Hedy Lamarr ve Çığır Açan Buluşu – Richard Rhodes

“Hedy Lamarr’ve Çığır Açan Buluşu, bir Hollywood ziyafetinde, Amerika’da patent numarası 2.292.387 olan ve “gizli haberleşme sistemi” için yapılan müthiş bir icadın hikâyesiyle başlıyor. Sonra büyüleyici bir film yıldızı ve öncü bir bestecinin telefonların, GPS sistemlerinin ve birçok cihazın kablosuz çalışabilmesini mümkün kılan radyo teknolojisini nasıl icat ettiklerine şahit oluyoruz. Pulitzer Ödüllü Richard Rhodes Hollywood’un altın çağını, Viyana tarihini, 1920’lerin Paris’ini, silah tasarımlarını, müziği ve aktarım teknolojilerini öyle güzel iç içe geçirmiş ki, kitabı elinizden bırakamayacaksınız.” Hedy Lamarr ve Çığır Açan Buluşu’ndan Dehanın Işıltısı başlıklı bölümü paylaşıyoruz.

Dehanın Işıltısı

Hedy’nin Gene Markey’den boşanması, 1940 Ekiminde, George ve Boski Antheil Hollywood Tepelerinin eteklerindeki dairelerden birine, 1246 North Sweetzer Avenue adresindeki kiralık bir eve taşındığı sırada sonuçlandı. “Şu anda, birkaç tablo asmakla uğraşıyoruz: bir Leger, birkaç Picasso ve Kubins, bir Braque, birkaç Marcoussis vs. Ve Hollywood tasarımcısı Adrian’ın bizim için yaptığı birkaç parça mobilyayı da eskilere ekledik,”  diye yazar George, 16 Ekimde, William Bullitt’e. “Hedy ve Boski, ikisi de en iyi dileklerini yolluyor. Hedy, çok hoş ama çılgın bir kız; gerçekten çok güzel olmasının yanı sıra boş zamanlarının çoğunu buluş yapmaya harcıyor, her türden şeyler –patentini almaya çalıştığı bir ‘gazoz’ icat etti.– “Gazoz,” Howard Hughes’un Hedy’e geliştirmesi için yardımda bulunduğu ve sonunda başarısız olan kola “bulyon küpü” idi. George’un başarısız olan SEE-Note projesinin bedellerinden biri de savaşın ve ellerindeki sanat eserlerini satmakta olan Avrupalı göçmenlerin neden olduğu bunalımlı, kötü piyasada tablolarından ikisini satmak zorunda kalmalarıydı.

Hedy ve George, Hedy’nin orijinal fikri olan frekans hoplamasını patent dilinde pratiğe indirgemek, uygun bir mekanizma olarak somut hale getirmek için tüm sonbahar ve 1940 kış başında, geceleri beraber çalıştılar.

Frekans hoplaması kontrol sinyalini, bir gemi veya uçak ile torpido arasında iletmenin temel problemi, frekanstan frekansa beraber hoplayabilmeleri için alıcı ve vericinin senkronize edilmesiydi. Hedy ve George icatlarının Aralık 1940’da, Ulusal Mucitler Konseyine taslak olarak sunacakları ilk versiyonunda, torpidoyu atan geminin kontrol edeceği ve sinyalin koordinasyonunu sağlamak için insanların operatör olarak kullanıldığı bir sistem tarif ettiler.

İlk önce gemi, torpidosunun hedefe maksimum ne kadar sürede gideceğine karar verecekti. Sonra üzerine akıntılar ve torpido ile hedefin manevra zamanlarını içeren belli bir miktar zaman eklenecek, daha sonra gemi ile gözlem uçağı arasında irtibat kurulacak ve ikisi toplam zamanı onaylayıp üzerinde mutabık kalacaktı. Ayrıca, gemiden torpidoya iletişim kesildiği; hem uçağın hem de geminin radyo sessizliği gözlemlediği zaman aralıkları üzerinde de anlaşacaklardı. Bu zaman aralıklarında torpido, hangi rotaya yönlendirilirse yönlendirilsin kendi başına çalışıyor olacaktı.

