‘Biz ki bir sahipsiz hatırayız’

BİR: Şiirimizdeki Türk Beşlileri olarak Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya, İlhan Berk ve Ece Ayhan’ı saymak mümkündür.  Hepsi de İkinci Yeni şairidir.  Turgut Uyar’ı anlamak, biraz da bu bu beşliyi anlamaktan geçer. Bu beş şair, bu beş isim, okurda hep biri diğerini çağrıştırarak yaşar. Edip deyince Turgut’u anmamak imkânsız, İlhan deyince Ece’yi anmamak da… Peki Cemal? Edip ile Turgut, Ece ile İlhan hep ikili olarak düşünülür, Cemal ise hep bu ikilileri, arkadaşlıkları, yakınlıkları genişleten, zenginleştiren biri; bazen Edip-Turgut-Cemal olur, bazen ve özellikle ölümünden kısa süre önceye değin Ece-İlhan-Cemal olarak düşünülür.

İKİ: Turgut Uyar’ın şiiri, zor bir şiirdir. Turgut Uyar, ilk bakışta, okunuşta sevilmeyen, ancak üstüne çok düşüldükten sonra anlaşılıp yerli yerine oturtulabilecek bir şiir yazar. “Efendimiz Acemilik” diyebilecek kadar, hayata ve şiire karşı samimidir. ‘Korkulu Ustalık’ hep yedeğindedir. Turgut Uyar’ın yazdıkları, ‘Bir solukta okunan’ parlak, çarpıcı,  gönül çelici bir şiir değildir. Dizeleri; Cemal Süreya, Ece Ayhan, Edip Cansever, İlhan Berk gibi okuru hemen yakalamaz, çarpmaz. Turgut Uyar’ın şiiri, bir zaman geçtikten sonra, yakalar okuru. Bir de bakılır ki, dilde bir Turgut Uyar dizesi… Keskin zehirler gibi, kana hemen karışan şiiri yoktur. Hatta bu tür şiir anlayışıyla inatlaşır.

ÜÇ: ‘Şairaneliğe’ karşı çıkan, şiire sıradan insanı, gündelik sözcükleri yerleştiren Garip akımını destekler başlarda; ancak çağdaş bireyin tragedyasının şiirsellikten uzak bir dille aktarılamayacağını da sezer. Şiir üstüne yazdığı yazılarda alışılmış ‘şairanelik’ ile yeni ‘şiirsellik’ kavramları arasındaki ayrım üstüne çok sık düşündüğü görülür. Özenle yazdığı bir şiirde, içine sinmeyen şairane bir dizeyle karşılaştığında, çocukça bir mahcubiyetle “Ay kalemimden kaçmış!” der.

DÖRT: Turgut Uyar’ın “Şiir çıkmazdadır, çünkü insan çıkmazdadır…” sözü, sağdan da soldan da en çok tepki gören bir değerlendirmedir. Sol, insanın çıkmazda olduğuna inanmaz o zamanlar, çünkü dünya devrim sürecinde ilerlemektedir. Tarihin gidişatı bellidir. Sağ, geleneğin izindedir. O geleneği hiç kopmamış gibi devam ettirmek derdindedir. Berlin Duvarı yıkıldığında, yıkılanın sadece bir duvar olmadığı da bir gerçektir.

BEŞ: Turgut Uyar’a göre şairin işi; insana özgü kararsızlık, can sıkıntısı, endişe gibi genel geçer durumları, şiirin kutsal uğraşısı içinde ele alıp işlemektir.

ALTI: Turgut Uyar, şiirle şairin hayatı arasındaki ilişkiyi önemser. Şairin hayatı şiire dahildir. Ancak, bunun kötüye kullanılmasını, istismar edilmesini de istemez.

YEDİ: Turgut Uyar’a göre, şiirin günümüzde bir yaptırım gücü yoktur. Büyük siyasal ya da toplumsal olayların, değişimlerin sürükleyicisi olmaktan uzaktır.

1

SEKİZ: Turgut Uyar, amacının güzel ya da ‘antolojik’ şiir yazmak değil, insanı bir parça sarsan, rahatsız eden şiiri yazmak olduğunu söyler.

DOKUZ: Turgut Uyar’a göre yanılmayan şair iyi şair değildir. Mükemmellik, şairin uçurumdur.

ON: Anlamsız şiir olamayacağını söyleyen Turgut Uyar, sözcüğün olduğu her yerde bir anlamın olacağını vurgular. Bu bağlamda ‘Anlam, şairin beyninde, yüreğindedir.’ sözüne katılmaz. Şiiri, sonsuz yorumlanan söz biçiminde değerlendirir.

ON BİR: Turgut Uyar büyük şiir-küçük şiir bahsinde bunun hacimle ilişkisinin olmadığını, şiirin ustalıkla yazılmış olmasının gerektiğine inandığını söyler.

ON İKİ: Turgut Uyar, şiire kendi anlamını getiren özgürlükten yana olduğunu belirtir. Anlamsızlıktan değil anlamsız olunamayacağından söz eder.

ON ÜÇ: Şiirin önceden kurgulanan bir şey olduğunu belirten Turgut Uyar bir şiirin sonunun nasıl olacağını düşünmediğini söyler. Bu şiirin yazgısıdır ve her şiir kendi yazgısıyla doğar.

