‘Her insan kalbinde bir kâinat taşıyabilir.’

 

Yirmili yaşların başında ‘otuz yaşında otuz ülke’ hayalleri kurarak gezi tutkunu olmuş, yollara düşmüş Gökhan Gökçe… “Sonra ‘gezmiş ve görmüş’ olmak için gezme yanlışlığına düşmeye ramak kaldığımı fark ettim. Bu bir ‘gezginler kulubüne kabul yarışması’ değildi ki! Gezgin için, bence ‘görmek’ yetmez, ‘duyması, hissetmesi, içine nüfuz etmesi’ gerekir. Her yolculuktan irfan peteğine birkaç damla bal süzmeden eve dönmek beyhude yorulmak değilse nedir? Öyleyse gezmek için ülkelerin, sınırların, bölgelerin ehemmiyeti yok. Amaç, varılacak nokta değil çünkü gezme eyleminin ilham olarak bizde neyi coşturduğu.” diye anlatıyor yolculuk niyetlerini… Gökhan Gökçe’nin yurt içi ve yurt dışı gezi notlarını okurken, sizi de yoldan çıkacak…

‘Gökkuşağı Yolcusu’nun hikâyesi nerede ve nasıl başladı?
İlk yolculuğum lisede sıra arkadaşımla Abant’a yaptığımız seyahatti. Rus pazarından temin ettiğimiz sırt çantaları, uyku tulumu, çadır vs. gibi ihtiyaçlarla bugün için “cesur bir deneme” olarak niteleyebileceğim bir geziydi. Ardından Türkiye’nin bütün coğrafi bölgelerini turladık. Bir fotoğraf yarışması ödülü ile gelen Daresselam bileti ile de yurt dışı seyahatleri başladı. Gezdikçe yazıyordum. Bazı yazıları bazı gezi dergilerinde yayınlattım. Nihayetinde yazılar birikip kitap şeklini aldı.

Bir gezgin için görmek yeterli midir?
Asla. Maksat görmekse internet ortamında fazlasıyla malzeme var. O kadar zahmete değmez.

Gezip göreceğiniz yerleri nasıl belirliyorsunuz? Nasıl bir ön hazırlığınız var?
Eskiden hazırlık için başvuru kaynakları kitap ve dergilerdi. Şimdi internet ortamında araştırma yetiyor. “Yoldan çıkacaksam” Google earth olmazsa olmaz! Eskiden gezi dergilerinde nefesimi kesen fotoğrafları gördüğümde, o yöreyi “gidilecek yerler” listesine eklerdim. Şimdilerde popüler olana karşı bayağı mesafeliyim. Gençliğimden farklı olarak yalnız seyahat etmekten de uzak duruyorum. Her yaşın dünyaya bakışı farklı oluyor. Artık dostlarım ve ailemle sohbet ederek güzergâh belirliyorum. Geziye katılan herkesin memnun kalması gerekiyor. Tecrübeli bir gezginim diye dayatıcı olmanın bencillik olduğunu düşünüyorum. .

Gezmek için o bölgenin özelliklerini iyi bilmek mi gerekiyor?
Benim için kıstas gezmek için ayırdığım zaman kadar ön hazırlıktır. 10 gün gezeceğim bir yer için en az 1 haftalık ön hazırlık yaparım. Adeta hayal dünyamda o geziyi yaşarım. İklim, ulaşım, konaklama, güvenlik konularını asla ihmal etmem. Bir arkadaşımı temmuz ayında Kaçkar turu yapmaması için uyardım. Çünkü yağmurdan başınızı kaldıramazsınız. İskandinav ülkelerine gidecek olsam herhalde kış aylarını seçmem. Afrika’da önceliğim sağlık koşulları ve hijyen oldu. Serengeti turundan sonra grubun bir üyesi sıtma oldu. Bu gezginin başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir. Dediğim gibi adeta kafamda çizdiğim yol senaryosunu yaşarım. Tek sürpriz yöre insanları ile yaşadığım diyalog ve ilişkilerdir. Bunu zenginleştirmek için de turistik grup seyahatine karşıyım.

gokhan_gokce_2 gokhan_gokce_1

Yol hikâyeleri hep çok ilgi çekmiştir. Sizin heybenizde ne kadar hikâye birikti?
Yaşadıklarımı, hislerimi, düşüncelerimi, hayal kırıklıklarımı, beğenilerimi sıcağı sıcağına not alırım. Aksi halde bu kitap ortaya çıkmazdı. İkincisinin okurla buluşup buluşmayacağı biraz da piyasa koşullarına bağlı.

Gökkuşağı yolculuğunu en çok etkileyen bölge neresi oldu?
Bölge ve mekân olarak Van gölü çevresi çarpıcıydı. Kaçkar turu da unutamayacağım hatıralarla bezeli. Yurt dışında, Hac yolculuğunu kategori dışı bırakırsak, ailevi kökenim nedeniyle olsa gerek Yunanistan en fazla etkilendiğim yer oldu.

Kendi ülkeniz dışında farklı ülke ve kültürlere dair izlenimleriniz nasıl oldu gezilerinizde?
İnsan kâinatın en değerli varlığı. Her insan kalbinde bir kâinat taşıyabilir. Bu donanımın hakkını vermeye çalışan birey ve kültürlerden etkilendiğimi saklayamam. Zaten gezme eyleminin en temel motivasyon kaynaklarından biri bu keşifler benim için.

