Patafizikçi Doktor Faustroll’un Davranış ve Görüşleri – Alfred Jarry

 

“Gerçeküstü tiyatronun atası, patafizik ilminin öncüsü Alfred Jarry, daha çok muhteşem Kral Übü’yle, “bok”u ağzına almadan söze başlamayan anti-kahramanıyla bilinir. Oysa bisiklet gezileri, absent kadehleri ve delifişek mavralarıyla dolu 34 yıllık hayatına pek çok “temel eser” sığdırmayı başarmış sıra dışı bir akıldır o. Patafizik en büyük ve bulaşıcı düşüydü: hayali çözümler bilimi. Doktor Faustroll ikiziydi, kitap bir kürdan isteyerek ölümün kapısından geçmesinin ardından çıktı. Raymond Queneau, Eugène Ionesco, Boris Vian ve Georges Perec gibi modern edebiyatın birçok ustası da Jarry’nin izinden gitti. Patafizikçi Doktor Faustroll’un Davranış ve Görüşleri, tiyatrodan şiire, Antonin Artaud’dan Dadacılık’a 20. yüzyıla damgasını vuran pek çok ismi ve sanat akımını etkileyen kült bir eser.” Patafizikçi Doktor Faustroll’un Davranış ve Görüşleri’nden okuma parçası yayımlıyoruz.

Muhakeme Usulü Yasası

MUHAKEME USULÜ YASASININ 819. MADDESİ UYARINCA TEBLİGATNAME

Bin sekiz yüz doksan sekiz, sekiz şubat; muhakeme usulü yasasının 819. maddesi gereği ve Paris’te Richer Sokağı, numara 100’de ikamet eden Bay ve Bayan (Jacques) Bonhomme’un dördüncü bölgedeki evlerinde oturan kişi için verdikleri dilekçe adına. Ben, aşağıda imzası bulunan Réne-Isidore Panmuphle, Seine Bölgesi Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde, Pavée Sokağı numara 37’de mübaşir olarak çalışmaktayım. Kanunun bana verdiği yetkiyle, Paris, Richer Sokağı numara 100’de ikamet etmekte olan doktoru, yani Bay Faustroll’u aramaya gittim. Zili çalıp kapıya vurmama ve de birçok kereler ismini seslenmeme rağmen kimse kapıyı açmadı.

Komşuları evde ikamet eden kişinin Doktor Faustroll olduğunu tasdik ettiler ama hiç kimse evrağı alıp ona verme sorumluluğunu kabul etmedi. Bu durumda evrağı teslim edebilecek aileden bir kişi, bir hizmetçi ya da bir komşu bulamayacağımızı anlayınca Dördüncü Bölge Belediyesi’ne geri döndüm. Çünkü sayın belediye başkanı bana konuyla ilgili tüm yetkileri vermişti; geçen yılki bir ocak gününden itibaren on iki aylık kira borcu bedeli olan üç yüz yetmiş iki bin frank yirmi yedi santim, ayrıca vergi, dava giderleri, faiz ve masrafların yirmi dört saat içinde ödenmesi gerekiyor. Aksi takdirde kanuni her türlü baskı uygulanacaktır, özellikle de kiralık meskendeki tüm taşınabilir mallara ihtiyati haciz konacaktır. Yukarıdaki bilgileri veren ben, bu kopyayı bırakıyorum. Tutar: on bir frank otuz santim, özel yarım sayfalık pul sıfır frank altmış santim.

PANMUPHLE
Sayın Bay Doktor Faustroll’a
Dördüncü Bölge Belediyesi’nden,
Paris

DOKTOR FAUSTROLL’UN ALIŞKANLIK VE TAVIRLARI HAKKINDA

Doktor Faustroll, 1898 yılında (yirminci yüzyıl [-2] yaşındaydı) Circassie’de ve altmış üç yaşında doğdu.

Ömrü boyunca hep o yaşta kalan Doktor Faustroll orta boylu bir adamdı, yani, tamı tamına ifade edersek, (8 x 1010 + 109 + 4 x 108 + 5 x 106) atom çapındaydı; Kral Saleh’in portreleri gibi teni altın sarısı, deniz yeşili bir bıyık hariç yüzü tüysüzdü; saçlar, güneş saatine göre değişen maun rengi müphemlikte, tek tek her bir teli, bir küllü kumral bir simsiyahtı; gözler, Dantzick likörü gibi hazırlanmış sıradan yazı mürekkebinden iki kapsül, içinde altın rengi spermatozoidler.

