Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku –  İlhami Algör

 

“Hükümet kerhane önünden geçiyor, devlet erketeye yatıyor, vatandaşa da dut yemek düşüyor.”

“Bir rüzgar esti, semt göz ucu ile hareketimi kaydetti.”

“Bir de, şehirde olan ancak şehre ait olmayan, gerçek mi düş mü olduğuna karar verememiş, karar vermeye de pek niyetli görünmeyen mekanların bakışları vardı.”

“Tabelada, “Ayak sesleriniz de olmasa, var olmadığınıza sizi neredeyse inandıracak bakışlar sokağı” yazardı. Ayak seslerinize rağmen, harcandığınız mekanlar vardı. O mekanlara uğramazdınız.

“… fakat o gülümserken, kendimi kısa pantolonlu ve paça arasından bülbülüm görünüyormuş gibi hissetmiştim.”

“Bir şeyin gerçekte öyle mi olduğu yoksa bana mı öyle geldiği konusu her zaman kafamı karıştırırdı.”

“İşimi oyun gibi yapar, patronu beni çalıştırdığı duygusundan ve zevkinden mahrum eder ya da titizlenir, müşteriyi hasta ederdim.”

“Donald olacak gerzeğe uyuzdum. Belki suçu yoktu ama, apartman boyu altınların üzerinde ördek dibiyle oturan Varyemez’e kul köle olucam ve “bu defa başarıcam” diye kıçını yırtıp her defasında aşağılanıp, madara olması sinirimi bozuyordu. Garibanların, garibanlık nedenleri karşısında sarsak ve telaşe olmalarını affedemiyordum.”

“Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir er, durum kalmıyor muydu? Bana ait tek kişilik bir iskemle, oda yok muydu bu dünyada?”

“Ses tonlamalarına takılırdım. Sesler her şeyi söylerdi.”

“Herif rüzgarı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı.”

“Masa örtüsüne motif olup tüymeye çalışmıştım. Mümkün olmamıştı.”

” “Git” dememe gerek yoktu. Kelimenin hissi geldiğinde o gitmişti.”

“Boka sarmış bir hikayeyi, daha derin bir boka sarmak, belki bir çıkış yolu olabilirdi.”

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku /  İlhami Algör /  İletişim Yayınları / 2014 / 58s.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.