“On erkekten altısı aşk ile seksi ayırıyor, seksi fiziksel bir dürtü olarak görüyor.”

 

Cinsellik hakkında araştırmalar, kadınlık ve erkeklik hakkında yazılan kitaplar ana akım medyanın ilgisini çekse de çoğu zaman “bıyık altından gülme” amacıyla kullanılıyor, birkaç “life-style” haberiyle sayfaları renklendirdikten sonra gündemden düşüyor. Ve bu alanda da kalıcı eserler çıkmıyor. Bu alanın en önemli uzmanlarından Halim Hattat’ın Erkekliğin Yol Haritası kitabı, popüler bir anlayışla formatlanmış olsa da, cinsellik ve ilişkiler hakkında yayınlanmış en kafa açıcı kitaplardan biri oldu. Berna Güneri, bu güzel kitabı vesile ederek, Halim Hattat’la cinsellik hakkındaki birçok efsane ve cinselliğin “Türkçe” karakteri hakkında sohbet etti.

Doktorluk gerçekten zor bir meslektir ama branşınız açısından sizin işiniz daha zor diye düşünüyorum. Çünkü cinselliğin Türkiye’de bir tabu olması ve çok rahat konuşulamaması işinizi daha da zorlaştırıyordur sanırım. Bütün bunlar nasıl yansıyor size ve işinize?
Hem cinsellik konusunun tabu olması hem de çiftler arasındaki iletişim eksikliği cinsel sorunların giderek büyümesine ve cinsellik kalitesinin zamanla daha da azalmasına neden oluyor. Araştırmalara göre 10 hastadan sadece 1’i doktora başvuruyor. Başvuran hastalar da bu konuda epeydir sıkıntıda olduklarından özgüvenleri eksilmiş, başarısız ve depresif hislerle konunun hemen çözülmesini arzu ediyorlar. Oysa cinsel sağlık biyo-psiko-sosyal perspektiflerin incelenerek kişiye özel bir tedavi protokolü oluşturulması gereken bir konudur.

Birçok kişi tarafından hâlâ cinsellik “ayıp” bir konu sayılıyor ve bu nedenle de cinsel sorunlar rahat bir şekilde ifade edilemiyor, bunun sonucunda da tedavi edilemiyor. Türkiye’de kadınlar mı erkekler mi cinselliği ya da cinsel sorunları konuşma konusunda daha kapalı veya utangaç?
Türkiye”de her iki taraf da bu konularda konuşamıyor. Erkek cinsel bir sorun yaşadığında utanç, endişe, performans endişesi, korku gibi sebeplerle eşinden uzaklaşabiliyor. Kadın da bu durumda kendini, cazibesini yitirmiş bir kişi olarak hissediyor ya da eşinin kendisini aldattığını düşünüyor. Oysa yapılan araştırmalar gösteriyor ki çiftlerin iletişimi ne kadar samimi ve açık olursa bu sorunların tedavi edilme oranı o kadar yükseliyor. Bu nedenle artık tüm dünyada cinsel sorunlar çiftin sorunu olarak ele alınıyor. Biz, cinsel eğitimin artması, doğru ve anlaşılır cinsel bilgilerin özellikle ergenlikten itibaren topluma ulaştırılmasıyla tabuların kırılacağına inanıyoruz. Bununla birlikte bilimsel çalışmaların çoğalması da önemli. Cinselliği olumsuz olarak etkileyen bu tabuların azalması için Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak başta “İnsanlar Konuşa Konuşa” adlı tiyatro ekibiyle Volkan Severcan, Ayşen Gruda, Kerem Atabeyoğlu gibi değerli sanatçılarla Anadolu toplantıları ve eczacılara yönelik sertifika programları düzenlemek gibi pek çok çalışma gerçekleştirdik. Ücretsiz telefon hattımız, web sitemiz (www.cinselliksor.com) tamamen bu doğrultuda halkı bilgilendiren araçlar.

HALİM.HATTAT.ANASAYFA.VE.4 HALİM.HATTAT1

Siz uzun yıllardır dünyada ve Türkiye’de cinsellik konusunda araştırmalar yapıyorsunuz. Türkiye’de kadınların ve erkeklerin en çok yaşadığı cinsel problemler nelerdir?
Dünyada ve Türkiye’de erkeklerde sertleşme, erken boşalma ve cinsel isteksizlik; kadınlarda ise cinsel isteksizlik, orgazm, uyarılma en sık görülen cinsel sorunlar. Ancak Türkiye’de yurtdışından farklı olarak en sık vajinismus problemi görülüyor. Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak yaptığımız çalışmalarda, Türkiye’de kadın ve erkeklerin yüzde 90’ının cinselliğe büyük önem verdiğini bulduk. Ancak her 3 çiftten 1’i en az bir cinsel sorun yaşıyor ve 10 kadından 9’u cinsel hayatından memnun olmadığını belirtiyor. Maalesef, birçok kişi cinsel probleminin psikolojik olduğunu düşünüp doktora başvurmuyor. Oysa tüm cinsel sorunların tedavisi mümkündür.

Kadınlar da, erkekler de modern yaşamın, günlük hayatın koşuşturması içinde hızlı ilişkilere yönelebiliyor, duygusal olmayan ilişkiler yaşayabiliyor. Sizce bunlar cinselliği ne yönde etkiliyor?
Yaptığımız çalışmalarda Türk erkeklerinin yüzde 93’ünün cinselliği çok önemli bulduğunu gördük. Ancak 10 erkekten 6’sı aşk ile seksi ayırıyor, seksi fiziksel bir dürtü olarak görüyor. Özellikle son dönemde kaliteli ve tatminkâr bir cinsel performansın ya da mutlu bir ilişkinin hedeflenmediği ilişkiler artıyor. Bunun en büyük nedeni sorumluluk hissinin yarattığı baskı, cinselliğin uzun ilişkilerde biteceği korkusu ve iş yaşamındaki yoğun stres. Çalışmalarımıza katılan pek çok erkek günlük sorunlarından uzaklaşmak için cinselliğe başvurduğunu belirtiyor. Unutulan nokta şu ki, kaliteli bir cinsel yaşam için öncelikle sevgi, saygı ve anlayışa dayalı bir beraberlik gerekir. Duygu ve düşünceleri ifade etmek, cinsellikte isteklerini partnerine doğru bir şekilde aktarmak ve partneri anlamak çok önemlidir. Bu tip hızlı ilişkiler bazı kişilere tatmini artırıyor gibi gelse de uzun vadede cinsel ve duygusal tatmini azaltabilir. Uzun süreli ilişkilere geçiş yapıldığında ciddi bir performans endişesi ve kaygı yaşanabilir. Ayrıca kendi zevkini düşünen bir cinsellik anlayışı, uzun vadede partneri mutsuz edebilir.

Uzun süreli ilişkiler cinselliği bitiriyor mu?
Yapılan çalışmalar, ilişki süresinin uzaması, partnerlerin arasındaki çatışmalar, stres, depresif bir ruh hali gibi belirtilerin uzun süreli ilişkilerde cinsel ilişki sıklığını azalttığını, isteksizlik ve sertleşme kalitesinde azalma gibi cinsel sorunlar yarattığını gösterdi. Uzun süreli ilişkilerde iş-aile-okul sorumlulukları, finansal problemler, vakitsizlik, cinsellikte belli bir monotonluğu takip etmek, cinselliği “oldu ve bitti” anlayışıyla kabul etmek gibi pek çok faktör cinselliği olumsuz etkileyebiliyor. Cinselliğin duygusal yakınlık kısmı da çok önemli. Beş ülkede 1.000’den fazla çift üzerinde yapılan bir çalışma ilişki kalitesi ve mutluluk için sadece cinsel birlikteliğin değil öpmek, sarılmak ve okşamanın gerekli olduğunu gösterdi. Fiziksel ve kendi zevkini düşünen bir anlayışa sahip olup, cinselliği görev gibi görerek mutlu olmak çok da mümkün değil. Organik faktörleri de unutmamak lazım. Yaşla birlikte yaşanan hormonsal değişimler, hastalıklar, kullanılan ilaçlar, beslenme-egzersiz gibi yaşam tarzı alışkanlıkları da cinsel sorunlar yaratabilir. Ancak cinsel ilişki sıklığı düşse de tatminkâr ve periyodik bir cinsellik yaşanıyorsa, partnerler birbirine vakit ayırıyorsa, günlük koşuşturmanın dışına çıkıp duygusal, entelektüel ve cinsel anlamda yakınlaşabiliyorlarsa, performans kötüleşmez hatta iyileşebilir.