Kellik mikrobu yüzünden, bıyıklarını saymazsak, tüysüzdü. Mikroplar kasıklarından göz kapaklarına kadar olan tüm bölgeyi temizlemişlerdi. Doktor Faustroll, mikropların yalnızca genç saçlara musallat olduğunu bildiğinden, saçlarının ya da kirpiklerinin döküleceğinden endişe etmemişti. Kasıklardan ayaklara doğru olan bölge ise, kontrast halinde, satirlere özgü siyah kıllarla kaplıydı, çünkü Faustroll, görgü kurallarına dikkat etse de, bir erkekti.

O sabah, Maurice Denis’nin iki ayrı tonda boyadığı bir kâğıt olan her günkü banyo süngerini, helezonlar boyunca tırmanan trenlerden aldı; mevsime, modaya ya da hevesine göre seçtiği bir duvar halısını uzun süreden beri su yerine kullanıyordu.

İnsanları şaşkına çevirmemek için abanın üstüne kum rengi bir gömlek, siyah mat kadifeden, bol ama bileğe tutturulmuş bir pantolon, karıncaların kuru kaynaçları sayılmazsa aylardan beri biriken toz katmanlarının özenle korunduğu gri renkli minicik botlar, teninin rengiyle uyumlu, upuzun bir mayo gibi düğmesiz, iki küçük cebinin iki yakutla iliklendiği bir iç yeleği ve mavi tilki kürkünden bir manto giyiyordu.

Zümrüt ve topaz yüzükleri sağ işaret parmağının tırnağına kadar geçirdi; on tırnağından hiç kemirmediği tek tırnak buydu, ve bu halkalar dizisini, tırnak kemiğine tırnak boyunca vidalanmış molibdenden küçük bir kenetle tutturdu.

Kravat yerine, boynuna, kendisinin uydurduğu ve heder olmasın diye tescil ettirdiği bir tarikat olan Grande-Gidouille’un büyük kordonunu geçirdi.

Beyaz asılmış ve mavi asılmış denen, soluğu kesilmişlere özgü iki ayrı makyaj arasında birkaç çeyrek saat tereddüt ettikten sonra, bu kordonla kendini, bu amaç için özel olarak hazırlanmış bir direğe astı.

Asıldığı yerden indiğinde, başına bir safari şapkası geçirdi.

TEBLİGAT TUTANAĞI

Bin sekiz yüz doksan sekiz yılı, on Şubat sabah sekiz, muhakeme usulü yasasının 819. maddesi gereği ve Paris’te Richer Sokağı, numara 100’de ikamet eden Bayan ve Bay (Jacques) Bonhomme’un –eşini kendi adına vekil ve vasi kılmıştır– Dördüncü Bölge’deki evlerinde kiracı olan kişi için verdikleri dilekçe adına. BEN, AŞAĞIDA İMZASI BULUNAN RENÉ-ISIDORE PANMUPHLE, SEINE BÖLGESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NEZDİNDE, PAVÉE SOKAĞI NUMARA 37’DE MÜBAŞİR OLARAK ÇALIŞMAKTAYIM. KANUNUN bana verdiği yetkiyle Paris, Richer Sokağı numara 100’de ikamet etmekte olan doktoru, yani Bay Faustroll’u aramaya gittim. Zili çalıp kapıyı vurmama ve de birçok kereler seslenmeme rağmen kimse kapıyı açmadı. Bunun üzerine Paris’e, polis komiseri Bay Solarcable’a gittik; Dördüncü Bölge’de bulunan ve yukarıda bahsi geçen konutun geçen 1 Ocak’tan bu yana biriken ve ödemeyi reddettiği on bir aylık kira bedeli borcu olan –diğer masraflar çıktıktan sonra– üç yüz yetmiş iki bin frank yirmi yedi santimi tahsil etmek için yapılan operasyonda bize eşlik etti.

Bu yüzden, aşağıdaki mallara ihtiyati haciz uygulayıp KANUN ve ADALETİN yetkesine teslim ettim.

