‘Bedeninizi dinlemeye başlarsanız doyma noktanızı ve neye ihtiyacınız olduğunu size söyleyecektir.’

 

“Dünyada zayıflamanın en büyük örneği benim” diyorsunuz. Bu biraz iddialı bir söz değil mi? Kiloluyken bir gün böyle birşeyin mümkün olacağı aklınıza gelir miydi?
Bildiğim kadarıyla ameliyatsız ilaçsız ve diyetisyen olmadan kendi başına 203 kilo verebilen kimse yok. Kilo olarak daha fazlasını veren bir iki örnek var ama ya mide ameliyatı oluyorlar ya ameliyatla yağ aldırıyorlar. Bir de önemli olan zayıflarken sağlığını koruyabilmek. Yaptırdığım tüm testler bunun kanıtı. Zaten yüzüme bakanlar şaşırıyor; 203 kilo vermişsin ve yüzünde ne küçük bir sarkma ve şekil bozukluğu yok diyorlar.

“Mucize Adam” eski fotoğraflarına baktığında şu anki durumundan dolayı mutluluk mu duyuyor, yoksa en güzel yıllarımı kilolu geçirmişim diye üzülüyor mu?
Aslında ilk duyumsamam şaşkınlık. Yani ben nasıl o kiloya çıktım diye şaşırıyorum. Sonra aynada kendime bakıyorum nasıl bu kadar kilo verdim diye bir daha şaşırıyorum. Bunlardan sonra gelen ise mutluluk. Yeniden doğmuş gibiyim

302 kiloya ulaştığınız bir dönem olmuş.Nasıl bu kadar kilo aldınız, kilo almanızın başlıca sebepleri nelerdi?
Gayet basit hatalarla o kiloya ulaştım. Çok öğün beslenme, katkılı gıdalar, aşırı karbonhidrat tüketimi, hareketsizlik gibi basit beslenme hataları ile 302 kiloya çıktım.

Kiloluyken sosyal yaşantınızda ne gibi sorunlar yaşadınız? Kilolarınız arkadaş ilişkilerinizde, özel hayatınızda sorun yaşamanıza neden oldu mu hiç?
Kitabımda anlatıyorum. Arkadaşlarımla kafeye bile gidemezdim. Kenarlı koltukların olduğu hiçbir yerde oturma şansım yoktu. Toplu taşıma araçlarına binemez hale gelmiştim. Arkadaşlarımla top oynayamadım, bir kot pantolon bile giyemedim. Sinema tiyatro imkânsızdı. Bir süre sonra asosyalliğe doğru sürükleniyorsunuz. Bir flört yaşayamıyorsunuz daha ne sorun olsun.

1A 1B

Kilolu dönemlerinizde sağlık sorunlarınız var mıydı?
Ben morbit obezdim. Yani sonu ölüme giden bir obezite.

Birçok diyet ve doktor denemişsiniz ama hepsinde yeniden kilo almışsınız. Sizce bu denemelerde başarısız olmanızın sebebi neydi?
Diyet programları benim diyetisyenlere gittiğim günden bu güne neredeyse tamamen değişti. 3 ana öğün 3 ara öğün veriliyordu eskiden. Şimdi yavaş yavaş ara öğünler terkediliyor. Kolesterol yükseltir diye yumurta kırmızı et tereyağı diyetlerde ya yer almazdı ya da çok sınırlı yer alırdı. Oysa şimdi bunların kan kolesterolünü yükseltmekle bir ilgisi olmadığını görüyoruz. Prof. Canan Karatay, Prof. Ahmet Aydın bu konuyu kitaplarında ayrıntıları ile anlatıyor. Bence başarısız olan ben değildim diyet programlarının kendisiydi.

Çocukluğunuzdan beri kilolu olduğunuzu söylüyorsunuz. Peki, son nokta ne oldu sizin için? Kilo vermeye karar vermenize ne sebep oldu?
2009 yılında çok acı bir olay yaşadım. Babam vefat etti. Babama bir sözüm vardı: Zayıflayacaktım. O tarih benim için bir dönüm noktası.

Siz sağlıklı kilo vermenin en iyi örneklerinden birisiniz. Peki, sizce kaç kiloda olursa olsun herkesin sağlıklı bir şekilde kilo vermesi mümkün mü?
Mümkün. Bir 100 yıl önceye gittiğimizde şişman ve obez insanların toplamı bugünden 100 kat az. Sorgulamamız gereken şey şu: Nerede hata yapılıyor da insanlık obeziteye doğru yol alıyor?

