‘Anne-baba ve öğretmenler dikkat eksikliğinin düzelebileceğini düşünürler. Oysa bu, çocuğun başa çıkamadığı bir sorundur.’

 

“Bir gün oğlum yanıma gelip ‘Biliyor musun? Ben farklıyım.’ demişti. Şaşırıp ‘Niçin oğlum?’ dediğimde ‘Bilmiyorum işte, ama farklıyım’ deyip gitmişti. Arkadaş Yayınları’ndan çıkan Prof.Dr.Münire Erden’in çocuk eğitimi ve psikolojisi üzerine yazdığı “Okula Uyum Sağlayamayan Farklı Çocuklar” kitabını çıkarma sebebi farklı çocuklar hakkında hem kuramsal bilgilere sahip olması, hem de böyle bir çocuğu olan bir anne olarak ailelere yardımcı olmaya çalışması…

İndigo çocuk, kristal çocuk ve farklı çocukların birbirinden farkını bize biraz anlatır mısınız?
Bazı çocukların, anne -babalar ve okul için güç olduğu eskiden beri bilinmektedir. İndigo ve kristal çocuklar da bu gruba girmektedir. Ancak bu çocukların varlığını öne süren yazarlar, bunların diğer çocuklardan daha akıllı ve sezgilerinin güçlü olduğunu öne sürüyor ve bir misyonu gerçekleştirmek üzere dünyaya geldiklerini düşünüyorlar. İndigo’ların savaşçı ruhları ile eski düşünceleri, yani önceki eğitim, yönetim ve yasal sistemleri olumlu yönde  değiştirecekleri söylenmektedir. Kristal çocuklar ise daha yumuşak, bilgeliğe daha yakın ve şefkatlidirler. Onların, İndigoların değiştirdiği dünyada yaşamak üzere gönderildiklerine inanılmaktadır. Bu inançların bilimsel bir dayanağı olmadığı için, uzman hekimler,  psikiyatrlar ve eğitim bilimciler İndigo çocuklar tanımını ciddeye almazlar. Psikolog ve psikiyatrlara göre bu çocuklar manik depresif, otistik, dikkat eksikliği, hiperaktivite problemi olan çocukların belirtilerini göstermektedir. Ben de bu görüşe katılıyorum. Ama “İndigo Çocuk”,  bu çocukların olumlu yönlerini vurguladığı için aileleri rahatlatan bir kavram. Çocukların diğer yüzünün de görülmesine yardımcı oluyor. Bu nedenle çok da karşı değilim.

Benim getirdiğim “Farklı Çocuklar” kavramında da biraz olumlama var. Ben okulda öğrenme güçlüğü olan tüm çocukları farklı çocuklar kavramı altında toplamayı tercih ettim. Sorunları ve özellikleri birbirinden farklı olsa da, psikiyatrlar tarafından farklı tanılar konsa da, hepsinin ortak yönü okulda hak etmedikleri bir başarısızlık yaşamaları ve kendilerini kötü hissetmeleri. Bu çocuklar, ilkokulun başından itibaren diğerlerinden farklı olduklarını da farkındadırlar. Bir gün oğlum yanıma gelip “Biliyor musun? Ben farklıyım.” demişti. Şaşırıp “Niçin oğlum?” dediğimde “Bilmiyorum işte, ama farklıyım” deyip gitmişti. O zaman bu sözler bana anlamlı gelmemişti. Ama şimdi dönüp baktığımda, okulda herkesin kolayca yapabildiklerini yapamamak, onlardan farklı davranmak ve düşünmek, bu çocukların kendilerini farklı algılamalarına neden olmaktadır. Bunun için ben de  “Farklı çocuklar” terimini kullanmayı tercih ettim.

