“Babasına özlemi kalmamıştı, ama öfkesi ya da kırgınlığı da yoktu, yalnızca yüzü belirsiz bir gölgeydi o.”

“Ama büyüdüğünde peşinden gitmediği babası yıllar sonra kendi gelmişti, şimdiye kadar unutulan bütün soruları toplayarak.”

“Bir babanın yabancılığı iki işaretten anlaşılırdı, uzaklığından, bir de yüzündeki tanıdık olmayan izlerden.”

“Bazen bir yerdir kuzey, biz o yere geldik, bazense bir yoldur. Sen daha yürüyeceksin. Başarmak bazen neye inandığına değil, nasıl inandığına bağlıdır.”

“Her insan başka bir hayatı özler. Bazen ansızın gelir bu.”

“Babalar bilmeden öldürür.”

“Bu dünyada hiçbir şeye bağlanmayan insanları özgüveni vardı üzerinde. Onlar hiçbir yere ait değildir. Bu yüzden derin kararların değil, anlık nedenlerin ardına düşerler.”

“Aşk bazen iyi olmayan insanlar vardır, onları iyi eder.”

“Hikayeler hayatımız gibidir, bitmiş tamamlanmış, tek bir hikaye bile yoktur.”

“Dilimizin hazinesinde ateşe atmak için gizlenmiş sözler bulunur her zaman.”

“Şüphenin kalbe düştüğü gece, A’şero çocukken başından geçen bir olayı hatırladı. Bir gün, not aldığı kağıtlardan birini yitirince, dersini eksik çalışmış, ertesi hafta hocasının sorduğu soruların hiçbirine cevap verememişti, bildiklerine bile. Bilgi dağarcığındaki bir boşluğun bazen bütün bilenenleri belirsizleştirdiğini, anlamsız hale getirdiğini farkedince aklına olan güveni sarsılmıştı.”

“ Bir süre sonra, gerçeğin herkese açıklanmaması gerektiğini anlamaya başlıyorsunuz. Sözünüzü sakınıyor, onlardan biri gibi davranmaya alışıyorsunuz. İçinizdeki anlatma isteği sizi yiyip bitirirken, hep gönlü temiz birine rastlayıp dertleşmeyi umut ediyorsunuz.”

“Hayat kalıcı rüya geçicidir onlar için. Ama ölüm karşısında çaresiz kalmış bir hayata, böyle sonsuz bir değer yüklemek, başka bir körlük değil midir?”

“Biz topraktan doğmadık, gökyüzünden göverdik.”

“ Büyük sözlerin özelliği sadece büyük söz olmalarıdır, bundan öte bir kudretleri yok. Sevmek gerektiğinde kalbindeki değerleri söküp atabilme cesareti göstermektir. Hayatın bizden beklentisi budur.”

“Yolculuk gibi, ne kadar uzağa gidersek gidelim, sonunda uyanıp geri geleceğimiz bir evimiz olduğunu biliriz. Yıllar sonra artık sarı atları unutmaya karar verip eve dönerken, rüyası yarım kalmış çocukların sıkıntısını taşıyordum içimde, en güzel rüyası gerçekleşmeyen ihtiyarların kırgınlığını da.”

“Kalbimde dayanılmaz bir huzur değil, ateş vardı. Bu kaderi kuzey çıkarmıştı önüme, bir rüzgarla toza dönecek, tek dokunuşta kırılacak haldeydim. Sonunda ancak başkasına yapacağım bir iyilikle kendime geleceğimi anladığımda senin bana ihtiyacın olduğunu hatırladım.”

“Yaşlılığın tek kötü yanı bizi güçten düşürmesi. Ama bu sayede ölüm duygusuna yaklaşıp alıştığımı görüyorum. Yoksa kalbimiz hayata gereğinden fazla bağlanır, ölüm karşısında perişan olurduk.”

“Gençliğin yaşlılıktan daha iyi olduğuna dair eski toy düşüncem değişti. Yaşlıların gençliği özlediğini sanırdım, ama şimdi biliyorum ki, özlediğimiz şey gençlik değil geçmiştir. Geçmiş yaşanıp geride kalandır, bir daha ulaşamayız.”

“Zaman kırılarak dağılır kentte, gün ile gece ya da mevsimler değil geçip giden sokaklar olur, duvarlar, kalabalık sesler, iç içe geçmiş gölgeler.”

“Biz ateş yakmayı, ekmek pişirmeyi öğrettik erkeklere, ama onlar bizi ellerindeki yazıdan uzak tuttular, annelerimizin tabletlerini imha ettiler. Biz iğneyi bulup elbise dikerken, onlar mızrak yapmakla meşguldü, sonra ucunu boynumuza dayadılar. Alimizdeki sabana, ekin aldığımız toprağa göz dikip kan akıttılar.”

“Biz onların erkek oldukları için mi, yoksa ele geçirdikleri ganimetlerin gücü nedeniyle mi değiştiklerini anlamaya çalışırken, onlar bizi eve kapattılar. Hayatın ineğin boynuzları üzerinde doğup sonra bu noktaya geldiğini unuttular. Böyle giderse kalbiniz de kurur, dediğimizde güldüler, alay ettiler. Bizim emeğimiz yokmuş gibi bütün geçmişi kendi bildiklerine göre yazdılar.”

“Kötüler erdemsiz değildir, içlerinde ışık ile karanlığın kargaşasını taşırlar, demiştin. Mutlak iyilik ya da kötülükten söz edilebilir mi, emin değildin.”

“Akıl bize doğru yolu gösterebilir , ama kalbimiz zayıfsa hayatın ağırlığı altında eziliriz. Çünkü hayat değil, gerçek olan onun kalpteki görüntüsüdür. Kendime söz geçiremiyor, aklımın ışığını içime düşüremiyordum.”

“Rüya dediğimiz, sorusu bol, cevabı kıt bir hikayedir.”

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.