“Klavyelerinden başka silahları yok.”

 

Kendi açıklamalarına göre 1997 yılında kurulan RedHack, o tarihten itibaren özellikle devleti hedef alan sanal saldırılarla çok konuşuldu. Kamuoyu tarafından bilinir olmaları özellikle YÖK eylemiyle doruğa ulaştı. Sanal âlemin klavyeli asileri, Münir Özkul’un unutulmaz repliğini manifestoları ilan ediyor… Orhan Gökdemir herkesin kim olduklarını merak ettiği RedHack’le temasa geçti, araştırdı ve sadece RedHack’i değil tüm dünyadaki hacker’ların sistem kırıcı eylemlerini inceledi. Orhan Gökdemir’le, “sanal âlemin klavyeli asileri”ni, RedHack’i konuştuk…

RedHack’le ilgili bir kitap yazma fikri nasıl oluştu?
Ben gazeteciyim, her gazeteci gibi Türkiye’nin gündemindeki olayları izlemeye, anlamaya çalışıyorum. RedHack son yılların en renkli basın figürlerinden biri. Herkes biliyor ama ne yaptıkları, nasıl yaptıkları çok fazla bilinmiyor. Bir tür yaramaz çocuklar olarak algılanıyor bu grup. Son YÖK eylemleri olduğunda ortaya inanılmaz bir tablo çıktı. Bir grup bilgisayar uzmanı örgütlenmiş ve devletin en önemli kurumundaki bütün yolsuzlukları ortaya dökmüştü. Evet, RedHack YÖK’ün sitesini hack’leyerek suç işlemiş olabilir. Ama nihayetinde ortaya çıkan şey RedHack’in yaptığından daha büyük bir suçu ortaya çıkarıyordu. Bir okuyucu olarak da o süreci izledim. Bence RedHack’in bu eylemi hak ettiği biçimde verilmedi. Böyle bir eylem yapılmış ve üniversitelerde bu kadar garip ilişkiler ortaya dökülmüşse bu olay haftalar boyunca manşet olmalıydı. Önemsememeye çalıştılar. RedHack’i yazma fikri bizde de böyle oluştu. Destek Yayınları’nın sahibi Yelda Cumalıoğlu “yazalım” dedi. Yazmak bana düştü. Kaynakları tamamen açık istihbarattır. Dünyada ne olup bitiyor onu ekledim.

RedHack kim ya da kimlerden oluşuyor?
Kendi beyanlarına göre çekirdek kadroları 12 kişiden oluşuyor. Anladığım kadarıyla geniş bir sempatizan ağı var. Bir manifestoları var. Kabul edenin örgüte katılması çok zor değil. Herhalde sanal âlemde yön bulma becerisi gereklidir.

REDHACK 2 REDHACK 1

Onlarla temasa geçtiniz mi bu kitabı hazırlarken?
Evet, mail yoluyla ulaştım. Kendilerine ayrıntılı sorular da yönelttim ama yanıtlamak istemediler. Sanırım hem haklarında yapılan filmle hem de bu kitapla bağlantılı görünmek istemediler. Doğaldır. Ama netice itibariyle bu kitap onların gıyabında yazılmıştır.

Sizin bu kitabı hazırlamanızı RedHack üyeleri nasıl karşıladı?
Ayrıntılı bilemiyorum. Twitter üzerinden yazdılar. Rahatsız olmadıklarını biliyorum. Sonuçta bu bir kitap, hataları da olabilir. Ben ne bulduysam, ne gördüysem onu yazdım.