image

Ancak radyo sessizliği dışındaki zaman aralıklarında, kısaca “anlık”  iletişimlerde, “yukardaki gözlem uçağı, geriye (torpidonun yönlendirilmesine dair) hızlı düzeltmeler gönderecek ve hemen ardından torpidonun atıldığı gemi, söz konusu aralık için uygun dalga boyu üzerinden (torpidonun) yönünü düzeltecek bir radyo sinyali gönderecekti.” Torpidoya gönderilen her sinyalin değişik frekanslarda gönderilmesine dair fikir, bu cümlede gizlenmiştir. “Söz konusu aralık için uygun dalga boyu üzerinden” ifadesi bunu anlatan kritik ifadedir. Ancak, iki mucit sinyalin “dalga boyunu” –frekansını– değiştirecek bir mekanizma belirtmeyi başaramamış veya belirtmemeyi tercih etmiştir. Belki, mekanizmalarını patent alana dek açıklamamayı seçmişlerdi veya daha büyük olasılıkla mekanizmanın ne olabileceği konusunda henüz çalışmamışlardı.

İfade tekrar düşünüldüğünde ikinci ihtimal daha olası gözükmektedir. Yaratıcı sürecin arkeolojisi ilk katmandan başlamak üzere aşağıdaki basamaklarda gözlenebilir:

Birinci Fikir: Henüz Birleşik Devletler torpidolarının sahip olmadığı bir özellik, hedefi vurma şansını arttırmak için torpidoların radyo ile kontrolü.

İkinci Fikir: Uçak, gemi ve torpido üçgeninde, radyo sessizliği periyotları arasında; hızlı salvolar şeklinde “anlık” radyo sinyalleri.

Üçüncü Fikir: Belirsiz bir mekanizma ile bu anlık sinyallerin frekansını değiştirme yoluyla olası bir karıştırıcının (jammer) uğraşmak zorunda kalacağı yeni bir katman ekleyerek sistemi daha kompleks hale getirmek… Lamarr-Antheil radyo-kontrollü-torpidosu, iki mucit fikirlerini Aralık 1940’ta Birleşik Devletler hükümetine sunduklarında, gelişimi içinde bu noktaya erişmişti.

Bu hizmete sundukları tek şey değildi; Hedy ve George, bu süre zarfında, torpidolarının yanı sıra en azından iki ayrı buluş üzerinde daha çalışmıştı. Antheil, 1941’in ilk günlerinde yazdığı mektupta, “Bu arada Hedy, en az üç tane daha, küçük ‘gizli silah’ üzerinde çalıştı ve onları Ulusal Mucitler Konsey’ine gönderdi … ve [biz] gereken zaman içinde Savaş Departmanı’nın kapsamlı araştırmasını beklemek üzere seri numaralarımızı aldık”  diye yazar. Cümlenin tekil şahıs Hedy ile başlayıp, çoğul şahısa dönmesi; ima edilen ama yazılmayan biz kelimesi ve “seri numaralarımız” sözü, George’un Hedy kadar bu diğer çabalara katkıda bulunduğunun göstergesi gibidir.

Onlardan bir tanesi, hakkında bilgimiz olan tek çalışma, bir proksimity tapası (proximity fuse) ile donatılmış anti-uçak bombasıdır. Bombardıman uçağı gibi havada hareket halindeki bir hedefi vurmak, yerde konuşlanan anti-uçak personeli için son derece zor bir işti. Saldıran uçağın çevresi ve önündeki alanı taramak için binlerce mermi atmak zorunluydu ve bu müsrif mermi harcaması ile dahi temiz bir vuruş şansı çok düşüktü. 1943’de orduya teslim edilen Amerikan radar proksimity tapasının, Washington Carnegie Kurumu’nda geliştirilmesi; ilk atom bombasının geliştirilmesinden dahi daha büyük önem taşıyan bir savaş dönemi başarısıydı. Bir proksimity tapası, hedefi sezer ve hedefle arasında önceden belirlenmiş bir yakınlık sınırına ulaşınca, patlayıcı bir mermiyi infilak ettirerek, ıskalama olasılığı olan bir hedefi vurma şansı yakalar. Hedefi sağlıklı bir şekilde nişanlama, bugün bile bir problemdir. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nda, radar proksimity tapası kullanan mermiler konvansiyel cephaneye oranla, çok daha fazla düşman uçağı vurmuştur. Bu mermiler, savaşın son yılında binlerce Amerikan denizcisini Japon kamikaze saldırılarından korumuştur.