DOKTORUN ÇİFT KİTAPLARI

Yukarıda adı geçen ikametgâh, Paris’te Nicolas Flamel Sokağı numara 205’te çilingirlik yapan Bay Lourdeau tarafından açılmıştır. İçeride on iki metre uzunluğunda, verniklenmiş bakır gergiden ve üzerinde çarşaf ve nevresimi bulunmayan bir yatak, fildişinden bir sandalye, akik ve altından bir masa, formaları dikilmiş ya da ciltli, bölük pörçük yirmi yedi kitaba rastlanmıştır.

Kitaplar şunlardır:

  1. BAUDELAIRE, bir cilt EDGAR POE çevirisi.
  2. BERGERAC, Toplu Eserler; ikinci cilt, Devletler Tarihi, Güneş İmparatorlukları ve Kuşların Tarihi.
  3. AZİZ LUKA İncili, Yunanca.
  4. BLOY, Nankör Dilenci.
  5. COLERIDGE, İhtiyar Denizcinin Şarkısı.
  6. DARIEN, Hırsız.
  7. DESBORDES-VALMORE, Küçük İnsanların Yemini.
  8. ELSKAMP, Tezhipçiler.
  9. FLORIAN’ın Tiyatro’su; sadece tek bir cilt.
  10. Bin Bir Gece Masalları; sadece tek bir cilt, çeviren: GALLAND.
  11. GRABBE, Scherz, Satire Ironie und tiefere Bedeutung, üç perdelik komedi.
  12. KAHN, Sessizliğin ve Altının Öyküsü.
  13. LAUTREAMONT, Maldoror’un Şarkıları.
  14. MAETERLINCK, Aglavaine ve Sélysette.
  15. MALLARMÉ, Şiir ve Düzyazı.
  16. MENDÈS, Gog.
  17. Odisea, Teubner Yayınları.
  18. PELADAN, Babil.
  19. RABELAIS.
  20. JEAN DE CHILRA, Cinsel Mutluluk.
  21. HENRI DE REGNIER; Akik Baston.
  22. RIMBAUD, Aydınlanmalar.
  23. SCHWOB, Çocukların Seferi.
  24. Kral Übü.
  25. VERLAINE, Bilgelik.
  26. VERHAEREN, Sanrılı Kırlar.
  27. VERNE, Arzın Merkezine Yolculuk.

Ayrıca duvara asılı üç adet gravür bulunmaktaydı. Bunlar, TOULOUSE–LAUTREC’in Jane Avril’i, BONARD’ın Beyaz Revü’sü, AUBREY BEARDSLEY tarafından yapılmış bir adet Bay Faustroll portresi ve hiçbir değeri olmadığını düşündüğümüz, Rennes’deki Oberthür Matbaası tarafından basılmış eski bir resim, Aziz Cado.

Sel yüzünden su basmış mahzene giremedik. Bize boş göründü, yaklaşık on iki metre yüksekliğindeki mahzende fıçı ve şişe yoktu, şarap ve diğer içkiler öylece birbirine karışmış haldeydi.

Hacze gittiğimiz kişi ortalıkta olmadığı için, aşağıda adı geçen kapıcı Bay Delmor de Pionsec’i şahit yazdım. Satış, daha sonra belirlenecek bir tarihte, öğle vakti, Opera Meydanı’nda gerçekleşecektir.

Sabah sekizden öğleden sonra ikiye kadar olan sürede geçen olayların tümü işbu haciz belgesinde belirtilmiş ve icra masasına bırakılmıştır. Komiser Bay Solarcable, elimizdeki ihbarnameyle birlikte şahitlerimiz, Paris’te Pavée Sokağı 37 numarada ikamet eden iki pratisyen hekim Bay Delmor de Pionsec ve Bay Troccon’a eşlik etmiş ve herkes belgeyi imzalamıştır. Tutar: Otuz iki frank kırk santim. İki özel kağıdın kopyası çıkarıldığı için fiyat 1,20 santim artmıştır. İmza: Lourdeau, çilingir. İmza: Solarcable, komiser. İmza: Delmor de Pionsec ve Troccon, şahit. İmza: Panmuphle, mübaşir. 11 Şubat 1898’de Paris’te tanzim edilmiştir. Beş frank alındı. İmza, Liconet. P. C. C. (okunamıyor.)