RedHack son dönem artan popülerliğiyle özellikle sol muhalif kesimler ve öğrencilerce çok sevildi. Siz bu bağı nasıl tanımlıyorsunuz?
Gayet doğal. Küçük ve etkili bir grup. Etkili eylemler yapıyorlar. Belli ki yaptıkları iş nedeniyle kalifiye insanlar. Sol bir dil kullanmalarına rağmen yaratıcılıklarını korumayı da başarıyorlar. Benim izlenimim, solun uzun zamandır yeni bir tek slogan üretemediği yönünde. Bu bir çökme haline işaret ediyor. Buna karşılık RedHack bu konuda da oldukça yaratıcı. “Hak yiyen Hack yer”, teslim etmeli ki içinde mizah tonu da olan başarılı bir slogan. Dahası RedHack bir sol gelenekten geliyor ve bunu da saklamıyor. Bütün bunlar sorunuzun yanıtıdır.

Peki kim bu insanlar?
Doğrusunu isterseniz, ben de bilmiyorum. 1990’lı yılların ortalarında kurulduklarına göre nispeten yeni bir kuşak. Bilgisayarla haşır neşir olmaları da bunun delili. Buna karşılık sol hareketin içinden geldikleri de açık. 1990’lı yıllar solun nispeten daha diri olduğu yıllardı. Demek ki 1980 doğumlular olmalı.

Toplumsal muhalefetin RedHack’i bu kadar sahiplenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir önceki sorunuzun yanıtı içinde var bu. RedHack derin siyasal tartışmaların var ettiği bir yapılanma değil. Eylemleriyle var oldu ve bu eylemler toplumu rahatsız edecek eylemler değil. Sadece devleti rahatsız ediyor. Halbuki ortalıkta düzgün çalışan bir devleti rahatsız edecek şeyler de yok. Ortaya dökülenler devletteki derin hastalığın sürdüğünü gösteriyor. Toplumsal muhalefetin durduğu yer de tam burası değil mi?

REDHACK 3 REDHACK 4

RedHack, manifesto olarak, Münir Özkul’un unutulmaz repliğini kullanıyor. Ne düşünüyorsunuz?
İçinde derin bir toplumsal itiraz var o repliğin. 1980’li yıllarda bütün kurumlarıyla ortaya çıkan, toplumu dağıtan, değerler sistemini yerle bir eden vahşi kapitalizme derin bir itiraz. Münir Özkul’ların oynadığı o filmlerde varsıl olup varsıllığını göstermek ayıp sayılıyordu. Zengin ve yoksul aynı mahallede oturuyor, aynı kasaptan alışveriş yapıyordu. Site dediğimiz varsıl kaleleri ortaya çıkmamıştı daha. O toplum “gemicik”i anlamayacak ve asla meşru görmeyecek bir toplumdu. Geldik bugünlere. Artık yoksul olmak ayıp sayılıyor. Ağaoğlu türü göstermeyi, teşhirciliği bir kural haline getirdi. Yeni toplum da ona sadece özeniyor. Bu ortamda “Bak beyim” demekten daha anlaşılır ne olabilir. RedHack de bu düzenin egemenlerine “Bak beyim” diyor işte…

Bu grubun kökleri hangi siyasal geleneğe dayanıyor?
Sol gelenekten geliyorlar, bu açık. Yazıp çizdiklerinden Deniz Gezmiş-Mahir Çayan çizgisine daha yakın olduklarını tahmin ediyorum. Benimkisi sadece bir tahmin.

Dünyadaki örneklerine baktığımızda RedHack’i onlardan farklı kılan ya da ortak kılan özellikler neler?
ABD’de yayımlanan bir hacker manifestosu var. En az Münir Özkul repliği kadar naif ve isyankârdır. Öte yandan RedHack, Anonymous’la bağlantılı bir yapılanma. Bu uluslarası yapılanma da RedHack gibi sisteme karşı eylemler yapıyor. Bu açıdan çok benzer hareketler bunlar. RedHack sol çizgisi biraz daha kalın sadece.

RedHack ne zaman kuruldu, adları ilk ne zaman duyuldu?
Kendi açıklamalarına göre kuruluş tarihleri 1997. O tarihten itibaren sanal saldırılarda bulunmuşlar. Ama kamuoyu tarafından bilinir olmaları son bir iki yılda yaptıkları eylemlerle oldu. YÖK eylemi bu eylemlerin doruk noktasıydı.

