İs Odası – Doğan Yarıcı

 

“Aşk sanmıştım, baharmış, aldanmışım,”

“Giysilerin seni ele verir. En çok da ayakkabılar. Fakat dünyanın parasını da döksen, ne yaparsan yap, nasıl öğrenirsen öğren, en iyisi de olsan sonradan, yoksulluk her zaman tenindedir… Yansır, açığa çıkar geçmişin, hafif ya da ağır makyajını temizlediğinde uykuya dalmadan. Ne demek olduğunu bilen bilir, bedeldir, hiçbir gece makyajını silip de uyuyamaz bu nedenle bazı insanlar.”

“(…) Bütün bunlar her sabah hep aynı şekilde olurken, yalnız bugün herkes her şeyi biliyor gibiydi. Herkes ama herkes anlamına ermişti sanki şu aşkın, bu geciken metrobüsün, solmanın ve son bir kez parlamanın. Ve insan ölünce buluyor, o senin neyin? Sonra aklına takılıyor, artık soramazsın, sen onun nesiydin?”

“(…) Ve hiçbirimiz, içimizden en yaşlısı bile ardı ardına ölülerimizi kaldırırken bu evden hem de, ayrımsamamış eksilen fotoğrafları. (…) Hayatlarımızın içinden hayatlar kazınmış, ruhumuz duymamış.”

“Pencereler konuşur. Bizi anlatır içten dışa dıştan içe ışık kusar kin aşk huzur şilte ölüm anne mahrem sır dua çocuk.”

“Böyle böyle geldi, tam yatağın üzerinde durdu. Tavana yakın, ardına kadar açık pencereden sızan ay ışığında parladı kara sırtı. Tanıyorum onu. Kaç zamandır birlikte uyuyoruz. Bu kez daha istekli. Ayaklarını bir anda bırakışını, kuyruğunu olabildiğince açarak havada dönüşünü, iğnesini bir hançer gibi kaldırarak göğsüme doğru düşüşünü izledim…”

“Bana sorarsan, sen yazmak için yaşıyorsun ama yazarken hayattan vazgeçiyorsun.”

*Yapı Kredi Yayınları. Mart 2014

İS ODASI

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.