Almanya, 1930’larda proksimity tapası üzerinde çalışıyordu ki bu, Hedy’nin Mandllı yıllarında böyle bir cihazı duymuş olabileceği olasılığını arttırır. Aralık 1939’da, proksimity tapasını da içeren Alman gizli silahlarına dair bazı bilgiler; bir anti-Nazi Alman fizikçi olan Hans Ferdinand Mayer’in, Oslo’da bir otel odasında yazdığı ve şehirdeki İngiliz Elçiliği’ne gönderdiği meşhur Oslo raporu  vasıtasıyla İngiliz Gizli Servisi’nin eline geçmişti. Mayer’in raporunda tarif edilen proksimity tapası, henüz geliştirmede ilkel bir aşamada olan radarla çalışmıyordu ama bir uçak gibi büyük bir iletken gövdenin varlığını sezen kapasitans adlı elektriksel olguyu kullanarak çalışıyordu. Tapa, tasarlandığında başarılı değildi. 1940’ta, Alman geliştirme programı, diğer araştırmalara öncelik vermek için donduruldu ve sonunda tamamen terkedildi.

Ancak Almanya savaş esnasında, deniz manyetik mayınlarını geliştirmişti ve bu Alman mayınları gibi, Hedy ve George’un proksimity mermisi, bir uçak gibi büyük metal gövdelerin varlığını sezmek için bir manyetik alan yaratıyordu. George, fikrin Ulusal Mucitler Konseyine Aralık 1940’ın ilk günlerinde sunulması işini üzerine almıştı ve bu nedenle Hedy ile arasında, Ocak 1941’de, ortaklıklarını tehdit eden bir tartışma oldu.

1940 sonbaharında bir vakit, George kalemlerini açmak için traş bıçağı ile parmağını kestiğinde, parmağına bandaj yapan Doktor Louis Eshman, tanık olarak Hedy ve George’un mucitler grubuna katılmıştı. Bir buluşun geliştirme aşamalarına hemen o anda tanık olmak, öncelik belirleme açısından önemlidir. (Eshman, Hedy’nin doktoru olabilir ve Antheil kendisini yaraladığında tavsiye üzerine onu da tedavi etmiş olabilir. Kesin olan, doktorun sadakatinin Antheil’a karşı değil Hedy’e karşı olduğudur.) Gruba katıldıktan kısa bir süre sonra Eshman, Antheil’ın manyetik proksimity mermisi tasarısı hakkında Washington’ın verdiği cevabı sakladığından şüphelendi. Bu, ortaklarına fikir haklarını vermek istemeyen birinin yapabileceği bir şeydi. Hedy, Antheil’ı böyle bir ihmal ile suçladığında; Antheil kolayca anlaşılabileceği gibi incinmiş hissetti.

Besteci, 10 Ocak 1941’de Hedy’e yazdığı bir mektupta, başlangıçta eşit bir ortaklık üzerine anlaşmaya vardıklarını anımsattı. Bu düzenlemeyi son zamanlara dek sorgulamamıştı ve şimdi de sadece Hedy için sorgulamamaya devam ediyordu. Anlaşmalarına göre; “kendisi anti-uçak mermisi meselesini tamamen üzerine almıştı.” Kendi bildiği kadarı ile de bu işi idare ettiğini yazmıştı: “Olayın (a) benim umduğum gibi gelişmemesi ve (b) Washington’dakilerin size şahsen haber vermemesi benim hatam değildi. Ancak bana, hem siz hem Louise tekrar tekrar hem (a) hem (b) nin gerçekleşmemesi bir şekilde benim hatam imiş gibi hissettirdiniz.”