Peki, farklı çocuklar ve diğerlerinden nasıl ‘farklı’? Farklı çocuklar toplum tarafından nasıl algılanıyor?
Farklı çocuklara, sahip oldukları özelliklere göre psikiyatrlar tarafından Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Yaygın Gelişimsel Bozukluk, Asperger Sendromu, Disleksi vb. gibi çok değişik isimle tanımlanabiliyor. Her birinin yaşama ve okula uyumunda farklı sorunları vardır. Beni ilgilendiren taraf, eğitim sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve öğrenme sürecindeki farklılıkları. Bu çocukların büyük bir kısmının sağ beyinleri, sol beyinlerine göre daha güçlüdür. Bu nedenle, olaylara bütüncül olarak bakarlar. Tümden gelim yöntemiyle daha kolay öğrenirler. Ayrıca düşüncelerini görselleştirerek ve duyu organlarını kullanarak öğrenmeyi tercih ederler. Sezgileri güçlüdür ve yaratıcıdırlar. Diğer çocuklar, yani eğitim sisteminin kurgulandığı grup ise sol beyinlerini ya da sağ ve sol beyinlerini dengeli bir biçimde kullanabilirler. Tüme varım yöntemiyle, dinleyerek ve okuyarak öğrenirler. Farklı çocuklardan, özellikle hiperaktif olanlar ve dürtüsel (kontrolsüz) davrananlar, çok hareketli oldukları ve çevresindeki insan ve eşyalara zarar verebildikleri için, aileleri, öğretmenleri ve arkadaşları tarafından çekilmez bulunurlar.  Kontrolleri dışında yaptıkları bu davranışlar zaman zaman da başlarına iş açar. Diğerleri ise toplum tarafında kendilerine dayatılan kurallara uymamaları, yönergeleri anlamada güçlük çekmeleri, dağınık ve unutkan olmaları nedeniyle; “laf anlamaz”, “tembel” hatta bazen “aptal” olarak nitelendirilebilirler.

MÜNİRE.ERDEN1 MÜNİRE.ERDEN2

Farklı çocukların okul çağında karşılaştıkları en önemli sorun nedir?
Bu çocukların en çok karşılaştıkları sorun, başarısızlık, anlaşılamama ve kabul görmemedir. Oysa ilkokul çağı çocuğunun en temel ihtiyacı başarılı olmaktır. Bu ihtiyacını karşılayamayan, arkadaş edinmekte zorlanan ve çok sık cezalandırılan çocuklarda, zaman içinde psikolojik bozukluklar da meydana gelmektedir. Bu nedenle sorunlar büyümeden önce okulda bir türlü başarılı olmalarının sağlanması gerekiyor.

Çocuğun okul ile evdeki davranışlarını kontrol etmenin yöntemi nedir? Bir anne bu sorunla nasıl mücadele edebilir?
Bu çocuklar farklı düşündükleri, kurallara ve yönergelere uymakta zorluk çektikleri, dağınık ve çoğunlukla beceriksiz, bazen de hiperaktif oldukları için evde ve okulda idaresi son derece güçtür. Bu çocuklara, özellikle ceza ve tehdide dayalı geleneksel terbiye yöntemleri işlemez. Bu yöntemler çocuğun daha da hırçınlaşmasına neden olur. Bu nedenle ailenin zorlandığı konularda, eğitimci (pedagog) ve psikologlardan yardım almasında yarar vardır.

Çocuğun karakterini, özelliklerini tanımanın yolu nedir? Çocuğun zayıf ve güçlü yönlerini nasıl anlayabiliriz?
Öncelikle iyi bir gözlemci olmak gerekiyor. Çocuk kendi başına ne yapmaktan hoşlanıyor? Hangi etkinlikleri yapmada başarılı? Hangi durumlarda sinirleniyor vb. gibi sorulara yanıt alabilecek biçimde çocuğun sürekli izlenmesi gerekiyor. Çocuğu doğru gözleyebilmek için ona fırsatlar da sunmalıyız. Çocuklar için açılan sanat atölyeleri, müzik, dans ve spor kursları çocuğun güçlü yönlerin açığa çıkmasına yardımcı olur. Çocukların bu etkinliklere katılması teşvik edilmeli, ama zorlanmamalıdır. Bazen farklı çocuklar kurallardan hoşlanmadığı için, bu etkinlikleri programlı bir biçimde yapmaktan hoşlanmayabilir.  Belli bir yönde yeteneği varsa geç de olsa bunun işaretini verirler. O zaman yapmak istedikleri etkinlikler için, sen yapamazsın demek yerine ona fırsat tanınmalıdır.