“Yollara sevdalı olmak” cümlesini siz nasıl açarsınız, nasıl tanımlarsınız?
Kâinatta devinim esastır. Hareketsizlik, yokluğun ve ölümün kardeşidir. Ama bu aksiyonu salt bir konumdan diğerine hareket etmek şeklinde algılamam. Yolculuklarımın çerçevesini beni yoktan var eden ve bu kocaman kâinatı güzelliklerle dolduran Yaratıcının muhteşem sanatını temaşa eylemi çizer. Hiç gidip görmeseniz de 2500 metrede kayaların arasında açan çiçekler her bahar oradadır. Ben gidip görmeyi önemsiyorum, bu tanıklığı insanın yaratılış hikmetlerinden biri olarak görüyorum.

İnsan yolculuklardan kendine dair yeni haberlerle döner derler. Siz kendinizle ilgili haberler aldınız mı?
Her temas ve her idrakle bakış insanı az ya da çok değiştirip dönüştürebilir. Seyahatlerimden eli boş döndüğüm hiç olmadı. Adeta bir sarayda misafiriz ve bu saray her odasında ayrı güzelliğiyle başınızı döndürüyor. Bir süre sonra güzellikten güzelliğin kaynağına, numunelerden asıllarına doğru bir tefekkür eylemi de tetikleniyor ki bu anların insanın kendini keşfettiği zamanlar olduğunu düşünüyorum.


İnsan yolculuklarında en çok neyi keşfediyor?
Kâinatın gözbebeği olduğunuzu, biricik olduğunuzu düşünüyorsunuz. İnsan dışındaki hiçbir varlığın yaşadığı ortamı sizin gibi görebilmesi, süzebilmesi, zevk alabilmesi ve değerlendirebilmesi mümkün değil. Öte yandan insan küçüklüğünü, güçsüzlüğünü, kader kaleminin cilvelerini de hissediyor. Her şeyi yapıp ettiğimizi zannediyoruz. Aslında gücümüz çok sınırlı. Malezya Batu mağaralarında, Tanzanya Aruşanın köylerinde, Amerika Cleveland’ın alış veriş merkezlerinde kendi ülkemde, kendi evimde doğmuş olduğuma ve dostlarımla tanıştığıma şükrettim. Yedi milyar insan içinden bir insan olmanın ne manaya geldiğini de hep sorguladım. Yolculuk pencereden süzülen ışığın kaynağını aramak gibi bir şey. Odadaki her parlak nesnede güneşin bir aksi var ama güneş bambaşka bir şey. Dünyam doğduğum köyden ibaret olsaydı muhtemelen bu hisleri yaşamazdım.

Sizi en çok etkileyen bölge neresi oldu?
Kutsal toprakların bu dünyaya ait olmadığını düşündüğümden kategori dışı tutacağım. Gezdiğim yerler arasında seçim yapmakta zorlanıyorum. Doğal güzellikler açısından Kaçkarlar, Göller Yöresi ve Bavyera Alpleri, atmosfer olarak Zanzibar Taşkent, Meteora, modern kentler içinde Münih, Osmanlı bakiyesi kentler içinde Filibe, tekrar tekrar gitmek istediğim yerler arasında Bolu-Düzce yaylaları, tarihi atmosfer açısından Ahlat, Sur içi ve Gelibolu bir adım öne çıkıyor. İnsan faktörü açısından Tavşanlı, Manyas, Edremit, Hemşin, Çavdarhisar’da gördüğüm misafirperverliği unutamam.

Gezdiğiniz gördüğünüz yerler içinde en romantik yer neresiydi?
Dünyanın her yerinde güneş aynı güzellikle doğar, aynı büyüleyicilikle batar. Yağmur dünyanın her yerinde rahmettir. Orman her yerde güzeldir. Kâinatın insan tarafından kirletilmemiş her noktasında az çok romantizm yakalanabilir. Romantikten çok egzotik yer olarak cevap verirsem; Yunanistan’ın meteora manastırları derim. Mekân olarak çarpıcıdır ve bağımsız Yunanistan’ın mayalandığı yerdir.

Huzuru arayan birine en çok nereyi önerirsiniz?
Aslında her yer. Huzur insanın içindedir. Yaratıcısıyla, kendisiyle, ailesiyle, dostlarıyla kurduğu münasebetin derinliğindedir. Kentlerde yani insan eliyle üretilmiş mekânlar karşısında huzurdan çok şaşkınlık yaşadım. Doğal güzellikler karşısında ise, evet yüce bir sanatı temaşa anlamında hep huzur duyduğumu inkâr edemem. Deniz ya da orman, doğada huzurun şartı ise kalabalıktan uzak olmasıdır.

Gökkuşağı Yolcusu / Yazar: Gökhan Gökçe / Gezi / Kaynak Yayınları / 1. Baskı Mart 2013 / Editör: Hasan Hayri Demirel / Görsel Yönetmen: Engin Çiftçi / Kapak: İhsan Demirhan /197 Sayfa /

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.