Bu güvensizlikten üzüntü duyan Antheil şöyle devam etti: “Kafamın rahat olması için hem size hem Louis’e bu ürünlere dair patent sahibi olmanın mümkün olmadığını ve şu ana kadar attığım her adımı açıklamayı ve aklanmayı gerekli buldum.”  Başlangıçta yapılanları meşru göstermek ihtiyacı olmadığından bahsetmişti. “Başlangıçta bana güveniyordunuz” demişti Hedy’e. “Bir süre sonra ve burada tahmin etme zahmetine katlanmayacağım nedenlerle bana güvenmez oldunuz.”

Antheil, bir gece önce, 9 Ocakta, her ikisinin de ona karşı ne kadar haksız olduğunu göstermek için, sadece eğlenmek amacıyla Hedy’nin evine gitmişti. Onlara ne gösterdiği kaydedilmemiştir ama her ne ise Hedy, hoş karşılamadı. “Böyle karşıladığınız için çok üzgünüm çünkü çok iyi bildiğiniz gibi, sizi çok severim ve işler başlangıçtaki gibi kalmış olsaydı, bu işte çok daha fazlasını, muhtemelen çok daha önce, gerçekleştirmiş olabilirdim.“ Bu cümle en azından George ve Hedy arasında bir ilişki olmadığını doğrular görünmektedir. Hedy, Antheil’a Lou Eshman’ı bir koruyucu gibi tanıştırmış dahi olabilir.

Antheil, o yıl daha sonra Hedy hakkında Bullitt’e bilgi verecekti: “[Hedy] her yerde casuslar ve sabotajcılar olduğuna inanan tuhaf bir kız ve neden Başkan Roosevelt’in onları hapse tıkmadığını anlayamıyor. “Biz Avrupa’da öyle yapardık!” diye heyecanla ısrar ediyor. Ben ona sabırla, buranın kaygılı Avrupalı kafasının kolayca anlayamayacağı yöntemleri olan Amerika, muhteşem demokrasi ülkesi olduğunu anlatmak zorunda kalıyorum.”

George ve Hedy münakaşalarının ortasında, 23 Aralık 1940’ta, bu erken aşamasında “Radyo-Kontrollü Torpidoya dair Bir Fikir”  olarak tanımladıkları en önemli buluşlarına dair başvuruda bulundular. Antheil’ın Bullitt’e yazdığına göre ikisi birlikte, “planları, yönerge ve açıklamaları hazırladılar ve Ulusal Mucitler Konseyine gönderdiler.”  Projeleri hemen ilgi gördü ve istenen ek açıklamalar tam vaktinde gönderildi.

Hedy ve George’un bu ilk geliştirmede sundukları fikir, daha sonra patentini alacakları “Gizli Haberleşme Sistemi” aşamasına ulaşmamıştı ama temel fikri içeriyordu. Bir gemi bir torpido fırlatacak; bir uçak, torpidonun rotasını gözleyecek ve düzenli aralıklarla gemiye torpidonun yönünü düzeltmesi için sinyaller yollayacaktı. Sonra gemi, bu düzeltmeleri torpidoya yollayacaktı. Bu yalıtılmış, her biri farklı bir frekansta yollanmış kısa sinyallerin arasında ve sistemin üç bileşeni arasında radyo sessizliği periyotları olacaktı. Dolayısıyla fikir, frekans hoplamasını içeriyordu ancak hoplamalar, saniyeden kısa sürede değil bir dakika veya daha uzun aralıklarla operatör eli ile yapılacaktı. Antheil’ın, ileriki aylarda sisteme katacağı, otomatik piyano rulosu kullanan, yarı-otomatik sistem henüz ortada yoktu. Ancak iki mucidin sunumu bir başlangıçtı ve geleceğin habercisiydi. Açıktır ki konsey liderlerinin ilgilerini belirtmeleri için de yeterliydi.