HALİM.HATTAT.ANASAYFA.VE.4 HALİM.HATTAT3

Teknolojinin giderek insanların hayatını kontrol altına alması sonucunda ilişkiler de internet ortamında yaşanmaya başladı. İnternette cinsel içerikli sohbet ve devamında gelişen ilişkiler insanlara daha cazip geliyor sanki. Peki, sanal seks sağlıklı mı ya da gerçek seksin yerini tutabilir mi?
Öncelikle sanal seks gerçek cinsellikten son derece farklı bir kavramdır. Karşılıklı uyum, aynı ortamı paylaşma ve tensel beraberlik gibi cinsel ilişkinin belirleyici özellikleri, sadece gerçek cinsel ilişkiyle mümkündür. İnternet ortamının bir ilişkiye başlamak için uygun bir ortam olup olmadığı kişiden kişiye değişse de özellikle içedönük, kendini ortaya koyma ve gerçekleştirmede zorluklar yaşayan, sosyal fobileri olan ve eleştiriye karşı hassas olan kişilerin internet ortamının sağladığı görünmezlik duvarları sayesinde kendilerini daha rahat ifade edebildiğini görüyoruz. İnternet bu kişilerde performans gerginliğini azaltarak daha rahat iletişim kurmayı sağlıyor. Gençler hem merak nedeniyle ve hem de cinsel açlıklarını gerçek hayatta doyuramadıklarında pornografik içerikli materyallerle boşalım yollarını deniyorlar. Evliliklerinde ya da sürgiden ilişkilerinde mutsuz olan, yenilik arayan, ilişkilerinin eski heyecanını ve cinsel cazibesini yitirdiğini düşünenler de porno sitelere rağbet ediyor, cinsel içerikli forumlarda kendilerini ve beklentilerini dile getiriyor. Ancak internette başarı elde edenler gerçek hayatta bu başarıyı devam ettiremeyebiliyorlar. Ayrıca sürekli porno içerikli materyallerle cinsel uyarılma yaşamaya alışkın kişiler de gerçek hayatta partnerleri tarafından yeterince uyarılamama, kalitesiz ereksiyon, geç uyarılma ve orgazm olma gibi sıkıntılar yaşayabiliyor. Abartılı, yanlış, eksik bilgi içeren sitelerin ve sohbetlerin yanlış, eksik bilgiler ve abartılı inançlar edinmenize neden olabileceğini de hatırlatalım. Bu sitelere sıkça girenlerin pozisyonlar, boyutlar gibi cinselliğin sadece fiziksel yanlarıyla ilgilendikleri görülüyor. Bu kişiler cinsel ilişkinin belirli fiziksel şartlarına odaklanarak gerçek ilişkilerin psikolojik ve sosyal boyutunu görmezden geliyor. Bu da gerçek hayattaki ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Tabii sanal seks, gerçek ilişkilerin yerini almaya başlamışsa doğru cevapları aramak gerekir. Gerçekten ciddi bir performans endişesi mi söz konusu? Ya da evlilikte veya ilişkide bir mutsuzluk mu yaşanıyor? Var olan bir cinsel problem mi var? Bu soruların yanıtları evet ise, sanal sekse sığınmak çözüm değildir. Mutlaka bir uzmana başvurup altta yatan nedenleri ve tedavileri öğrenilmelidir.

Hiç cinsel istek duymamak sorun olarak kabul edilmeli mi?
Bazı hastalarımız “Ben hep ayda iki kez cinsellik yaşıyorum, arkadaşlarım haftada iki kez yaşıyor, acaba isteğim mi az?” diye geliyor. Bakıyoruz hormonlar, kan değerleri, muayene bulguları, test sonuçları normal düzeyde. Ancak başkalarının ilişki sıklığıyla karşılaştırma yaparak strese girmiş. Bazı erkekler de yaşla birlikte cinsel isteksizlik yaşamaya başlıyor ve bunu normal kabul ediyor. Yaşla birlikte cinsel hayattaki yaşamayı “artık bizden geçti” psikolojisiyle geçiştiriyor. Önemli olan kişinin kendini değerlendirmesidir. Biz bunu bazı testlerden yardım alarak da anlayabiliyoruz. Bir de zamanla değişim olup olmaması önemli bir kriter. Erkek eskisine oranla az istek duyuyorsa ve bundan rahatsızsa sebebi mutlaka araştırılmalıdır. Sonuçta tüm cinsel sorunlar gibi cinsel isteksizlikte de organik faktörler, psikolojik faktörler ve sosyal faktörler isteği etkileyebilir. Bir erkeğin cinsel isteksizlik yaşaması her zaman eşinden soğuduğu anlamı da taşımıyor. Hormonlar, hastalıklar, ilaçlar, duygular, düşünceler, ilişkiye dair nedenler, sigara-alkol kullanımı ve stres gibi birçok faktör cinsel isteği azaltabiliyor.

Cinsel isteksizlik psikolojik nedenlerden mi, fiziksel bir rahatsızlıktan mı kaynaklanır? Cinsel isteksizliğin altında ne gibi sorunlar olabilir?
Biz tüm cinsel sorunlarda olduğu gibi cinsel isteksizlik şikâyetini de organik, psikolojik ve sosyal anlamda ele alıyoruz. Öncelikle testosteron hormonunun cinsel istek ve fanteziler üstünde önemli bir etkisi var. Cinsel istek, fanteziler, gece ereksiyonları, cinsel aktivite, orgazm ve boşalma sıklığı testosteron tarafından yönetilir. Yani testosteron düşükse cinsel isteksizlik başta olmak üzere bir dizi cinsel sorun oluşur. Erişkin erkeklerde günde 5-7 mg testosteron üretimi olur. Ancak bu hormon, 30’lu yaşlardan itibaren yılda yüzde 1,2 oranında düşmeye başlar. 45-50 yaşlarına gelindiğinde, hormon eksikliği klinik olarak belirti vermeye başlar. Cinsel istek kaybı ve sertleşme kalitesinde azalma bunların başındadır. Genel olarak baktığımızda ise, testislerin testosteron üretmesini etkileyen her faktör bu hormonu düşürebilir. Örneğin, testis travması, kanda demir fazlalığı ya da böbrek hastalıkları, şeker hastalığı, karaciğer sorunları, tiroit problemleri gibi sistemik sorunlar ve bazı ilaçlar da hormon seviyesini düşürebilir. Ancak son dönemde 25-40 yaş arası genç erkeklerde de hormonsal düşüklüğe oldukça sık rastlıyoruz. Genç erkeklerde cinsel isteksizliğin tek suçlusu hormonlar değil tabii ki. Genç erkeklerde özellikle fazla kilo, hareket seviyesi, beslenme şekli, sigara-alkol kullanımı, altta yatan metabolik hastalıklar ve yoğun stres testosteronu düşürüyor. Şikâyetin organik boyutunun incelenmesinde mutlaka hormonsal tetkikler uygulanır. Ancak psikolojik faktörler de cinsel isteği yönlendirici önemli bir unsurdur. Partnerle olan ilişki, uyarılma derecesi, ilişki sorunları, stresli ve öfkeli bir yapı da cinsel isteği azaltabilir. Bu nedenle sebeplerin doğru incelenmesi açısından bir uzmana başvurup, olayı incelemek daha doğru.

HALİM.HATTAT5 HALİM.HATTAT6

Cinsel isteksizlik de tedavi edilebilir bir sorun mudur? Cinsel isteksizlik yaşayan bir erkek ne yapmalı?
Öncelikle durumun organik kısmı olabileceğini de hatırlamalılar. Biz cinsel isteksizlik yaşayan erkeklerde önce sağlık ve cinsel hayat hikâyesini dinliyor sonra da bazı testlerle altta yatan hormonsal, sinirsel, damarsal, anatomik problem var mı araştırıyoruz. Testosteron pulsatil olarak salgılanan bir hormon olduğundan sabah saatlerinde aç karnına herhangi bir laboratuvara gidip kan vermek yeterli. Bu şekilde toplam ve serbest testosteronlar ölçülür. Cinsellikle ilgili kısım araştırılırken seks hormonunu bağlayan globulin de ölçülür. Hastanın şikâyeti ve öyküsüne göre bu testlere başka tetkikler de eklenebilir. Testosteron hormon eksikliği tespit etmişsek bunu dışarıdan takviye etmek mümkündür. Hormon eksikliği ile sertleşme sorunu ya da sertleşme kalitesinde düşüş görülüyorsa buna yönelik tedaviler uyguluyoruz. İsteği azaltacak metabolik hastalıklar ve kilo fazlalığı, sağlıksız beslenme, bel çevresi kalınlığı gibi yaşam tarzı faktörleri için de sağlıklı cinsellik reçeteleri hazırlıyoruz. Ancak unutulmaması gereken şu ki isteksizliği yaratan diğer alanların, kişiye ve ilişkiye ait diğer sorunların dikkatle incelenmesi gerekir. Cinsel isteksizliğe yol açan psikolojik ve sosyal faktörleri cinsel terapiyle tedavi ediyoruz. Yanlış cinsel inanışları düzeltiyoruz. Gerektiğinde hastamızı partneriyle değerlendiriyoruz. Sonuçta nasıl ki erkeğin sorunu kadını etkiliyorsa, kadının sorunu da erkeği etkiliyor. Çifte birlikte uygulayacakları egzersizler veriyoruz.

