“Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim’i satın alamazsınız. Devrim’i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir.”

Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.”

“Hayır, iş bölümü için fazla mekanik bir temel değil mi bu? İnsan işini ilgisine, yeteneğine, gücüne göre seçer. Cinsiyetin bununla ne ilgisi var?”

“Eğer yalnızca sayılardan oluşan bir kitap yazılabilseydi, doğru olurdu. Haklı olurdu. Sözlerle söylenen hiçbir şey tam doğru çıkmıyordu. Söze dökülen şeyler düzgün durup birbirine uyacağına eğilip bükülüyor, uçup gidiyordu. Ama sözlerin altında, merkezde, Kare’nin merkezi gibi, her şey doğru çıkıyordu. Her şey değişebilir, ama hiçbir şey yitirilmezdi. Eğer sayıları görebilirseniz bunu anlayabilirdiniz; dengeyi, şekilleri, dünyanın yapı taşlarını görürdünüz. Ve onlar sağlamdı.”

“İnsanın sevmediği bir işi yapması ahlak dışı değil miydi?”

“Birçok kadının bir erkekle tek ilişkisi sahip olma ilişkisidir. Ya sahip olma, ya da sahip olunma.”

“Erkeğin istediği özgürlüktür. Kadının istediği mülkiyettir. Seni ancak başka bir şeyle takas edebilirse serbest bırakır. Bütün kadınlar mülkiyetçidir.”

“Erkeklerin çoğunlukla anarşist olmayı öğrenmek zorunda kaldıklarını düşünüyorum. Kadınlar öğrenmek zorunda değiller.”

“Onun için her zaman dönüş de, gidiş yolculuğu kadar önemli olacaktı. Onun için gitmek yeterli değildi, işin yarısıydı yalnızca; dönmeliydi o.”

“Acı çekmek bir yanlış anlamadır.”

“Düşüncenin doğasında iletilmek vardır: yazılmak, konuşulmak, gerçekleştirilmek. Düşünce çimen gibidir. ışığı arar, kalabalıkları sever, melezlenmek için can atar, üzerine basıldıkça daha iyi büyür.”

“Ey yeni doğmuş Anarşi, sonsuz vaat sonsuz dikkat dinliyorum, dinliyorum gecede gece kadar derin beşiğin yanıbaşında çocuk iyi mi diye.”

“İnsanı delirten, gerçeğin dışında yaşamaya çalışmak oluyor. Gerçek dehşet verici. İnsanı öldürebilir. Yeterince zamanı olursa kesinlikle öldürür. Gerçek acıdır – bunu sen söylemiştin!”

“Duvar yıkılmıştı. Görüntü hem açık, hem de bütünseldi. Gördüğü basitti; her şeyden daha basit. Basitlikten oluşuyordu: kendinde bütün karmaşıklıkları, bütün umutları barındırıyordu. Bir vahiydi. Açık yoldu, eve giden yol, ışıktı.”

“Bizi bir araya getiren şey, acı çekmemiz. Sevgi değil. Sevgi akla boyun eğmez, zorlandığında da nefrete dönüşür.”

“Her şey değişiyor, değişiyor. Hiçbir şeye sahip olamazsınız… Hele şu ana hiç sahip olamazsınız -eğer onunla birlikte geçmiş ve geleceği “de kabul etmezseniz. Yalnızca geçmişi değil, aynı zamanda geleceği de, yalnızca geleceği değil, aynı zamanda geçmişi de! Çünkü onlar gerçek: şu anı gerçek kılan yalnızca onların gerçekliği.”

‘Devrim ya bireyin ruhundadır, ya da hiçbir yerde değildir. Ya herkes için ya da hiçbir şey içindir. Eğer herhangi bir şekilde sonu var gibi görünüyorsa, gerçek anlamda hiç başlamayacaktır.’

“Özgürlük hiçbir zaman çok güvenli değildir.”

“Gerçek yolculuk geri dönüştür…”

Mülksüzler / Ursula K. Leguin / Çeviren: Levent Mollamustafaoğlu / Metis Yayınları 

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.