“İlkel insanlara bakarak, biraz ilkelleşerek zayıfladım” diyorsunuz. Biraz açıklar mısınız, ilkel insanın hangi yaşam tarzını yaşantımıza empoze etmeliyiz?
Önünüze kâğıt kalem konulsa ilkel insanı çizin deseler herhalde şişman çökmüş yerde oturan bir insan çizmezsiniz. Şişmanlık insanlığın karbonhidratlarla yoğun şekilde içli dışlı olması ile başlıyor. Tarım devrimi birinci aşama ama büyük sıçrama rafine şeker rafine un ve katkı maddeli ürünlerle başlıyor. İlkel insan hareket ediyor bir kere. Şimdi herkesin arabası var masa başından kalkmadan iş yapıyor. Hareket etmek istediğinde spor salonlarına gidiyor. Spor salonuna giden insan sayısı da %1 değildir. İkincisi ilkel insan doğal besleniyor. Biz donmuş gıdalar koruyucu içeren gıdalar tüketiyoruz. Hormonla şişirilmiş domatesler 45 günde şişirilmiş tavuklar vs. tükettiğimiz yağlar çok kötü başta margarin olmak üzere tüm trans yağlar çok zararlı. İlkel insan bunları tüketmiyor. İlkel sürekli bir şeyler atıştıran insan değil. Bizler 3 öğünü bir kenara bıraktık gün içinde ve gece sürekli tüketen insana dönüştük. Bütün bunlardan sonra şu soruyu soruyorum: ilkel insan mı ilkel biz mi ilkeliz?

2A 2B

Zayıflarken, nasıl bir yöntem izlediniz, yönteminizi neye göre belirlediniz?

  • İlk önce zararlı olduğu, benim için tartışmasız olan, aşırı karbonhidratı terk ettim. Ekmek günde incecik 3 dilim tam buğday ekmeğine düştü, beyaz şekeri tamamen ter ettim. Makarna, pirinç pilavı, patates kızartması, börek, kek hepsini hayatımdan çıkarttım.
  • İkinci olarak doğal beslenmeye önem verdim katkı maddesi içeren gıdalardan uzak durdum. Yoğurdumu kendim mayaladım, yumurtamı köyden getirttim.
  • Ara öğünleri tamamen kaldırdım. Benim sağlıklı besleneme programıma başladığım yıllarda diyetisyenler 3 ana öğün 3 ara öğün veriyorlardı. Sürekli bir yeme hali insanların bilinçaltına yerleştiriliyordu. Hala buna devam eden diyetisyenler var. Ara öğün dediğimiz şey, son yıllarda bulunan ve yağ yakımında etkili olan leptin hormonunu bastırıyor. Ara öğünleri bırakmamın da zayıflamamda önemli bir nokta olduğunu söyleyebilirim.
  • Saat 22.00 sonrası yemek yemedim. Akşam saatleri insanın en hareketsiz olduğu saatlerdir. Yediklerimizi sindirmek için de yakmak için de çok uygun zaman dilimleri değildir. O yüzden akşam geç saatlerde yemek yemeyi bıraktım.
  • Fermente alıç sirkesi, fermente elma sirkesi, çörekotu, ceviz, yeşil çay, acı biber sosu gibi yardımcı gıdalar beslenmeme eşlik etti.
  • Elma sirkesi ve yeşil çay yağ yakımında etkili. Çörekotu, ceviz barsak sistemini düzenleyen önemli gıdalar. Acı biber ise metabolizmayı hızlandırıyor.
  • Bunun dışında. Hareket etmeye ve spor yapmaya özel önem gösterdim.

Peki, nasıl bir beslenme düzeniniz vardı, zayıflarken aç kaldığınız oldu mu hiç?
Hiç aç kalmadım. Doymadan öğün bıraktığım olmadı. Sadece olması gerektiği gibi beslendim. Düşük düzey karbonhidrat. Sağlıklı yağlar. Yüksek düzey protein.

3A 3B

Zayıflamak isteyen insanlara verebileceğiniz bir formül var mı? Mesela şunları hayatımdan çıkardım, şunlar yerine şunları yiyorum diyebileceğiniz püf noktaları istesek sizden?
Dönüp dolaşıp yine karbonhidrata geliyoruz. Pirinç pilavı, kek, börek, patates, makarna, ekmek, kızartma bunları hayatımdan çıkarttım. Rafine yağlar, margarin gibi zararlı yağları beslenmemden çıkarttım. Katkılı gıdaları hayatımdan çıkarttım.

Bunların yerine uygun şekilde pişirilmiş kırmızı et, balık, köy tavuğu, tereyağı, zeytinyağı, fındık, badem, ceviz gibi yemişler. Soğan,sarımsak, yeşilbiber, ıspanak, pırasa, enginar gibi glisemik indeksi düşük sebzeler tükettim.

