başlayan yeşil çayın öyküsüyle başlıyor  kitabına Prof.Dr. Erdem Yeşilada. Elinize ince belli bardağınızı alıp çayınızı yudumlarken belki de siz de içinizden defalarca o soruyu sordunuz; “ çayı ilk kim buldu ve adına neden ‘çay’ dedi.?”  Kafasından bu soruyu geçirenler, çayla ilgili daha birçok sorunun cevabını, en önemlisi de bitkilerin kullanım alanları ve hangi hastalıklara şifa olduğu hakkında yer alan bilgileri bulabilecekler ‘Doğadan Gelen Sağlık’ kitabında.

Çay’ın günümüze geliş öyküsüyle başlamışsınız kitabınıza. Okuyucularımıza çay’ın öyküsünü kısaca anlatabilir misiniz? Bitkinin suyla birleşip içildiği ve bunun adı çay olsun denildiği o tarih…
Çay denildiğinde akla ilk gelen çay bitkisi oluyor. Yeşil çayı tesadüfen bilgeliği ile bilinen Çin İmparatoru Shen-Nung bulmuş. Çay adının da kökeni Çince “chai” kelimesinden kaynaklanmaktadır. Ancak ‘çay’ denildiğinde sadece çay bitkisinden hazırlanan yeşil ya da siyah çay anlaşılmamalı. Tüm bitki ya da hayvansal ürünlerden demleyerek ya da kaynatılarak hazırlanan içecekleri kapsar. Halk tababetinde en eski ve kolay ilaç hazırlama yöntemidir. Bu bakımdan herhangi bir karışıklığı önlemek amacıyla çay bitkisi haricinde hazırlanan çaylara “bitkisel çay” denilmesi uygun olacaktır.

Yeşil çay ve siyah çay ilk başlarda ilaç olarak kullanılıyor. Hangi hastalıklara iyi geldiği düşünülüyor o tarihte ve gerçekten de iyileştirici özellikleri var mı?
Tahminin başlangıçta herhangi bir ilaç etkisi beklenmeden, yeşil ya da siyah çayın içerisinde bulunan kafein gibi ‘uyarıcı’ etkili bileşenler nedeniyle verdiği enerjinin insanları etkilediğini düşünebiliriz.  Ancak günümüzde gerek deneysel çalışmalar ve gerekse yapılan saha çalışmaları çayın, özellikle yeşil çayın, antioksidan özelliğine bağlı olarak bir çok hastalığa karşı vücudu desteklediğini ortaya koymaktadır. Bilhassa belirli kanser tipleri üzerinde yeşil çayın koruyucu etkisi görülmüştür.

ERDEM.YEŞİLADA1 ERDEM.YEŞİLADA2

İnce belli cam çay bardağı, siyah çay içmenin keyfi… Çaylar için bunu cam bardakla için, diğerini kupayla  gibi önerileriniz oluyor mu? Bardaklar çay kullanımında ne kadar etkin?
Bardak seçiminde ben her zaman ince porselen bardağın çayın ve bitkisel çayın lezzetini mükemmelleştirdiği görüşündeyim.  Zaten Uzakdoğu toplumlarında çaylar porselen fincanlarda içilir. En kaliteli porselen olan “Fine China” bir Çin ve Japon sanatıdır. Dışından baktığınızda içindeki çayı görebileceğiniz kadar incedir. Ancak Çin ile ilgili bahsetmekte yarar gördüğüm bir uyarı ise, kalitesiz ve ucuz Çin porselen bardaklarında içindeki sırrın kurşun boyası taşıdığını tespit ettik. Dolayısıyla bu tip bardaklar kullanıldığında kurşun içilen çaya geçmektedir. Sanırım kurşunun zehirli bir element olduğunu ve vücutta biriktiğini herkes biliyor.

Bitki çayları denildiğinde artık aklımıza ilk gelen kelime “şifa” oluyor. Bitki çaylarının şifası konusunda hepimizin söyleyebileceği bir kaç cümle var. Bitkilerin dünyası, birbirimize reçete verebilecek kadar kolay bir dünya mı? Herkes o dünyanın dilini kolayca öğrenebilir mi sahiden?
Bitkilerin sağlığımız için yararlı özellikleri Eczacılık Fakültelerinde zorlu bir eğitim sonucu öğretilmektedir. Ancak ne yazıkki insanlar bir kaç bitki adı öğrendiğinde kendilerini hemen usta, bilge olarak görebiliyorlar. Dolayısıyla yarar sağlamak amacıyla yaptıkları bir uygulama zarar sağlayabiliyor.

