“Roman Kahramanları dergisi, insanlığın meselelerine yaklaşımlar getirmeye çalışır”

 

‘Roman Kahramanları’ Üç aylık bir edebiyat dergisi. Romanların kahramanları hakkında yazılmış biyografilere, incelemelere yer veren dergi, bu yanıyla hemen fark doğurdu ve kendi özel okurunu yarattı. 2010 yılının başında ilk sayısı yayınlanan dergi, bu sayısında Hasan Ali Toptaş’ın ‘Bin Hüzünlü Haz’ romanındaki Alaaddin, Attila İlhan’ın ‘Kurtlar Sofrası’ romanından tanıdığımız Mahmud Ersoy, Albert Camus’nün ‘Veba’ ile ‘Yabancı’ romanlarının kahramanları ‘Rieux’ ile ‘Meursault’  ve ‘Pal Sokağı Çocukları’ndaki Nemeçsek incelendi. Bugün dokuzuncu sayısını çıkaran bu farklı ve yenilikçi edebiyat dergisini, romanlarından da tanıdığımız, Yayın Koordinatörü Hikmet Temel Akarsu ile konuştuk.

‘Roman Kahramanları’ hakkında bir dergi yayınlamak kimin fikri?
Roman Kahramanları’nı çıkarak ilk müteşebbis heyet Eray Canberk, Ömer Asan, Irmak Zileli ve Aslı Uluşahin’den oluşuyor.

İlk sayıda sadece roman kahramanları hakkında biyografiler okuyacağımız fikri veren dergi, bugün -hatta ikinci sayısından itibaren- diğer edebiyat dergileri gibi incelemeler de yayınlıyor. Bu projenin alamet-i farikasını ortadan kaldırıyor mu, yoksa projeyi güçlendiren bir yönelim olarak mı değerlendiriyorsunuz?
Sadece ve sadece Roman Kahramanları’nı değerlendiren katalog bir dergi olmak oldukça tekdüze olurdu. Bizi bir yardımcı ders kitabı ya da kaynak yayın noktasına geriletirdi. Oysa Roman Kahramanları bir konsept dergidir. Roman kahramanları ve büyük yapıtlar üzerinden giderek insanlığın üniversal meselelerine yaklaşımlar getirmeye çalışır. Edebiyatın temel meselelerine nitelikli analizler getirir.  Sadece Roman kahramanları üzerine odaklanıp kalmaz. En avangard edebiyat dergisinin yapması gerekenleri yapar.

Sizin ‘Roman Kahramanları’ dergisine dahil olmanız ve Yayın Koordiatörlüğünü üstlenmeniz nasıl gelişti?
Altıncı sayıdan sonra derginin yayın kurulunda farklı bakış açıları ortaya çıktı. Irmak Zileli ve Aslı Uluşahin el sıkışarak, dostça yolları ayırdılar. O noktada derginin Genel Yayın Yönetmenliğini Sayın Ömer Asan üstlendi. Sayın Ömer Asan bana edebi kurul başkanı ve yayın koordinatörü olarak dergide aktif görev almamı teklif etti. Ben de oturmuş, beğeni ve kabul görmüş bir edebiyat dergisinin yola devam etmesi için ne gerekiyorsa yapmak üzere teklifi kabul ettim.

IMG_0758 IMG_0802

Başlangıçtan beri künyede Yayın Danışmanı olarak gördüğümüz Eray Canberk ne düzeyde katkılar yapıyor?
Sayın Eray Canberk, çok sevdiğimiz, saydığımız görüş ve tavsiyelerine büyük değer verdiğimiz birikimi yüksek bir edebiyatçıdır. Kimi itibari meselelerde ya da klasik edebiyata dair derinlik isteyen konularda zaman zaman görüşüne başvururuz. Dergiye aktif ve yoğun bir katılımı olduğu söylenemez. Ama varlığı ve kişiliği ve duayenimiz olması dolayısıyla bize güven ve güç vermektedir.  Zaman zaman bazı çetrefil konularda olaylara dahil olarak bize akılcı çözümler sunmaktadır.