“Meyvelerden alacağım vitamini sebzelerden alıyorum, böylece vücuduma şeker yüklememiş oluyorum” diyorsunuz. Hiç meyve tüketmiyor musunuz?
Tüketmez olur muyum? Elbette tüketiyorum.  Meyveler vitamin içeriği yüksek gıdalar ama aynı zamanda şeker oranı da yüksek.  Akşamları yürüyüş veya spor yapacaksam yemekten hemen sonra ve spordan yaklaşık yarım saat önce 1 adet elma, armut, yarım nar ya da 1 adet kivi tükettim. Çünkü o meyvedeki şekeri sporla zaten yakıyordum. Ya da akşam tüketmeyeceksem öğle menüme 1 adet meyve eklediğim çoktur.

Bizde bir anlayış vardır mesela portakalla C Vitamini alacağım diye oturur 2-3 portakal yeriz.  Oysa C vitamini ihtiyacımızı 2 adet yeşilbiberle vücudumuza şeker yüklemeden alabiliriz. Meyveyle vitamin alacağım derken vücuda inanılmaz derecede fazla şeker yükleniyor. Bu duruma sonuna kadar karşıyım

Kiloluyken günde 3-4 ekmek tükettiğinizi söylüyorsunuz. Şimdi ekmekle aranız nasıl?
Aslında daha da fazla kimi zamanlar 6 ekmeği buluyordu Ortalama olarak ayda 120 ile 150 arası ekmek tüketiyordum. Şimdi günde incecik 3 dilim tam buğday ekmeği tüketiyorum. Yani 5 günde 1 ekmek.

4A 4B

Kitabınızda kolesterolden korktuğunuzu söylüyorsunuz. Peki, kolesterol için beslenmenizde nelere dikkat ettiniz? Yumurta tüketiminiz nasıldı mesela, hangi sıklıkla tükettiniz?
Kolesterol,  5 sene önce çok korkulan bir şeydi. Aslında kolesterol efsanelerinin ne büyük bir palavra olduğunu izledik ve gördük. Yumurta yemeyin kırmızı et yemeyin sakatat yemeyin kolesterolünüz yükselir deniyordu. Sağlıklı yağların ve hayvansal gıdaların kolesterolü yükseltmediğini öğreniyoruz. Prof. Bingür Sönmez’in yumurtadan özür dilediğini hatırlıyorsunuzdur.  Prof. Ahmet Aydın  kolesterol efsanelerinin neden ve nasıl yaratıldığı üzerine sayfalarca anlattı. Yine Prof. Canan Karatay konuyla ilgili her yerde kolesterol efsanelerini yıkmak için mücadele veriyor.Yumurta tüketimine gelince ; 302 kiloyken   sabah kahvaltılarında tereyağında 3 yumurta tüketiyordum. Şimdi tereyağında az pişmiş 2 yumurta yiyorum. Haşladığım zaman 1 ya da 2 yumurta yiyorum kahvaltıda.

Yağ tüketiminde nelere dikkat ettiniz?
Trans yağlar ve rafine yağlardan uzak durdum. Rafine Ayçiçek yağı neredeyse hiç kullanmadım. Margarin hiç tüketmedim. Bir de şöyle bir durum var: sağlıklı yağlar da transa yağa dönüşebiliyor.  Mesela zeytinyağı ve tereyağı son derece sağlıklı yağlardır. Ancak yüksek ısıda bu sağlıklı yağlar da trans yağa dönüşüyor. Pişirme şekilleri çok önemli. Bizde hep yağda soğan kavurarak başlarlar yemeğe. Sağlıklı yağları bire sağlıksız hale dönüştürmekte epey ustayız.

“Bedeninizi dinleyin, o size her şeyi söyleyecektir” diyorsunuz. Bunu biraz açalım mı, neye ihtiyacımız olduğunun sinyalini bedenimiz verir mi? Nasıl?
Kimi zaman peynir süt gibi gıda krizleri gelir. Kimi zaman belli gıdaları çok isteriz. Aslında bu durum vücudun çağrısıdır. Bizler bedenimizin sesini hiç dinlemiyoruz. Mesela tavuklar kalsiyumdan eksik beslendiğinde yumurtalarının kabuklarını yemeye başlarlar. Tavuk ben kalsiyumdan az gıda tükettim yumurta kabuğu yüksek oranda kalsiyum içerir diye düşünmüyor vücudu çağırıyor… Bedeninizi dinlemeye başlarsanız doyma noktanızı ve neye ihtiyacınız olduğunu size söyleyecektir.