ON DÖRT: Şiirin bir esin perisinin ansızın uğraması sonucu içten geçenleri dışa vurmak, çarpıcı imgelerin rüzgârıyla rastgele savrulmak demek olmadığını, tam tersine titiz bir matematik, sağlam bir mimari, bir istifleme becerisi gerektirdiğini de bilir.

ON BEŞ: Nâzım Hikmet’in ses ve anlatımını anımsatmadan, onu yineler duruma düşmeden uzun öyküler anlatacak sesi bulması, Turgut Uyar’ı  önemli  kılan özelliklerinden biridir.

ON ALTI: Turgut Uyar, öykü-şiire tepkili yaklaşırken şiirde öyküye karşı olmadığını belirtir.

ON YEDİ: Turgut Uyar, şairin kalabalıklar tarafından yönlendirilmesine karşı çıkar. Çoğunluğun, geniş kitlelerin şairi olmanın sanata zarar vereceğine inanır. Ona göre tarihin hiçbir devresinde sanatçının beklentileriyle kalabalıkların beklentileri örtüşmemiştir. Edebiyat eserini tirajla ölçen anlayışa katılmaz. Çok yazmanın, çok okunmanın değil, nitelikli yazmanın önemli olduğunu vurgular.

ON SEKİZ: Turgut Uyar’a göre, halk ileri sanattan anlamaz. Bu yüzden toplumcu gerçekçi edebiyatın yanlış yapıldığı kanısındadır. Çoğunluğun ‘korkulu beğenisi’nden kaçınılması gerektiğine inanır. Fakat şiiri de bir fildişi kule sanatı saymaz.

ON DOKUZ: Şairin genel eğilimler dışında kimi zaman gerçekten ne yazacağını bilmediğini söyleyen Turgut Uyar, sanatın güdümlü olmaması gerektiğini söyler.

YİRMİ: Turgut Uyar, şairin kendi şiiri karşısında herhangi bir okurdan farklı görmeyen anlayışa katılır. Şair kendi şiirini açıklama konusunda herhangi bir eleştirmen ya da okurdan daha fazla yetkisi olamaz. Turgut Uyar’a göre, şairin insan olarak kimliği şair kimliğinden daha baskındır. Şair, önce insandır.

YİRMİ BİR: Turgut Uyar şiiri başlangıçta bir heves sonra ciddiye alınacak bir uğraş olarak görür. Şiirin ara sıra yazılacak bir uğraş olmadığını geçim yolu anlamında olmamak kaydıyla bir meslek olduğunu vurgular.

YİRMİ İKİ: Turgut Uyar, şiirin görevinin toplumdan topluma çağdan çağa değiştiğini belirtir.

2

YİRMİ ÜÇ: Turgut Uyar, şiirde vatan kavramını bir eserin ana dili yapıldığı-yazıldığı memleket değil geliştiği, aşılandığı kültür çevresi olarak kabul eder. Başka dilde eser verenlerin başka kültürlere hizmet ettiğine inanır.

YİRMİ DÖRT: Şiirde öz değerlere, ses imkânlarına açılma konusunda Turgut Uyar, halka ancak kendi değerlerini kullanarak gidilebileceğini vurgular.

YİRMİ BEŞ: Turgut Uyar, retoriği bir ‘yazma kolaylığı’ olarak algılarken imgeyi ise şiirin hammaddesi sayar. İmgeyi şiir için vazgeçilmez bir öge olarak görür. Ancak, sonradan görüntünün yerini aklın aldığını da unutmaz.

YİRMİ ALTI: Turgut Uyar, yeni bir şiir ya da sanat ihtiyacı duyulmadan eski şiirin konumunu kaybetmeyeceğini belirtir.

YİRMİ YEDİ: Turgut Uyar şiirin gelişmesiyle şiir tekniğinin gelişmesinin aynı şey olmadığının altını çizer.

YİRMİ SEKİZ: Turgut Uyar şiiri yedeğine almış her türlü kavramı dışlar. Şiirin salt şiir olmasını, eğer yer alacaksa başka şeylerin şiir unsuru olarak kabul görmesini şart koşar

YİRMİ DOKUZ: Turgut Uyar, şiiri, bir insanlık çıkınına benzetir. Onu canlı tutan da  ‘bir genel dünya yaşamıdır.’ İnsan-şiir ilişkisi aynı zamanda poetik bir ilişkidir.

OTUZ: Turgut Uyar, bizde ‘ne söyledi’ aşamasının tamamlanmadığını bu nedenle de ‘nasıl söyledi’ye geçilmesinin erken olduğunu belirtir.

OTUZ BİR: Turgut Uyar, şiiri bütün sanatların önüne koyar. Onu sanatta avangardizmin esası sayar. Her yeniliğin şiirle başladığını iddia eder.

OTUZ İKİ: Turgut Uyar’ın poetikasını üç tamlamayla özetlemek mümkündür: Çıkmazın güzelliği, korkulu ustalık, efendimiz acemilik.

*Bencekitap Yayınevi, Sıddık Akbayır’ın ‘Bir Fotoğrafınız da Bende Kalmış’ kitabındaki Turgut Uyar portresinin geliştirilmiş, güncellenmiş biçimini güzel bir cep kitabı olarak yayınladı. “Biz ki Bir Sahipsiz Hatırayız” adlı bu kitaptan kısa bir okuma parçasını okuryazar.tv okurlarıyla paylaşıyoruz.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.