‘Fotoğraf sanatçıları, yaptığı işi anlatan ve bilgiyi paylaşan bir kitle değil.’

 

Fotoğrafın kelime anlamının ‘ışıkla çizgi çizmek’ olduğu hatırlanırsa ‘Fotoğrafın Büyüsü: Işık’ adlı bu kapsamlı kitap daha da anlam kazanır. Birçok sergi açmış bir fotoğraf sanatçısı, bu alandaki sayısız ödülün ve birçok teorik kitabın sahibi Prof. Dr. Özer Kanburoğlu, fotoğraf profesyonellerine yönelik gibi görünse de, aslında her okuryazarın, sanatseverin gündemi olabilecek, kafa açıcı bir kitap kaleme almış. Bir tür ‘görme eğitimi’ kuruyor, fotoğrafa, ışık bağlamında bakarak ufkumuzu genişletiyor.

Akademik kariyeriniz, sanat çalışmalarınızla koşut olarak ilerlemiş ve çok etkileyici bir mesleki geçmişe sahipsiniz. Bilimsel çalışma yaptığınız alanın aynı zamanda uygulayıcısı / sanatçısı olmak nasıl bir durum?
Ben bir güzel sanatlar akademisyeninde, hem çok iyi düzeyde uygulayıcı sanatçı, hem çok iyi düzeyde kuramcı hem de çok iyi düzeyde bu bilgilerini aktarıcı özellikleri olmasını beklerim. Bu üçayaktan bir tanesi dahi olmazsa, o sistem ayakta duramaz. Kuram yoksa üretmezsiniz, bir şey aktaramazsınız. Eğer iyi bir uygulamacı değilseniz öğrenciye de bunu öğretemezsiniz, inandırıcı olamazsınız. Bunların üçü de sarmal bir şekilde iç içe geçmiştir.

Bu sanat kariyerlerinde hep böyle midir? Bir alana sanatsal yeteneği olmayan biri o alanda akademik çalışma yaparken –en azından diğerine göre- biraz daha mı donanımsızdır?
Zaten bu alanda sanatsal bir alt yapınız yoksa akademik kariyer de yapamazsınız ki… Sistem buna müsaade etmez. Çünkü akademisyen olarak işe girerken yapılan sanat sınavında, sizin sanatsal alt yapınız gerek yapıtlarınızla gerekse yazılı imtihanda kuramsal bilgilerinizle sınanır.

Siz hangi konuda kendinizi önde hissediyorsunuz?
Biraz iddialı olacak ama her üçünde de varım.

özerkanburoğlu2

Fotoğraf alanında profesörlüğe ulaşmış bir akademik kariyerin sahibi olarak, Türkiye’de fotoğraf sanatı alanında üretilen düşüncenin, bilimsel bilginin ve teknik bilgilerimin neresinde olduğunu söyleyebiliriz?
Çok yetersiz olduğunu söyleyebilirim. Bugün tıp, fen ya da sosyal bilimler alanında yayımlanmış onbinlerce bilimsel makale varken (bunların çoğu hakemli dergilerdir) bu sanat bağlamında maalesef yetersizdir. Bizdeki uygulama “ben sanatçıyım, eserimi, yaparım, isteyen bundan istediği duyguyu çıkarır” şeklindedir. Mesela bizim alanımızda kongre ya da sempozyuma bildiri veren ya da hakemli dergilerde makalesi yayınlananların sayısı, diğer dallara (fen, sosyal ve tıp) göre çok azdır. Dolayısıyla pek fazla yaptıkları işi anlatan ya da bilgiyi paylaşan bir kitle değiliz. Ben ve benim gibiler bu duvarları yıkmaya çalışıyoruz.  Çoğunluğu, hakkını vermek gerekirse çok iyi sanatçıdır ama neyi niçin yaptığını kuramsal olarak açıklayamazlar.