Siyah çay için farklı görüşler var. Kimi, vücuttaki demir oranını düşürdüğü için çok fazla içilmesinin sağlığa zararı olduğunu söylerken kimi ise siyah çayın yararlarından bahsediyor. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?
Daha önce de belirttiğim gibi basit bir şekilde bitkiyi kaynatmak olarak gördüğünüz bitki çaylarının kullanılması bir bilgi birikimini gerektirir. Bunun için her bitkinin kimyasal içeriğini, suya ne derecede geçtiği, sıcak suya ne derecede dayandığı, vücutta nasıl metabolize olduğu, metabolitlerinin vücuttan hangi sürelerle atıldığını bilmek gerekir. Bu nedenle bazı bitkiler aç karnına, bazıları yemek sırasında, bazıları ise öğün aralarında kullanılmalıdır. Çay bitkisinde bulunan polifenolik bileşikler demir ile şelat oluşturarak emilimini engelleyebilir. Bu nedenle yemeklerden hemen sonra içilmesinin bu tip olumsuz bir etkisi olabilir. Olabilir diyorum, çünkü içtiğiniz çayın koyuluğu ve miktarı gibi etkenlerin rolü göz ardı edilmemelidir.

Çayın demlenme süresi de çay tiryakilerinin çok tartıştığı konulardan biri. Fokur fokur kaynatarak ve saatlerce ocakta bekleterek yaptığımız çay keyfimiz kahvaltı ve öğleden sonra ritüellerimizden biri. Çay ocakta ortalama ne kadar süre kalmalı?
Şüphesiz uzun süre bekletilmesi ile çayların bileşiminde değişiklikler olabilir. Bu bakımdan çayların taze hazırlanarak içilmesi önerilir. Türk usulü demlemede 30-40 dakikayı aşmaması uygun olacaktır. Zaten bu süreyi aştığınızda çayın aromasının da değiştiğinin farkına varırsınız.

ERDEM.YEŞİLADA3 ERDEM.YEŞİLADA4

Poşet çayları ne kadar güvenli?
Kanımca güvenilir markalara ait poşet çaylar güvenilir içeriği nedeniyle tercih edilmelidir. Açıkta satılan çayların temizliği, kalitesinden asla emin olamazsınız. Kaç kişi ellemiş, nerelerde depolanmış, kemirgen artıkları var mı?…. Poşet çayların bir diğer avantajı ise her bardakta homojen içerikte bitki çayının sağlanabilmesidir. Poşet çay olmadığında genel olarak karışım içerisindeki ince ve hafif parçalar üst tarafta, ağır ve büyük kısımlar ise alt kısımda toplanmaktadır. Dolayısıyla her seferinde yapmanız gereken karıştırma işlemi çay içeriğinin ufalanmasına yol açar ve bulanık görünüşte çay hazırlamanıza yol açabilir.

Çayı nasıl ve nerede saklamalıyız?
Kuru ve serin yerlerde saklanmalıdır. Genellikle en fazla 2 yıl saklanabilir.

Bitki çaylarında galiba en önemli hadise onları nasıl demleyeceğimiz? Kimi bitkileri kaynatmak gerekirken, kimilerini ise sadece sıcak suda bekletmek gerekiyor. Bu bitkiden bitkiye değişen demleme krizimize pratik bir öneriniz olur mu?
Kök, gövde gibi Odunlu bitki kısımları soğuk su içerisinde kaynayıncaya kadar ısıtılıp 15-30 dakika kısık ateşte bekletilerek hazırlanır. Diğerleri ise kaynatılmış su ilave edilipi 5-15 dakika (istenen koyuluğa kadar) bekletilerek hazırlanır. Kokulu bileşenler taşıyan bitkilerin kesinlikle kaynatılmaması gerekir. Bu nedenle pratik bir çözüm mümkün değil.

Bitki çaylarının düzenli kullanılmama nedenlerinden biri de tatları. Acı, mayhoş ya da alışık olmadığımız bir başka tad. Bitki çaylarını da aromalı yapmak mümkün mü? Ya da daha leziz bi hale getirmek için formülünüz var mı?
Aroma vermek için standart bir formül vermek doğru olmaz. İnsan tercih ettikleri aroma ve lezzete uygun düzenleme yapabilir. Karanfil, tarçın, zencefil, limon kabuğu, melisa, limon otu, kekik, nane gibi kokulu bitkiler ilave edilebilir. Bu bştkilerin seçiminde etkisini de göz önüne almak gerekir.