Dergiye kimler düzenli katkılar yapıyor?
Dergiye hemen her kesimden katkı var. Özellikle derinlik isteyen konularda bir ön araştırma yapıyor ve konuyu Türkiye’de en iyi bilen kişinin kim olabileceği hakkında fikir sahibi olmaya çalışıyoruz. Bu etüdlerden sonra bu kişileri tanımasak da bağlantı kurmaya çalışıyoruz. Ülkenin en değerli akademisyenleri bu tarzımızı beğeniyor, benimsiyor ve katkı koyuyor. Edebiyatçıların avangard kesimi; yenilikçi ve genç bazı yazarlar ve merkez edebiyat medyasının “pazarlamacı”  iktidar lobilerinde yer almayan tüm nitelikli edebiyatçılar bizi destekliyor. Özellikle kimi  gazetelerin kitap eklerinde taraflı ve angaje yazılar yazan bazı profilleri dergiye kabul etmemeye dikkat ediyoruz.

Dergi edebiyat çevrelerinde nasıl eleştiriler alıyor? Nasıl fikirler, öneriler geliyor?
Bunu benim söylemem ayıp kaçacak ama dergimizi bugüne kadar beğenmeyen ve övgü dolu sözler sarfetmeyen kimse görmedim. Olağanüstü bir destek ve teveccüh var. Sayılarımızın niteliği arttıkça bu teveccüh de giderek coşkuya dönüşüyor. Öneriler ise daha çok dosya konularında geliyor. Çünkü konsept ve sunum konusunda ne kadar itinalı, iddialı ve ketum olduğumuzu herkes biliyor. Bu konularda değişiklik kolay kolay yapmadığımızı herkes kabul etmiş gibi.

Roman Kahramanları, yayıncısının desteklediği bir prestij yayını mı, yoksa ticari bir varlık haline gelmeyi başardı mı?
Biz dergimizin uzun vadede ticari olarak kendi ayakları üzerinde duran bir yapıya sahip olmadığı sürece sürdürülemeyeceğini düşünüyor ve dergimizin ticari olarak başarılı olmasına çalışıyoruz. Tabii ülkenin “prestij” dergisi olup da bir yandan da ticari olarak kendini kurtarmak kolay bir şey değil. Bankalar, holdingler bile bunu başaramıyor. Ama biz başarıyoruz. Üstelik dergimizde yazılan her yazının telifini son kuruşuna kadar öderiz.  Buna rağmen bunu başarıyoruz. Çünkü insanlar artık kalitenin nerede olduğunu biliyor ve onu arıyor. Bedeli neyse de ödüyor.

Dergide, diğer edebiyat dergilerinde sıkça gördüğüm isimlerden çok tanınmamış araştırmacıların imzalarına rastlıyoruz. Roman Kahramanları dergisi, bu yeni araştırmacılarla nasıl bir iletişim içinde? Hangi alanlarda çalışan yazarlar?
Yazarlarımızın seçiminde altıncı sayıdan sonra benim biraz etkim oldu. Kimisi doğrudan benim yetiştirdiğim bazı genç yazar, felsefeci, çevirmen ve eleştirmenler…  Aslında onlarla her sayıda muhteşem bir dergi yapıp işi otomatiğe bağlayabilirim. Ama biz bunu da istemiyoruz. Tekdüzeleşmekten, hep aynı kişilerin yazdığı sıkıcı bir mecra, bir çevrenin borozanı olmaktan korkuyoruz. O nedenle her sayımız ayrı bir serüvendir bizim. Değişik edebiyat muhitlerine girer aylarca yazışır dosyalar yaparız. Uzman kişileri çok severiz. Bir de  yeni kuşağın ortaya çıkardığı bazı görünür olmayı sevmeyen ağırbaşlı yazarlar var ki onlar özel olarak benim tercihim; Eren Aysan, Zarife Biliz, Şiirsel Taş, Emre Karacaoğlu, Yasemen Birhekimoğlu gibi

Sizce bu dergiyi diğer edebiyat yayınlarından ayıran yanlar neler?
Bizde arkadaşlık, ahbap, eş-dost kayırma, paslaşma, sırt sıvazlama, menfaat karşılığı kıyak çekme gibi şarklı tavırlar olmaz. Ne pahasına olursa olsun innamadığımız ve değerli bulmadığımız bir yazıya ve yazara iltifat etmeyiz. Bedeli neyse de öderiz. Bu nedenle de Roman Kahramanları bir konuda nasıl tavır koyduysa o geçerli olmaktadır. Prestij dergisi olmamız büyük oranda bu sayededir.