George ve Hedy’nin üstün bir torpido yaratma çabalarının başlamasına benzer şekilde, Ulusal Mucitler Konseyinin kuruluş kökeni, bir Alman denizaltısının uyarı yapmaksızın kalabalık bir yolcu gemisini torpidolamasına dayanıyordu. Ulusal Mucitler Konseyinin kurulmasına neden olan olay, New York’tan Liverpool’a giderken 7 Mayıs 1915’te, aralarında yüzden fazla Amerikalının bulunduğu 1.134 canın kaybolduğu, Cunard şirketi yolcu gemisi Lusitania’nın torpidolanmasıydı. Başkan Woodrow Wilson, bu saldırıyı, Alman İmparatorluğu nezdinde en güçlü terimlerle protesto etti. Gazeteler, yeni ve karanlık buluşlarla daha zalim bir hale gelen bir savaşa karşı Amerika’nın ne kadar hazırlıksız olduğuna dair hikâyelerle dolmuştu.

Temmuz 1915 başlarında Thomas Edison New York Times röportajında, devletin savaşa katılma olasılığına karşı, buluşlara öncülük etmek için ne yapılması gerektiğine dair görüşlerini açıkladı. Babası da bir gemi yapımcısı olan, Kuzey Carolina avukatı, gazete editörü ve donanma sekreteri Josephus Daniels röportajı okumuş ve mücadeleye destek olması için Edison’ın yardımını istemeye karar vermişti; 7 Temmuzda ünlü mucide bir mektup yazdı. Uzun bir övgü paragrafının ardından varmak istediği noktayı açıkladı:

“Benim fikrime göre, Donanmanın zorunlu ihtiyaçlarından biri, yurtdışında gördüğümüz harbin yeni koşullarına uyum sağlamak için Amerikalıların doğal yaratıcı dehasını kullanmayı sağlayacak mekanizma ve imkânlardır. Niyetim, en kısa sürede –eğer pratik bir yol işletilebilirse, ki bence yapılabilir– ister askeri ister sivil mucitlerden gelsin tüm fikir ve önerilerin bizim için alınıp kullanılır hale getirilecek pratik öneriler olup olmadığını belirlemek üzere başvurabileceğimiz bir buluş ve geliştirme bölümü kurmaktır…

Tüm diğer sorumluluklarından arınmış, sadece yeni şeyler geliştirmekle veya yaradılış olarak yaratıcı insanların bölüme sunduğu ham fikirleri mükemmelleştirmekle yükümlü, özel bir grup insan veya özel bir bölüm şu an mevcut değil.”

Daniel’ın çabalarının sonucu kimsenin, kendi kendini yetiştirmiş bir kişi olan Edison’un içerlediği ve kullanmaktan kaçınmayı tercih ettiği bilim adamı kimliği ile katılmadığı; birkaç matematikçinin, mucitler, mühendisler ve endüstricilerin geniş katılımıyla Ekim 1915’te organize edilen Deniz Kuvvetleri İstişare Kurulu oldu. Menlo Park Sihirbazı, Donanmanın “zihinleri kapalı”  subayları ile dalga geçtikten sonra, kurulun başkanı olmayı kabul etti. Kurul, savaşın sonuna dek çoğunluğu sıradan Amerikalıların sunduğu 110.000’den fazla fikir ve buluşu inceledi. Bunlardan sadece yüz on tanesi, teknik komitelere teslim edilmek üzere ön elemenin iki basamağını geçti ve bunlardan sadece biri;  uçak tutmasına karşı pilotları test eden bir cihaz,  üretime girdi. Kurulun tarihçisi, savunma yaparcasına, “Birkaç tane daha cihaz geliştirildi”  diye yazar; “daha sonra kullanılabilecek türde cihazlardı.”