REDHACK 5 REDHACK 6

Bu grubun üyeleri yurtdışında mı yaşıyor?
Bu iddia sıkça dillendiriliyor. Katıldığımız bir TV programına bağlandıklarında bu iddia kendilerine de yöneltildi. Reddettiler ve yurtiçinde olduklarını kesin bir dille ifade ettiler. Aksi kanıtlanmadıkça böyle kabul etmek durumundayız.

Türk polisi RedHack için İnterpol’e başvurdu. Diyelim ki buldu, nasıl yargılanacaklar?
Türk polisi RedHack’i bir terör örgütü kabul ediyor. Ama ortalıkta klavyeden başka bir silah yok. Bu gayri ciddilik anca bizim ülkemizde ciddiye alınır. İnterpol’ün ciddiye alacağını sanmıyorum. Ayrıca ekleyeyim, dünyanın hiçbir yerinde hacker grupları terörle suçlanmamış, ABD dahil. Bunun belli yasal düzenlemeleri var. Elbette siz bir şirketin bilgisayar sistemine zarar vermişseniz sizi mahkemeye veriyorlar. Ama böyle bir durum yok.

RedHack’in istihbarat örgütlerinin ajanları olduğu iddiaları da ortaya atıldı. Sizce böyle bir ihtimal var mı?
İzlediğim kadarıyla bunu ortaya atanlar polisin plaket vererek ödüllendirdiği “iliştirilmiş” bir hacker grubu. Burada bir “internet andıcı” vakasıyla karşı karşıyayız. Sistem, RedHack’le bir de böyle mücadele etmeyi deniyor. Bu kitap yayımlandığında aynı bloglar üzerinden bana ve Red filminin yönetmenine de benzer iftiralar ve tehditler yöneltildi. Bunlar gülünç çabalar. 50 yıl sonra soruyorum: Devletin suçlusu olur mu? Devlet sanal âlemde yeni bir Susurluk örgütlüyor. Son derece yanlış bir iş olduğu kısa bir süre sonra ortaya çıkar.

RedHack yeni bir toplumsal hareketin öncülüğünü yapabilir mi?
Böyle bir iddiaları olduğunu sanmıyorum. Onlar kendilerini zaten var olan bir toplumsal hareketin parçası olarak görüyorlar ki bunu da son derece sağlıklı bir duruş olarak görüyorum.

Dünyada kaç çeşit hacker var?
Birincisi bunu kişisel çıkarları için yapanlar. Malum. İkincisi, sanal âlemde yolunu kaybetmiş uzmanlar. RedHack’in içinde olduğu grup bütün bunların dışındadır. Onlar asidir, hiçbir şekilde yaptıkları işi kişisel çıkarlarına alet etmezler.

Dünyadaki hacker’lar kendi içlerinde bir iletişim ağı oluşturuyor mu?
Çok sıkı bir biçimde haberleştiklerini biliyorum. Örneğin İsrail’e yönelik eylemlerde RedHack, Anonymous’la birlikte hareket etti.

Dünyadaki hacker’ların ortak bir platformu var mı?
Dünya hacker’larını bir araya getiren iki büyük organizasyon var. DEF-CON dünyanın en geniş katılımlı hacker kongresi olarak kabul ediliyor. Hollanda’da Özgür Hacker’lar organizasyonu yapılıyor.

Siber savaş kavramını nasıl tanımlamak gerekiyor?
Siber savaşın kökeni internetin Amerikan ordusu tarafından kullanılmaya başlamasına dayanıyor. Şebeke ortaya çıkınca siber savaş için de ortam hazırlanmış oldu. Devletlerarası bir savaş bu. Siber zavaş, çıkarları birbiriyle çatışan devletlerin bilişim ağ ve sistemlerini kullanarak birbirlerine saldırması olarak özetlenebilir. Yöntemi basit: İnternete bağlı herhangi bir sistem internete erişimi olanlarca kapısı kırılıp içine girilebilecek sistemler aynı zamanda. Ön cephesi ABD, İsrail, Rusya, Çin. ABD Stuxnet adlı solucanı kullanarak yıllardır İran’a saldırıp duruyor. Kansız ama kıyasıya bir savaş bu.

