“Liderlik özelliğinizi keşfetmek için, severek oynadığınız ilk oyuncağınızı hatırlayın.”

 

Liderliği “Ben kimim?” sorusuyla adım atılan ve varılmaması gereken bir yolculuk olarak tanımlıyor yazar. Kitap, akıl ile beyni dönüştürmek suretiyle, düşünceyi olumlu yönde değiştirmeye yönelik bir zihin hamlesi öğütlüyor. Kendi benzersiz zihin kodlarını çözmek, bu kodlarda saklı olan liderlik özelliklerini keşfetmek isteyenler, zihin dünyasında bir yolculuk yapmak için, Ethem Kocabaş’ın söylediklerine kulak verin

“İnsanlar bir zihin şifresiyle doğarlar. Bu şifre, içerisinde bazı liderlik özelliklerini barındırır. Herkes her alanda lider olamaz. Ancak unutulmamalıdır ki herkes kendi benzersiz zihin şifresinin lideridir.” Önsözünüze bu sözlerle başlıyorsunuz. Zihin şifresi nedir?
Beyin gibi atomsal fiziki yapılarımız ve genetik kayıtlarımız başta olmak üzere beynimizdeki nöron ağı, zekâ potansiyelimiz, karakter özelliklerimiz ve içinde büyüdüğümüz çevreye bağlı olarak gelişen ilgi alanlarımızın hepsi zihnin şifresinin bir parçasını oluşturmaktadır.

Herkeste farklı bir zihin şifresi mi vardır?
Her insan içerdiği atomsal yapıların oluşturduğu sistemsel bütünlüğü itibariyle (beden ve beyin gibi) benzersiz bir enerjidir. Bu enerji farklılığı parmak izinde, gözün retina tabakasında ve beynimizde nöron ağında da kendisini göstermektedir. Nöron ağının her insanda bireye özgü olarak farklı olması duyguların, düşüncelerin, hayallerin ve anıların da farklı olduğuna işaret eder. Yine nöron ağı farklılığından dolayı her insan başta ailesi olmak üzere içinde büyüdüğü çevresel koşullara göre de karakter ve zekâ gelişiminde benzersiz bir yol alır. Üstelik zekâ dediğimiz deha potansiyelimiz de kişiye özel genetik temelli bir zihin sürecidir. İşte bu nedenlerden dolayı zihnin şifresi her insanda farklıdır.

Kendimizi ve liderlik özelliklerimizi keşfetmek için nasıl bir yol izlememiz gerekiyor?
Bunun için öncelikle “Ben kimim?” sorusunda derinleşmek gerekir. Bu konudaki kitaplara, konferanslara, belgesellere ve eğitimlere önem vermeliyiz. “Ben kimim?” çok duraklı bir yolculuktur.

‒        0-7 yaş dönemimde nasıl bir çocuktum?

‒        Ergenliğe kadar olan dönemde nasıl biriydim?

‒        Çocukluğumda ve gençliğimde nasıl bir çevrede büyüdüm, bu çevrenin benim üzerimdeki etkileri neydi?

‒        Zamanımı nasıl değerlendirmeyi severdim?

‒        Severek oynadığımı hatırladığım ilk oyuncaklarım neydi?

Bunun gibi çocukluk yıllarına ait çok önemli sorularla başlayan bir yolculuktan bahsediyorum. Zekâ şifresinin keşfinde ve desteklenmesinde özellikle 0-7 yaş dönemi çok önemli olduğundan kişi hangi yaşta olursa olsun eğer kendini keşfedip, liderlik özelliklerini çözme arayışında ise geçmişe yolculuk yapması çok önemlidir.

