Dişil Canavarın Doğası

 

Yüzyıllar boyunca seri katilleri ve psikopat yırtıcıları erkek olarak düşünmeye koşullandırıldık. Kadınlar kolektif paranoya radarımıza nadiren yakalandı. Bu etkileyici kitapta Peter Vronsky, öldüren kadınlar olgusunu, her bir kurbanla birlikte gömülen politik, ekonomik, sosyal ve cinsel içerimleri açığa çıkarıyor ve sorguluyor. Elizabeth Bathory’den Nazi Canavarı Irma Grese’ye ve ünlü Aileen Wuornos’a kadar, hem ilgi çekici hem de dehşet verici birçok ismin öyküsünü bu kitapta bulacaksınız.” Kadın Seri Katiller’den okuma parçası paylaşıyoruz.

Kadın Canavarların Psikopatolojisi

Nasıl ve neden? Kadınlar nasıl seri katil olurlar ve neden öldürürler? Yanıtı kolaydır. Erkek seri katillerle aynı sebepten öldürebilirler; güç için, denetim için, cinsel şehvetle, kazanç için, heyecan duymak için, özdeğer edinmek için, intikam ve delilik nedeniyle.

Fakat dikkati çeken bazı farklılıklar vardır. Erkek seri katiller genellikle kaçırırlar, bir yere kapatırlar, tecavüz ederler, öfkelerini ve denetim arzularını ifade etmek için parçalarlar; kadın seri katiller ise olağan biçimde düpedüz öldürürler, yol boyunca parçalamak ya da bir ısırık için durmak yoktur. Olay yerinde ve anında fotoğraf çekmek, mastürbasyon ya da cesetle seks yoktur. Kadın seri katil sadece işini yapar ve öldürür. Bu anlamda o fantezi yönelimli erkek canavarlardan sınırsız biçimde daha amansızdır.

Kadın Seri Katiller Neden Erkeklerden Daha Amansızdır? 

Erkek seri katiller zaman zaman bazı kurbanlarını öldürmekten vazgeçebilirler, çünkü cinayet her zaman fantezilerinin merkezinde yer almaz. Onların fantezisi, cinayetin zorunlu bir parçasını oluşturmadığı fiziksel ve cinsel saldırıyla kurbanlarına hükmedebilmektir. Saldırganlıkları zamanla tükendiğinde, kurban ölü ya da canlı olarak saldırganın ilgi alanından çıkar. Kurban fiziksel saldırıya rağmen hayatta kalırsa, fail arkasında bir tecavüz ya da saldırı tanığı bırakmamak için öldürebiliyordu. Saldırgan kurbanını utanç nedeniyle de öldürebilir. Ya da hiç öldürmez. Bazıları da merhamet göstermenin gücüyle sarhoş olabilir.

Mesela 1970’lerin sonunda Richard Cottingham, otel ve motel odalarında, uyuşturucu verip saatlerce işkence ettiği sokak fahişelerinin dehşet verici biçimde parçalanmış cesetlerini bırakıyor, bazı kurbanlarının başlarını ve ellerini kesiyordu. Böyle manyak bir katilin elinden kim kurtulabilir? Bazı kadınlar bunu başardı, bir yol kıyısında ya da bir otel odasının zemininde, çürükler içinde, hırpalanmış ama canlı olarak kendilerine geldiler. Peki neden? Onlar saldırı sırasında ölmedikleri için onları öldürmüyordu. Bu kadar basit. Onları öldürmeye kalkışmadı, sadece işkence etti ve aşağıladı. Fakat işini bitirdiğinde onların ölü ya da diri olması fark etmiyordu, onun için bir çöp kadar anlamsızdılar artık. Bazılarını ölü, bazıları canlı olarak bir yere atıveriyordu. Bazıları olay sırasında ölüyordu; dayanacak kadar güçlü değildiler, sıska sokak kızları genellikle kola ve cipsle besleniyorlardı. Parçaladığı kişileri haz almak için değil, kimliklerini kaybetmek için parçalıyor, başlarını ve ellerini hatıra olsun diye değil, soruşturmayı zorlaştırmak için kesiyordu. Öldürmeyi seçtiklerini ise arkasında tanık bırakmamak için öldürüyordu. Onun için bu haz verici değil, sadece zorunlu bir işlemdi.

