‘Meme sağlığını korumak için, önce onları tanımak ve sevmek gerekiyor’

 

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri de meme kanseri… Son dönemde ünlü isimlerin meme kanserine yakalanması dikkatleri biraz daha bu konunun üzerine çekti… Dr. Sevil Öz’ün “Mememi Seviyorum” adlı kitabı Remzi Kitabevi tarafından yayımlanınca bu kadınları tehdit eden hastalığı gündeme getirmek kaçınılmaz oldu…

Hangi nedenler sizi  “Mememi Seviyorum” adlı kitabı yazmaya yöneltti?
25 yıldır meme hastalıkları ile ilgileniyorum. Bu sürede kadınları sadece tedavi etmedim onların sosyal sorunlarına ve hastalıkla savaşlarına da tanık oldum. Maalesef psikososyal anlamda destek yok, hastalıkla ve tedavi süreciyle ilgili bilgilendirme hemen hemen hiç yapılmıyor ve en büyük sorun bilgi kaynağı eksikliği. Bu nedenle önce internet aracılığı ile kolay anlaşılır bir dille ve biraz da iç açıcı, hayatı kolaylaştırıcı tarzda bilgiler vermeye başladım, sonra da interneti olmayanlar ne yapacak diye düşündüm ve kitap oluştu.

“Göğüs” mü,  “meme” mi?
Tabi ki meme. Göğüs içinde akciğer ve kalbin olduğu vücut bölümü…

Kitabınızda “Meme çok değerli? diyorsunuz… Memeyi bu kadar değerli yapan özellikler nelerdir?
Kitabımın başında küçük bir özet var aslında, meme yaşamın kaynağı.

Meme üzerine yaptığınız araştırmalar sonucunda, sizi en çok hangi bilgiler şaşırttı?
Şaşırttı diyemem, ama bu kadar şiddetli etkilerinin olacağını düşünmemiştim. Özellikle tarihçesini incelerken büyük resmi daha iyi fark ettim diyebilirim. Meme aslında tarihe, ekonomiye ve politikaya yön vermiş. Daha doğrusu tabi ki memenin işlevleri nedeniyle sahibi olan kadın yön vermiş.

Kitabınızda konuyla ilgili başka uzmanların da yazıları var. Yazım sürecinden de söz eder misiniz?
Kitap aslında internette bilgilendirme yaparken doğmaya başladı. Hastalarımın desteği bu süreci hızlandırdı ve beni daha fazla teşvik etti. Bu ismi de hastalarım koydular. Bir toplantı esnasında sitemizin ve bu çalışmalarımızın bir adı olmalı diye beyin fırtınası yapıyorduk ve ‘Mememi Seviyorum’ kendiliğinden ortaya çıkıverdi. Hastalar kötü duygular çağrıştıran kelimelerden hoşlanmıyorlar, bunu bir yolculuk olarak görüyorlar, bu nedenle isimde sevgi duygusunu işlediler.Evet kitabı yazarken çok hakim olmadığım alanlarda sevgili hekim arkadaşlarımdan yardım istedim. Onlar da seve seve kabul ettiler, böylece bilimsel olarak da daha sağlam oldu.

memekanseri

Genel olarak kanserin ve meme kanserinin tanımını yapar mısınız?
Kanser vücuttaki hücrelerin anormal şekilde ve kontrolsüz olarak çoğalması sonucunda oluşan bir hastalık. Meme kanseri de meme hücrelerinin kontrolsüz çoğalması ile oluşuyor ,bu yeni oluşum normal hücrelerimiz gibi hareket etmiyor ,etraf dokulara yayılıp onların işlevlerini bozuyor .

