“Çocukken bile, hiçbir eksiğim olmamasına rağmen ölmek isterdim: Vazgeçmek isterdim çünkü çabalamak bana bir şey ifade etmezdi. Talep etmediğim bir yaşamı sürdürmekle hiçbir şeyin kanıtlanmayacağını, doğrulanmayacağını, artmayacağını ya da eksilmeyeceğini hissediyordum. “

“Bağımsızlığımın tabiatı böyleydi. Kötüydüm, başka bir deyişle, başından beri kötü.”

“Tek bir büyük macera var, o da insanın iç yolculuğu ve o söz konusu olduğunda zamanın, mekânın, hatta icraatların önemi yoktur.”

“Pek çok ülkenin sokaklarında gezindim, fakat hiçbir yerde kendimi Amerika’da hissettiğim kadar değersiz ve aşağılanmış hissetmedim.”

“Amerika’daki bütün sokakların birleşip bir foseptik çukuru oluşturduğunu düşünüyorum, her şeyin emilip sonsuza dek boka dönüştüğü bir ruh foseptiği.”

“Doğrular beni neredeyse hiç ırgalamıyor, hatta gerçekler de; sadece olduğunu tahayyül ettiğim şeyle ilgiliyim, yaşayabilmek uğruna her gün boğduğum şeyle.”

“Ben asla yalnız olamadım, özellikle de tek başımayken. Hep bana eşlik eden biri vardı sanki yanımda. Büyük bir peynir parçasının bir kırıntısı gibiydim, o peynir parçası da dünyaydı sanırım, ama buna hiç kafa yormamıştım.”

“Sefil olmak, şikâyet etmek, ağlamak için bir gerekçem olduğunda bile ortak, evrensel bir sefalete iştirak ettiğim vehmine kapılırdım.”

“Ben ağladığımda bütün dünya ağlardı, öyle zannederdim.”

“Gittiğim her yerde ihtilaf çıkarıyordum, idealist olduğumdan değil, her şeye sinmiş anlamsızlığı ve aptallığı aydınlatan bir fener gibi olduğum için.”

“Son sözü kim söyler? İnsan! Dünya ona ait çünkü o dünyanın kendisi; onun toprağı, suyu, havası, mineralleri ile bitkilerinin özü ve ruhu; ki evrenseldir, ölümsüzdür, bütün gezegenlerin ruhudur ve kendini onun aracılığıyla değiştirir; sayısız işaret ve simge aracılığı, sayısız tezahür ile.”

“Bugüne dek yazılmış en kötü kitaptı muhtemelen yazdığım. Fazla kalın ve baştan sona kusurlu bir iş. Ancak ilk kitabımdı ve ona âşık olmuştum. Param olsaydı, Gide gibi, onu kendim yayınlardım. Whitman’ın cesaretine sahip olsaydım kapı kapı dolaşıp satardım onu.”

“İnsanın her şeyden vazgeçip sadece yazması gerektiğini öğrenmem gerekiyordu; dünyada herkes bırakmanı öğütlese, kimse sana inanmasa bile yazmalıydın, yazmalıydın, yazmalıydın.”

“Belki de insan sırf kimse ona inanmadığı için yazıyordu.”

“İnsan bir gecede sanatçı olmuyordu. Önce ezilmeli, bakış açındaki çelişen noktaları yok etmelisin. Birey olarak tekrar doğabilmek için insan olarak dünyadan silinmelisin.”

“Amerika’da sürekli cinnet getirilir. Enerjinin, kana susamışlığın akıtılabileceği bir şeye ihtiyaç var.”

(Amerika) Yüzeyde cesur, erkeksi bir dünya gibi görünür, fakat aslında kadınlar tarafından yönetilen bir kerhânedir; yurttaşların pezevenklik yaptığı ve yabancıların tenlerini sattıkları bir kerhane.”

“Kabul görmek ve takdir edilmek istiyorsan kendini hiçliğe indirgemen, sürüdeki diğer koyunlardan ayırt edilmez kılman gerekir. Düş görebilirsin, ama herkesle aynı düşü görmek koşuluyla.”

“Sadece cezaya dayanma meselesi olsaydı insan sonuna kadar inanmaya devam ederdi; fakat dünyanın yolları çok daha sinsiydi. Cezalandırılmak yerine baltalanıyor, altın oyuluyor, çelmeleniyordun.”

“İçimde ölmüş bir adam vardı, geriye sadece anıları kalmıştı; bir de canlı olan adam vardı içimde, o ben olmalıydım, kendim, bir ağaç nasıl canlıysa öyle canlı ya da bir taş, bir sığır. Kentlerin insanların makul bir ölüme hak kazanmak için çabaladıkları yerlere dönüşmesi gibi benim hayatım da kendi ölümümden inşa ettiğim bir mezarı andırmaya başlamıştı.”

“Dünyanın insan yapımı olmayan bir parçasını istiyordum, kusma raddesine geldiğim insandan tamamen bağımsız bir parçasını. Bütünüyle toprağa ait, fikirden yoksun bir şey istiyordum. “

“Merhamet yok, şefkat yok. Sadece toprağa ait bir insan olmak; bir bitki, bir solucan, bir nehir gibi. Ayrışmış olmak; ışık ve taştan mahrum, molekül kadar değişken, atom kadar dayanıklı, dünyanın kendisi kadar kalpsiz.”

“Dostoyevski okumaya başladığım o ilk gece hayatımın en önemli olaylarından biridir, ilk aşkımdan bile daha önemli. Benim için anlam taşıyan, düşünerek ve bilinçli olarak yaptığım ilk iştir ve dünyanın çehresini olduğu gibi değiştirmiştir. O ilk büyük yudumdan sonra başımı kaldırdığım anda saatin gerçekten durup durmadığını bilmiyorum şimdi. Fakat dünya bir an için durdu, bunu biliyorum.”

(Çeviren: Avi Pardo – Siren Yayınları kopyasından alıntı yapılmıştır.)

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.