MAHALLİNDE SATIŞ YAPMAK İÇİN TEBLİGATNAME

Bin sekiz yüz doksan sekiz senesi, 4 Haziran, Paris, Dördüncü Bölge, Pavée Sokağı 37 numaradaki evleri için Bay ve Bayan (Jacques) Bonhomme’un verdikleri dilekçe adına; Ben, René-Isidore PANMUPHLE, Seine Bölgesi Bidayet Mahkemesi yakınında, Pavée Sokağı 37 numarada mübaşirlik yapmaktayım. Onaylı, imzalı, ihbarlı işbu belgenin kopyasını Bay Faustroll’a bıraktım… 0,60 santim ederinde, özel pullu bu yarım sayfanın, kaşla göz arası bizi buyur ettiği kavında içki içtikten sonra adı geçen Bay Faustroll’un evinde keşfettiğimiz türlü nimetleri sayıp dökmeye yetmeyeceği dikkate alındığında, pul giderleri verilen harcırahı fersah fersah aşacağından, bu nimetlerin anısını zaman aşımına uğramadan YASA ve ADALET’e kaim kılmak için, onları ekteki bir kâğıtta anlatması üzere, Seine Bölgesi Hukuk Mahkemesi Başkanı’nın geçici görevliyi yetkili kılması saygıyla arz edilir.

DOKTORUN KALBURDAN GEMİSİNE DAİR

C.-V. Boys’a

Doktor Faustroll, el koymayacak olduğum cilalı bakır yatağı örten çuhayı kaldırıp bana hitap ederek ve bizzat bana konuşarak, dedi ki:

“Siz, belge taşıyıcısı mübaşir Panmuphle, görünen o ki, kılcallık hakkında, yüzeysel gerilim, ağırlıksız zarlar, eşkenar hiperboller, sıfır eğimli yüzeyler hakkında hiçbir fikriniz olmadığı gibi, suyun üstderisi olan elastik dericik hakkında da genel olarak bir fikriniz yok.

“Taş gerdeller içinde ya da kaba kumaştan paltolar üzerinde denizlerde dolaşmış ermişlerden ve mucize kabilinden ölümden dönenlerden bu yana, ve denizin üzerinde çıplak ayak yürüyen İsa’dan bu yana, benim dışımda, su birikintilerinin yüzeyini sağlam bir döşeme tahtası gibi kullanan, gökyüzünde ve yeryüzünde yalnızca ipliğimsi suakrebini ve tatarcık larvalarını bilirim.

“Doğru; havayı ve buharı geçiren ama suyu geçirmeyen bez torbalar yapıldı. Bu bezlerin arasından üfleyerek bir mumu söndürmek mümkündür, bunlar içlerindeki akışkanı sonsuza dek tutarlar. Meslektaşım F. De Romilly, dibi oldukça geniş ilmikli tülden bir çanın içinde sıvıları buhar haline gelene kadar kaynatmıştı…

“İmdi, on iki metre uzunluğundaki bu yatak bir yatak değil, uzun kalbur biçiminde bir gemidir. Delikleri iri bir iğnenin geçeceği kadar geniş açılmıştır; ve tüm kalbur, erimiş, ardından da çırpılmış parafine bulanmıştır, öyle ki (suyun asla değmediği) bu töz, tüm dokuyu kaplarken, yaklaşık on beş milyon dört yüz bin delik boş kalır. Suyun çok ince tabakası, ben nehre gittiğimde, deliklerin üzerinde yayılır ve altta akan sıvı ancak parçalandığında bu deliklerden geçebilir. Oysa, benim yuvarlak karinamın dışbükeyliği hiçbir çıkıntı yapmaz; gemiyi avara ederken ya da taşmalar sırasında, daha geniş hacimli ve sayısı on altı bini geçmeyen örümden oluşmuş, parafinlenmemiş bir dış gövde, suyun çarpma hızını keser. Bu da, dahili bir ızgaranın ayakların yaralanmasını önlediği gibi, parafin cilasını kamışların çiziklerinden korumaya yarar.