Fotoğraf, içe dönük bir sanatsal faaliyet olmayıp endüstriyel alanlarla paralel yürüyen, sektörleşen bir alan.  Reklam fotoğrafçılığı, iletişim mecraları gibi, sanat sayılmayıp ‘sanatsal’ diyeceğimiz alanlar fotoğraf sanatını ya da genel fotoğrafçılık algısını nasıl etkiliyor sizce?
Bu konuda ciddi bir ayrışma var. Endüstriyel yani reklam ve tanıtım da çalışanlar sanatsal üretim yapanları ötekileştiriyorlar, sanatsal çalışmalar yapanlar da diğerlerini ötekileştiriyorlar. Hâlbuki bütün bunlar bir bütün. Endüstriyel çalışanlar sistemin ihtiyacı olan fotoğrafları üretirken yani ihtiyaca cevap verirken, diğer kısım sistemin iletişim kaygısını dillendiriyor, iletişimi sağlıyor. Dolayısıyla her iki taraf da genel fotoğraf ihtiyacını karşılıyorlar. Ama maalesef her iki taraf yıllardır birbirine sırtını dönük yaşıyor.

Fotoğraf meraklısına ne demeliyiz? İzleyici, takipçi, sanatsever, fotoğraf sever? Hangisi?
Fotoğraf sever daha doğru bir tabirdir ama eğer fotoğraf sever sanatsever seviyesine gelemezse kendini geliştiremez. Bir fotoğraf sever arkeolojiyi de bilmeli figüratif resimle deneysel resmi de ayırabilmeli.  Entelektüel olan bir fotoğraf sever bir mimari yapıdaki sütunlara baktığında o sütün başlığının” iyon” mu yoksa “korint” mi olduğu saptayabilmelidir. Dolayısıyla herhangi bir fotoğraf bakarken bu bilgiler eşliğinde o fotoğrafı daha doğru okuyabilir.

özerkanburoğlu6

Fotoğrafta ışığın doğru kullanılması biz fotoğraf severleri nasıl etkiler? Işık, fotoğrafta yansıtılmak istenen duyguyu anlatmanın bir aracı mıdır?
Kesinlikle istenen duyguyu anlatmak için en önemli araçtır. Zaten fotoğraf kelimesi de kök olarak “ışıkla çizgi çizmek”tir. Işığın olmadığı bir yerde ışık yansıması da olamayacağı için görüntü de oluşmaz. Bir an için karanlık bir ortama girin ya da o tip bir mekanda olduğunuzu hayal edin. Hiçbir şey göremezsiniz. Sebebi; ışık olmadığı için gözünüze oradan da görme merkezine gelen bir ışık yansıması olmadığı içindir.

Kitapta, iyi bir fotoğraf makinesi alınca iyi fotoğraflar çekebileceğinizi sandığınızı, ama iyi fotoğrafın iyi bir ışık bilgisiyle çekilebileceğini anladığınızı söylüyorsunuz. Doğru ışık bilgisiyle her makine ‘iyi fotoğraf’ çekebilir mi?
Sadece ışık değil tabii ki iyi fotoğrafı ortaya çıkaran… Doğru bakış açısı, doğru leke yerleştirilmesi ve hepsinden de önemlisi fotoğrafın anlamı.  Işık bunlardan sadece birisi. Diğerleri de en az ışık kadar önemli. Dolayısıyla iyi fotoğraf makinesi ve doğru ışık iyi bir fotoğraf için yeterli değil maalesef…

Kitabınız profesyonellere yönelik gibi görünüyor ama inceledikçe anlıyorsunuz ki bu bir ‘görme eğitimi’ kitabı. Hele de görsel sanatların hangi alanıyla ilgiliyseniz bu kitapta bir şeyler bulursunuz. Siz bu kitabı nasıl tasarladınız ve yazılma süreci nasıl yürüdü?
Benim bir kitaba başlarken ilk yaptığı şey “empati kurmaktır”. Çünkü bunu yapmazsanız ürettiğiniz malzeme elinizde kalır. Öncelikle bir fotoğraf akademisyeni olarak elimden geldiğince, bilgim yettiğince boşlukları doldurmaya çalışıyorum. Zaten kitaplarıma bakarsanız beni daha iyi anlarsınız. Işık konusu da bu tip bir boşluktan doğdu. Çünkü ülkemizde bu kapsamda Türkçe bir yayın yoktu. Öncelikle yukarıda da belirttiğim gibi empati kurdum ve kendi kendine dedim ki; “Özer sen fotoğrafçı olsaydın nasıl bir ışık kitabı okumak isterdin” İste bu sorunun cevabı var bu kitapta… Zaten kitabın iskeletini kurduktan sonra içini doldurmak bilgi ile mümkün oluyor. Sadece zaman olarak sizi meşgul ediyor.