Özellikle metropollerde yaşayan, çalışan çiftler birbirleriyle belki de görüşemiyorlar, birbirlerine zaman ayıramıyorlar. Günlük yaşamın getirdiği bazı sıkıntılar cinsel hayata da yansıyor. Mutlu ve sağlıklı bir beraberlik için evli çiftlerin hangi sıklıkta cinsellik yaşaması normaldir?
Cinsel ilişki sıklığının bir standardı yoktur. Kaldı ki bu durum bir yarış ya da varış noktası değildir. Önemli olan kişi ve partnerinin tatminkâr, mutlu ve kaliteli bir beraberlik yaşamasıdır. 20’lerinde olup her gün cinsel ilişki yaşayan ancak hiç tatmin olmamış hisseden birçok insan var. Aynı şekilde 70’lerinde olup ayda bir beraberlik yaşayan ancak kendini bu durumdan son derece mutlu olan kişiler de var. Bu nedenle önemli olan sıklık değil kalitedir. Yapılan çalışmalar genel nüfusta cinsel istek sıklığının haftada 1-4 kez ile ayda 2 kez civarında olduğunu gösteriyor. Bu durumda bu sıklıktan az cinsel istek duyanlar cinsel istek azlığı yaşıyor denebilir. Evlilikte de seksin sıklığının çoğu kez yavaş yavaş azaldığını görüyoruz. Aşinalık hissinin seksi daha az çekici hale getirdiği bir gerçek. Âşık olduğumuzda beynimizde, mutluluk hormonları olarak bilinen dopamin, serotonin gibi hormonlar artıyor. Bunlar, kadında da erkekte de cinsel arzuyu artıran hormon olan testosteronu tetikliyor. İlişkinin ilk zamanlarındaki yoğun seksi bu şekilde de açıklayabiliyoruz.

Evliliğin sürmesi için romantizm mi, cinsellik mi gerekir?
Her ikisi de önemli ve gereklidir. Cinsellik azaldı diye evliliği bitirmek doğru olmaz. Cinsel ilginin değişiklik gösterebileceği, aynı insanda bile farklı zamanlarda değişik düzeylerde olabileceği unutulmamalı. İlginin zaman zaman düşmesi, zaman zaman artması şaşırtıcı bir şey değil. Önemli olan cinsel ilginin neden azaldığını ortaya çıkarmak. Evlilikte iki aydan uzun bir süre sekssiz geçiyorsa, mutlaka doktora başvurmak gerekir. Sekssiz bir evlilikte sorun direkt cinsellikle ilgili olabilir. Ama çoğu kez kişiler arasındaki iletişim bozukluğu, birbirlerine duyulan öfke gibi pek çok neden çiftlerin cinsellikten uzaklaşmalarına neden oluyor. Özellikle de kadınlar için… Erkek, karıkoca ilişkisi ile cinselliği birbirinden daha net sınırlarla ayırıyor. Evlilikte sorunlar olsa bile seksin aksamaması gerektiğini düşünüyor. Ama kadınların seks yapabilmesi, cinsel ilgi duyabilmesi için ortamda bir uyumun, nedenin olması lazım. Sabahtan akşama kadar eleştirilen, kötü davranılan bir kadından akşam hiçbir şey olmamış gibi seks yapmasını beklemek gerçekçi değil.

Unutulmaması gereken bir faktör de iyi ve yakın bir cinsel hayatın bir seçim olduğu; evliliğin aşamaları süresince bu yakınlığın devamı için çaba gösterilmesi, zaman ayrılması, cinselliği iki taraf için de zevk haline dönüştürecek keşifler yapılması gerektiği. Önemli olan evlilikte çiftlerin, ortaya çıkan problemi eşlerden birinden kaynaklanan bir sorun gibi görmemesi, çiftin ortak sorunu olarak görmesi. Mutlu çiftler “benim sorunum”, “senin sorunun” değil “bizim sorunumuz” diyebilen, ileride çıkabilecek sorunları çözebileceğine inanan çiftlerdir. Unutmamak gerekiyor ki birlikte seksten konuşabilen, fantezilerini paylaşabilen, birlikte seks filmi seyredebilen çiftlerde cinselliğin ölmesi pek kolay görülmüyor.

HALİM.HATTAT9 HALİM.HATTAT7

Seks hakkında partnerle konuşmak sağlıklı bir cinsellik için şart mı?
Seks hakkında partnerlerin konuşması çok önemli. Çok basit olarak anlatmak gerekirse doğru cinsel bilgileri edinmek, kendi cinselliğini doğru öğrenmek, isteklerini, arzularını ve zevklerini fark etmek, kendi istek, duygu ve düşüncelerini rahatlıkla ifade etmek, bununla birlikte partnerinde duygu, düşünce ve arzularının farkında olmak, yani “cinsel zekâ” ilişkilerde şart. Cinsel zekâ çok küçük yaşlardan itibaren cinsellikle ilgili verilen mesajlarla gelişmeye başlar. Bunda aile, sosyal çevre ve eğitim seviyelerinin büyük önemi var. Cinsel deneyimler, kişinin cinsel efsanelere ne kadar maruz kaldığı da önemli faktörlerdir. Cinsel zekâyı etkileyen en önemli faktörler arasında cinsel konuların hâlâ tabu kabul edilmesi, bu tip duygu, düşünce ve isteklerin kapalı kapılar ardında sürdürülmesi, bu nedenle de birçok kişinin kendisiyle ve partneriyle ilgili yeterli bilgiye sahip olmaması sayılabilir. Yaptığımız fanteziler araştırmasında da çiftlerin en gizli cinsel istek ve düşüncelerini birbirlerine ifade etmekte son derece çekimser kaldıklarını gördük.

Cinselliğin bir yaşı var mıdır? Erkekler ve kadınlar için aynı mıdır bu yaş?
İlerleyen yaşla birlikte tüm vücutta olduğu gibi cinsel fonksiyonlarda da doğal bir yavaşlama meydana gelir. Seks hormonlarının düşmesi cinsel istek ve performansta azalmaya sebep olabilir. Bu normal fiziksel değişikliklerin cinsel hayatın bittiğine dair bir işaret olarak algılanması da cinsel hayatı olumsuz yönde etkiler. Kalp sorunları, eklem hastalıkları, şeker, yüksek tansiyon gibi sağlık problemleri de hastaları endişelendirebilir. İstek, uyarılma, orgazm, sertleşme ve boşalmayla ilgili cinsel fonksiyonlarda sorun yaşanabilir. Ancak tüm bu değişiklikler cinsel hayatın bittiği anlamına gelmez. Cinsellik sadece gençlere özgü değildir. Bu bir şehir efsanesidir. Amerika’da yapılan yeni bir çalışmaya göre 55 yaşın üzerinde erkekler en az 15 yıl, kadınlar 11 yıl aktif bir cinsellik yaşayabiliyor. Genel sağlığınız iyi durumda ise bu süre daha da uzuyor.

Yaş ilerledikçe cinsellik biter mi?
Yaşlılık süreci boyunca tüm vücut fonksiyonlarında doğal bir yavaşlama olur. Cinsel fonksiyonlarda da bu durum böyledir. Ayrıca yaşlanma sürecinde sıklaşan sağlık sorunları ve kullanılan ilaçlar da cinselliği olumsuz etkiler. Cinsel istek, uyarılma ve tatmin süreçleri azalabilir. Ancak bunlar cinselliğin bittiği anlamına gelmez. Ülkemizde birçok erkek ve kadın yaşlanma sürecinde sıklaşan cinsel sorunları normal kabul ediyor ve cinsellikten emekliye ayrılıyor. Oysa şunu unutmamanız gerek: Cinsel fonksiyonlarda değişimler olsa da tüm cinsel sorunların tedavisi vardır ve hayatın her mevsiminde keyifli bir cinsellik yaşamak mümkündür. Ayrıca hep belirtiyoruz: Çift olarak yaşadığınız tüm duygusal ve fiziksel yakınlaşmalar cinselliğin bir parçasıdır. Yaşla birlikte cinsel rutininizde değişimler olsa da çok ileri yaşlarda dahi mutlu bir cinsel hayata sahip olabilirsiniz. Burada önemli olan eşinizle doğru bir iletişimde bulunmanız ve cinsel bir probleminiz varsa vakit kaybetmeden uzman bir doktora başvurmanızdır.

İleri yaşlarda mutlu bir cinsellik yaşamak isteyen çiftler ne yapabilirler?
Cinsellik hayatın bir parçası olmalıdır. Haftada 3 kez cinsel ilişkiye girilmeli. Seks uzun yaşamanızı sağlar. Haftada 2 kez cinsel ilişkiye girmenin ömrü 3 yıl uzattığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Seks hayatı 50, 60 ya da 70’lerinden sonra sona ermez… Aslında hiçbir zaman sona ermemeli. Cinsellik kimliğimizin önemli bir parçasıdır. Kabul etmeniz gereken tek gerçek, vücudunuzun değişmekte olduğudur. Çiftlere mutlu birliktelik için önerilerim: Öncelikle pozitife odaklanmaktır, birbirlerinden sıkıldıkları zamanlarda çözüm çiftlerin, partnerlerinin sevdikleri yanlarını düşünmeleridir. Ayrıca kendi mutluluğunun sorumluluğunu almak ve her şeyi karşı taraftan beklememek. Tutkuları paylaşmak, ortak ilgi alanları oluşturmak. Saygı göstermek, empati kurmak ve düşünceli olmak. Mümkün olduğunca sık dokunmak. Çoğu çift, ilişkilerinde yavaş yavaş birbirinden kopar ve yeniden bağlanmaları gerekir. İlişkilerimizi, birbirimize iltifatlar etmek, özel buluşmalara ayarlamak gibi detaylara daha çok dikkat ederek güçlendirebiliriz.