İlk sayınızın sunuş yazısında Irmak Zileli şöyle yazıyor: “Onlar ikinci bir hayatın kahramanları. Hem gerçek yaşamın içinden çıkan, hem de o yaşamın ‘rutin’, ‘sıkıcı’, ‘günlük’ edimlerinden uzak, ama daha çok seçilmiş olayların, seçilmiş hikayelerin, seçilmiş ruhsal ve duygusal hallerin içinde yaşayan kişiler; roman kahramanları. Hem bizden birileri, hem değil. Hem çok tanıdık, hem çok yabancı… Hem alabildiğine gerçek, hem olağanüstü…” Bir romandan akılda kalan en çok kahramanı mıdır?
Sanırım bu suali Irmak’a yöneltmeniz daha uygun olur. Çünkü onun görüşlerinden hareketle bir sual geliştiriyorsunuz.

Bir romancı olduğunuz için de soruyorum, romanı, kahramanı üzerinden yorumlamak, diğer edebiyat eleştirisi yaklaşımlarnıdan nasıl bir fark doğuruyor?
Bildiğiniz gibi insanlar bir romanda kahraman ile kendilerini özdeşleştirdikleri ve temada kendi hayatlarına dair izlekler buldukları taktirde konudan çok daha varsıl çıkarımlar yapabilmektedirler. Dolayısıyla roman kahramanı üzerinden gitmek okurun eserle kendini özdeşleştirmesini ve daha kuvvetli düşünsel mecralara doğru ilerlemesini getirmektedir.

Uzun zamandır roman yayınlamadınız. Sizin edebiyat çalışmalarınız nasıl gidiyor?
Aslında roman yayımlamaya devam ediyorum. Kısa süre önce bir romanım çıktı: Nihilist – Reddedilenlerin Risaleleri… Doğan Kitap’tan. Ama piyasayı saran gürültü ve öne çıkmaya çabalayan yazarların sergiledikleri şamata öylesine boyutlu ki bizler eser çıkardığımızdan sizler gibi değerli yazar ve profesyonel edebiyatçıların bile haberleri olamıyor artık. Sadece meraklısı izliyor.

Sizin romanlarınızdaki kahramanlar, Roman Kahramanları’nde ne zaman değerlendirilecek?
Bu konuda şimdilik utangaç tavırlar içindeyim. Belki bir gün bana da sıra gelir. Ama o gün en azından daha genç bir ekip Roman Kahramanları edebi kurulunda ön almış olsa daha şık olur.  Bu çok da gerekli değil zaten. Roman Kahramanları Dergisi’nde sürüp giden edebi tutku, nitelik ve boyutu gören okurlar, zaten dolaylı olarak benim romanlarımı da mercek almak zorunda hissediyorlar kendilerini.

Hikmet Temel Akarsu; 1960 Gümüşhane doğumlu. İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bitirdi. Mimarlık yapmayıp, kendini yaşam düşü olan yazarlığa adadı. Roman, öykü, deneme, makale, eleştiri, oyun ve senaryo yazarlığı da dahil olmak üzere edebiyatın hemen hemen her alanında ürün verdi. Pen Club, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Mimarlar Odası üyesidir. Devlet Tiyatrolarının repertuvarına girmiş oyunları olan yazarın ‘Kayıp Kuşak’, ‘İstanbul Dörtlüsü’ adını verdiği, roman dizileri çok konuşuldu. Şubat 2010’da, son romanı Nihilist – Reddedilenlerin Risaleleri Doğan Kitap’tan çıktı.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.