Bazı kurbanlar zaman zaman, erkek seri katilin katarsisten sonra ilgisinin azalması ya da belirsiz ve ani bir pişmanlığa kapılması sayesinde hayatta kalırlar. Bazı durumlarda da kurbanın söylediği bir söz ya da yaptığı bir hareket faili öldürme niyetinden caydırır. Erkek seri katiller hakkında yazarken, hayatta kalan kurbanların değerlendirmeleri ve katillerin yaptıkları açıklamalar temelinde bir seri katilin elinden sağ kurtulma şansının nasıl artırılabileceğine ilişkin son bir bölüm yazdım. Kadın seri katiller için böyle bir bölüm yazılamaz.

Doğuştan şanslı olanlar dışında kurbanların hiçbiri kadın seri katillerin elinden kurtulamamıştır. Kadın katiller bir kez öldürmeye karar verdiklerinde fikirlerini değiştirmezler ve fantezi niteliğinde işkence ritüeline nadiren kapılırlar; doğrudan öldürürler. (Zehir kullanan kadın seri katillerin, kurbanlarını zehir dozunu ayarlayarak zamana yayılmış biçimde öldürdükleri bilinse de, bunun sebepleri asla kesin olarak belirlenmemiştir.)

Kadın seri katiller, bir erkek ortakları olmadığı taktirde nadiren kurbanlarını kaçırırlar ya da onlara tecavüz ederler. Kadın seri katiller, nadiren hedonist şehvet nedeniyle kurbanlarının cesedini ya da bazı vücut parçalarını saklamak için öldürürler. Kurbanlarını öldürmeden önce asla onları yakalamaz, bağlamaz, kapatmaz ve onlara işkence etmezler. Kadın seri katillerin hazzı kurbanın ölümüyle başlar ve çoğu kez günler, haftalar hatta aylarca devam eder. Pek çok seri katil için öldürmek sadece fantezilerinin sonucu ya da fantezinin bir işleviyken, kadınlar öldürmek için öldürürler. Onların ifade tarzı budur.

Erkek seri katillerin belirli bir kurbanı öldürmeme sebeplerinden biri, onlara dair öğrenmiş oldukları bir şeydir. Bu şey failin algısında kurbanın kişileştirilmesini tetikler ve onların öldürme arzularını saptırır. Bu fenomen erkek seri katillerin yabancıları hedef alma eğilimini yansıtır. Onları nesneleştirirler, kendi ölümcül fantezilerini onlara dayatırlar. Fakat kurbanlarının kim olduğunu bir biçimde anlamaları halinde fantezi kesintiye uğrayabilir.

FBI’ın davranış bilimcilerine göre, bir seri katilin saldırısından sağ çıkmanın en iyi yolu onlarla konuşmaya çalışmak, bir kişi olarak sizi tanımalarını sağlamak, seri katilin sizi kendi kurbanı olarak yorumlama çabasını boşa çıkarmaktır.

Bunların hiçbiri tipik bir kadın seri katilin kurbanına çare olmaz. Birincisi, kadın katil muhtemelen kurbanını yakından tanımaktadır: Katil onlarla çalışmakta, yaşamakta ya da uyumaktadır. Onların kim olduklarını zaten bilmektedir. Burada kurban fantezisi yoktur.

İkincisi, kurbanların tehlike içinde olduklarını bilmeleri olası değildir, çünkü kadın katil, kurbanla ilişkisini örtülü olarak kurar; hemşireler hastalarını, anneler çocuklarını, eşler kocalarını, ev sahipleri kiracılarını öldürürler. Böylece saldırı sosyal ve mesleki ilişkiler içinde gerçekleşirken, araçlar genellikle zehir, aşırı dozda ilaç ya da ani boğma gibi gizli girişimlerdir. Katil görünmezdir ve ceset, yol kıyısında ya da boş bir mezarda değil genellikle ait olduğu yerde bulunur.