özerkanburoğlu3

Işık, bir fotoğrafı nasıl belirler? Yönü, yoğunluğu, renk sıcaklığı  fotoğrafa nasıl yansır ve nasıl bir etki bırakır?
Işığın yönü sizin fotoğraftaki objenin hangi tarafını izleyiciye sunduğunuz belirtir. Işığın yoğunluğu nasıl bir pozlandırma politikası izleyeceğinizi gösterir.  Işığın renk sıcaklığı ise çekilecek fotoğraftaki renklerin hangi doygunlukta ya da dominanta fotoğrafa aktarılacağına karar vermenizi sağlar. Ama bunların hepsini aynı şekilde değerlendirmelisiniz ki; ışığın kullanımında başarı sağlayabilesiniz. Bu öğelerden bir tanesinde dahi yapacağınız bir hata, sizi sonuç fotoğrafta hüsrana uğratabilir. Yanlış ışık yönü fotoğrafın mesajını etkileyebilir. Baskın yanlış renk konu anlatımında fotoğrafı etkisizleştirebilir.

Işık, bir fotoğrafta çekilen kareye, daha doğrusu anlattığı hikâyeye, nasıl bir etki yapar? Konunun altını nasıl çizer?
Eğer evinizde kendinize 1 günlük zaman ayırabilirseniz pencerenizin önüne bir fotoğraf makinesi yerleştirin. Karşınızda pencerenizden gözüken yeri kadrajınız alın. Sabahtan başlamak üzere akşam günbatımının sonuna kadar her 15 dakikada bir çekim yapın. Mümkünse kadrajınızın değişmemesi için fotoğraf makinesini tripota yerleştirin. Daha sonra bu fotoğraflara bilgisayarda sırasıyla slayt şov’la tek tek bakın. O zaman ışığın bir obje ya da alan üzerindeki değişimini (renk ve yön olarak) çok daha iyi kavrarsınız. Ben ne kadar size bunları sözle ifade etsem de yetersiz kalırım.

‘Renklerin Psikolojik Etkileri’ bölümünde on iki rengin insanda yaptığı etkilerden bahsediyorsunuz. Bu bilgiler psikolojinin genel bilgileri mi? Zaman zaman çeşitli mecralarda da karşımıza çıkan hangi rengin hangi duyguyu körüklediği hakkındaki yorumlar mı?
O konunun başında da belirttiğim gibi; renkler psikolojik etkileri insandan insana değişir ama bazı temel bilgiler vardır ki çok fazla değişmez. Örneğin bir hamburger çekiminde sarı tonlu fotoğraflar elde etmeye çalışırız ki; müşterinin iştahı açılıp o ürüne talebi olsun. Mesela mavi rengi yiyecek çekimlerinde kullanmamaya dikkat ederiz. Çünkü itici olur, iştah kapatır. Dramatik bir portre çekeceksek mutlaka siyah rengi kadrajın bir tarafına yerleştiririz. Bir yöneticiyi çekerken adil ve dürüst bir yönetici profili vermek için mutlaka beyaz ya da mavi gömlekle çekeriz.

özerkanburoğlu4

Kitabınız doğal ışığın kullanımıyla sınırlı değil, flaşı doğru kullanma, stüdyoyu doğru ışıklandırma hatta bilgisayarda ışık düzenlemesi yapmaya kadar tüm alanları kuşatıyor. Bu konular daha çok fotoğraf profesyonellerine mi yönelik?
Aslında ben bir ders kitabı hazırladım. Birçok kişi bu kitabın sizin belirttiğiniz gibi profesyonellere de hitap ettiğini söylüyor ama zaten yetiştirdiğimiz öğrencilerimizi profesyonel dünyaya gönderiyoruz. O zaman onları o dünyanın ölçüsünde hazırlamalısınız ki, gerçek hayatta sıkıntı yaşamasınlar. Yani okulda öğrendiğini gerçek hayatta da sıkıntısız uygulayabilsinler. Ama profesyonellerin de yararlanabileceği kadar kapsamlı olmuşsa bu beni daha da mutlu eder.