“Yani benim kalbur, bir gemi gibi yüzer ve dibi boylamadan yük yüklenebilir. Dahası, sıradan gemiler karşısında şöyle bir üstünlüğü olduğunu da bana bilgin dostum C.-V. Boys belirtti: İçine su sızabilir ama suların içine gömülmez. Ben üratlarımı boşaltsam da, kabaran bir dalga içeri girse de fark etmez, sıvı deliklerden geçer ve dış tabakalara ulaşır.

“Hâlâ kuru olan bu kano (üç kişi taşımak için yapıldığına göre ismi as olmalı kuşkusuz), bundan böyle benim resmi ikametgâhım, bu durumda bu evi terk etmek gerekecek.”

“Kuşkusuz,” diyecek oldum, “kiralık evler de pek öyle dayalı döşeli değil artık.”

“Daha güzel bir as’ım da var,” diye devam etti doktor, “şu sıralar, bir saman sapı yardımıyla, örümcek damlacıklarını andıran, irili ufaklı 250.000 damladan oluşan bir kunduz yağı düzeneği yerleştirdim oraya. Sıvının bükülgen zarının tazyiki altında, birinin titreşimlerinin diğerininkilere oranı saniyede 64.000 / ½.000.000. Bu as, tıpkı bir örümcek ağına benziyor ve sinekleri büyük bir kolaylıkla yakalıyor. Ne ki, içinde sadece bir kişiye yer var.

“Bu ise üç kişiyi taşıyabildiğinden siz de bana eşlik edeceksiniz, ve size takdim edeceğim biri olacak – hatta birileri, zira haczedilen ciltlerimin satırları arasında sizin YASA ve ADALET’inizden kaçan bazı canlıları da yanıma alıyorum.

“Ve ben onların sayımını yaparken ve öteki şahsı davet ederken, buyrun size bir kitap, elyazması bana ait, yirmi sekizinci olarak ona el koyabilir ve onu okuyabilirsiniz, yalnızca sabretmek için değil, dahası, muhtemelen, gerekliliği hakkında elbette sizin fikrinizi sormayacağım bu yolculuk sırasında beni anlamanız için.”

“Evet, ama kalburla bu deniz yolculuğu…”

“As’ı yalnızca kürekler değil, zemberekli kaldıraçların ucundaki vantuzlar da hareket ettiriyor. Ve omurgası aynı düzlemdeki üç çelik tekercik üzerinde kayıyor. Hesaplarımın mükemmelliğine ve batmayacağına öyle ikna oldum ki, her zamanki alışkanlığımla suyun üzerinde değil, kıta üzerinde deniz yolculuğu yapacağız.”

(…)

Çevirmen: Işık Ergüden

*Bu okuma parçasının yayını için Sel Yayıncılık’a teşekkür ederiz.

Alfred Jarry, 1873’te Fransa’nın Laval kentinde doğdu. Daha lisedeyken yazmaya başladı. Kısa ama üretken yaşamı boyunca pek çok tiyatro oyunu, roman ve öykü kaleme aldı. Genellikle sembolist hareketle bağdaştırılan Jarry’nin Kral Übü adlı oyunu Dadaizm, Gerçeküstücülük ve Fütürizm’in öncüsü olarak kabul edilmiş, Boris Vian, Georges Perec ve Raymond Queneau gibi isimleri derinden etkilemiştir. Çok farklı, melez ve karma üsluplarda yazan Jarry’nin oyun, roman, deneme ve gazete yazıları absürd edebiyatın ve postmodern felsefenin ilk örnekleri sayılabilir. Yaşamının son yıllarında Guillaume Apollinaire, André Salmon ve Max Jacob gibi döneminin ünlü isimleri için bir kült figür haline gelmişti. Jarry 1907 yılında Paris’te tüberkülozdan yaşamını kaybetti.  Yazarın Türkçeye çevrilen kitapları şunlardır: Alfred Jarry – Seçme Eserler (Çev. Işık Ergüden, Dost, 2003), Kral Übü (Çev. Şehsuvar Aktaş ve Ayşe Selen, Mitos Boyut, 2004), Zincire Vurulmuş Übü (Çev. Şehsuvar Aktaş ve Ayşe Selen, Mitos Boyut, 2011).

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.