Meme kanseriyle diğer kanserler arasındaki benzerlik ve farklılıklar nelerdir?
Kanser hep aynı, korkutan ve tedavi edilmezse sonu iyi olmayan bir hastalık. Meme çok önemli bir organ özellikle kadın için ve dışarıdan görülen bir organ, bu dezavantajı. Kadının yaşaması için elzem bir organ olmaması da avantajı. Meme kanseri tedavisi en iyi bilinen ve sonuçları çok iyi olan bir kanser türü bu da diğer avantajı…

Sonuçta meme kanserinin manevi yükü çok…

Meme kanserine yakalanmamak mümkün mü?
Her şeye yakalanabiliriz. Ne yaparsak yapalım hiçbir şeyden tamamen kurtulmamız mümkün değil ama risklerimizi azaltabiliriz ve yakalanma olasılığımızı düşürebiliriz.

Kimler risk grubu içindedirler?
Sağlıksız yaşayanlar, sigara, alkol, şişmanlık, hareketsizlik en büyük riskler. Ailemde yok bana bir şey olmaz kanısı yaygın ama doğru değil. Ailevi olması da diğer bir risk ama ailede meme kanseri var demek kanser ailevidir demek olmuyor, en az üç jenerasyonda olması gerekir ailevi diyebilmek için. Çocuk doğurmamak, emzirmemek, geç doğurmak ta risk. 5 yıl üzeri doğum kontrol hapı veya menopoz tedavisi için hormon kullanmak ta risk teşkil ediyor. Sonuçta doğa kurallarına uygun yaşamak lazım ve stresle baş etmeyi bilmek lazım.

Erkeler de risk altında mıdır?
Genetik geçişli ailevi kanserlerde biraz risk altındalar. Onun dışında çok ender görülüyor, telaşlanmaya veya kontrol olmaya gerek yok.

Ortada daha bir şey yokken sağlıklı her iki memenin de alınarak meme kanseri riskini ortadan kaldırmanın söz konusu olduğuna dair düşünce doğru mu?
Genetik geçişli ailevi kanserlerde böyle bir uygulama var. Ancak doğru olanı eğer kadın kanserse ve kanserin genetik olduğu kesinse böyle bir yaklaşımı hastaya teklif etmek. Sadece kanser geni var diye genç bir insanın iki memesini almaya kalkmak pek kabul edilebilir bir uygulama değil.

Meme kanserinin oluşumuna etki eden faktörler nelerdir?
Risk teşkil eden davranışlarda bulunmak.

Genetik yatkınlık konusunda kesinleşmiş bilgileri de okurlarımızla paylaşır mısınız?
Ailede üç jenerasyonda meme kanseri olması ve laboratuar yöntemleri ile bilinen kanser genlerinin saptanması.

Meme kanserinin belirtileri nelerdir?
Erken dönemde hiç belirti vermez. Kitle büyüdükçe ele gelir ve en sık gördüğümüz belirti ele gelen kitledir. Bunun dışında nadiren ağrı olabilir. Diğer belirtiler yani meme başında yön değişikliği, çöküntü, ciltte portakal kabuğu görünümü, iyileşmeyen yara, bunlar ileri kanser belirtileridir. Bu belirtileri son yıllarda şükür artık fazla görmüyoruz.

Belirti vermemesi de söz konusu olabilir mi?
Evet erken dönemde yani kitle daha bir santimetrenin altındayken genelde hiçbir belirti vermez bu nedenle tarama yapıyoruz zaten.

Bir kitlenin ele gelecek kadar büyümesi için ne kadar süre geçmesi gerekir?
Yaklaşık 7 yıl.


Bir kadın kendi kendine muayeneye ne zaman başlamalı? Kendi kendine muayene nasıl yapılmalı?
Ergenlikle beraber meme muayenesini öğrenmek ve alışkanlık haline getirmek lazım. Meme muayenesi en iyi yatarak yapılır. Meme parmak uçları ile göğüs kafesi arasına sıkıştırılarak, ince parmak hareketleriyle  içinde oluşum aranır. Mutlaka koltuk altı çukuruna da bakmak gerekir.

Kendi kendine muayene sırasında bir kitle tespit edilmesi sonrasında, neler yapılmalı?
Kesinlikle hemen bir meme cerrahına, yoksa genel cerraha veya kadın hastalıkları uzmanına oda yoksa bir hekime başvurmalı. Asla kendi kendine bekleyip vakit kaybetmemeli.