REDHACK 8 REDHACK 7

RedHack’in emniyet sitelerine yönelik saldırıları çok konuşuldu. Özellikle emniyetin “12345” olan şifresi ortalığı ayağa kaldırdı. Güvenlik güçlerinin bu denli zayıf şifrelere sahip olması da ayrı bir handikap değil mi?
Belki ama unutmamalı o şifreler bizler için kurulmuş kapılar. Türk devletinin sanal âlemi, ABD ve İsrail’e sonuna kadar açık. Zaten sorun da burada, RedHack’in girmesi sorun ama Mossad’ın girmesi sorun değil. Bu bizim sistemimizin nasıl bir garabet olduğunu da göstermiyor mu?

Türkiye’nin internet şebekesini çökerterek Anonymous’tan da destek alarak tüm siteleri aynı anda hack’ledi. Sonunda fiş çekildi… Bu birçok kullanıcının erişimini engellese de sevgi ve gülümsemeyle karşılandı. Giderek bir kahramana mı dönüşüyorlar?
Türkiye’nin internet şebekesi zaten ağır bir sansür baskısı altında. İnternetle nereye bağlanıp nereye bağlanmayacağınıza devlet karar veriyor. Haliyle RedHack’in bir iki saat fişi çekmesine kimsenin bir itirazı olmuyor.

RedHack üyesi oldukları gerekçesiyle tutuklananlar oldu, ancak onlar bunu reddetti… Terör örgütü suçlamasıyla yargılanıyorlar, bu davalardan ne çıkar sizce?
Bu bizim devlet geleneğimiz. Sistem yazanı, çizeni, itiraz edeni, isyan edeni “terörist” olmakla suçluyor. Büyük bir kolaycılık ve elbette büyük bir zalimlik. Bu davalardan ne çıkacağına gelince, bizde peşin cezalandırma uygulaması var. Hapis yatmanız için mahkemenin sizi mahkûm etmesine gerek yok. O çocuklar zaten yatacakları kadar yattılar. Zulüm zalimin yanına kâr kaldı.

RedHack – Sanal Âlemin Klavyeli Asileri / Yazar:  Orhan Gökdemir / Destek Yayınları / 1. Baskı – Şubat 213 / Editör:Devrim Yalkut / Kapak Tasarım: İlknur Muştu

Orhan Gökdemir; 1963 yılında Giresun – Bulancak’ta doğdu. Eğitimini 1986 yılında M.Ü. İİBF. Kamu Yönetimi bölümünde tamamladı. 1988 yılında gazeteciliğe başladı. 1992 yılında yayınlanan ilk kitabı “İnsan ve Doğa”nın ardından çeşitli alanlarda yazmayı sürdürdü. Felsefi Aklın Eleştirisi Aydınlanma Tarikatı Helenizm-Siyonizm-Türkçülük Din ve Devrim Öteki İslam Faili Meçhul Cinayetler Tarihi Pike-İç Savaşın Polisi Eymür-İç Savaşın MİT’çisi Körler Düşerken- Kuşatılan Şehre Nafile Mektuplar Cumhuriyet’in İlk – Son Yüzyılı(Enver Aysever ile birlikte) Aydınlık Oda Gökdemir’in yayınlanmış kitaplarından bazıları. Gökdemir, “Öteki İslam”, “Pike” ve “Eymür” kitapları nedeniyle pek çok kez yargılandı. Öteki İslam ve Pike kitapları nedeniyle hepis cezasına çarptırıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde çalışan ve yazan Gökdemir, halen gazeteciliği de sürdürüyor. 

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.