“Aşkın da bir resmi tarihi vardır. Ona aykırı düşen her ayrıntıyı silmek, kendimizin haklı ötekinin haksız olduğuna inanabilmek için sevdiklerimizin yüzlerini silmekle başlarız işe. Sonra istersek eğer, sil baştan çizeriz hatlarını. İşimize geldiği gibi.”

“Önce yüzlerini unuturuz sevdiklerimizin. En çok yüzümüzün unutulmasından endişe ettiğimiz halde. “

“Ölümün duygusu ya da korkusu değil, katreleriydi serpilen o soluduğum, içime çekip dışıma verdiğim havaya. Ben bu yüzden hiçbir zaman hayattan öteleyemedim ölümü: ne hayattan ne de yazdıklarımdan.”

“Geçmişin bir türlü geçip gidemeyişiyle yoğrulduğumdan olsa gerek, içine kapanıktır yazı. Geleceğinin bir an önce gelmesi için didindiğinden olsa gerek, dışadönük ve yayılmacıdır yazarlık.”

“Hiçbir gerçek mutlak suretle inanılacak kadar kesin değildir; hiçbir sığınak yeterince korunaklı değil.”

“Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle. Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki, birlikte kaçar birlikte uçar beraber yaşamaları beklenenlerin yanında tutunamayanlar. O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirine yakın kılan.”

“Belki de önemli olan gidilecek yer ya da güzergah eğil, gitme fikrinin kendisi. Daima göçebelik.”

“En çok ağaçlara yakın hissediyorum kendimi. Ağaçlar sahici. Ağaçlar tanıdık. Onlara dokunabiliyorum, istediğim gibi sıkı sıkı kavrayabiliyorum. Emin olabiliyorum gerçek olduklarından ve bu dünya da yaşadıklarından.”

“Yaşadığımız şehrin dışında, elbet bir gün gidebileceğimiz, gidince yerleşebileceğimiz, yerleşince sevebileceğimiz bir başka diyar olmalı. Yoksa sevemeyiz.”

“Katı halli erkek yazarın kaleminden çıkma dişi roman karakterleri, yemek borusundan aşağı bir türlü inmeyen ayva lokmalarına benzerler. Ne yutulur ne de çıkarılabilirler gerisingeri.”

“Katı halli erkek yazar kaburga kemiğiniden yaratır kadın karakterini. Gaz halinden hareket eden erkek yazarsa uzaktan kontrol eder. Sıvı halinden hareket eden erkek romancı ise, kendindeki kadını ortaya koyar.“

“Kimseye gösteremiyorum ne seni ne beni ne bizi… Görmesinler ki yabancılar, görmek zorunda kalmayayım yabancılığımı. Seni düşünmek şehir, ne kadar zormuş.”

“Erken yaşlanmak! Vaktinden evvel vaktini doldurmuş gibi yapmak, -muş gibi yapa yapa en nihayetinde yaptığına inanır olmak! Türkiye de kadınlar birer birer değil beşer onar çıkar yaş basamaklarını.”

“Modası geçmiş kelimeler…bir anlasam ne vakit kim karar verir kelimelerin ölme vakti geldiğine. Kelime çektirmek diş çektirmek gibidir, sancılı. Bir kelimeyi çektirdiniz mi dilden boşluğu kalır geride. Çok kelime çektirdiniz mi dilden, ağzınız da diş kalmaz, konuşamaz olursunuz.”

“Kendini benim yerime koymanın yolu öteki’nin kıyafetlerine bürünmekten değil, öteki’nin ‘saha’sına adım atabilmekten geçiyor.”

“Rüyaları hep kadınlar görür. Ve rüyalar hep kadınları görür. Erkekler sadece seyreder rüyalarını, seyreder ve unuturlar.”

“Su dediğin akmazsa bulanıklaşır, çağlamazsa kirlenir. Mazi dediğimiz başı sonu olmayan, kıyılarına varılmayan, sınırsız bitimsiz ve lamekan bir süreç.”

“Yeryüzünde insanlar kadar kalabalık ve en az onlar kadar karmaşık bir başka canlı türü daha yaşar:böcekler.”

“Köprünüz olmazsa ne sesiniz geçer karşı kıyıya, ne karşı kıyıdan bir yolcu gelir buraya.”

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.