Haberler: Bir Kullanma Kılavuzu – Alain de Botton

 

“Geleneksel toplumda dinin sahip olduğu o ayrıcalıklı konum modern toplumda haberlere aittir. Fakat her gün maruz kaldığımız bu haber bombardımanını o kadar kanıksamışızdır ki, bu kadar önemli bir şeyin etkileri üzerine pek durup düşünmeyiz. Alain de Botton, Haberler’de  bu şaşırtıcı boşluğu doldurmaya çalışıyor. Çeşitli vakaları derinlemesine analize tabi tutarak sorular soruyor ve bunların cevabını arıyor: Felaket haberleri neden aslında moralimizi düzeltir? Ünlülere neden bu kadar meraklıyız? Yolsuzluk ve skandal haberleri neden bu kadar ilgi çekicidir? Uzak ülkelerde yaşanan trajediler neden bize bu kadar sıkıcı gelir? Haberler daha iyi bir insan olmamıza nasıl yardımcı olabilir? Modern teknolojinin de etkisiyle kendimizi beş dakikada bir haberleri kontrol etmek zorunda hissettiğimiz, sabah haberle kalkıp akşam haberle yattığımız bu çağda, iç huzurumuzu korumanın, umutsuzluğa kapılmamanın ve gerçekten neyin önemli neyin önemsiz olduğunu anlamanın çok da zor olmadığını savunan de Botton’un bu son çalışması bir tür “haber kullanma kılavuzu” olarak düşünülebilir.” Haberler: Bir Kullanma Kılavuzu’ndan okuma parçası yayımlıyoruz.

1.

Tıpkı nefes almak ya da göz kırpmak gibi dünyadaki en normal, en basit, en açık ve en sıradan şeylerden biri kabul edildiği için, haberlerin yanında ayrıca bir kullanma kılavuzu verilmez.

Genellikle bir geceden daha uzun sürmeyen bir zamandan sonra haberleri gözden geçirmek için yapmakta olduğumuz işe ara veririz (hatta çoğunlukla daha sık ara veririz; bilhassa nispeten daha huzursuz olduğumuz zamanlarda belki en fazla on-on beş dakika dayanabiliriz). Son baktığımızdan bu yana, insanoğlunun dünyanın herhangi bir yerinde elde ettiği en önemli başarılar, başına gelen felaketler, işlediği suçlar, karşılaştığı salgın hastalıklar ve yaşadığı duygusal karmaşalar hakkında tüm mühim bilgilerden yeni bir doz daha edinebilme beklentisiyle hayatlarımızı askıya alırız.

Bu kitap, gayet yaygın ve tanıdık olan bu alışkanlığın şu an olduğundan çok daha garip ve hatta tehlikeli görünmesini sağlamayı hedefleyen bir çalışmadır.

2.

Haberler, tropiklerde yağan kar, başbakanın gayri meşru çocuğu, yapışık ikizler gibi en olağandışı, en önemli olduğu düşünülen ne varsa gözler önüne sermeyi vaat eder. Ne var ki, alışılmışın dışında olanı yakalamak konusundaki bu kararlılığına rağmen, gözünü kendisine çevirmekten ve hayatlarımızda edinmeyi başardığı baskın konuma değinmekten itinayla kaçınır. Kendini vurucu, dikkate değer, yozlaşmış ve şoke edici olaylara adamış olan haber kuruluşlarından “Dünya Nüfusunun Yarısı Haberlerle Büyülenmişe Dönüyor” tarzında bir manşet çıkması pek de olası değildir.

İnsanlara yol göstermek ve en temel otorite olmak konusunda dinin yerini haberler aldığı zaman toplumlar modernleşir, der filozof Hegel. Gelişmiş ekonomilerde, haberler, eskiden dinin sahip olduğu iktidarlı konuma neredeyse denk bir konuma sahiptir. Haber yayını saatleri rahatsız edici bir şaşmazlıkla ibadet saatlerini takip eder: Sabah ibadetleri sabah haberlerine, akşam ibadetleri ana haber bültenine dönüşmüştür. Ama haberler yalnızca hemen hemen dini sayılacak bir zaman çizelgesini takip etmekle kalmaz. Aynı zamanda eskiden dine nasıl sığınıyorsak kendisine de aynı hürmet ve beklentilerle yaklaşmamızı bekler. Haberler sayesinde de aydınlanmalar yaşamayı, iyiyle kötüyü birbirinden ayırt etmeyi, çile çekmenin anlamını idrak etmeyi ve varoluşun gözler önüne serilen mantığını kavramayı umarız. Haberlerin ritüellerinde yer almayı reddedecek olursak da sapkınlıkla suçlanabiliriz.