Bitki çayları ne zaman ve hangi sıklıkta içilmeli?
İstenen etki cevabına göre günde 1 ya da 2-3 defa içilebilir. Ancak bu miktarların iki misline çıkarılması da mümkün olabilir. Bu tamamen istenen etkinin gücüne ve bitkinin içeriğine bağlıdır. Bazı bitkiler önerilen miktarda tüketildiğinde yararlı iken fazla tüketildiğinde zarar verebilir.

ERDEM.YEŞİLADA5 ERDEM.YEŞİLADA6

Her bitkinin çayı olur mu?
Her bitkinin çay olmaz. Öncelikle içerisindeki etkili bileşenleri suda ne derecede çözündüğü, aroma ve lezzetinin ne derecede içime uygun olduğu ve sıcak suya ne derecede dayanabildiği, yani bozunmadığı gibi hususlar önemlidir.

Bitki çayları ile ilgili sorunlarımızdan biri de onları nasıl saklamamız gerektiğini bilememiz. Kavanozda mı, poşette mi, dolapta mı, tezgah üstünde ışık alan bir yerde mi?…
Bitki çayları tercihen cam kavanozlarda doğrudan ışık almayan yerlerde ve kapalı kaplarda saklanmalıdır.

Bitkilerin şifalı dünyası birkaç cümleyle anlatmakla bitmez elbette ama en çok karşılaştığımız bir kaç hastalığa iyi gelebilecek bitki önerilerinizi de almak isteriz. Obezite, Şeker hastalığı, romatizma ve tansiyon Türkiye’nin sorunu gibi görünüyor. Bu hastalıklar için önerebileceğiniz formüller var mı?
Obezite için tek başına bir çay tarifi yapmak aldatıcı olur. Öyle bir şey mümkün olsa!!! Tansiyon için önerim alıç çayı ve karabamya çayı; Şeker hastalığı için zeytin yaprağı çayı, romatizma için ise içerisinde söğüt yaprağı bulunan yine karışım bir formül gerekir .

Zencefil, Karanfil ve Tarçın artık mutfak raflarımızda tuz, şeker kadar yer alıyor. Kullanım alanlarını ve kullanım şekillerini anlatabilir misiniz?
Çaylara aroma ve lezzet vermelerinin yanı sıra tarçının kan şekerinin kontrolünde, zencefilin iltihaplı durumlarda yararlı olduğunu biliyoruz. Karanfil ise iyi bir ağız-boğaz antiseptiği, insan yaşamı üzerinde olumlu etkileri gündemde olan bir bitki. Şüphesiz burada belirttiğim etkileri en belirgin olanları.

Halen ülkemizde bitkilerin sağlık ve diğer kullanım şekilleriyle ilgili yanlış kullanımlar olabiliyor. Çok fazla bitki çayı tüketmek, yanlış demlemek de bitki çaylarını bir anda sağlıklı olmaktan çıkarıp, zehir haline de getirebiliyor. Bitki çayları ne zaman zararlı hale geliyor?
Gereğinden fazla sıklıkta, ucuz olsun diye kalitesiz ürünler kullanıldığında, bilinçsiz şekilde ilaçlar ile birlikte kullanıldığında zararlı olabilir.

ERDEM.YEŞİLADA7 ERDEM.YEŞİLADA8

“Bitkiler sadece hastalıkların tedavisinde kullanılmaz. Hastalıklardan korunmak için de kullanılmalı” diyorsunuz kitabınızda. Bir evde bitki dolabı yapacak olursak, o dolapta olmazsa olmaz hangi bitkileri bulundurmamız gerekiyor?
Kekik, zencefil, ölmez çiçek, adaçayı, papatya, rezene, karanfil, tarçın, melisa, nane.

Doğadan Gelen Sağlık- Bitki Çayları / Yayıma Hazırlayan :Gökhan Ünver / Kapak ve Grafik Tasarımı: Sabahat Doğan / Yapım: Gram İstanbul /Yayınevi: Era Yayıncılık

Prof. Dr. Erdem Yeşilada ; 24.12.1949’da Zonguldak’ta doğdu. Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde 1972 yılında lisans eğtimini tamamladı. Doğal kaynaklı ilaç bilimi olan Farmakognazi dalında eğitim ve araştırmalarını 1972-1988 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, 1988 -2005 yılları arasında Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde ve 2005 yılından itibaren de Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde sürdürmektedir. 1987 yılında Doçent ve 1993 yılında Profesör ünvanını aldı. Halen Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognazi ve Fitoterapi Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevini sürdürmektedir.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.