Siz, fotoğraf sanatçısı yanınızla, hangi ışık kullanımından yanasınız? Doğal ışık, en gerçek yol mu ‘fotoğrafla sanat yapma’ bahsinde?
Yapay ışık kızım gibi, doğal ışık da oğlum gibidir… Sizce hangisini daha fazla sevebilirim?

Bir hoca olarak Türkiye’de akademik fotoğraf eğitiminin ne noktada olduğunu söyleyebilirsiniz?
Belki de fotoğraf eğitiminin sonuna geldik. Artık fotoğraf eğitimi kabuk değiştirmek zorunda. Çünkü bizim verdiğimiz eğitimi bugün ciddi özel kurumlar kurslarla da verebiliyorlar. O zaman bizim akademiler olarak çıtayı biraz daha yüksek bir yere koymamız gerekiyor. Ancak gelenekselci tarafımız hala inatla bunu yapmamak için ayak sürtüyor. Aslında tüm fotoğraf hocaları bir araya gelip yeni bir fotoğraf eğitimi profili çizip yeniden yapılanmalıyız. Gerekiyorsa okul okul ekolleşmeliyiz. Biz bunu “Bologno Sürecin”de kendi bölümümüzde başardık. Gereksiz dersleri kaldırdık ya da saatleri azalttık. Yeni dersler koyduk. Ama diğerlerinde tam olarak neler yapıldı bilmiyorum. Keşke bu süreçte hepimiz toplanıp ortak yürüyebilseydik.

özerkanburoğlu5

Sırada hangi çalışmalar var? Yeni bir kitap gelecek mi, ya da bir fotoğraf çalışması?
Sıradaki çalışmam “Haber Fotoğrafçılığı” ile ilgili bir kitap… Bu konuda ülkemizde çıkmış 3-4 kitap var. Bunlardan birisi de benim Ankara Gazeteciler Cemiyeti’nden çıkan “Basında Haber Fotoğrafçılığı Kullanımı” adlı kitabım. Bu kitabım temeli benim doktora tezimden oluşuyor. 2002’de basıldığında belirli bir boşluğu doldurmuştu ama artık baskısı yok günümüzde. Ben de aynı kitabı tekrar basmak yerine, biraz daha zenginleştirerek yeni kitabımı hazırlıyorum. Birçok okumalar yaptım. Çeşitli kitaplardan tekrar kaynakça olarak yararlandım. Zengin bir içeriği olduğunu düşünüyorum. Sanırım 2013 başında yayımlanmış olur.

Fotoğrafın Büyüsü Işık / Yazan: Prof. Dr. Özer Kanburoğlu / Editör: Derya Önder / Kapak – Grafik Tasarım: Gülizar Çilliyüz /  Say Yayınları / 1.baskı 2012 / 448 Sayfa

Prof.Dr.Özer Kanburoğlu; 1964 İstanbul doğumlu. 1994’de M.S.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü, Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nda, “Lisans” eğitimini, 1998’de M.Ü. Güzel Sanatlar Enstitüsü, Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nda, “Yüksek Lisans” eğitimini, 2002’ de İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Gazetecilik Ana Bilim Dalı’nda “Doktora” eğitimini tamamladı. “Temel Fotoğraf Bilgisi Ders Notları”, “Temel Fotoğraf Bilgisi”, “Fotoğrafta Çekim Teknikleri”, “Basında Haber Fotoğrafı Kullanımı”, “A’dan Z’ye Fotoğraf”, “Yeni Başlayanlar İçin Fotoğraf”, “Fotoğrafta Kompozisyon”, “Mimari Fotoğraf”, “Amatörler İçin Dijital Fotoğraf”, “Dijital Fotoğraf Rehberi” “İyi Fotoğraf Nasıl Çekilir?, “100 Soruda Dijital Fotoğraf”, Ditjital Fotoğrafta Yaratıcı Teknikler”, adlı kitapları, “Mimariler” “Sepetçiler” ve “Öyküler” adlı albümleri bulunan Kanburoğlu, FIAP (Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu) ve FOTOGEN üyesidir. Belgesel filmlerde yönetmenlik ve görüntü yönetmenliği de yapmakta olan yazar, halen Kocaeli Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Fotoğraf Bölümü’nde “Bölüm Başkanı” olarak görev yapmaktadır.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.