Haberler kendi işleyişini nasıl görünmez ve dolayısıyla sorgulanamaz kılacağını bilir. Varsayımlara dayalı bakış açısına hiç değinmeden, doğal ve vurgusuz bir tonla hitap eder bize. Yalnızca dünyada olup bitenleri haber vermekle kalmadığını, aynı zamanda mütemadiyen zihinlerimizde, genellikle kendisinin son derece ayrıcalıklı öncelikleriyle uyumlu, yeni bir dünya oluşturma çabası içinde olduğunu açıklayamaz.

3.

Küçük yaşlardan itibaren bize imgelerle sözcüklerin gücünü ve değerini bilmemiz öğretilir. Müzelere götürüldüğümüzde, bu dünyadan çoktan göç etmiş sanatçıların bazı resimlerinin bakış açılarımızı değiştirebileceği ciddiyetle anlatılır. Hayatımızı değiştirebilecek şiir ve öykülerle tanıştırılırız.

Gelin görün ki garip bir şekilde, haberlerin saat başı önümüze koyduğu sözcükler ve imgeler hakkında bize eğitim vermeye kimse pek yeltenmez. Othello’nun konusundan ne anlam çıkarılacağını bilmenin, New York Post’un ön sayfasının nasıl çözümleneceğini bilmekten daha önemli olduğu düşünülür. Daily Mail’in ünlülerin fotoğrafları bölümünün etkilerinden ziyade, Matisse’in renk kullanımının önemi hakkında bilgilendirilecek olmamız daha olasıdır. Bild ya da OK!, Frankfurter Allgemeine Zeitung veya Hokkaido Shimbun, Tehran Times ya da Sun dergilerinin içine dalmanın bizi nasıl etkileyeceğini düşünmeye teşvik edilmeyiz. Verilen haberlerin gerçeklik algımızı etkilemekte ve ruh halimizi (burada ruh kelimesi herhangi bir doğaüstü çağrışım içermez) şekillendirmekte nasıl şiddetli bir etkisi olduğu bize asla sistematik olarak anlatılmaz.

Modern toplumlar eğitim konusunu bu kadar çok dile getirmelerine rağmen, toplulukların eğitiminde şimdiye kadar kullanılmış en etkili aracı incelemeyi ihmal eder. Okul sınıflarımızda her şey olabilir, ama eğitimin çok daha kuvvetlisi ve sürekli olanı yayın organları tarafından ve ekranlarımız aracılığıyla gerçekleştirilir. Hayatlarımızın yalnızca aşağı yukarı ilk on sekiz senesini okul sınıflarının kozası içinde geçirdikten sonra, geri kalanını, üzerimizdeki etkileri herhangi bir akademik kurumunkinden çok daha fazla olan haber kuruluşlarının eğitimine tabi olarak geçiririz. Resmi eğitimimiz bitince, haberler öğretmenimiz olur. Kamusal hayatın havasını belirleyen ve kendi duvarlarımızın ötesindeki toplumla ilgili izlenimlerimizi şekillendiren tek önemli güç odur. Politik ve sosyal gerçekliğin birincil yaratıcısı odur. Devrimcilerin gayet iyi bildiği üzere, bir ülkenin kafa yapısını değiştirmek istiyorsanız, işe bir sanat galerisine, eğitim departmanına ya da tanınmış romancıların evlerine giderek başlamazsınız; tanklarınızı doğrudan sürmeniz gereken yer, politikanın sinir sistemini oluşturan haberler merkez ofisidir.

4.

Peki ya biz izleyiciler neden haberlere göz atıp duruyoruz? Bunun korkuyla çok yakından ilgisi var. Kısa bir süre için bile olsa haberlere ulaşamazsak endişelerimiz birikmeye başlar. Ne kadar kısa sürede, ne kadar çok şeyin ters gidebileceğini biliriz: Yakıt borusu patlayan bir A380 yolcu uçağı yanlamasına takla atarak alevler içinde perona düşmüş olabilir, bir Afrika yarasasından yayılan virüs, tür bariyerini atlayıp kalabalık bir Japon banliyö treninin havalandırma deliğine sızmış olabilir, yatırımcılar piyasanın çökmesine neden olacak bir hamle yapmış olabilir ve görünüşü aldatıcı derecede sıradan olan bir baba daha, iki güzel evladını vahşi bir şekilde katletmiş olabilir.