ethemkocabaş.anasayfa.resmi ethemkocabaş1

“Her insan genetik özelliklerinin de etkisiyle bir zekâ şifresiyle doğar. Bu şifre aynı zamanda kişinin varoluş vaadidir. İşte bu vaat de derinlerinde önemli bir liderlik mesajı içermektedir.” Varoluş vaadimiz var ama biz vaadimizi bilmiyor ya da hatırlamıyoruz, sizin tezlerinize göre… Bu vaadi yerine getirebilmek için önce o mesajı bulmamız gerekiyor. Bu konuda nasıl yol almayı öneriyorsunuz?
Bu vaadi keşfedip, desteklemek konusunda en kritik dönem 0-7 yaş arasıdır. Bu nedenle yuvalar ve ilkokulun birinci senesi liderlik özelliğinin çözülüp desteklenmesi bakımından da son derece önemlidir. Kişinin varoluş vaadi şifresi genetik kayıtlarında vardır. Bu vaadin keşfedilip desteklenmesinde çevre ve eğitim çok önemlidir. Bach’ı sporcu olarak yetiştirseydik acaba yine zamana ve mekâna aynı izi bırakabilir miydi? Yıllardır eğitim kurumlarında ve şirketlerde verdiğim konferanslarda hep şu hususa dikkat çekerim: Varoluş vaadinizi çözmek istiyorsanız biyografinizin detaylarında derinleşmeniz gerekir. Nasıl bir çevrede büyüdüm? Nasıl bir çocuktum? Neleri tercih ederdim? Bugün neleri tercih ediyorum? Bunun gibi geçmişten bugüne doğru yol alan soruların oluşturduğu bütüne dikkat etmek gerekir.

Olumsuz duygu ve düşüncelerin engellenmesinde stresten ve depresyondan arınmak için meditasyon ve terapinin önemli faydaları olduğunu vurguluyorsunuz. Meditasyon ve terapi beyni nasıl etkiliyor, bunun sonucunda nasıl bir değişim yaşanıyor?
Meditasyon başta kan basıncınız olmak üzere, nefesinize ve bunlara bağlı olarak da vücudunuzdaki enerji seviyesine olumlu yönde katkıda bulunuyor. Bunun sonucunda da zihinsel ve bedensel rahatlama gözleniyor. Terapide de bilgiye dayalı farkındalığın duygu, düşünce ve eylemlerimiz üzerindeki etkilerini görebiliyoruz. Nasıl ki ayna karşısında kendimize çekidüzen veriyorsak, bilişsel terapi sayesinde de zihinsel bakımdan iç dünyamıza çekidüzen veriyoruz diyebiliriz.

“Liderlik, kendini keşfetmek yani kendini aramak meselesidir. Liderlik asla kendini bulmak anlamına gelmez” diyorsunuz. Daima yolda olmak ve yolun sonu yok. O halde, liderliğin ilk hareket noktası neresi?
Genetik kayıtlardan içinde büyüdüğümüz çevreye, eğitim hayatımızdan mesleğimize ve oradan da evren alanındaki varoluşumuza kadar uzanan bir yolculuktan bahsediyorum. Yani özellikle evren alanındaki varoluşumuzu anlamlandırmak bakımından bu dünyamızdaki kısa ömrümüzle tamamlanamayacak bir yolculuk. Davranış bilimleri, nöroloji, genetik, nöropsikoloji, nörokuantoloji, nöroteoloji, sosyoloji, tarih ve biyografiler liderlik bakımından araştırma yapılması gereken önemli alanlar arasında sayılabilir. Yürümeye çocukluk yıllarımızdan başlayacağız. Liderlik özelliklerimizi keşfedebilmemiz için ilk oyun ve oyuncaklarımızdan bugüne doğru yolculuk etmemiz gerekiyor.

“Ben kimim?” sorusunu sorun diyorsunuz. “Kendini aramayan insan kendini bulamaz.” Bu soruyu kendine sormayan insan var mıdır?
Bu soruya hangi derinlikte cevap aradığınız önemlidir. Konferanslarıma katılan kişilere “Siz kimsiniz?” diye sorduğumda genellikle verilen cevap, “Ben bir insanım” şeklinde oluyor. Oysaki bu cevap herkes için geçerli; bugüne kadar kendi benzersiz zihin şifresinden hareketle kendini tanımlayan çok az sayıda insanla karşılaştığımı söyleyebilirim.