Radyolojik yöntemlerle hastalığın tanısını kesin olarak koymak mümkün mü?
Kesin tanı patolojik tetkik ile yani biyopsi ile konur. Radyolojik görüntüler bize ön tanıyı verir.

Tanıda izlenmesi gereken sırayı açıklayarak anlatır mısınız?
Önce iyi bir öykü alınması ve muayene sonra genel olarak, 40 yaş altında meme ultrasonu, 40 yaş üstünde mamografi ve meme ultrasonu birlikte kullanılmalıdır. Meme MR ı sonuçlar doğrultusunda  hekimin kararına göre yapılır, sürekli yapılan bir tetkik değildir. Görüntülerde patoloji görüldüğünde de öncelikle iğne biyopsisi ile tanıyı kesinleştirmek gerekir.

Kaliteli bir mamografi çekimi ve yorumu nasıl olmalıdır?
Burada üç faktör var, cihaz, çeken teknisyen ve radyoloji hekimi. Hepsi iyi olmalı. Bir de menopoz öncesi kadınlarda adetin 10.-14. günleri arasında çekim yapılması önemli.

Erken teşhisin önemi nedir?
Kesin hayat kurtarır ve yaşam kalitesi bozulmadan tedavi mümkün olur.

Erken teşhiste hastanın rolü nedir?
Kendi kendine muayene ve risk durumuna göre de tarama programına girmesi çok önemli. Kendini ihmal etmemeli.

Meme kanseri her kadında farklı özellikler mi gösterir?
Genelde hep aynı yoldan seyreder. Ancak her kadın farklı olduğundan hekimin kişiye özel yaklaşımını gerektirir. Öyküsünü alırken bile hastanın psikolojisi, eğitimi ,yaşı vs bir sürü faktöre dikkat etmek lazım. Bunu meme kanserine indekslemeye gerek yok. Her hastalıkta hekimin, hekimlik sanatına uygun davranması gerekir.

Kesin tanı konduktan sonra hangi tedavi yöntemleri uygulanıyor? Meme kanserinde ilk düşünülen cerrahi müdahale midir?
Halen meme kanserinin ilk tedavi şekli cerrahidir, umarım bir gün iyi ilaçlar bulunur ve buna gerek kalmaz. İleri kanserlerde önce kemoterapi yapmak gerekebilir. Meme kanseri tedavisi çok çeşitlilik gösterir. Standart tedaviler hastanın genel sağlığı ve hastalığın türü ve evresine göre değişik şekillerde uygulanır. Standart tedaviler, cerrahi tedavi, kemoterapi, radyasyon tedavisi ve anti hormon tedavidir.

Tanı sonrası tedavide kimler söz sahibidir? Bu aşamada hastanın da söz hakkı var mıdır?
Her zaman önce hastanın söz hakkı olmalıdır, çünkü hastalık ta, vücut ta, hayat ta ona ait. Tedavi planlanırken hekimler, hasta ve hasta yakınları birlikte karar vermelidirler.

Tanı-tedavi sürecinde yaşananlar kişiye özel midir? Farklı kişilerde benzer özellikler görülebilir mi?
Kesinlikle kişiye özeldir.  Hastalık genelde aynı seyreder ama kişiler farklı olduğu için seyirde farklı görünür. Kişinin sosyal çevresi, gelenekleri, alışkanlıkları, eğitimi, anne olup olmadığı vs pek çok etken hastalığın farklı algılanmasına ve seyrine neden olur.

Meme kanserinin ülkemizde görülme sıklığı nedir? Bu oranları dünyada görülme sıklığıyla karşılaştırdığınızda ortaya nasıl bir tablo çıkıyor?
Ülkemizde istatistikler çok sağlıklı değil ama dünya istatistiklerine aşağı yukarı uyuyor. Amerikan istatistiklerine göre her 10 kadından biri, bizde belki her 12 kadından biri. Ancak burada unutulmaması gereken konu bu 12 kadının çoğu 60 yaş üstü.