Son yıllarda moda hastalıklara bir yenisi daha eklendi, “azgın teke” sendromu. Azgın teke sendromu nedir tam olarak? Gerçekten böyle bir dönem oluyor mu erkeklerde?
Andropoz yaşla birlikte doğal olarak azalan testosteronun yol açtığı klinik bir tablodur. Cinsel istek azlığı, sertleşme problemi, testis hacminde azalma, kıllanmada azalma, vücut yağlarında artış, kas ve kemik kütlesinde azalma, kansızlık gibi klinik şikâyetler ile yorgunluk, konsantrasyon zorluğu, huzursuzluk gibi daha sübjektif belirtilerin bir araya geldiği bir sağlık sorunudur. “Azgın teke” sendromunun çıkış noktası, erkeklerden kaynaklanan boşanmaların yoğunlaştığı yılların da “andropoz zamanları” olmasıdır. Aldatma ve boşanmaların bu dönemde sıklaşmasının pek çok nedeni olabiliyor, başlıca faktör “kendine güveni azalan erkeğin bu güveni yeniden kazanma yollarını evinin dışında aramasıdır”. Andropoz erkeklerinin eşlerinin de genellikle menopoz sürecinde olmaları ciddi bir şanssızlık. Menopoz sorunlarıyla baş etmeye çalışan, ruhu ve bedeni çocuklarını evlendirme, torunlarını büyütme telaşıyla yorgun düşen orta yaş kadınları erkeklerindeki bu değişimleri yeteri kadar fark edemeyebiliyor. Ellili yaş virajını dönen erkeklerde sadece cinsel güç ve istek kaybı endişesi değil, “iyi zamanların gerilerde kaldığı düşüncesi” ve “güzel günlerin azaldığı endişesi” artıyor. Testosteron eksikliği sadece ruhsal değil, bedensel bir güçsüzlük ve tükenmeye de yol açıyor. Lütfen unutmayın! Erkek ya da kadın ve hangi yaşta olursanız olun fark etmiyor; her gün, her yıl, her yaş güzeldir. Yaşanacak iyi günler hep vardır ve olacaktır. Hoşgörü ve anlayış andropoz ve menopoz sorunlarının çözümünde de en etkili ilaçtır.

Cinsel hayatı monotonlaşan çiftler neler yapmalı?
Eğlenmek de cinselliğin bir parçasıdır. Seksi akışına bırakın. Cinselliği her zaman, mekân ve koşulların uygun olduğu anda yaşayamazsınız. Çok yorgun olsanız da kendinizi bakımsız hissetseniz de bazen kendiliğinden gelişen karşılıklı istekler oluştuğunda bunun keyfini çıkarın. Yatak odanıza stresi sokmayın. Yüksek stres düzeyi, gerginlik, endişe hali, öfke, cinsel isteksizlik gibi pek çok cinsel soruna zemin hazırlıyor. Cinsellikte hayatınızın streslerini bir kenara bırakmayı deneyin. Gerekirse bir stres yönetim uzmanından, yoga ve meditasyon gibi gevşeme tekniklerinden yardım alın. Önce ilişkinize odaklanın. Kaliteli bir cinsel yaşam için öncelikle sevgi, saygı ve anlayışa dayalı, kaliteli bir beraberlik gerekir. Önce ilişkinize, sevgiye, aşka odaklanın. Eşinize, sevgilinize, partnerinize duygu ve düşüncelerinizi açıklıkla ifade edin. Cinsellik esnasında sevdiğiniz ve tercih ettiğiniz davranışları partnerinize doğru bir şekilde aktarın. Eşinizin de ihtiyaç ve tercihlerini öğrenin. Ona sürprizler hazırlayın.

Erkeklerin korkulu rüyası kalp ve prostat hastalıkları cinselliği nasıl etkiler, cinselliği bitirir mi?
Prostat hastalıkları orta yaş ve üzeri erkeklerin en sık karşılaştığı sağlık problemleri arasındadır. İyi huylu prostat büyümesi, prostat kanseri ya da prostat iltihaplanmaları, idrar problemlerine yol açarak hem fiziksel yakınmalara yol açar hem de erkekleri psikolojik ve sosyal yönden de etkiler. Bu hastalıklar sık idrara çıkma, kesik kesik idrar yapma, mesaneyi tam boşaltamama hissi, gece idrara kalkma, idrar yaparken zorlanma, ani idrara çıkma ihtiyacı gibi yakınmalara yol açar. Sertleşme, boşalma sorunları gibi sorunlara yol açarak cinsel yaşamı olumsuz yönde etkiler. Ayrıca idrar sorunu yaşayan erkek, bunun beraberlik esnasında olmasından çekinerek cinsellikten soğuyabilir, cinsel istek problemleriyle karşılaşabilir. Başarılı olamayacağı endişesiyle performans anksiyetesi geliştiren erkek yine sertleşme sorunları yaşayabilir. Özetle, pek çok erkek gerek prostat hastalıkları gerekse uygulanan tedaviler nedeniyle başta sertleşme, boşalma ve cinsel isteksizlik sorunları olmak üzere cinsel problemler yaşıyor. Bu nedenle prostat hastalıkları tedavilerinde en önemli nokta, cinsel fonksiyon sorunlarına yol açmayan tedavilerin tercih edilmesidir. Günümüzde tedavi yöntemine karar verirken, tedavinin cinsel fonksiyona zarar vermemesi hususunu da önemle değerlendiriyoruz. Hastanın prostat problemi yaşadığını düşünüyor ya da bir prostat hastalığı nedeniyle tedavi görüyorsa cinsel problemler yaşayabileceğini bilmesi çok önemli. Bu durumda mutlaka durumunu tekrar değerlendirerek gerektiğinde tedavi planında değişiklikler yapıyoruz. Önemli olan sorununu geçiştirmemek ve çözüme kavuşturmak.

Kalbi etkileyen her şey cinselliği de etkiler. Yani kalp damarlarını etkileyecek herhangi bir sorun (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol problemi, plak oluşumu, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi, hareketsiz bir yaşam) cinsel bölgeye giden damarlarda da hasar yaratır. Bu nedenle kalp hastalıklarında, başta sertleşme sorunları olmak üzere çeşitli cinsel sorunlar daha sık görülür. İstek azlığı, sertleşme sorunu, tatminsizlik yaşayan erkekte performans endişesi gelişerek kısırdöngü şeklinde sertleşme problemi daha da artabilir. Kalp krizi sonrasında sertleşme sorunu hem fiziksel hem psikolojik nedenlerle ortaya çıkabilir. Kalp hastalıklarında kullanılan ilaçlar cinsel isteği azaltıp sertleşme sorununa neden olabilir; aynı şekilde bir erkek eforlu bir hareket esnasında ya da seks yaparken kalp ağrısı yaşıyorsa korkup psikolojik olarak sertleşme sorunu yaşayabilir. Kalp krizinden ve ölümden korkmak da, performans endişesi yaratarak sertleşmeyi engelleyebilir. Kalp krizi yaşayan birçok kişi kendilerini endişeli, depresif ve sıkıntılı hisseder, hatta partnerlerinin onları beğenmediğini düşünür. Bir başka durum da partnerin aşırı korumacı hale gelmesidir ki bu durum da hastanın moralini bozar.

Kalp hastalarının en büyük korkularından biri, seks yapmak! Seks kalp krizi riskini artırır mı?
Araştırmalar birçok çiftin cinsellik için 5-15 dakika harcadığını gösteriyor. Seks sırasındaki oksijen tüketimi 1 ya da 2 kat merdiven çıkmaya eşit, dolayısıyla cinsel aktivite sonrası içinde kalp krizi geçirme riski veya cinsellik esnasında kalpteki sorunlara bağlı ölümler oldukça nadirdir. Araştırmalara göre sağlıklı bir kişide seks sonrasında kalp krizi görülme riski yaklaşık 1 milyonda 2,5’tir. Bu rakam daha önce kalp hastalığı geçiren kişilerde de 1 milyonda 25’e kadar çıkar. Ancak yine de oldukça düşük bir risk söz konusu, özellikle erkekseniz, daha önceden geçirilmiş bir kalp krizi hikâyeniz varsa ve aşırı hareketsiz bir hayat tarzı sürüyorsanız bu riskler artıyor. Kalp hastalığı sonrası seks yapıp yapamayacağınızın en güzel testi şudur: Eğer göğsünüzde rahatsızlık, ağrı, çarpıntı, nefes darlığı gibi belirtiler olmadan yaklaşık 15-20 dakika yürüyebiliyorsanız sekse hazırsınız demektedir.

Cinsel beraberlikten çekinen çiftler ilişkilerine önce bireysel uyarılarla başlayabilir. Aslında seçilen pozisyonlar arasında efor açısından bir fark yok. Yani çiftin seçtikleri tarzda rahatlık hissetmeleri yeterli. Ancak zamanla doktor kontrolünde yapılan doğru bir egzersiz ve kondisyon programıyla erkeğin fitness seviyesi düzeltilerek eski pozisyonlara geri dönülebilir. Normal olarak kalp krizinden yaklaşık 16 hafta sonra cinselliğe geri dönebiliyor. Bu süre tabii ki hastanın isteğine, genel fitness seviyesine ve bilgisine göre değişiyor. Kalp hastalıklarında kullanılan ilaçlar cinsel isteği azaltıp sertleşme sorununa neden oluyorsa, kalp hekimiyle görüşüp cinselliği daha az etkileyen ilaçların kullanılıp kullanılamayacağını tartışıyoruz. Ancak bu ilaçların muhakkak kullanılması gerekirse başka öneriler sunuyoruz. Kalp damar sorunu yaşayan kişilerde sertleşme sorununda kullanılan ilaçlar oldukça yüz güldürücü sonuçlar verebiliyor. Ancak nitrat grubu ilaçları kullanan hastaların bu ilaçları kullanmamaları gerekiyor. Bu aşamada, hastanın durumuna göre en doğru tedavi protokolünü bir ekip çalışmasıyla beraberce oluşturuyoruz.