Eğer zihnimizden “Ben kimim?” sorusu geçiyorsa, bizde de liderlik vasıfları vardır, diyebilir miyiz?
Zekâ şifresinden dolayı dünyadaki her insanın bu şifresiyle paralellik gösteren alanlarda liderlik potansiyeli vardır diyebiliriz.

Öncülük etmek, yön vermek, yol göstermek… Liderlik bir üstünlük müdür?
Liderlik zihin şifresiyle eşleştirildiğinde bir üstünlük hali olmak durumundan çıkar. Bunun yerine kendini bilmeye dayalı bir içsel farkındalığa dönüşür.

Ego, liderlik özelliklerinden biri diyebiliriz. Bir liderde olması gereken özelliklerden biri midir?
Bazı durumlarda, evet. Ancak herkes için genel bir tanımlama yapacaksak, hayır. Egoyu başlangıçta motivasyonu yükselten bir güç olarak kabul eden kişiler, belli bir süre sonra bundan arınamazlarsa o zaman ilişkilerde sorunlar yaşanmaya başlıyor.

ethemkocabaş2-yatay kullanacağız kare olmayacak

“Dâhilerin kitleler tarafından anlaşılmaya ve takdir edilebilmeye yönelik beklentileri de bir ego meselesi değildir.” İnsan neden takdir edilmeyi ve anlaşılmayı bekler, bu ne anlama gelir?
“Beni anladılar” ile “Beni anlayacaklar” arasındaki fark önemlidir. İnsan sosyal bir varlık olduğundan anlaşılmak ister. Ancak bazı insanlar zaman ve mekân ötesi boyutta yaşadıklarından onlar için anlaşılmak, içinde bulunduğu zaman dilimindeki insanlarla sınırlandırılamayacak bir durumdur. Dâhiler, insanları üzerinde bulundukları basamaktan yukarı çıkmalarına imkân verecek yeni basamaklar inşa ederler. Bu nedenle de dâhiler ancak gelecekte anlaşılabilirler.

Mozart, Bach, Shakespeare, Goethe… Hepsi de kendi alanlarında lider isimler. Yeteneklerini keşfetmenin ayrıcalığına sahip olmuş önemli isimler. Onların varoluş vaatleri neydi, biraz inceleyebilir miyiz?
Zekâ şifreleri varoluş vaatleriydi. Yani hepsi de kişisel zekâ şifresine uygun olan alanlarla eşleşmiş kişilerdi. Bir an için şöyle düşünelim, dünya boks şampiyonu Muhammet Ali’ye şiir yazdırsaydık ya da Shakespeare’e de boks yaptırsaydık ne olurdu? Acaba zamana ve mekâna aynı izi bırakabilirler miydi? Bence bu soru ve cevabı bu isimlerin varoluş vaatleriyle buluşmalarının ne anlama geldiğine ışık tutmaktadır.

“Egoyu kontrol altına alan bir lider beraberindekilerin farklılıklarına saygı duyar ve elinden geldiğince onlara destek olmaya çalışır…” Sürekli “ben” diyen ve kendi başarısından başka başarıları tanımayan, önemsemeyen liderler? Bu tür insanlara lider diyebilir miyiz?
Aslında “ben” bakış açısının yer aldığı basamak her insanın aşması gereken bir noktadır. Zamanla kişi bir üst basamağa çıkar. Bazı kişiler bu basamakta takılıp kalabilirler. Zira bu kişilerin çocukluk yıllarından itibaren yaşadıkları travmalar beyinlerindeki nöron ağında bıraktıkları kalıcı izlerden dolayı kişiyi bu basamağa hapsedebilir. İçsel bilgelik beyindeki bu olumsuz bağlantılara müdahale edebilmeyi gerektirir. Her ne kadar bu bağlantıların önemli bir kısmı bilinçdışında olsa da akıl ile beyinde değişim gerçekleştirilebilir. “Ben” basamağı 21. yüzyılın dünyasında insanlardan daha fazla maddi getiri elde edebilmek ve onları daha kolay yönetebilmek adına da tüm insanlığa empoze edilen bir yaklaşımdır. Dolayısıyla pek çok insanın “ben” basamağında takılıp kalması dünyaya doğdukları andan itibaren kendilerine yöneltilen nöropazarlama ve nörosiyaset uygulamalarının bir sonucu da olabilir. Kişinin içsel farkındalığının az olması durumunu, içsel liderlik özelliği hakkında yeterince bilgiye sahip olamamasının bir sonucu olarak tanımlayabiliriz. Bu kişiler lider özelliğine sahip değiller diye bir tanımlama yanlış olur.