5

Peki, beslenmenizde yer alan, mutlaka yaparım dediğiniz pratik püf noktaları var mı?
Aslında her şeyi olması gerektiği gibi yaptığımı düşünüyorum. Çok özel bir formül  veya püf nokta yok sanırım.

Kilo verme sürecinde doğru nefes almanın öneminden de bahsediyorsunuz, nefes tekniklerinin zayıflamanıza katkısı ne oldu?
Nefes demek oksijen demektir. Vücudumuzda tüm gıdaları oksijenle yakıyoruz. Bedenimize yeterince oksijeni sunmazsak  gıdaları uygun şekilde yakamayız en basit hali ile budur. Bunun dışında da diyaframını kullanmak ve nefes hacmini geliştirmek akciğer ve kalp başta olmak üzere bütün iç organlarımızı şifalandırmaktır. Yeterince oksijen kana geçerse kalp sürekli oksijen yetiştireceğim diye kendini yormaz. Akciğerler daha az çalışarak aynı işlevi yerine getirir. Diyaframın iyi düzeyde kullanılması mideye usul bir masaj yapar.

“Ara öğün kavramını kafamızdan çıkarmalıyız” diyorsunuz. Bu sağlıklı mı, acıkmıyor musunuz bu şekilde?
Yo acıkmıyorum. Acıkan insan varsa da öğünlerini sorgulasın. Öğle yemeği ile akşam yemeği arasında açlık hissediyorsanız öğle yemeğinizde kesinlikle sorun vardır.On binlerce yıl kilo problemi çekmeyen  insanoğlu 3 öğün besleniyordu.

Sporla aranız nasıl? Zayıflamak için hangi sporları yaptınız?
İlk başladığım dönemler ancak market arabalarına dayanarak market sınırlarında yürüyebiliyordum.  Sonra çok uzun süre yürüyüş yaptım.  Bugün mekik çekebiliyorum. 5 km yürüyebiliyorum.

6A 6B

Verdiğiniz kilolarla birlikte hayatınızda neler değişti, bundan sonraki hedefleriniz neler?
Sanırım bu konuda bir kitap daha yazabilirim. Kısaca şöyle söyleyeyim 30 yaşımdan sonra yeniden doğdum. İkinci hayatımı yaşıyor gibiyim.

Kilo verme sürecinde sizi mutlu eden şeylerden birinin de giyim konusu olduğunu söylüyorsunuz. Daha küçük beden kıyafetler, pantolonlar giydiğinizde neler hissettiniz?
Kot pantolon giymek herkes için sıradan bir şeyken benim için büyük bir özentiydi. Çocukluğum ve ilk gençliğimde bir defa bile kot pantolon giyemedim. İlk kot pantolon giydiğimde dünya 100 metre koşu rekoru kırmış gibiydim. Yüzümde hâkim olamadığım bir gülümseme içimde ise tarifsiz bir mutluluk vardı.

Mucize Adam – Ameliyatsız, İlaçsız 32 Ayda 203 Kg / Yazar: Tolgahan Özseven / Atam Yayınları / Editör: Göksenin Deniz / Kitap Tasarımı: Gökçen Ergüven / 1.Baskı Mart 2014 / 216 Sayfa

Tolgahan Özseven: 1982 doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Televizyon Haberciliği ve Programcılığı Bölümü’ne girdi. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi, İşletme Bölümü’ne devem etmektedir. Özel bir şirketler grubunda Personel ve İdari İşler Müdürü olarak çalışmaktadır.

4 Yorum

  1. ismail cihangir akinci

    Tebrik ederim. Hayatimin pek cok doneminde orta 1 den beri kilo alip verdim. Diyetle sporla yurusle kilo hep verdim ve geri aldim. Hep bir moral bozulmasi kilolu hali kabul icine kapanmaya yolculuk olmamasi icin mucadele ediyor , cikar yol ariyordum. :) En son detox ve aclikla verilen 7 kilonun Ramazan bayrami yemekleriyle nasil geri geldigini gorunce , bir yol dusunurken doktorum allerjim olan besinleri cikartip beslenme tarzimi degistirmemi onerdiginde , 10 kg ya yakin kilo verdigimde Tolgahan kardesimin mantigina yakin bir beslenme tarziyla ac kalmadan saglikli zayiflamak saglikli bedene viden yolu sorguladigimda , kadikoyde tesadufen kitabini gorup aldim. Sizlerle konusur gibi okudum yazinizi. Tesekkur ederim. Tanismayi ayrica istiyorum. Yolunuzda isik olmaya devam niyetimle.

    Cevapla

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.