Hangi hastalıklar cinsel sorunlara neden olur? Cinsel sorunlar vücudumuzdaki başka hastalıkların habercisi olabilir mi?
2006’da yayımlanan Princeton II Guideline’a göre sertleşme sorunu yaşayan ancak hiç kalp problemi olmayan erkekleri kalp hastası gibi değerlendirmek gerekiyor. Yapılan araştırmalar cinsel isteksizlik çeken erkeklerde 5 yıl içerisinde diyabet ve kalp hastalıklarına yakalanma risklerinin çok daha yüksek oranlarda görüldüğünü gösteriyor. Araştırmalar, bel çevresinin erkekte 102 cm’yi geçtiği, yararlı HDL kolesterolde azalma, trigliserit ve bazen de zararlı LDL kolesterol seviyelerinde artışın olduğu, kan basıncı yüksekliği ve insülin direncinin görüldüğü “metabolik sendrom” adı verilen sağlık sorununun cinsel isteksizlik ve cinsel fonksiyon sorunlarıyla yakından alakalı olduğunu gösteriyor. Sertleşme ve cinsel isteksizlik sorununun diyabet, kalp hastalıklarıyla bu kadar yakından ilişkili olması, beslenme ve yaşam tarzında değişiklik yapmak isteyen erkekler için önemli bir motivasyon oluşturuyor. Cinsel performans düşüklüğünde bu nedenle olayı sadece cinsel sağlıkla sınırlandırmıyoruz. Şeker, kalp, kilo, yaşam tarzı, sigara alışkanlığı gibi faktörler var mı diye de mutlaka bir inceleme yapıyoruz.

Ayrıca, orta yaş ve sonrasında erkeklerin rutin kontrollerinde testosteron eksikliğinin mutlaka araştırılması gerekir. Erkekler cinsel istek azlığının metabolizma için bir alarm durumu oluşturduğunun farkında değil. Testosteron eksikliği tedavi edilebilir ve düzeltilebilir bir sağlık sorunudur. Bu tedavi sadece cinsel sorunları çözmekle kalmaz, yaşam kalitesini de artırır. Testosteron yerine koyma tedavisi diyabet, kalp, yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarının önlenmesinde önemli bir yarar sağlar. 40 yaşın üzerinde bir erkekseniz, testosteron seviyenizi bilmenizde yarar var. Cinsel sorunlar altta yatan bir prostat enfeksiyonu veya prostat büyümesine ya da kanserine bağlı olarak da gelişebilir. Yine orta yaşlardan itibaren bu kontrollere prostatla ilgili incelemeleri de ekliyoruz. Ayrıca libido düşüklüğü ve cinsel işlev bozukluğu başta depresyon ve endişe olmak üzere çeşitli hastalıkların belirtisi olabilir. Gerçek şu ki, cinsel işlev bozukluğu depresyonlu hastalarda, depresyonda olmayanlara oranla iki kat daha yaygındır ve depresyonlu hastaların neredeyse yüzde 75’ini etkiler. Depresyonun cinsel istek üzerindeki etkisi, beynin sekste oynadığı önemli rolü göstermektedir. Uyarılma ve boşalma sırasında beynin belirli bölgeleri harekete geçer. Depresyonlu hastalarda ise bu hareketliliğin daha az olduğu gözlemlenmiştir. Maalesef, “seçici serotonin gerialım inhibitörleri” gibi depresyonu tedavi etmede kullanılan ilaçlar da libidoyu ve orgazm olma yetisini olumsuz olarak etkileyebiliyor.

Tedavi edilmeyen cinsel sorunlar psikolojik ve fiziksel problemlere neden olur mu?
Cinsellik kaliteli bir yaşamın önemli bir parçası. Cinsel sorun yaşayan kişilerde hayat kalitesinin düştüğü biliniyor. Üstelik bu durum partnerleri de etkiliyor. Araştırmalar hastaların yüzde 62’sinin cinsel sorunlar nedeniyle özgüveninin kaybolduğunu, yüzde 21’inin de ilişkilerinin bittiğini gösteriyor. Buna ek olarak cinsel sağlığın genel sağlığın önemli bir barometresi olduğu pek çok çalışmayla gösterildi. Cinselliği etkileyen her şey kalbi, beyni ve tüm diğer sistemleri de etkiliyor. Hatta cinsel bölgeyi destekleyen damar, hormon ve sinir sistemi, vücudun en hassas mekanizmalarından olduğu için, genel sağlıkla ilgili ilk belirtiler sertleşme sorunu, erken boşalma gibi cinsel problemlerle kendini belli edebiliyor. Örneğin cinsel bölgeyi besleyen damarlar koroner damarların neredeyse yarısı çapındadır. Damar tıkanıklığı yaratacak durumlar, böylelikle ilk başta penis damarını etkiler. Bu nedenle cinsel sağlığa olumsuz etki edecek risklerin ortaya çıkarılıp, varsa cinsel sorunların tedavi edilmesi genel sağlığı da olumlu etkiler. Sigara-alkol tüketimi, beslenme yanlışları, aktivitesi düşük bir yaşam, aşırı ve yönetilemeyen stres, depresyon ve uyku sorunları cinsellik için risk faktörleridir. Bel çevresi kalınlığı, kilo fazlalığı ve obezitede özellikle cinsellik hormonları etkilendiğinden cinsel performans düşer. Kan şekerinde dengesizlik, kalp damar sorunları, yüksek tansiyon, metabolik sendrom, kolesterol yüksekliği durumlarında da cinsel performans olumsuz yönde etkilenir. Bunları bir bütün olarak değerlendirmek gerekir.

Her cinsel sorunun tedavisi var mıdır?
Her cinsel sorunun tedavisi vardır. Önemli olan konuyu biyolojik, psikolojik, sosyal açıdan ele alarak değerlendirmektir. Sebepler karışık da olabilir. Doğru olan sebebi doğru tespit ederek kişiye özel bir tedavi protokolü oluşturmaktır. Tüm dünyada her üç yetişkinden biri en az bir tane cinsel sorun yaşıyor. Türkiye’de her 10 erkekten 7’sinin sertleşme sorunu var. Bu rakamların yüksekliğini görüp şaşırmayın. Cinsellik konusunda çoğu kişi sorunlarını konuşmaya, paylaşmaya, anlatmaya çekiniyor. Oysa Türkiye’de erkek ve kadınların yüzde 90’ı cinselliğin çok önemli olduğunu düşünüyor. Cinsel sağlık genel sağlığınızın çok önemli bir parçasıdır. Üstelik sağlıklı cinsel fonksiyonlara sahip olmanız sadece sizi değil ilişkilerinizi ve partnerinizi de etkiler. Cinsel fonksiyon sorunları yaşayanlarda hayat kalitesi de düşer. “Cinsel fonksiyon bozukluğu kendinizi nasıl hissetmenize neden oluyor?” diye sorduğumuzda en sık aldığımız yanıtlar arasında kendine güvende azalma, kendini endişeli, öfkeli, üzgün, depresif, cazibesiz ve mutsuz hissetme yer alıyor. Aynı şekilde hastaların partnerleri de kendilerini kızgın, utanç içinde, endişeli, şaşkın hissediyor; çoğunun kendisine olan güveni azalıyor, kendilerini çekici hissetmiyor. Yani “nasılsa geçer” diyerek sorunlarınızı paylaşmayı ertelediğinizde psikolojik sağlığınızı ve ilişki kalitenizi tehlikeye attığınızı bilmelisiniz.

HALİM.HATTAT10 IMG_4278

Cinsel sağlığı olumsuz anlamda neler etkiler?
Cinsel sağlığı olumsuz etkileyen faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Kilo fazlalığı ve obezite
  • Ön diyabet ve diyabet
  • Yüksek kan basıncı
  • Yüksek LDL (kötü), düşük HDL (iyi) kolesterol
  • Trans ve doymuş yağlar
  • Hareketsiz bir yaşam
  • Aşırı gergin, sinirli, endişeli ruh hali
  • Stres
  • Depresyon
  • Uyku sorunları
  • Çeşitli ilaçlar (depresyon, ülser, kalp vs.)
  • Sigara-alkol

Kaliteli bir cinsel yaşamın sağlığımıza ne gibi faydaları var?
Kaliteli bir cinsel yaşam, sağlıklı bir yaşamın çok önemli bir parçasıdır. Araştırmalar düzenli bir cinselliğin 10 yaş genç gösterdiğini ortaya koyuyor. Düzenli bir cinsel yaşamın sağlığa ve yaşam kalitesine olan faydalarını gösteren çalışmalar giderek artıyor. Aslında bu çok şaşırtıcı değil. Çünkü düzenli bir cinsel yaşam vücutta mutluluk hormonları başta olmak üzere pek çok kimyasalın salgılanmasını sağlıyor. Bu maddeler de vücut fonksiyonlarının düzenli ve optimal çalışmasına yardımcı oluyor. Mesela haftada 2 kez seks yapmak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bağışıklığı koruyan bazı maddeler düzenli cinsel hayatı olanlarda yüzde 30 daha fazla salgılanıyor. Bu da hastalıklara yakalanma riskinizi azaltıyor. Hatta bir araştırma haftada 2 kez cinsellik yaşayan erkeklerde hastalık riskinin yarıya indiğini gösterdi. Bir de bunun fiziksel egzersiz olarak etkisi var. Sonuçta cinsellik aslında iyi bir egzersizdir. Haftada 2 kez seks yapmak yılda neredeyse 21.000 kilojul enerji harcamanızı sağlıyor. Bu da yaklaşık 80 km koşmaya eşdeğer. Yani kilo vermeye, kiloyu korumaya da faydalı. Seksin tüm bunların yanında kan dolaşımını hızlandırdığından ağrı dindirici özelliği de var. Bunun yanında cinsellik seks hormonlarının ve diğer hormonların düzenli çalışmasını sağlıyor. Bağlılık hormonu salgılatıyor ve çifti birbirine yaklaştırıyor. Kişinin kendine güvenini tazeliyor. Stresi azaltıyor.