Beynimiz, kullandığımızda harikalar yaratmamızı sağlayacak muhteşem bir cihaz ve onu doğru kullanmak için, kullanım kılavuzuna bakmıyoruz. Kitabınızda da anlattığınız gibi, son çıkan teknolojiyi yakından takip ediyor, cihazların özellikleri hakkında bilgi ediniyor ve onları kullanmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Beynimizin nasıl işlediği konusunda bir fikrimiz yok. Bu kadar önemli olan ve bizi çok başka bir yere taşıyabilecek bir özeli tanımak istememizin sebebi ne olabilir?
Şu sorular üzerinde düşünürsek sanırım sorunuzun cevabını daha kolay bulabiliriz:

‒        Kaç evde büyük bir kitaplık var?

‒        İnsanlar bütçelerinin ne kadarını kitap almak, konferans izlemek veya belgesel DVD’leri almak gibi harcamalara ayırıyorlar?

‒        Kaç kişi kendisine kitap hediye edilmesinden büyük mutluluk duyuyor?

‒        Beyin yönetim stratejilerine yönelik program, araştırma ve belgeseller ne kadar izleniyor?

‒        Matrix filminde sorgulandığı gibi insanlar güzel olduğunu zannettikleri bir rüyadan uyanmak konusunda ne kadar istekliler?

‒        Zihinsel uyanışın ve zihinsel özgürlüğün gerçekleştirildiği bir ortamda ego ne kadar beslenebilir?

‒        Egonun kontrol altına alınması ticari hayata nasıl yansır?

İnsanın bir “enerji şifresi” olduğundan bahsediyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?
İnsan vücudunda hücrelere kadar inelim. Hücreler neden oluşuyor, atomlardan. Atomlar içerdikleri atomaltı parçacıklara kadar bir enerjidir. Dolayısıyla insan bedeni ve beyni atomsal birliktelikten oluşan bir enerji sistemidir. Ancak karşımızda duran bir nesne de atomsal birliktelikten oluşmaktadır. Aradaki fark şudur: Algılayan algılanan olamayacağından, insan madde üstü bir canlıdır. İlahiyat, teoloji, parapsikoloji, noetik ve felsefe açısından baktığımızda bu farklılığın ifadesi ruhtur. Ruh beyin ve bedenle dünya hayatını deneyimler. İnsanı ruhsuz sadece atomsal birliktelikten oluşan bir sistem olarak tanımladığınızda şu soruya da cevap bulmalısınız: Big bang’den bu yana ne oldu da atomsal yapılar, aşkı ve hoşgörüyü deneyimler hale geldiler?

“Ben kimim?” sorusu bir enerji sorusudur… Bu soruda derinleşip liderlik kodlarımızı çözebilmemiz için üç önemli kitabı okumamız gerektiğini söylüyorsunuz…
Bahsettiğim üç kitap:

1. İnsan kitabı. Bu konuyla ilgili arayışlara destek olabilmek için Zihnin Şifresi ve Hep Çocuk Kaldık adlarında iki kitap yazdım. Her iki kitap da içerdiği konular bakımından Türkiye’de bir ilktir.