Meme kanseri teşhisi konan hasta sayısının son yıllarda artmasını neye bağlıyorsunuz?
Sanırım tüm dünyada genel olarak kanser oranları arttı. Bunun tabi pek çok nedeni var. Genel kanı çevre koşullarının giderek kötüleşmesi ve doğal yaşamdan uzaklaşma. Son yıllarda teşhis konan hasta sayısından ziyade erken teşhiş oranı arttı. Bu tabi bilinçlendirme çalışmalarının ve sağlık hizmetine daha kolay ulaşabilmenin sonucu.

“Aman nasılsa tedavisi var.” Deyip pek çok kadının memelerindeki kitleleri önemsemediklerine şahit oldum, son iki yıl içersinde… Sorun insanların algılamasında mı, yoksa uzmanların konuyu tam anlamıyla anlatamamasında mı?
Kadınlar daha ziyade korktukları için doktora gitmiyorlar. Ya bir şey çıkarsa: Bu ilginç bir psikoloji. Bunu yenmek için eğitime devam etmek lazım, bilinçlendirme çalışmalarına aralıksız devam etmek gerekiyor, tabi burada medyaya da çok görev düşüyor. Doğru ve anlaşılır bilgiler vermek lazım. Bazen bakıyorsunuz konuyla ilgisi olmayan insanlar demeç vermiş veya tamamlayıcı yöntemler ön plana çıkarılıyor. Hem bilim insanları hem de bilgiyi ulaştıranlar etik ve anlaşılır olmalı.

Teşhis ve tedavi sürecinde hastalar kadar yakınlarının da yıprandığını görüyoruz. Hastalar kadar yakınları da destek almalı. Bu konuda önerileriniz neler olur?
Ülkemizde çok açık olan bir konu. Henüz hastalara yeterli bilgi ve ilgi verilemiyorken yakınlarını da düşünmek bazen lüks oluyor. Ancak tabi ki doğru olan hastalığın tüm evresinde hasta ile birlikte yakınlarını da bilgilendirmek, eğitmek ve onlara da destek olmak. Burada sivil toplum kuruluşlarına görevler düşüyor. Bir de ülkemizde kullanılmayan bir meslek gurubu var sosyal hizmet görevlisi veya danışmanı. Gelişmiş ülkelerde bu kişiler hasta yakınlarına bilgi desteği ve eğitim veriyorlar, hekim veya hemşirenin vaktinin  kısıtlı ve pahalı  olması ve bu bilgilerin çok uzmanlık gerektiren bilgiler olmaması nedeniyle böyle akılcı çözümler bulmuşlar. Şu an için yapabileceğimiz, kolay ulaşılabilir bilgi kaynakları üretmek, internet üzerinden, broşür, kitap, televizyon yayını gibi kanallar kullanarak hasta yakınlarına destek olmak sanırım.

Kurucuları arasında olduğunuz Yaşama Sevinci Derneği ve www.meme-kanseri.biz adlı bir siteniz var. Hastalara ne gibi yardımlarda bulunuyorsunuz?
Derneğimizde kanserle savaşan hasta ve yakınlarına sosyal destek veriyoruz. Konusunda uzman psikologlarla yürüttüğümüz gurup terapilerimiz var, şu an için terapi guruplarını oluşturmaya çalışıyoruz. Büyük bir onkoloji merkezinde hastalara eğitim verebilmek için bir çalışma başlattık. İş yerlerine kanser hastalığı ve benzer sağlık konularında  bilgilendirme seminerleri veriyoruz. İnternet sitesi üzerinden meme kanseri ile ilgili bilgiler aktarıyoruz ve hasta ve yakınlarının sorularını cevaplıyoruz.

Sevil Öz; 1963 İstanbul doğumlu. 1980 yılında İzmir Kız Lisesi, 1986 yılında İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1994 yılında aynı fakülteden genel cerrahi uzmanlığını aldı. Nişantaşı Hospital’da (Dr. Pakize Tarzi Hastanesi) Medikal Direktör ve Meme Cerrahı olarak görev yapan Dr. Öz, özellikle meme kanserli hastalara psikososyal destek vermekte ve toplumu kanser hastalığına karşı bilinçlendirmeye çalışmaktadır.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.