İnsanların kolayca ulaşabildiği cinsel gücü artırdığı söylenen ilaçlar ne kadar sağlıklı? Siz hastalarınıza öneriyor musunuz?
Birçok erkek bu ilaçların cinsel isteği artırdığını ya da cinsel istek olmadan da işe yarayacağını düşünüyor. Oysa bu ilaçlar cinsel isteği artırmıyor. Ayrıca ilacın etki edebilmesi için erkeğin cinsel istek duyması ve cinsel olarak uyarılmış olması gerekiyor. Özellikle genç erkeklerin bu ilaçlardan performans artırıcı bir etki beklemeleri de tamamen yanlıştır. Bu ilaçlar afrodizyak değildir; erkeğin ilişkisinde yatan diğer sorunları da çözmez. Bu ilaçların hemen ve her zaman sonuç verdiği de bir başka şehir efsanesidir. Beklenilen etki görülmediğinde sertleşme sorununa yol açan diğer faktörlerin tekrar gözden geçirilmesi ve daha uygun bir tedavi ya da doz belirlenmesi gerekebilir. Öncelikle bu ilaçları kullanan genç erkeklerin neden buna ihtiyaç duyduğunu belirlemek gerekir. Örneğin erken boşalma sorunu yaşayan bir erkek, partnerini tatmin etmek amacıyla üst üste birkaç kez ereksiyon elde etmek istiyor olabilir. Bu durumda asıl sorun erken boşalmadır. Ya da cinsel isteksizlik yaşayan bir erkek, cinsel isteğinin artması için bu ilaçları kullanır. Oysa bu ilaçlar cinsel isteği artırmaz. Hatta cinsel istek ve hormonlar iyi çalışmıyorsa, işe de yaramazlar. Bu durumda hormonsal bir eksiklik araştırılmalıdır.

Yoğun performans endişesi ve fast-food seks dediğimiz hızlı yaşanıp, hızla biten cinsel ilişkilerin çok yoğun yaşanması da performansı düşürebilir. Bu durumda, yine psikolojik bir altyapı ilk sebeptir. Bazı durumlarda, bu ilaçlar kontrolsüz ve uzamış ereksiyona neden oluyor. Ya da bu ilaçları alan erkek istediği sonucu görmeyince “Bu bile işe yaramadı” deyip, depresyona girebiliyor. Bu nedenle bir uzmana danışmadan, bu ilaçları kullanmamak gerekir.

Ayrıca, cinsel sorunların tedavisinde el altından ya da internet üzerinden satılan sahte ilaçlara karşı tedbirli olmak lazım. İnternet yoluyla sipariş ettiğiniz kutu ve haplar görünüm olarak gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar iyi taklit edilmiş olabiliyor. Sahte ilaçların içindeki tüm maddeler tehlikesiz dahi olsa aktif maddenin yetersiz seviyeleri tedaviyi faydasız kılabiliyor. Tabii bu en iyi ihtimal. Sahte ilaçların en kötü ihtimalle ölüme kadar giden bir dizi sürece yol açabileceği de biliniyor.

Kitabınızda bazı kokularla karşı cinsi etkilemek mümkün hale geldi diyorsunuz? Nasıl yani, bir koku, etkilemek için gerçekten yeterli mi? Nasıl kokular bunlar, nedir sırları ve içlerinde ne var?
Cinselliğe bir bütün olarak baktığımızda cinsellik ile koku arasındaki güçlü bağı görebilirsiniz. Bunun nedeni kokunun da aynı görüntüler, fanteziler, dokunuşlar gibi cinsel bir uyarı olmasıdır. Koku da tüm cinsel etkileşim ve uyarılar gibi merkezi sinir sistemi desteği ve kontrolündeki hormonlarla cinsel uyarılma dönemine geçmenizi sağlar. Koku alan reseptörler (alıcılar) merkezi sinir sisteminin uyarılmasında ve cinsel uyarılmaya geçişte önemli bir basamaktır. Kişinin kendi ten kokusu özeldir. Kadın ve erkeğin hormonal yapıları farklı olduğundan ortaya çıkan kokuları da birbirine benzemez. Bu koku karşı cins tarafından hemen algılanır ve ilk etkileşimde önemli bir rol oynar. Bu nedenle çoğu kişi ilk etkileşimde özellikle ten kokusuna duyarlılık gösterir ve cinsel olarak bir çekim hissederler. Fermonlar vücudunuzda doğal olarak bulunan ve karşı cinse hava yoluyla ulaşan habercilerdir. Fermon denilen özel kokular ise cinsel anlamda uyarı özelliği taşırlar. Bu kokular da aynı vücudun doğal olarak ürettiği fermonlar gibi kokusuzdur ve içeriklerinde karşı cinse etki eden özel karışımlar kullanılır. Kimyasal içerik olarak cinsel etkileyici kokuların içindeki kadın ve erkek kokusu farklıdır. Dolayısıyla cinsel etki için kullanılacak parfümlerin üniseks olmaması kadın ve erkek için ayrı formlarının kullanılması gerekmektedir. Genellikle androstadienone veya estratetraenol gibi maddelerden oluşmaktadır. Ancak cinsel problemler yaşıyorsanız sorununuzun bir bütün olarak ele alınması, cinsel uyarı ve isteğe etki eden organik ve psikolojik mekanizmaların detaylı bir şekilde incelenmesi gerekir. Bunların ardından ihtiyacınıza göre gerek hormonal gerek organik ve psikolojik anlamda destek alabilirsiniz. Bu nedenle fermonları doktorunuzun kontrolü ve tavsiyesi dışında kullanmanızı önermiyoruz. Bu kokuları bir mucize gibi de görmemelisiniz. Sosyal olarak ilişkilerinde sıkıntı yaşayan, var olan ilişkisinde çatışmalar olan, partneriyle çeşitli problemleri aşamayan kişiler bu kokuları bir tedavi aracı olarak görmesinler. Bu tip durumlarda mutlaka bir uzmana danışarak sorunun kaynağını bulmalısınız. Bu kokular ancak doktorunuzun tavsiyesiyle kendinize olan güveninizi, ilişkinizi ve cinselliğinizi destekleyecektir. Çünkü cinsel çekimde bir etkileşim söz konusudur. Bu çekimi artırmak için karşı cinsi çeken uyarıcı parfümlerden yararlansanız da hormonal düzeyinizin derecesine göre kullanmanız gerekir. Örneğin orta yaşlardaki bir erkek ya da kadın partnerini etkilemek için bu kokulardan fayda görebilirken genç 20’li yaşlardaki bir kişi daha yoğun hormonal seviyelere sahip olduğundan fermona ihtiyaç duymayacaktır.

süt HALİM.HATTAT8

Gelelim beslenmeye. Beslenmenin cinsel sağlığa etkisi var mıdır?
Akdeniz tipi bir beslenme planının cinsel fonksiyonları iyileştirdiği pek çok araştırmayla gösterildi. Kilo fazlalığı, kolesterol yüksekliği, kan basıncında yükselme yaşayanlar, iki yıl sağlıklı bir beslenme uyguladıklarında hem metabolizma göstergelerinde yani kan şekeri, insülin değerleri, kolesterol, tansiyon değerlerinde, hem de cinsel fonksiyonlarında düzelme fark ediyor. Akdeniz diyeti dediğimizde tam tahıllı ürünler bakımından zengin, işlenmiş rafine şekerler bakımından fakir, zeytinyağı gibi iyi yağları ihtiva eden, sağlıklı proteinlerin olduğu bir beslenmeden bahsediyoruz. Trans ya da hayvansal yağlardan uzak, bol sebze-meyve içeren bir beslenme planı hem kalbi hem de cinsel fonksiyonları olumlu etkiliyor. Kilo da önemli bir kriter. 2004 yılında obez ve sertleşme sorunu yaşayan erkekleri takip eden bir araştırmaya göre vücut ağırlığının yüzde 10’unu kaybeden erkeklerin hem sertleşme fonksiyonlarında hem de kolesterol ve kan basıncı değerlerinde iyileşme kaydedildi. Kilo testosteronu düşüren bir risk faktörüdür. Kilo vermek, testosteron seviyelerinde de doğal bir artış yaratır. Fiziksel olarak aktif kalmak da çok önemli. Sigara-alkol tüketimi, uyku sorunları gibi diğer risk faktörlerini de unutmamak gerek. Tabii duygusal ve zihinsel sağlık da bu bütünün bir parçası.