2. Evren kitabı.

3. Tinsel zekâyla okunan varoluşun kitabı. Bu konuda kutsal metinlerden felsefeye kadar büyük bir zenginlik söz konusudur. Özellikle bu konudaki metinler “Nereden geldim?” ve “Nereye gidiyorum?” soruları açısından son derece önemlidir. Tarihteki pek çok dâhinin bu konular üzerinde yoğun bir araştırma halinde olmasının bir nedeni de, bu konudaki metinlerin sağladığı yüksek motivasyondur.

Zihni Özgürleştirmek adlı kitabım da tinsel zekâyla evren kitabı ve varoluşun kitabını okumak bakımından yine Türkiye’de bir ilktir.

ethemkocabaş3-dikey kullanacağız kare olmayacak

“Algısal ve düşünsel bilgi ile sezgisel ve duygusal bilgelik arasında yakın bir ilişki vardır. Zaten liderlik de bilgi ve bilgeliğin sentezlenmesi tavrıdır…” Bir liderin aynı zamanda sezgilerinin de güçlü olması gerekiyor. Bu sezgiler hepimizde mevcut mudur? Bunu geliştirmek mi gerekiyor?
Her insanda sezgiler vardır. Ancak hissel kişilerde sezgisel özellik biraz daha çok kendini göstermektedir. Çünkü bu kişiler sezgilerini paylaşmayı severler. Sezgi bir sentezdir. Bilgi, hafıza kayıtları, enerji, bilinç, bilinçdışı ve karakter özelliklerinin hepsi sezginin birer puzzle parçasıdırlar.

Atatürk nasıl bir lider? Zihin kodlarının anahtarlarını kullanabilen bir liderdi diyebilir miyiz Atatürk için?..
Atatürk, değişiklik odaklı (yeniliklere açık ve değişime uyum sağlamak bakımından yeniliklere öncülük eden), iç sesli (başkalarının söylemlerine göre hareket etmeyen) ama karakter özelliğinde esneme gösterebilen (başkalarının söylemlerini önemseyen ve sonunda kendi zihin süzgecinde eleyerek hareket eden, duyarlı), akıllı (mantığı ile duyguları arasındaki dengeyi sağlayabilmiş), bilgi odaklı (çok okuyan ve bilgiyle etkileşime önem veren) ve beyninin özellikle alın lobu (frontal bölge) çok gelişmiş bir liderdi. Bu açılardan bakıldığında Leonardo da Vinci, Fatih Sultan Mehmet, İbni Sina, Michelangelo ve Bach’ta olduğu gibi Atatürk de liderliğin zihin kodlarına iyi bir örnek oluşturmuştur.

Liderliğin ortak bir şifresi var mı?
Değişiklik odaklı olmak (yeniliklere açık olup, yeniliklerle etkileşmeyi talep etmek), iç sesli olmak (başkalarının bakış açısına göre hayatına yön vermemek, hayatının direksiyonunu elinde tutmak), akıllı olmak (mantık ile duygular arasındaki denge), bilgi odaklılık (bilgiye aç, merak eden, çok okuyan veya kendi sınırlarını keşfetmenin arayışında biri olmak) liderliğin ortak kodlarıdır.

Neden insanlar aynı şeyleri görüp, farklı düşünürler?
Çünkü insanların hafıza kayıtları, bunlara ekli duyguları ve düşünceleri benzersizdir. Yani her insanın nöron ağı farklıdır.

Hafıza, yolculuk boyunca karşılaştıklarımızı, öğrendiklerimizi depoladığımız bir dolap gibi. İstediğimiz zaman çekmeceleri açıp içindekileri görebilmemiz için düzenli olmalı. Özenle katlanmış bilgiler… Çoğumuzun şikâyetidir, iyi bir hafızaya sahip olamamak. Güçlü bir hafızanın en önemli sırrı nedir?
Güçlü bir hafıza için özellikle şu üç konuya dikkat etmek gerekir:

1. Sistem. Sayıların belli şekillere benzetilip rakamların ezberlenmesinde olduğu gibi. Bunu ilişkilendirilmiş bilgi şeklinde de ifade edebiliriz.