“Doğuştan yaratıcı insanlarımız”a ait bu sıkıntılı performansa rağmen, Deniz Kuvvetleri İstişare Kurulu; 1940 yazında, Franklin Roosvelt’in yakın danışmanı olan Ticaret Bakanı, Harry Hopkins tarafından organize edilen Ulusal Mucitler Konseyine model olarak hizmet etti. Hopkins’i bunu yapmaya, dikkate değer bir patent temsilcisi ve tiyatro yapımcısı olan Lawrence Langner özendirmişti. 1890’da Galler’de doğan Langner, 1910’da New York’ta, bir Londra firması için patent temsilcisi olmadan önce mühendislik eğitimi almıştı. Firmadan 1912 yılında, elektrik mühendisi mucit Charles F. Kettering’i temsil etmek üzere ayrıldı. Kettering, Kadillak markası için ilk elektrikli marş sisteminin patentini almıştı ve patentini Avrupa’da güvenceye almak için onu Langner temsil ediyordu. Bu fırsatı başarı ile değerlendirmesi Langner’e New York’ta, Amerikalı müşterilerin haklarının yurtdışında korunmasında uzmanlaşmış bir patent ve ticari marka ajansı açarak bir iş kurmanın yolunu açtı.

Galli mühendis, aynı zamanda tiyatro ile ilgiliydi. 1915’te kapılarını açan tutkulu amatör grup, Washington Square Oyuncularının kurucularından biriydi. 1919’da, Oyuncular’ın fazlaca büyümesi ile Tiyatro Birliği’nin kurucularından biri oldu. Sonraki yaşamında, bir yandan başarılı bir patent ve ticari marka ajansı olarak çalışmaya devam ederken, oyun ve müzikal yapımcısı olmanın yanı sıra Amerikan Shakespeare Festival Tiyatro’su ve Westport Country Playhouse’un kurucularından biri olacaktı.

Langner 1940 yazında, Kettering ile beraber kurşunlu benzinin mucitlerinden olan, mühendis arkadaşı Thomas Midgley ile mucitlerin Birleşik Devletler hükümeti ile iş yaparken karşılaştıkları sorunlar üzerine konuşmuştu. (Midgley, Ohio’da bir lise beyzbol oyuncusu iken hızlı-kavisli bir tür beyzbol atışı için (spitball) kaygan karaağacın sulandırılmış özsuyunu [atıcının parmaklarına süreceği –çn.] kullanılabilecek en iyi madde olarak belirlemişti ve pek çok profesyonel atıcı bunu kullanmaya başlamıştı. Kurşunlu benzinin yanı sıra Midgley, ozon deliğinin yaratılmasına büyük katkıda bulunan buzdolabı gazı Freon’un da mucidiydi. Bir çevre tarihçisi, Midgley’i “Dünya Tarihinde, herhangi bir organizmadan daha fazla atmosfere etkide bulunmuştur,”  diye tarif edecekti.) Bir bilim dergisi, Langner ve Midgley’in tartışmasını özetler: “Mucitler, sık sık fikir ve buluşlarına hükümetin ilgisini çekebilmek için epey vakit kaybederler çünkü hangi ajansın bundan yarar sağlayacağını bilmezler ve sonuç olarak onları yanlış ajanslara yollarlar. Mucitlerin zihinsel ürünlerini göndermek için seçtikleri yerler arasında en fazla tercih edileni, Birleşik Devletler Başkanı’nın ofisidir ki orada bunlarla ilgilenecek bir aracı yoktur.”

Kendisinden önce gelen Edison gibi üretken bir mucit olan Kettering, Harry Hopkins’in topladığı yeni organizasyonun kurul başkanlığını kabul etti; Langner kurul sekreteri, Midgley kurul üyesi oldu. Böylece, Hedy ve George’un buluşunun değerini görmek için ideal şekilde bir araya gelmiş üç adam, onlara yanıt verecek pozisyona yerleşmişti. Langner, Hedy gibi tiyatro deneyimine sahipti ve bir patent temsilcisi olduğu kadar bir mucitti. Midgley ve Kettering, Elmer Sperry ve bir grup mühendis ile çalışarak, Birinci Dünya Savaşı’nda, Kasım 1918’de savaş ateşkes ile sona erdiğinde saha testleri aşamasına dek gelmiş jiroskobik olarak stabil hale getirilmiş uzaktan-kontrollü “uçan bomba” yı geliştirmişti.