Cinsel enerjiyi artıracak besinler var mıdır? Nelerdir bunlar?
Kalp sağlığı için yararlı olan besinler cinsel sağlık için de yararlıdır. Bunun için sızma zeytinyağı, taze otlar, edamame ve somon balığı iyi bir tercihtir. Üstelik afrodizyak etkili besinler de kullanarak sağlıklı bir menü hazırlamak mümkün. Afrodizyak etkili olan kuşkonmaz, istiridye, avokado, rezene, soğan, ananas, çamfıstığı, roka, vanilya gibi besinleri de menünüze ekleyebilirsiniz. Protein kaynakları testosteron seviyelerinize olumlu etki edecektir. Yağlı etlerden kaçının. Bunun yerine düşük yağlı etler, balık, yumurta, yağsız süt ve süt ürünleri ile baklagilleri tercih edin. Bu yiyecekler testosteronu artıran çinko bakımından da zengindir. Doktorunuza danışarak deniz ürünlerinden de tüketebilirsiniz. L-arginin, L-karnitin, omega-3, çinko, ginkgo biloba, damiana gibi ürünler performansı artıran maddeler arasındadır. Ancak günümüzde özellikle cinsel performans destekleri konusunda taklit ürünlere dikkat etmek gerek. 2005 yılından sonra bu ilaçların sayısı yüzde 90 arttı. O yüzden güvenli kaynaklardan alınması ve mutlaka hekimin önerisiyle kullanılması şart.

Cinsel sağlığı olumsuz yönde etkileyen besinler var mıdır?
Yüksek kalorili, az posalı bir beslenme rejimi, trans ve doymuş yağlar; yağlı et ve et ürünleri sağlığın her yönünü olduğu gibi cinsel sağlığı da olumsuz etkilemektedir. Önerdiğimiz Akdeniz mutfağına karşın, Fast food ağırlıklı moderne Batı mutfağı aşırı miktarda omega-6 yağ asidi içerir. Omega-6’nın fazlası ise kalp damar hastalıklarını kolaylaştırıp, hipertansiyona davetiye çıkarır.

Hazır salata sosları yerine domates sosu, limon ve balzamik sirke kullanmalıdır. Birçok ticari tahıl ve ekmek ürünü çok fazla yağ ve şeker içerir. Konserve çorbalar ve sebzeler de çok fazla şeker, doymuş yağ içerir.

Fazla yağlı yemeklerin cinsel sağlık üzerinde etkisi var mıdır?
Yağın cinsi ve yemeğin nasıl hazırlandığı bizim için önem taşıyor. Özellikle kızartma yerine ızgara ve buğulama pişirilme biçimini tercih ediyoruz. Bazı yağların çok ufak miktarları, bazılarının da gereğinden fazlası zararlıdır ama her yağ zararlı değildir. Doymuş yağların (margarinler, hayvansal yağlar, bitkisel yağların bazı bölümleri) fazlası damarları daraltır, cinsel sağlığınızı olumsuz etkiler, kanser oluşumunu kolaylaştırır ve yaşlanmayı hızlandırır. Bazı yağların ise en küçük miktarları bile, sağlığı kötü yönde etkiler. Margarinlerde bulunan ya da bu margarinlerle yapılan, fırın-fabrika işi hazır yiyeceklerde oluşan “trans yağlar”ın çok az miktarları bile damarlara ciddi zararlar vermektedir. Bizim omega-3 önermemizin nedeni, cinsel sağlığın yanı sıra kalp damar hastalıkları, depresyon, bellek sorunları, görme problemleri ile eklem yaşlanmasına da iyi gelmesidir. Omega-3’ü sadece balıkla değil, yumurta, semizotu, baklagiller ve cevizle de alabilirsiniz. Akdeniz mutfağında önerdiğimiz zeytinyağı ise tam bir damar dostudur. Kandaki kötü kolesterol LDL’nin miktarını etkilemeden –belki de bir miktar azaltarak– iyi kolesterol HDL’yi çoğaltarak cinsel sağlığınıza da iyi gelir. Ayrıca kötü kolesterol LDL’nin oksidasyonunu önlemekte yani damar zararlanmasını engellemektedir. Zeytinyağında bulunan E vitamini ve felonik flavonoitler bu konuda en etkili kimyasallardır. Özetle, cinsel sağlığınız için fazla miktarda yağ tüketmekten, kötü yağlarla beslenmekten sakının ama yağlar olmadan sağlıklı kalamayacağınızı da unutmayın. Beslenme planınıza daha çok zeytinyağı ve balık koymaya, aşırıya kaçmadan yağlı tohumlardan (özellikle ceviz, badem ve fındıktan) faydalanmaya, margarinleri, hayvansal yağları mümkün olduğu kadar azaltmaya bakın.

Çikolata, şeker gibi tatlılar cinsel sağlığı olumlu yönde etkiler mi?
Cinsel yaşamınızı daha ateşli hale getirmek için saf kakao halindeki çikolatayı öneriyoruz. Saf kakao halindeki çikolata, arterleri genişleten nitrik oksidi artıran flavonoitler içerir ve özellikle 50 yaşı aşkın kişiler üzerinde etkilidir. Ancak tatlı alımında kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Dengeli bir diyette toplam kalorinin yüzde 50-60’ı karbonhidratlardan gelir. Karbonhidratların iki temel tipi vardır: Biri basit karbonhidratlar diğeri ise kompleks karbonhidratlardır. Basit karbonhidratlar balda ve meyvede bulunan şekerlerdir. Kompleks karbonhidratlar ise tahıl, ekmek, bazı meyveler, makarna, sebze, fasulyede bulunan karbonhidrat türüdür. Birçok kompleks karbonhidrat, vitamin, lifler ve besleyici değeri yüksek olan yiyeceklerde bulunur. Bunlar sindirim sırasında daha fazla metabolik enerji tüketirler. Glikoz seviyesinin sabit kalmasına yardımcı olurlar. Karbonhidratlar yağlardan daha az kalori taşırlar. Kompleks karbonhidratlar bakımından zengin bir diyet meyve, sebze ve tahıl içermelidir. Çok şeker içeren yiyeceklerin kalorileri çok yüksektir. Buna karşılık, besleyici değerleri hiç yoktur ve cinsel sağlığınıza da etkisi olmaz.

IMG_2298 IMG_4172

Hangi sebzeler cinsel enerjiyi artırır?
Domates ve diğer renkli sebzeler içeriğinde bulunan güçlü antioksidanlardan flavonoit ve karotenoit sayesinde gerek serbest radikallerin vücudunuzda oluşturacağı zararları minimuma indirirler, gerekse cinsel sağlığınıza iyi gelirler. Özellikle yemeniz gereken sebzeler arasında domates ve soğan bulunur. Haftada 10 ya da daha fazla yemek kaşığı domates sosunun kansere karşı etkili olduğu biliniyor. Kanserle mücadelede en önemli dostlarınızdan biri olan likopen maddesinin harekete geçmesi için domatesin pişirilmiş olması gerekli. Soğan, sarmısak da alisin maddesiyle testosteron üretimini ve cinsel bölgeye giden kan akışını artırır. Krüsiferöz sebzeler (brokoli, brüksellahanası, karnabahar gibi) içerdikleri indol-3 karbinol maddesiyle hormon seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Biber ailesine dahil olan aşvaganda bitkisi rahatlamaya yardımcı olur. Rahatlamanıza yardımcı olmasının nedenlerinden biri de libidonun artmasında önemli olduğunu bildiğimiz beynimizdeki kimyasal sistemi harekete geçirmesidir. Radyola, dopamin ile serotonin hormonlarını doğru miktarlarda azaltarak zindelik için gereken kimyasalların kaybını yavaşlatır. Tribulus terrestris (demirdikeni) libido bakımından düşüş yaşayan erkek ve kadınlar açısından yarar sağlayabilir.

Hangi meyveler cinsel enerjiyi artırır?
Nar kırmızı renkli olması itibariyle bütün sebzelerin ve meyvelerin vitaminlerini bünyesinde toplar , bu nedenle hem kalp dostu hem kanserden koruyucu hem de cinsel problemler için çok etkili bir meyvedir. Nar diğer meyvelere nazaran birçok etkili özelliğe sahiptir. Narda, E vitamininden 20 kat daha güçlü olan polifenol maddesi bol miktarda bulunur. Antioksidan özelliği olan bu madde, aynı zamanda kalp hastalıkları ile cinsel problemleri önler. 6 hafta boyunca nar suyu içenlerin kalp krizi riski yüzde 17, kansere yakalanma riski yüzde 22, cinsel problem yaşama riski ise yüzde 16 oranında azalıyor. Narın olumlu etkisi tüm meyvelerden çok daha kısa sürede ortaya çıkar ve nar aşırı tüketildiğinde bile herhangi bir olumsuz etki yapmaz. Özellikle yemeniz gereken meyveler arasında kırmızı üzüm ve kırmızı yaban mersini de bulunur. Yaz aylarında sık tüketilen karpuzun içindeki sitrulin maddesinin de nitrik oksit salınımını artırarak penise giden kan akımını hızlandırdığı gösterilmiştir.

Bitki çayları, meyve suları cinsel enerjiyi artırır mı?
Cinsel işlev bozukluğu için reçetelendirilen ilaçların dışında hem erkek hem de kadınların libidolarını artırabilecek doğal alternatifler de mevcut. Asya ginsengi azot oksit salınımını sağlar. Azot oksidi penisi besleyen kan damarlarının açılmasında önemli bir rol oynayan kısa ömürlü bir gazdır ve o anlık içinizdeki dürtüleri hareketlendirir. Siyah çay ve kara üzüm suyu tüketmek iyi bir fikirdir. Bunun dışında rezene, karanfil, polen, tarçın, hardal, meyan kökü ve zencefil destek olarak yemeklerde baharat olarak kullanılabilir. Balla karıştırılıp yenebilir.

