Leydi Susan – Jane Austen

 

“Görüş ve niyetlerimi sana açıkça söylüyorum: Seni korkularından yola çıkarak değil, izanından ve sevginden yola çıkarak kazanmak istiyorum. Leydi Susan Vernon’la evlendiğini görürsem bir daha asla huzur bulamam; böyle bir şey bu zamana dek oğlumla duyduğum haklı gururun ölümü olur; oğlumu görmek, hakkında bir şey duymak, hatta düşünmek bile yüzümü kızartır. Bu mektubu yazmakla elime kendi zihnimi rahatlatmaktan başka bir şey geçmeyecek belki; fakat Leydi Susan’la olan yakınlığının arkadaşların tarafından bilindiğini söyle-mek ve seni bu kadına karşı uyarmak benim görevim.” 19. yüzyılda yaşamış ünlü İngiliz romancı Jane Austen, dul bir kadınla genç kızının entrikalarla dolu evlilik macerasını kendine has üslubuyla anlatıyor. Mektuplaşma formuyla yazdığı bu kısa romanında da güçlü karakter analizleri, döneme ilişkin tasvirleriyle okurlarını kendisine bir kez daha hayran bırakıyor.” Jane Austen’ın Türkçe’ye ilk kez aktarılan romanından bir bölüm yayımlıyoruz.

 

Leydi Susan Vernon’dan Bay Vernon’a 
Langford, Aralık

Sevgili Biraderim,

Birlikte birkaç hafta geçirip ayrılmamızdan sonra artık kendimi Churchhill’e yaptığınız nazik davetinizin zevkinden mahrum etmemin imkânı yoktu. Bu nedenle, şayet şu an beni kabul etmeniz Bayan Vernon ve sizin için de uygunsa, birkaç gün içinde uzun zamandır tanışmayı istediğim eltimle tanışmayı isterim. Buradaki nazik dostlarım, ziyaretimi uzatmam için öyle ısrar ediyorlar ki! Fakat bu konukseverlikleri ve güleryüzlülükleri dolayısıyla haddinden fazla gelen gidenleri oluyor. Oysa şu anki ruhsal ve zihinsel durumum buna hiç müsait değil; bu yüzden huzur dolu yuvanıza kabul edileceğim ânı sabırsızlıkla bekliyorum.

Küçük, sevgili çocuklarınızla tanışmayı ve kalplerinde yer edinmeyi de yürekten arzuluyorum; zira kendi kızımdan ayrılmak üzereyim. Eminim ki, güzel çocuklarınız, metanetimi korumak için bana teselli olacaktır. Sevgili babacığının uzun süren hastalığı dolayısıyla kızıma annelik görevimin ve sevgimin gerektirdiği alakayı gösteremedim. Üstelik, kızımı emanet ettiğim mürebbiyenin bu göreve layık olmadığı konusunda endişelenmek için çok geçerli nedenlerim var. Bu yüzden çareyi yavrumu kentin en iyi özel okullarından birine yerleştirmekte buldum. Böylece size gelirken onu okula bırakmam da mümkün olacak. Görüyorsunuz ya, Churchhill’e gelmemin engellenmemesi için elimden geleni yapmakta kararlıyım. Ne yazık ki, beni kabul etmek sizin tasarrufunuzda değil ve bunu bilmek bana büyük acı veriyor. Size minnettar olan yengeniz,  S. Vernon

Leydi Susan Vernon’dan Bayan Johnson’a 
Langford

Bütün bir kışı burada geçireceğimi sanmakla yanılmışsın sevgili Alicia’cığım: Öyle çok yanılmışsın ki bunu söylemek bana acı veriyor; zira şu geçtiğimiz üç ay boyunca yaşadığım güzel günler gibisini ömrümde pek az gördüm. Hâlihazırda iyi giden hiçbir şey yok; ailenin kadınları bana karşı birleştiler. Langford’a ilk geldiğimde olacakları bana önceden söylemiştin, üstelik Mainwaring öyle çekici ki kendim için endişelenmeden edemiyorum. Arabayla eve doğru gelirken kendime “Bu adamdan hoşlanıyorum, umarım sonu kötü olmaz!” dediğimi hatırlıyorum. Ancak bunu gizli tutmakta, işi mümkün olduğunca sessiz yürütmekte kararlıydım, ne de olsa dul kalalı sadece dört ay olmuştu: Dediğimi de yaptım, cancağızım, Mainwaring’den başka hiç kimsenin alakasına karşılık vermedim. Kur yapmak olarak addedilebilecek her hareketten kaçındım, şurada burada karşıma çıkan onca erkeğin içinde bir tek Sir James Martin dikkatimi çekti. Onu genç Bayan Mainwaring’den uzaklaştırmak için adama biraz alaka gösterdim. Bunu neden yaptığımı bilselerdi bana şeref madalyası takarlardı. Kötü bir anne olduğumu söylediler; oysa bu anne sevgisinin yol açtığı kutsal bir dürtüydü, kızımın iyiliği için yaptım bunu; zaten kızım yeryüzündeki en alık insan olmasaydı, bütün emeklerimin semeresini alırdım.