2. Beslenme. Omega-3 gibi beyindeki sinaps bağlantılarını destekleyen yapılara dikkat edilmelidir.

3-Bilgi veya deneyimin kişinin zihin şifresiyle uyumlu olması. Özellikle merak alanı ve zekâ şifresi bu açıdan önemlidir.

Genlerimiz kaderimiz mi?
Epigenetik araştırmalara göre hayır. Yani çevre genetik şifre üzerinde etkili olmaktadır.

Herkes lider olabilir mi?
Herkes kendi benzersiz zekâ şifresinin lideridir.

Şirketler, eleman seçimlerinde zihin kodlarıyla ilgili çalışmalar yapıyorlar mı? Türkiye’de bunu yapan firmalar var mı? İnsan kaynakları bu anlamda nasıl çalışıyor?
Evet, şirketlerin bir kısmı bu konulara önem veriyor. Ancak yıllardır iş dünyasında eğitim ve danışmanlık hizmetleri veren biri olarak şu konunun büyük bir sıkıntı oluşturduğunu söyleyebilirim: Gençler kendi benzersiz zihin şifrelerini çözüp, bunu destekleyen alanlardaki mesleklerle eşleşmedikleri müddetçe şirketler performans ve motivasyon konularında sorun yaşamaya devam edecekler. İkinci önemli konu ise eleman seçiminde kullanılan yöntemlerde kültürel etkilerin göz ardı edilmesidir. Bu nedenle sadece dışarıdan ithal edilen eğitimler ve yöntemlerle iş dünyasında ilerlemeye çalışmak, çalışanların zihin verimliliğini en üst seviyede gerçekleştirmelerini sağlamak bakımından yeterli olamayacaktır.

İnsan odaklı lider mi, iş odaklı lider mi?
İkisini dengeleyebilen lider.

Bir liderde olması gereken özellikler nelerdir?
Kendini merak etmeli. Hayatı boyunca hiç bitmeyecek ama sürekli yol alacağı bir kişisel keşif yolculuğunda olmalı. Benzersiz zekâ şifresini gerçekleştirmeli. Karakter özelliklerinde empati ve iletişim adına esneme özelliği gösterebilmeli. Değişikliklere açık olmalı. Strateji ve taktikler konusunda kendini geliştirmeli.

Liderliğin Zihin Kodları / Yazar: Ethem Kocabaş / Altın Kitaplar Yayınevi / Yayıma Hazırlayan :Hülya Şat / Kapak: Gülhan Taşlı / 1. Basım / Şubat 2012 / / 191 Sayfa

Ethem Kocabaş : Tipoloji Uzmanı, danışman ve yazar. Tipoloji, nöroloji, zihin felsefesi, nöroteoloji, kozmoloji, kuantoloji, psikoloji ve genetik konularında araştırmalar yapmakta ve bu bilim dallarında Türkiye çapında yürütülmekte olan çeşitli projelere destek vermektedir. Kocabaş, lisans eğitimini İTÜ’de tamamlamıştır. 2005 yılında ABD’de “Zihin Modelleme ve Zihin Analizi” konularında özel projelerin başındaki kişi olan Wyatt Woodsmall’dan (Uluslararası Tipolojik Araştırmalar Enstitüsü-International Research Institute for Human TyplogicalStudies), insanların karakter özelliklerinin oluşumu, karakter özelliklerine bağlı davranış türleri ve bu özelliklerin bilinçdışı boyutta tespit edilmesi gibi konulara pek çok psikolojik ve tipolojik temellerde açıklık getirecek bir eğitim alıp, sertifika almaya hak kazanmıştır. ‘Zihnin Şifresi’, ‘Zihinsel Uyanış’, ‘Zihni Özgürleştirmek’ ve ‘Hep Çocuk Kaldık’ adlı kitapların da yazarıdır.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.