IMG_1077 HALİM.HATTAT11

Sağlıklı bir cinsel hayat için bir günde nasıl beslenmek, bu besinleri öğünlerimize nasıl dağıtmak gerekir?
Besin değeri yüksek, kalorisi az olan besinlere yönelin. Aldığınız her kaloriyi sayın. Tükettiğiniz yiyeceklerin vitamin, mineral ve lifle dolu olmasına dikkat edin. İçinde fazla şeker, yağ olan, fazla kalori veren ve besin değeri olmayan ürünleri kullanmayın. Az yağlı yiyin. Doğru yağları, doğru zamanda tüketin. Doymuş yağ miktarı az olan bir diyet, damarsal yaşlanmayı ve damar sertliği oluşumunu önler, kalp krizi ve felç riski azalır. Böyle bir diyet aynı zamanda bağışıklık sisteminin zayıflamasını engeller. Araştırmacılar doymuş yağ bakımından fakir, sebze ve meyve bakımından zengin diyetlerin cinsel sağlığa iyi geldiğini, kanseri önlediğini tespit etmişlerdir. Sağlıklı bir cinselliğe ulaşmayı hedefliyorsanız sağlıklı ve dengeli bir beslenme planına ihtiyacınız vardır. Cinsel enerjinizi artıracak bir beslenme planı oluştururken kalbinize ve beyninize iyi gelen yiyeceklerin cinselliğinize de iyi geldiğini bilmelisiniz.

  • Yağlar: Günde 5-7 porsiyon yağı geçmeyin. Bir porsiyon, 1 çay kaşığı sağlıklı yağ, 2 ceviz, 5-6 fındık, 3-4 badem, 1 yemek kaşığı ayçiçeği ya da kabak çekirdeği, 1 yemek kaşığı ketentohumudur. Tereyağı, trans yağlı margarin ve bu yağlarla hazırlanmış yiyeceklerden kaçının. Zeytinyağı, kanola yağı gibi sağlıklı yağlara yönelin.
  • Sağlıklı proteinler: Protein kaynakları testosteron seviyelerinize olumlu etki edecektir. Yağlı etlerden kaçının. Yağlı etler damar sağlığınıza zarar veren doymuş yağlar bakımından zengindir. Ayrıca yağın içinde bulunan aromataz maddesi vücudunuzdaki östrojen seviyelerini de yükselterek cinsel fonksiyonlarınızı olumsuz etkiler. Bunun yerine düşük yağlı etler, balık, yumurta, yağsız süt ve süt ürünleri ile baklagilleri tercih edin. Bu yiyecekler aynı zamanda testosteron seviyelerinizi artıran çinko yönünden de zengindir. Günde 150-170 g eti geçmeyin. Hamburger, sosis, sucuk, pastırma gibi etlerden kaçının. Et yerine 1-2 bardak baklagilleri tercih edebilirsiniz.
  • Şeker: Şeker tüketiminden ve kan şekerinizi aniden yükselten glisemik indeksi yüksek yiyeceklerden kaçının. Günde 5-6 çay kaşığı şekerden fazlasını tüketmeyin. Şeker katkısı yapılmadan kurutulan meyveler, yüzde 70 ve daha fazla kakaoyla üretilen çikolata cinsel sağlığınız ve isteğiniz için gereklidir.
  • Tahıllar: Her gün en az 4-5 porsiyon tam tahıllı ürünlerden tüketmeye gayret edin. Tahıllı ürünler de çinko yönünden zengindir. Bir porsiyon, bir dilim tam tahıllı ekmek, yarım bardak kahverengi pirinçle hazırlanmış pilav, yarım bardak kahverengi makarnadır. Kan şekerinizi hızla yükseltip azaltan beyaz unlu ürünlerden kaçınmaya gayret edin.
  • Sebze: Her gün en az 4-5 porsiyon sebze tüketmeye gayret edin. Bir tabak yeşil salata, bir tabak pişmiş veya çiğ sebze ya da bir bardak sebze suyu bir porsiyona eşittir. Sebzeleri mümkün olduğunca mevsiminde ve organik seçmeye çalışın. Çeşitliliğe ve renkliliğe önem verin. Koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, roka gibi), havuç, domates, iyi yıkanmış salata yeşilleri, soğan, sarmısak sağlıklı seçimlerdir. Krüsiferöz sebzeler (brokoli, brüksellahanası, karnabahar gibi) içerdikleri indol-3 karbinol maddesiyle hormon seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Sarmısak içerdiği alisin maddesiyle testosteron üretimini ve kan akımını olumlu etkiler.
  • Meyve: Her gün 2-3 porsiyon meyve yemeye gayret edin. Bir porsiyonu, bir orta boy meyve (elma, armut, ayva, portakal gibi), bir bardak dilimlenmiş meyve (çilek gibi), yarım bardak kuru meyve ya da şeker eklenmemiş bir bardak meyve suyu olarak düşünebilirsiniz. Meyveleri mümkün olduğunca mevsiminde ve organik seçmeye çalışın. Çeşitliliğe ve renkliliğe önem verin. Elma, armut, nar, böğürtlen, üzüm, portakal, greyfurt özellikle sağlıklı seçimlerdir. Karpuzun içindeki sitrulin maddesinin nitrik oksit salınımını artırarak penise giden kan akımını hızlandırdığı gösterilmiştir.
  • Süt ve süt ürünleri: Günde 1-2 porsiyonu geçmeyin. Özellikle yağı azaltılmış ya da yağsız süt ve süt ürünlerini seçin. Bir porsiyonu bir bardak süt, bir bardak yoğurt, bir ince dilim peynir olarak düşünebilirsiniz.
  • Tuz: Günde 1.500 mg’nin üzerinde tuz tüketmemeye gayret edin. Tuzlu yiyeceklerden kaçınmaya devam edin.
  • İçecek: Günde 5-8 bardak su için. Günde 2-3 bardak yeşil çay ya da sevdiğiniz diğer bitki çaylarından tüketin. Şeker eklentisi yapılmamış meyve ve sebze suları da faydalıdır. Alkollü içki olarak kırmızı şarabı tercih edin. Alkol tüketiminizi günde 2 kadehle sınırlayın. Kafein tüketiminizi azaltın.
  • Deniz ürünleri: Özellikle midye ve istiridye yüksek oranda çinko, bakır ve diğer mineral-vitaminleri ihtiva ettiğinden cinsel sağlığa yararlı olabiliyor. Ancak kolesterol yüksekliği yaşamadığınızdan emin olun. Deniz yosunu da cinsel sağlık üzerinde olumlu etki gösteriyor.

Alkol cinsel sağlığı olumlu yönde mi, olumsuz yönde mi etkiler?
Alkol ve sigara damar yapısına zarar verip cinsel organlara giden kan akımını azaltır. Kaliteli bir cinsellik yaşamak istiyorsanız sigarayı mutlaka bırakın. Kadınsanız günde 1, erkekseniz günde 2 kadehten fazla alkollü içki almayın.

Sigara cinsel sağlığı olumsuz etkiler mi?
Günde 1 paket sigara içen erkeklerde 1 yıl içinde sertleşme sorunu riski yüzde 45 artıyor. Sigara ateroskleroz riskini artırarak sadece kalp hastalığına değil, yaklaşık iki kat daha fazla sertleşme problemi yaşamanıza neden oluyor.

Doğum kontrol hapları ve antidepresanlar cinsel hayatı olumsuz yönde etkiler mi?
Doğum kontrol hapları nadiren, bazı kişilerde SHBG artışına bağlı olarak kanda “testosteron” hormonu azalmasına yol açıp libido kaybı (cinsel istek azalması) sorunu ortaya çıkarabilir. En doğrusu kadın doğum uzmanı ve cinsel tıp uzmanının önerileri doğrultusunda bir yönteme karar verilmesidir. Bazı depresyon ilaçları cinsel fonksiyonlarda bozukluğa yol açabilir. Bunlar arasında cinsel isteksizlik, uyarılma problemleri, orgazmik hastalıklar görülebilir. Ancak depresyon ilaçlarının kullanımını gerektiren bir durum varsa cinsel fonksiyonları en az etkileyecek ilaçlara yönelmek mümkündür.

Erkekliğin Yol Haritası / Yazarı: Prof. Dr. Halim Hattat / Doğan Kitap / 1. Basım Ocak 2010 / 228 Sayfa

Prof. Dr. Halim Hattat; 1973 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Üroloji İhtisasını tamamlayarak, 1978 yılında Doçent, 1989 yılında Profesör olmuştur. 1984 yılında Institute of Urology of London’da Üro-Androloji alanında çalışmalar yapan Dr. Hattat, 1986 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Kliniği’nde Cinsel Fonksiyon Bozuklukları Araştırma Birimi’ni kurmuştur. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi bünyesinde Aile Planlaması ve İnfertilite Araştırma Merkezlerini kurmuştur. 1997 yılında Türkiye’nin ilk özel Üro-Androloji hastanesi olan Hattat Hastanesi’ni hizmete açmıştır.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.