Nihayet, kadın seri katiller işkence ya da ritüelle uğraşmadıkları, doğrudan öldürme eylemine giriştikleri için kurban, tehlike içinde olduğunu anlasa bile nadiren tepki gösterecek ölçüde kuşkuya kapılır. Bir eşin, sevgilinin, annenin ya da kız evladın onları öldürebileceği kimin aklına gelir? Aileen Wuornos’u farklı kılan budur: Yabancıları hedef alıyor ve onları neredeyse karşılaşır karşılaşmaz öldürüyordu.

Bazı kadın seri katillerin yanında, öldürülene kadar öldürüleceğinizi bilemezsiniz. Yaşınıza göre kendinizi fazla hasta ve zayıf hissedebilirsiniz, ertesi akşam ansızın konuşamaz ve kımıldayamaz hale gelirsiniz ve gece iyice çöktüğünde rahatlamak için sızlanan sesinizin dışında hiçbir sesin duyulmadığı kapalı bir kapının ardında, karanlığın içinde ölürsünüz. Her şey gayet doğal görünür, hiç kimse öldürüldüğünüzden kuşkulanmayacaktır. İki yere telefon edilir, üç saat sonra bir ambulans gelip cesedinizi alıp götürür ve sabah olduğunda tahnit işlemi yapılır.

Kadın İmzası Taşıyan Cinayet

“İmza” MO’nun, yani modus operandi’nin (icra tarzı) ya da cinayet işlerken kullanılan yöntemin zıddıdır. Profil uzmanları suç sahnesi özelliklerini imza ve MO arasında dikkatle ayırırlar.

MO, seri katilin suçu gerçekleştirmek için yapma ihtiyacı duyduğu şeydir: bir tamirci pozu takınmak, bir pencereyi açık bırakmak, bir otostopçuyu arabaya almak, esir almak için silah kullanmak, maske takmak, bulguları temizlemek, kolayca yok etmek için belki cesedi parçalara ayırmak, bulguları yok etmek için yangın çıkarmak. MO genellikle değişir; zamanla gelişir, çünkü seri katil aynı zamanda bir öğrenme süreci içindedir. Seri katiller zaman içinde taktiklerini geliştirme ihtiyacı duyarlar, çünkü tekrar tekrar cinayet işledikleri için yakalanma olasılıkları artar. Aynı zamanda, kendi fantezileri ile gerçeklik arasındaki, yoğun fantezi hazzı ile gerçekliği hissetmenin yarattığı hoşnutsuzluk arasındaki dar alana bağımlılıkla da yönlendirilirler. Eylemleri ile arzuları arasında asla tatmin edici bir köprü kuramazlar. Tekrar yapmak ama bu kez daha iyi yapmak isterler. Bütün bu nedenlerden ötürü, seri katiller hem ihtiyaç, hem arzu, hem pragmatizm, hem delilikle ateşlenen fantezi yönelimli öldürme makineleridirler.

Seri cinayet belirli tipte bir stüdyo disiplinini gerektirir. Ve bazıları bu disiplini başından itibaren gösterebilir, fakat erkekler bunu genellikle dört yıl sürdürebilirler. Dört yıl genellikle bir evliliği, işi ya da ortaklığı başarılı biçimde sürdürme ihtimalinin yüksek olduğu bir süredir, özellikle seri cinayet gibi zorlu işlerde. Dolayısıyla MO cinayetten cinayete değişim ve gelişme gerektirir, bu da dört yıl devam etme şansını artırır.