Sizce anne baba çocuğu ile iletişim nasıl kurmalı? Anne babaların yaptığı en büyük hata nedir?
Çocukla iletişim kanallarını açık tutmak gerekir. İletişimde dinleme çok önemlidir. Oysa anne, baba ve öğretmenler dinlemeden çok “yapılacak ve yapılmayacakları” söylemeyi seviyorlar. Bu çocuklar genellikle duygularını açıklamada zorluk çekerler. Konuşmalarını dinlerken sabırlı olmak ve eleştirisiz dinleme yapmak gerekir. Söylediklerini eleştirirsek konuşmamayı tercih ederler. Konuşurken de, net konuşmak gerekir. Karmaşık konuşmaları anlamakta zorluk çekerler.

Çocuğunuzun farklı olduğunu nasıl fark ettiniz? Sizin için zor günler ne zaman başladı?
Benim için zor günler aslında anaokulundan itibaren başladı. Mesela öğlen uykusunu reddediyordu.  Ama gerçek zorluğu dördüncü sınıfta ve lisede yaşadım. Farklılığını hissediyordum. Bunu zeki olmasına bağlıyordum. Öğrenme güçlüğünü ise benim elimden çıktıktan sonra, yani lisede anladım. İlköğretimde derslerini ben çalıştırdığım için bir türlü öğretiyordum.

MÜNİRE.ERDEN4-yatay-kareolmayacak

“Sen benim başarısız olmaktan hoşlandığımı mı sanıyorsun? Ben de başarılı olmak istiyorum… Ama odama çalışmak için gittiğimde yapamıyorum, olmuyor. Dağılıp gidiyorum… Ne olur, anla beni!” Oğlunuz size bu şekilde durumunu açıkladığında kendinizi nasıl hissettiniz?
Ayaktaydım, kalakaldım. Çünkü o sırada, ne kadar akıllı olduğunu, çalışmayarak kendisine ve kapasitesine yazık ettiğini söylüyordum. Yani, herkes gibi, ben de onun tembellik ettiğini düşünüyordum. Bu söz, sorunun tembellik değil yapamama olduğunu kabullenmemi sağladı.  O anda taşlar yerine oturdu. Belki de gerçek anlamda Dikkat Eksikliği Bozukluğu olduğunu o an kavradım ve kabullendim. Bunun için bu sözü hiç unutmadım.

Okul başarısızlığının nedenleri nedir?
Bu çocukların okul başarısızlığının iki temel nedeni vardır. Birincisi, bir işe başlama, sürdürme ve sonuçlandırma konusunda başarısız olmalarıdır. Bu sorun okulda ödevini yapmama, not tutmama, grup etkinliklerine katılmama olarak kendini göstermektedir. İkinci etmen ise ezberlemede, yazmada ve dinlemede güçlük çekmeleridir. Bu özellikler zor anlaşıldığı gibi, çocuk bunları istemli yapıyormuş gibi suçlanır.

Öğrenme güçlüğü nedir? “Dikkat eksikliği” probleminden mi kaynaklanır?
“Öğrenme güçlüğü” bir çocuğun zihinsel gelişiminde bir sorun olmadığı halde, nedeni belirlenemeyen her türlü öğrenme sorununu ifade eder. Zekâ ile ilgisi yoktur. Çok zeki çocuklarda da öğrenme güçlüğü görülebilir. Bu nedenle kabul edilmesi zordur.  Okulda öğrenme güçlüğü büyük ölçüde dikkat eksikliğinden kaynaklanır. Anne-baba ve öğretmenler dikkat eksikliğinin düzelebileceğini düşünürler. Sürekli “biraz dikkat etsen bu hatayı yapmayacaksın” gibi önerilerde bulunurlar. Oysa bu, çocuğun başa çıkamadığı bir sorunudur. Dikkat eksikliği, dersi dinlemeyi güçleştirir. Çocuğun aklı çok hızlı başka yerlere gider ve geriye dönmesi çok güçtür. Diğer bir öğrenme güçlüğünün nedeni de“disleksi”dir. Bu özel bir öğrenme güçlüğü olup, çocuğun okuma ve yazmada güçlük çekmesi biçiminde kendini gösterir.