1941 Mayısı ortalarına dek, Antheil Bullitt’e, bir miktar şüpheyle de olsa, Hedy ile beraber geliştirdikleri torpido için Ulusal Mucitler Konseyinin gösterdiği ilgiye dair gördüğü ilk işaretleri haber veriyordu:

“Ve şimdi, konsey başkanı Bay Langner’den, şehirde olduğuna ve buluşumuzu bizimle tartışmaktan çok memnun olacağına dair bir mesaj aldık. Çok heyecanlıyız. Yarın sabah on birde Hedy ile onu görmeye gidiyoruz. (Ayaklarımı yere bastığımda, yine de, Bay Langner’in belki sadece güzeller güzeli Hedy’nin gerçek hayatta nasıl göründüğü ile ilgileniyor olabileceğine dair bir kuşkum var.)”

Antheil hâlâ, geçen kış Hedy ile tartışmasının sıkıntısını çekiyordu ve Bullitt’e yazdığı mektupta bunu şahsi hale getirdiği görülüyordu:

“Hedy, bazı şeylerde inanılmaz derecede çocuksu: Mesela, Almanca, Fransızca ve İngilizceyi hemen hemen kusursuz konuşmasına rağmen Almanca veya İngilizce yazı yazmayı hiç öğrenmemiş. Yazdığı zamanlar (Sohbetlerimizde onu notlar alırken yakaladım.) tüm dillerde fonetik olarak yazıyor. Hedy, çocuksu cehalet ve akılsızlık ile ışıltılı dehanın inanılmaz bir birleşiminden oluşuyor.”

Hedy, on altı yaşında okulu bıraktığı için, kelimeleri hecelemeyi asla öğrenememiş olabilir. Daha yüksek olasılıkla, üç veya dört değişik dilde yazma problemi ile karşılaştığında, buluş yeteneğini kullanmış ve kendi kişisel kullanımı için aldığı notlarda her şeyi fonetik olarak yazmanın daha hızlı ve daha etkin olacağına karar vermiş olabilir. Kesin olan, resmi belgeler için ehil bir şekilde yazabiliyor ve heceleyebiliyor olmasıydı. Antheil, özellikle de şüphelerinin haksız olduğunu düşündüğü için, Hedy ve Lou’nun onu sorgulamış olmalarından hoşlanmamıştı. Antheil, görünüşteki neşesine rağmen, giderek hacmi genişleyen ciddi kompozisyonlarından neredeyse habersiz bir toplulukta, gündelik alelade Hollywood yazıları yazarak hayatını neredeyse kazıyarak kazanırken; zengin ve ünlü bir yaşam süren yirmi altı yaşında bir kadınla zaman geçirmek, ona ayrıca zor gelmiş olmalı … –ve sevgili kardeşi, hala bir Avrupa savaşı olmakta devam eden savaşın ilk Amerikalı can kayıplarından biri olarak Kuzey Denizinin altında parçalanıp ölmüş yatarken…–

Bu analiz ile tutarlı olarak Antheil, Hedy ile manyetik proksimity mermi ve radyo kontrollü torpido üzerinde çalıştığı süre kadar bir süreyi; salgı bezlerinden kaynaklanan suç teorisinin uzaktan Mihver Devletleri liderlerinin analizinde potansiyel bir metot olarak kullanımının tanıtımı için harcamıştır. Bullitt’i irtibat isimleri için sıkıştırmış, Washington’ı masraflarını kendisi karşılayarak on gün için ziyaret etmiş ve FBI direktörü J. Edgar Hoover ve Hoover’ın ekibinin üyeleri, FBI teknik uzmanları ile görüşmeler yapmıştı. Hoover “gerçekten ilgilendiğine”  dair onu temin etti ama sonuçta bir şey çıkmadı. Antheil, Bullitt’e başvururken “Kardeşimin ölümünden beri çok mutsuzum. Bu günlerde Ulusal Savunmaya yardım etmek dışında her şeyin boş bir çaba olduğunu hissediyorum. Zihnim binlerce mesele ile dolu; bu ara, sınırsız enerjim var“ demişti. Kendisini “Paris astımından adrenal korteks [özü] kullanarak” tedavi ettiğine inanıyordu. “Bu kış, tek bir kez soğuk algınlığına yakalanmadım ve K E Ş K E bir şeyler yapabilseydim.”