İmza MO’nun zıddıdır, yani failin cinayeti tamamlamak için yapma ihtiyacı duymadığı şeydir. Mesela, direnmeyen bir kurbanı bağlamak, işbirliği yapan bir kurbana işkence yapmak, cesedi belirli bir biçimde bırakmak, cesedi taşımayı kolaylaştırmaktan başka amaçlarla parçalamak, hatıra olarak bir şey almak, kasıtlı olarak arkada bir mesaj ya da ipucu bırakmak. MO cinayetin nasıl işlendiğini tanımlarken, imza genellikle cinayetin neden işlendiğini ortaya koyan anahtardır ve yıllar içinde nadiren değişir.

Öte yanda, kadın seri katil genellikle ardında hep aynı basit imzayı bırakır; gerçek cinayet. Zaman zaman cinayetin kendisi, kadın seri katilin Kara Dul ya da Ölüm Meleği gibi kategorileştirmelere yol açan MO’sunun parçası olarak yanlış yorumlanır. Cinayet başka hedeflere ulaşmanın bir yöntemi olarak görülür. Kazanç genellikle en çok zikredilen dürtüdür. Ancak daha sıkı bir inceleme, bu türden hedeflere ulaşmak için cinayet işlemenin hiçbir şekilde gerekmediğini ortaya koyar. Birini öldürmek yerine daha kolay ve daha güvenli çalma yöntemleri vardır. O halde neden öldürmek?

Bu, yanıtı kolaylaştıran bir soru değildir. Çünkü, öldürmeden çalmak “daha kolay” dediğimizde, insan hayatına farklı bir değer biçmiş oluruz. Bir kadın seri katil için bir insanın hayatı kullanılmış bir peçete kadar değerlidir. Onlar için öldürmek aslında daha kolaydır. Maddi kazanç için hedonist konfor insan hayatının bedeline ağır basar.

Fakat pek çoğu öldürür, çünkü bu en çok yapmak istedikleri şeydir.

Öldürme hazzına –güç duygusu kazanma– ilişkindir bu. Maddi kazanç sağlamak denetim şöleninde küçük bir çerez, küçük bir ek tatmin, katilin midesinde minik bir lokma gibidir.

Cinayetin sigara ya da birkaç kuruş için işlenmesinin nedeni budur.

Aslında pek çok Kara Dul basit maddi kazançtan daha karmaşık dürtülerle öldürür; öfke ya da denetim ihtiyacı çoğu kez maddi kazanç arzusunun yerini alır.

Ne var ki bunların hiçbiri, özellikle suç sahnesi analiziyle kadın seri katilleri profillemeye yardımcı olmaz, zira çoğu kez analiz edilecek bir suç sahnesi yoktur. Sahne yoktur, çünkü hiç kimse bir suçun işlendiğini bilmez. Kadın katil bir “meçhul fail” –FBI’ın profil jargonunda bilinmeyen özne– olarak nadiren açığa çıkar, çünkü o çoğu kez zaten bilinmektedir ve kurbanla bir biçimde ilişkilidir. Yani, ancak bir kurbanın var olduğu anlaşılırsa olay açıklanabilir, uzun vadede bu rastlantılara bağlıdır.

Erkek ve Kadın Seri Katiller İncelemesi

1979 ile 1983 arasında Davranış Bilimi Birimi’nden (DBB) FBI ajanları, 29’u seri katil olan 36 hüküm giymiş erkek seks katiliyle cezaevlerinde samimi ve ayrıntılı mülakatlar yaptılar.2 Mahkûmlar erken çocukluk anılarından, işledikleri suçlara ve dürtülerine ilişkin en dehşet verici ayrıntılara kadar kapsamlı biçimde sorgulandılar.

Katillerin aileleri, arkadaşları ve tanıdıkları da hayatta kalan kurbanların yanı sıra, kapsamlı biçimde sorgulandılar. DBB, hayatını kaybeden 118 kurbana ilişkin de ayrıntılı bir araştırma yaptı: meslekleri, hayat tarzları, istatistiksel veriler, katilleriyle karşılaştıkları yerler, otopsi raporları ve cesetlerin bulunma koşulları.