Okul başarısı önceliği olmayan aileler ile okul başarısı öncelikli aileleri ayırıyorsunuz. İki aile yapısının arasındaki farkın çocuğa etkisi nasıl oluyor?
Hiperaktif ve düşünmeden hareket eden çocukların dışındaki farklı çocukların evde pek sorunu yoktur. Sorun, okul başarısızlığından kaynaklanır. Bu nedenle okul başarısı öncelikli olmayan aileler, bunları biraz tembel ve beceriksiz olarak görürler. Bir türlü de idare ederler. Bu yapıdaki aile içinde yaşayan farklı çocuklar çok fazla incinmezler. Ancak, özellikle orta sosyo -ekonomik statüye sahip ailelerde çocuğun eğitimi ve başarısı büyük önem taşır. Bu aileler için çocuğa yapılacak en önemli yatırım, eğitimdir. Bu yatırımın karşılığını alamayınca çocuk üzerinde baskı uygularlar. Bu durum çocuğu çok yorar ve üzer. Bir süre sonra da aile ile ilişkisi bozulur.

Okul başarısını artırmak için çocuğumuza nasıl yardım etmeliyiz?
Öncelikle bu çocukların okulla ilgili etkinlikleri tembel oldukları için yapmadıkları düşüncesinden vaz geçmek gerekiyor. Yapamadıkları için başarısız oluyorlar gerçeğini kabullenmek ve sürekli destek vermek gerekir. Bu çocuklar okulda grup içinde öğrenemedikleri için mutlaka birebir eğitimle desteklenmelidir. Aile bunu yapabiliyorsa sorun değil. Yapamıyorsa profesyonel destek gerekir. Ayrıca haftada alınan bir ders saati yardımın ve dershanelerin bu çocuklar için çözüm olmadığı unutulmamalıdır.

MÜNİRE.ERDEN5-kareolmayacak-yatay

Çocuğun başarısızlığını ve çalışma isteksizliğinin sebebinin eğitim sisteminden kaynaklanan nedenler olduğunu söyleyebilir miyiz?
Bu çocukların, aslında akıllı ve öğrenme kapasitesine sahip oldukları bir gerçektir. Ancak farklı oldukları için farklı öğrenmektedirler. Eğitim sistemi nüfusun çoğu için düzenlendiği için bu çocuklar okuldan yararlanamamaktadır. Sevdikleri konularda, sevdikleri öğretmenlerle okulda öğrenmeleri de mümkün olmaktadır.

Kitabınızda ülkemizde çok sevilen ve tanınan önemli isimlerden örnekler vermişsiniz. Özellikle Sezen Aksu ve Barış Manço’nun yaşamları bize neyi anlatıyor?
Farklı çocukların en büyük özelliği yaratıcı olmalarıdır. Bu nedenle sanat dünyasından pek çok kişi farklı çocuktur. “Sezen Aksu” ve “Barış Manço” bunlardan sadece ikisidir. İkisinin ortak noktası okul yaşamlarının çok başarılı olmamasına karşın hayatta başarılı olmalarıdır. Bu tip örnekler “Farklı Çocuk”ların ailelerini rahatlatıyor. Çünkü aileler çocuklarının geleceğine yönelik çok büyük endişeler taşıyorlar.

“En büyük sevinç ve üzüntülerimin kaynağı oğluma… İyi ki varsın…” Kitabınızı kendi oğlunuzdan yola çıkarak yazmışsınız. Yaşadıklarınızı paylaşmak istemenizin sebebi nedir?
Ben, oğlumun eğitim hayatı boyunca öğretmenlerle hep savaştım. Oğlumun okuldan mutsuz gelişleri, kötü not aldığını söylerkenki yüz ifadesi hep canımı acıttı. Lise yıllarında geleceğine yönelik çok büyük kaygı duydum.  Bu mücadelenin arkasından düze çıktık. Çevremdeki diğer farklı çocukları gözlediğim zaman ise yanlış anne-baba tutumlarının bu çocuklara çok büyük zarar verdiğini gördüm. Farklı çocuklar hakkında hem kuramsal bilgilere sahip, hem de böyle bir çocukla yaşamış biri olarak ailelere yardımcı olabileceğimi düşündüm. Kuşkusuz çevremin yazmam konusundaki dilekleri de beni harekete geçirdi. Yazmadan önce oğlumla da görüştüm ve anılarını yazmam için iznini istedim. Çok fazla deşifre olmak istememekle birlikte, o da “benim gibi çocuklara yararı olacaksa yaz” dedi. Umarım istediğimiz gerçekleşir.