Bizi çevreleyen hayat gayet sakin ve huzurludur belki. Bahçedeki esinti erik ağacının dallarını hafifçe okşuyordur ve oturma odasındaki kitaplık yavaş yavaş tozla kaplanıyordur. Ancak, bu tür bir sükûnetin, varoluşun kaotik ve vahşi özünü yansıtmadığının farkında olduğumuz için bir süre sonra sükûnet de kendine özgü bir biçimde endişe verici olmaya başlar. Telefonlarımızı en yakın baz istasyonuna doğrultmuş, haber başlıklarının görünmesini beklerken bazen varlığını hissettiğimiz ufak çaplı korku çarpıntısı, içten içe her an bir felaket olabileceğini bilmemizden kaynaklanıyordur belki. Şafak vaktinden hemen önceki serin dakikalarda, güneşin gökyüzündeki yerini bir daha bulup bulamayacağını merak eden çok uzak atalarımızın hissetmiş olabileceği endişenin bir versiyonudur bu.

Gerçi işin içinde bir tür haz da vardır. Haberler ne kadar dehşetengiz olursa olsun, hatta belki de özellikle en dehşetengiz olduğu zamanlarda, kendimizle başa çıkmanın, mütemadiyen kendi potansiyelimizin hakkını vermeye çalışmanın, fikir ve ihtiyaçlarımızı ciddiye alması için çevremizdeki sınırlı sayıda kişiyi ikna etme mücadelesinin oluşturduğu klostrofobik yükün bir nebze hafiflemesini sağlıyor olabilirler. Haberlere başvurmak kulağımıza deniz kabuğu dayayıp insanlığın uğultusu altında ezilmek gibidir. Bizim payımıza düşenlerden çok daha vahim ve çetin meselelerin var olduğunu bilmek ve geniş çaplı bu sorunların kendi endişelerimiz ve şüphelerimizden ağır basmasına izin vermek, kaygılarımızdan uzaklaşmamızı sağlıyordur belki. Kıtlık, sel basmış bir kasaba, elini kolunu sallayarak dolaşan bir seri katil, bir hükümetin istifası, bir iktisatçının önümüzdeki seneye dair açlık sınırı öngörüsü gibi dışarından gelen kıyamet haberleri, içimizde bir tür huzura ulaşmak için ihtiyaç duyduğumuz şeyin ta kendisi olabilir.

Bugün haberler bizi, sabaha kadar gözünü kırpmayıp internet üzerinden karısını aldatan, ardından direksiyon başında uyuyakalarak arabasıyla üstgeçitten aşağı uçan ve yoldan geçmekte olan karavana çarparak beş kişilik bir ailenin ölümüne sebep olan bir adam hakkında bilgilendirebilir. Diğer bir habere göre, güzel ve gelecek vaat eden üniversite öğrencisi bir kız, gittiği partiden sonra ortadan kaybolmuş ve cesedi olaydan beş gün sonra kaçak bir taksinin bagajında parçalara bölünmüş halde bulunmuştur. Üçüncü haber ise bir tenis antrenörüyle on üç yaşındaki öğrencisi arasındaki ilişkinin ayrıntılarını ortaya serer. Anormalliği aşikâr olan bu hadiseler, nispeten daha sağlıklı ve şanslı olduğumuzu hissetmemizi sağlar. Haberleri bir kenara bırakırız ve öngörülebilir alışkanlıklarımız olduğu, sıradışı arzularımızı sıkıca dizginlediğimiz ve kendimizi tutarak şimdiye kadar bir iş arkadaşımızı zehirlememeyi ya da sevgilimizi arka bahçeye gömmemeyi başardığımız için yeni bir huzur kaplar içimizi.

5.

Tüm bu haberler uzun vadede üzerimizde nasıl bir etki bırakır? Haberlere ayırdığımız, toplamında ayları, hatta yılları bulan o vakitten geriye ne kalır? O kayıp çocuk, bütçe açığı ve hain generalle ilgili bütün o heyecan ve korkular nereye gider? Bütün bu haber metinleri arkalarında bıraktıkları –Çin’in yükselmekte olduğu, Orta Afrika’nın yozlaştığı ve eğitimin yeniden düzenlenmesi gerektiği gibi– belirsiz ve şaşırtıcı olmayan sonuçlar tortusunun ötesinde bilgeliğe nasıl bir katkı sağlamıştır?

Genel olarak böyle soruların üstünde durmuyor oluşumuz zihinsel bonkörlüğümüzün göstergelerinden biridir. Basit bir şekilde haberleri kapatmanın yanlış bir tarafı varmış gibi gelir bize. Çocukluğumuzda edindiğimiz bir alışkanlıktır bu; o zaman da okul törenlerinde yetkililer önemli olduğunu iddia ettikleri meseleleri anlatırken bağdaş kurup kibarca onları dinlemişizdir ve bu alışkanlıktan vazgeçmek bize zor gelir.