Kadın seri katiller için yapılmış bu türden bir inceleme yoktur. Buna en yakın şey, cezaevindeki 26 kadın çoklu cinayet sanığıyla görüşen ve yedisinin işbirliğini sağlayan Dr. Deborah Schurman-Kauflin’in benzer bir araştırma çabasıdır. Kadınların yedisi seri katil değildi, en az biri, daha fazla da olabilir, tek bir gecede beş kurbana işkence yapan ve onları öldüren kitle katiliydi. Erkek ve kadın seri katiller arasında dikkati çekebilecek önemli bir fark, kadınların suçlarından ve hayatlarından söz etmeye fazla istekli olmamaları, buna karşılık erkeklerin gayet konuşkan ve anlatmaya hevesli olmalarıdır.

Schurman-Kauflin araştırmasına göre yedi fail, toplam 36 kurbanı öldürdü –katil başına ortalama 5.14 kurban. Bu oran, FBI araştırmasında 29 seri katilin ortalaması olan 3.8 kurbandan çok daha yüksektir. (FBI araştırmasında diğer 7 failin her birinin bir kurbanı öldürdüğü göz önünde tutulmalıdır.)

Kaliforniya Eyalet Üniversitesi Fresno’da Eric Hickey’in yaptığı bir araştırma konuya ilişkin belki de en kapsamlı istatistiksel araştırmadır. Bu araştırmada 1800-1995 yılları arasında ABD’de görülen seri katillerle ilgili veriler çözümlenmektedir. Hickey, 2613 ile 3807 arasında değişen bir kurban dizisine sahip 337 erkek seri katil saptadı: Düşük ve yüksek tahminlere göre katil başına düşen kurban oranı sırasıyla ortalama %7.8 ile 11.3 arasındaydı. Aynı araştırmada 62 kadın seri katile atfedilen toplam kurban dizisi 417 ile 584 arasında bulundu ki kurban oranı sırasıyla 6.7 ile 9.4 kadardı. Kadın seri katiller için saptanan ortalama kurbanlara ilişkin en yüksek tahmin, erkekler için yapılan en düşük tahminin üzerindedir.

Fakat kadın seri katiller hakkında ne kadar az şey bildiğimizi gösteren, 14 kadın seri katil hakkında yapılan bir başka veri araştırması 62 potansiyel kurban saptadı: Fail başına ortalama 4.4. (Fakat kadınlar fiilen 27 kurbanı öldürmekten hüküm giydiler. Seri cinayet soruşturmalarında, özellikle birden fazla davaya konu olan suçlarla ilgili olarak seri saldırgan, işlediği bilinen bütün cinayetler için yargılanmamıştır. Bu durum istatistiksel çözümlemeyi karmaşık hale getirir.)

Ortalama Yaş

İlk cinayetini işlediğinde erkek seri katilin ortalama yaşı 27.5’tir.7 Bu veri ergenlikte görülen akut psikopatinin başlangıcıyla ve saldırganın yalnızlık hali, ergenlik, ilkgençlik ve yirmili yaşların başında, saldırgan cinsel fantezilerin gelişmesiyle tutarlıdır.

32. T. Keeney ve K. Heide, kadın seri katillerle yaptıkları araştırmada kadınlar için ortalama öldürmeye başlama yaşını 32.9 olarak saptadılar; en genç saldırgan 19 ve en yaşlı olan 53 yaşındaydı. Schurman-Kauflin 17 yaşından 58 yaşına kadar saldırganların ortalama yaş dizisi için 32.5 olan benzer bir ortalama saptadı. Demek ki kadınlar muhtemelen daha geç bir yaşta öldürmeye başlıyor ve orta yaşın ötesinde öldürmeyi sürdürüyorlar. Bazı kadınlar altmışlarında, hatta yetmişlerinde öldürüyorlar. Erkek seri katiller kırkın üzerinde nadiren öldürüyorlar. Bu durum orta yaşlarda psikopatinin görülür biçimde azalan etkileriyle ilişkilendirilmiştir. Orta yaş erkek katili yatıştırırken, menapozun kadını cinayet eylemine yönlendirdiği görülmektedir.