Antheil, Hedy Lamarr ile çizim masası etrafındaki toplantılarının arasında salgı bezi kriminolojisi üzerinde çalışırken Hedy, koreografisini Busby Berkeley’in yaptığı, başrollerini Judy Garland, Lana Turner, James Stewart ve Tony Martin ile paylaştığı Ziegfeld Girl filmini çekiyordu. Çekimler, Eylül 1940’da başladı ve frekans hoplaması fikrinin oluşumunun tamamlandığı Ocak 1941’e dek sürdü. Biyografi yazarlarından birine göre, Hedy’nin filmde giydiği tavuskuşu tüyü şeklindeki mücevherli başlık, “[Hedy’nin] ticari markası oldu.”  Başlık, bir Adrian tasarımı; Adrian’ın abartılı son çalışmalarından biriydi. Adrian, Eylül 1941’de kendi işini kurmak üzere MGM’den ayrıldı. Hedy, gündüzleri Ziegfeld Girl filminin çekimleri, geceleri buluş işlerinin ardından bir kış seyahati için yeni yılın ilk günlerinde Riviera’ya uçtu. İngiltere Dışişleri Bakanı Anthony Eden de oradaydı ve onun ricası üzerine; Hedy, ona Amerikan kamuoyunun görüşleri hakkında bilgi verdi.

Hedy o kış, adını resmi olarak Hedwig Kiesler’den Hedy Lamarr’a çevirdi.  Annesi artık Londra’da arkadaşları ile beraber yaşıyordu ve Hedy onun göçmen başvurusu için gereken düzenlemeleri takip ediyordu. Aynı zamanda, Lamarr – Antheil patent başvurusu için geçmiş kayıtların varlığını araştırarak ve mümkün olan en kapsayıcı dili geliştirmeye yardımcı olarak patent başvurusuna dair ilerleme sağlamaları için Los Angeles hukuk firması Lyon & Lyon’u kiraladı.

Hedy ve George, iki mucidin taslak halindeki ilk fikirlerini Ulusal Mucitler Konseyine sunduğu 23 Aralık 1940 tarihi ile patent başvurularını sadece bir radyo kontrollü torpido için değil ama çok daha geniş anlamlı, öncü ve temel fikir olabilecek bir “Gizli Haberleşme Sistemi” olarak kayda geçirdikleri 10 Haziran 1941 tarihi arasında, buluşlarını yapıcı bir tarzda pratiğe indirgemişti. Patent alabilmek için öyle yapmaları gerekiyordu çünkü bir patent, yeni fikirlerin çalışan bir mekanizmada somutlaştırılmasını gerektirir. Ancak yine tekrarlamak gerekirse; patent başvurusunda tarif edilen özel mekanizmanın sadece örnek teşkil etmesi, birçok mümkün somutlaştırmadan sadece biri olması çok önemlidir. Hedy ve George, fikirlerini otomatik piyanoya benzer bir mekanizmada somutlaştırmayı; fikirlerini destekleyecek tek mümkün sistem o olduğu için değil, böyle bir mekanizmayı nasıl tasarlayabileceklerini bildikleri için seçmişti.

Antheil, Bullitt’e buluşlarının gelişiminin ikinci fazının sonlarına doğru şöyle yazdı: “Langner gerçekten ilgileniyor gibi görünüyor, mümkün olan tüm güçle meseleyi destekleyeceğine söz verdi; çalışacağına inanıyor.” Langner, Pasadena Caltech Elektrik Mühendisliği Bölümü Profesörü Samuel Stuart Mackeown ile bir bağlantı ayarladı. Antheil, “Mackeown’dan benimle temasa geçmesini ve bazı ek detaylar üzerinde çalışmasını rica etti” diye yazdı. “Bunu yaptık ve Dr. Mackeown, şimdi torpido anti-karıştırma cihazı konusunda herkes kadar heyecanlı. İyimserlikle çalışacağını söylüyor.”

(…)

Çevirmen: Soysal Uluçay
*Bu okuma parçasının yayını için Alfa Yayıncılık’a teşekkür ederiz.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.