Sir James gerçekten de Frederica için bana tekliflerde bulundu. Gelgelelim dünyaya sırf bana eziyet etmek için gelmiş olan Frederica bu birleşmeye öyle şiddetle karşı çıktı ki şimdilik bu planı bir kenara bırakmanın daha iyi olacağını düşündüm. Sir James’le kendim evlenmediğime bir kez daha pişman oldum; zaten Sir James bu derece zavallı ve zayıf biri olmasaydı evlenirdim onunla. Gerçi, bu noktada romantik bir yönüm olduğunu itiraf etmeliyim, sadece zenginlikle tatmin olan biri değilim. Bu olanlarla işler çığırından çıktı: Sir James gitti, Maria öfkeden kudurdu, Bayan Mainwaring ise amansız bir kıskançlığa tutuldu. Kısacası; öyle kıskançtı ve bana karşı öyle öfkeliydi ki, öfkesinden kudurduğu sırada hamisine başvursa şaşırmazdım hani. Yani kadıncağızın adama başvurmak gibi bir özgürlüğü olsaydı… İşte kocanın bir tek burada faydasını görüyoruz sevgili dostum; hayatı boyunca yaptığı en nazik ve en hoş hareket, yaptığı evlilik dolayısıyla bu kadına darılması oldu. O yüzden kocanın dargınlığını sürdür, rica ediyorum. Şu an çok üzücü bir hâldeyiz; hiçbir ev böylesine değişmemiştir, sanki hepimiz savaştayız, Mainwaring ise benimle konuşmaya bile cesaret edemiyor. Artık buradan ayrılmanın vakti geldi. Bu konuda kararlıyım, ayrıca bu hafta seninle kentte güzel bir gün geçirmeyi ümit ediyorum. Şayet Bay Johnson’ın bana olan sert tutumunda bir değişiklik olmadıysa, seninle Wigmore Caddesi 10 numarada buluşalım; ama umarım böyle olmaz; çünkü Bay Johnson bütün kusurlarına rağmen o büyük “saygıdeğer” sıfatına daima layık görülen bir adamdır. Hem ben kendisinin hanımıyla pek sıkı fıkıyım, o yüzden Bay Johnson’ın bana olan tutumu pek uygunsuz kaçıyor.

O çekilmez yere, kırdaki köye giderken Londra’dan geçeceğim. Evet, gerçekten de Churchhill’e gidiyorum. Beni bağışla dostum, orası başvurabileceğim son yer. İngiltere’de bana kapısını açmış başka bir yer olsaydı, orayı tercih ederdim. Charles Vernon’dan zerre haz etmem, karısından da çekiniyorum. Mamafih, daha iyi bir yer buluncaya dek Churchhill’de kalmam gerek. Kızım kente kadar benimle gelecek, kente varınca onu Wigmore Caddesi’nde Bayan Summers’ın gözetimine bırakacağım, ta ki kızım biraz aklını başına toplayıncaya dek. Orada iyi bağlantılar kuracağını sanıyorum; zira oradaki kızlar muhitin en iyi ailelerinden geliyorlar. Parası desen; dünya tutuyor, ödemeye çalışabileceğimden bile daha fazla… Adieu, kente varır varmaz sana yazacağım. Baki dostun, S. Vernon

(…)

*Bu okuma parçasının yayını için Altın Bilek Yayınları’na teşekkür ederiz.

Jane Austen, 16 Aralık 1775 tarihinde Steventon, Hampshire’da doğdu; 1783’te Oxford’da bir akrabası sayesinde okudu. Eğitimine Southampton’da devam etti; en sonunda da kadınlar için bir okul olan Reading, Berkshire’da Abbey okulunda okudu. Roman yazmaya 1789’da başlayan yazar, 1802’de kendi tanımıyla büyük ve garip biri tarafından (Bay Lefroy) evlenme teklifi alsa da kabul etmez. İkilinin yaşadığı ilişki Aşkın Kitabı (Becoming Jane) adlı filmde işlenmiştir. Babasının 1805’te ölmesinden sonra yazar, Southampton’a taşınır. 1809’da Chawton’a zengin kardeşinin yanına taşınır ve günümüzde bu ev bir müze ve turistler için popüler bir yer hâline gelir. Austen, on iki yaşına geldiğinde kendi hikâyelerini yazıyordu; fakat ilk romanının yayımlanması için yaklaşık yirmi beş yıl daha geçmesi gerekecekti. İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir. Romanlarının başkahramanlarının hepsi kadındır ve romanlarının hepsi de mutlu bir evlilikle sona ermiştir. 18 Temmuz 1817 tarihinde İngiltere’de ölen yazar, Winchester Katedrali’ne gömülmüştür

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.