***

Fakat kadın seri katillerin yaşlarını saptadığımızda, İngiltere’deki on bir yaşındaki Mary Bell gibi bir anormallikle de karşılaşıyoruz. 1968 yılının Mayıs ayında, küçük Mary terk edilmiş bir binada tuzağa düşürdüğü dört yaşında bir oğlan çocuğunu boğdu. Oğlanın cesedi aynı gün bulundu, fakat polis ölümün kaza sonucu gerçekleştiği sonucuna vardı. Ertesi gün Mary on bir yaşında bir kızı boğma girişiminde bulundu, fakat kızın babası çocuğu evin dışına çıkardığı için girişim yarım kaldı. Baba, Mary’nin kızını gerçekten boğmaya çalıştığını anlamadı. Kimse küçük kızdan kuşkulanmadı.

Mary, boğduğu çocuğun evine gidip kapıyı çaldı ve onu görmek istediğini söyledi. Çocuğun anne ve babası Mary’ye onun öldüğünü söylediklerinde, şu yanıtı verdi: “Onun öldüğünü elbette biliyorum. Onu tabutunun içinde görmek istedim.”

Dokuz hafta sonra, bir başka kızın eşliğinde Mary üç yaşında bir oğlan çocuğunu, boğazına kırık bir makas parçası saplayarak boğazladı ve onu makasla kastre etme girişimi başarısızlığa uğrayınca, karnına adının baş harfi olan “M”yi kazıdı. Çocuğun cesedi boş bir araziye bırakılmış beton blokların arasında bulundu. Mary öteki çocuğu cinayeti işlemekle suçladığında, kuşku uyandırdı. Gece yatağından kaldırılıp polis sorgusuna götürülen on bir yaşındaki çocuk soruları yanıtlamayı küstah bir tavırla reddetti ve sorgudan önce bir avukatla görüşmek istediğini söyleyerek dedektifleri şaşırttı.

Mary Bell, vakayı inceleyen İngiliz jürisi tarafından “eksik cezai sorumluluk”la hüküm giydi. 1969’da psikiyatrik tedavinin yanı sıra belirli bir süre gözetim altında tutulmasına karar verildi.

Mary Bell’in annesi psikiyatrik tedavi görmüştü. Mary’yi doğurduğunda on yedi yaşındaydı. Mary’yi sık sık akrabalarının yanına bırakan, bir keresinde de onu evlatlık verme girişiminde bulunan bir fahişeydi. 1998’de yazar Gitta Sereny’nin yaptığı bir mülakatta, artık yetişkin bir insan olan Mary Bell, çocukken annesinin onu müşterilerine oral seks yapmaya zorladığını iddia etti.

Mary üstün zekâlı ve manipülatif olarak betimlendi. Bir kadın polise insanlara iğne saplayabilen bir hemşire olmak istediğini söyledi. “İnsanları acıtmayı seviyorum.” Yargılandığı sırada şöyle dedi: “Ben bir yargıç olsaydım ve bunu yapan on bir yaşında bir çocuk olsaydı ona on sekiz ay verirdim. Öldürmek kötü bir şey değil. Nasıl olsa hepimiz öleceğiz.”

Mary Bell 1980’de yirmi üç yaşında serbest kaldı ve 1984’te bir kızı oldu. Onu kendi yanında tutmak için yetkililerle mücadele etti ve görünüşe bakılırsa onu sevgi dolu bir anne olarak büyüttü. Günümüzde İngiliz mahkemesinin aldığı bir karar uyarınca gizli kimlikle yaşıyor. Basınla konuşması, kendi kimliğini ve kızınınkini açıklaması yasak. Tarihte bilinen en genç seri katil olmaya devam ediyor.

(…)

Çevirmen: Yavuz Alagon
*Bu okuma parçasının yayını için İthaki Yayınları’na teşekkür ederiz.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.