MÜNİRE.ERDEN6 MÜNİRE.ERDEN-anasayfa

Sizce iyi bir annenin tanımı nedir?
Annelik dünyanın en zor işidir.  Bütün anneler ne yaparlarsa çocuklarının iyiliği için yapar. Ama bu yapılanların sonucu çocuk yetişkin olduğu zaman ortaya çıkar. Yani ortalama 21 yıl nasıl bir sonuç alacağınıza emin olmadan (en azından bu süre farklı çocuklar için geçerli) uğraşıp duruyorsunuz. Bizde geleneksel olarak çocuğun beslenme, bakım, okul vb. ihtiyaçlarını en iyi biçimde karşılamak iyi anneliktir. Bunlar gereklidir ama bunlardan daha önemli olan çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu da her şeye rağmen sevmektir. Bilimsel araştırmalar ise çocuk eğitiminde en önemli unsurun denge olduğunu göstermektedir. Otoriterlik ile demokratiklik; koruyuculuk ile kendi haline bırakma; cezalandırma ile ödüllendirme arasında bir denge olması gerekiyor. Bu dengeyi sağlayabilen anne en iyisidir.

Okula Uyum Sağlayamayan Farklı Çocuklar – Farklı Çocuklar İçin Yaşam Koçluğu / Yazar: Prof.Dr. Münire Erden / Arkadaş Yayınevi / Yayına Hazırlık: Zeynep Kopuzlu / Kapak Tasarımı: Mehmet Yaman / 2.Baskı 2011 / 152 Sayfa

Prof. Dr. Münire ERDEN; 1979 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun olan Erden, 1984 yılında Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Fakültesi’nde, ‘Eğitim Programları ve Öğretim’ dalında Doktora derecesi aldı. 1997 yılında Hacettepe Üniversitesinde Profesörlük unvanını alan Erden, aynı yıl Yıldız Teknik Üniversitesine geçmiş ve bu üniversitede, Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanlığı ve kurucusu olduğu Eğitim Fakültesi Dekanlığı görevlerini yürütmüştür. Çalışmalarında öğrenme ve öğretme süreçleri üzerinde yoğunlaşan Erden, son 10 yıldır özellikle öğrenme güçlüğü çeken Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların eğitimiyle ilgilenmektedir.

3 Yorum

  1. Ayten arslan

    Münire hanım sizi cok tanımak isterim bende aynı sorunları yaşıyorum inanın çok zorlaniyorum oğluma yardım etmek istiyorum ama nasıl olacak bilmiyorum

    Cevapla
  2. Nurcan

    Benim oglum 2.sınıfta.1.sınıfta hiçbir sorunumuz olmadı ama 2.sınıfta ögretmenimiz sürekli olarak dikkatini toplamadıgını kafasının naşka yerde oldugunu algılamada bir sorun oldugunu bunun sonucunda böyle giderse sınıfta kalacagını söylüyor ama oglum evde ödevlerini yapıyor test çözüyor sorulan sorulara dogru cevap veriyor bizim sorunumuzun ne oldugunu çözemedim lütfen bana yardımcı olun teşekkürler

    Cevapla
  3. firdevs gülmez

    Ben de çok özel ve faklı bir çocukla yaşıyorum 13 yıldır.etrafımızda bizi anla(ya)mayan insanların var olması bizim için çok sıkıcı ve zor.ben oğlumla gurur duyuyorum iyi ki var ama oğlum mutsuz.ben bir öğretmenim ,etrafımızda böyle çocuklar var ve bu çocuklar da hem başarısız hem de mutsuzlar.bu sorun bireysel olmaktan çıkmış ve artık toplumsal bir dert haline gelmiştir bence . birilerinin bu konuda iyi birşeyler yapması gerekmektedir hem de çok acil olarak. ben bu yazıyı okudum ve bilgilendim .artık herşey oğlum ve benim için daha farklı olacak.bu yazı sayesinde ufkum değişti size çok teşekkür ediyorum sayenizde bir özel çocuk için bir şeyler daha kolay olacak

    Cevapla

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.