Neden önemli olduğunu sorgulamak haberlerin önemsiz olduğunu varsaymak anlamına gelmez; onun yerine içimize aldıklarımıza daha bilinçli bir şekilde yaklaşmanın faydalarını ortaya koyar. Bu kitap, karşılaşılan birtakım haberlerin bir kaydı, bir fenomenolojisi niteliğindedir. Kitabın çerçevesi muhtelif kaynaklardan seçilip ayıklanmış haber alıntıları üzerine kuruludur. Haber metinlerinin de en az bir şiirin dizeleri ya da felsefi bir metin kadar incelenmeyi hak ettiği varsayıldığı için söz konusu alıntılar, kasten, kendi yaratıcılarının tasarlayabileceğinden çok daha ayrıntılı bir analize tabi tutulmuştur.

Haberlerin tanımı bilinçli olarak belirsiz bırakılmıştır. Haber kuruluşları arasında gayet belirgin farklılıklar olduğu doğru; öte yandan aralarında o kadar çok benzerlik vardır ki, bir haberi – radyo, televizyon, internet, dergi ve gazeteler gibi– geleneksel alanlardan birine ve sağ ile solun ya da yüksek kültür ile popüler kültürün birbiriyle çatışan ideolojilerinden birine dahil edebilecek kadar genel kategorilerden bahsetmek mümkündür.

Bu projenin ütopik bir yanı var: Haberlerin şu anda nasıl bir konuma sahip olduğunu sorgulamanın yanı sıra, bir gün nasıl olabileceğini de tahayyül etmeye çalışır. İdeal bir haber kuruluşu hayal etmek, günümüz medyasının bağlı olduğu ekonomik ve toplumsal gerçeklikleri yadsımak gibi görülmemelidir; bu hayal daha ziyade, belki de fazlasıyla çabuk boyun eğmiş olduğumuz muhtelif karamsar varsayımlardan sıyrılma arzusundan kaynaklanıyor.

6.

Modern toplumlar gelişebilmek için ne tür haberlere ihtiyaçları olduğunu yeni yeni anlamaya başlıyor. İnsanlık tarihinin büyük bölümünde haberlere ulaşmak öyle zor ve onları yaymak da o kadar pahalıydı ki, haberlerin iç dünyamızda bıraktığı etkiler doğal olarak kontrol altında tutulabiliyordu. Şimdi ise dünyanın neresine gidersek gidelim haberlerden kaçmak neredeyse imkânsız. Haberler, sabahın erken saatlerinde rahatsız bir uykudan uyandığımızda bizi bekliyor; uçaklar kıtalar arası yolculuk yaparken bizi takip ediyor; çocuklarımız yatar yatmaz ilgi ve zamanımızı gasp etmek için sırada bekliyor.

Haberlerin uğultusu ve telaşı benliğimizin en derinlerine sızmış vaziyette. Artık bir dakikalık bir sükûnet ne büyük başarı sayılıyor; dikkatimiz dağılmadan uykuya dalmak ya da bir arkadaşımızla sohbet etmek nasıl da bir tür mucizeye dönüştü – ve haber girdabından bir günlüğüne olsun uzaklaşıp yağmurun ve kendi düşüncelerimizin sesi hariç hiçbir şeyi dinlememek nasıl keşişlere özgü bir disiplin gerektiriyor.

Haberlerin bize ettikleriyle – haset ve dehşetle, heyecan ve öfkeyle, bize anlatılan ama bazen, duymasaydık acaba daha mı iyi olurdu dediğimiz bütün o şeylerle – baş etmek için biraz yardıma ihtiyacımız olabilir.

İşte bu küçük kılavuz, şu an fazlasıyla normal ve zararsızmış gibi görünen bir alışkanlığı kendi iyiliğimiz için biraz karmaşıklaştırmaya çalışıyor.

(…)

*Bu okuma parçasının yayını için Sel Yayıncılık’a teşekkür ederiz.

Alain de Botton, 1969 yılında İsviçre’de doğdu. Eğitimini Cambridge’de tamamladı. Yapıtları on altı dile çevrildi. Hâlâ Londra’da yaşıyor. Türk okurunun Aşk Üzerine, Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir, Romantik Hareket, Öp ve Anlat, Seyahat Sanatı, Felsefenin Tesellisi, Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı, Ateistler İçin Din, Havaalanında Bir Hafta, Görmek ve Fark Etmek, Hayat Okulu Kitapları ve Statü Endişesi adlı kitaplarıyla büyük beğenisini kazandı.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.