Trabzonlu Delikanlı – Yaşar Miraç

 

“Yaşar Miraç (1953) İlk şiirleri 1960’lı yılların sonunda Trabzon’daki yerel gazetelerde yayımlanan Yaşar Miraç, 1979 yılında okura ulaşan Trabzonlu Delikanlı adlı kitabıyla şiir dünyasında büyük bir ilginin odağı olmuştu. Bazı eleştirmenler tarafından “Yeni Halk Şiiri”nin öncü kitabı olarak selamlanan Trabzonlu Delikanlı dönemin önde gelen ödüllerinden 1980 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’ne değer görüldü. Aradan geçen kırk yıla yakın zaman, şairin “lacivert ülke”sinin bu başyapıtını Türkçe şiir kütüphanemizin en önemli kitaplarından biri olarak kayda geçirmiştir. Bugün Trabzonlu Delikanlı, şiir kitaplarının on binlerce okura ulaştığı altın çağın parıltılı bir anısı olarak değil, şiire getirdiği biçim özellikleri ve istisnai lirizmiyle de hâlâ çok önemli bir yerde durmaktadır. Günümüz şiir okurunun özlemini duyduğu, yakın yıllara kadar bu toplumu birbirine bağlayan ve bugün neredeyse yitirilmeye yüz tutmuş kültürel dokunun iyicil, dayanışmacı, paylaşımcı öğelerini mucizevi biçimde bir araya getiren imgesel bir fresk olarak okunabilir Trabzonlu Delikanlı. Ne yazık ki, gitgide daha fazla uzaklaştığımız aşka, kardeşliğe, dostluğa, yoldaşlığa yakılmış “lacivert” bir ağıt olarak da…” Trabzonlu Delikanlı’nın Ayrıntı Yayınları baskısı için hazırlanan yayınevi sunuş yazısını paylaşıyoruz.

6 Şubat 2008 tarihli bir gazete haberinde, dönemin gerici siyasal parti liderlerinden birinin Cumhuriyet gazetesi ve şair Yaşar Miraç hakkında hakaret davası açtığı belirtilmekteydi. Tuhaf siyasal konumunu günümüzde de devam ettiren gerici siyasetçinin gerekçesi, “Trabzon’daki örtülü faşist örgütlenme” ile ilgili yazısında şairin onun adını da anmış olmasıydı. Haber bu vesileyle Miraç’ın otuz yıl kadar önce kitapları nedeniyle sıkıyönetim mahkemesinde yargılandığı davalara da göndermede bulunuyor, şairin Trabzonlu Delikanlı isimli kitabına atıfta bulunarak şiir serüveni hakkında bilgi veriyordu. Şu ifadeler özellikle dikkat çekiciydi:

“1979 yılında yayınlandığında dönemin Türk Dil Kurumu’nun Şiir Ödülünü de alan Trabzonlu Delikanlı kitabında şair Miraç yöre halk kültürünü şiire dönüştürerek edebiyat tarihinde yer edinmişti… Türk Dili, Sanat Emeği, Militan, Yazko Edebiyat gibi dergilerde şiirleri yayınlanan Yaşar Miraç, halen barış, demokrasi, gurbet, sıla konulu şiirler yazıyor. Miraç, 1982 Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Ödülü’nün de sahibi.”

Şiiri ve şiirinden de esin alan toplumcu siyasal tavrı nedeniyle devlet kurumlarının ve gerici kesimlerin saldırılarına hedef olan Yaşar Miraç’ın önde gelen edebiyat dergilerinde “barış, demokrasi, gurbet, sıla” şiirlerini yayınladığı 1970’li yıllar, ülkemizde devasa bir altüst oluşun yaşandığı yıllardı.

Tüm ülkeyi saran toplumsal uyanışın etkileri en çok büyük kentlerde hissediliyordu. Hayatın tüm alanları “politize” olmuştu. Fabrikalar, tarlalar, okullar, gecekondular… Her şey büyük bir uyanış, devinim ve değişim içindeydi. Halkçı, aydınlanmacı, toplumcu sol değerler daha önce rastlanmamış biçimde itibar görüyor, halkın siyasal süreçlere katılımı katlanarak her geçen gün çığ gibi büyüyordu. “Yeni” olan her şey solla birlikte anılıyordu. Yeni siyaset, yeni sanat, yeni sinema, yeni tiyatro ve elbette yeni şiir.

Genç ve devrimci dimağlar çeviri edebiyat aracılığıyla bir yandan evrensel kültürün değerleriyle buluşurken diğer yandan kendi öz folkloruyla, kadim Anadolu kültürünün çokkatmanlı boyutuyla yeniden tanışıyordu. Müzikte, sinemada, tiyatroda tam anlamıyla bir “devrim” yaşanmaktaydı. Umut, Arkadaş gibi ses getiren filmlere imza atan Yılmaz Güney yeni sinemanın sembolü olmuştu. Brecht gibi yazarlardan uyarladıkları oyunlarla AST ve devrimci tiyatro toplulukları siyaset sahnesinin dolaysız özneleri haline geliyor, gerici kesim ve çetelerin saldırılarından nasiplerini alıyorlardı. Bir tarafta Aşık İhsani gibi halk ozanları, diğer tarafta Cem Karaca, Fikret Kızılok gibi kentli müzisyenler Anadolu folk ve rock bireşimi yapıtlarıyla, çıktıkları turnelerde verdikleri konserlerle on binleri bir araya getiriyor, gördükleri geniş halk desteğiyle gündem yaratıyorlardı. Üzerindeki tartışma günümüzde de süren ifadeyle söylemek gerekirse, sanat halka inmiş, halka malolmuştu.

Edebiyat da muazzam bir devinim içindeydi. Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Orhan Kemal gibi romancıların yapıtları tekrar tekrar okunurken başta Nâzım Hikmet olmak üzere on yılların yasaklı imza ve akımları halkla buluşuyor, şiir kitapları baskı üstüne baskı yapıyordu. Mutlu bir ifadeyle “yerelle evrenselin harman olduğu”, umudun diri, şiirin kıymetli olduğu zamanlardı.

Böyle bir ortamda Anadolu’nun değişik illerinden gelen genç şairler, geldikleri yörenin folklorunu, kültürünü yerel olanda sıkışıp kalma riskini de göze alarak cesaretle “yeni şiir”e kattılar. Halkın sesini şiire taşıma isteği ve coşkusuyla kendine özgü deneysel yönelimleri de içeren adımlar attılar. Kimi eleştirmenlerce “yeni halk şiiri” olarak adlandırılan bir şiir dalgası ortaya çıktı. Bu dalga, şiddetli bir toplumsal çalkantının yaşandığı bu tarihsel kesitte şiirimizde etkili bir ışıltı, aydınlanma seline kendi kavlince can taşıyan bir ışık ırmağı olarak yerini aldı.

Sözünü ettiğimiz bu dalganın parıldayan öznelerinden, önde gelen seslerinden biri de Yaşar Miraç oldu.

Lirik, devrimci bir şiirdi Miraç’ın şiiri. Lirik ve devrimci. Lirik ama devrimci. Devrimci ama lirik. Şiirin anlamı, amacı, hedefi gibi temalar bugün olduğu gibi o zaman da alabildiğine tartışılıyordu. Başkalarının olduğu gibi Miraç’ın şiiri de şiire birbirinden farklı kapılardan bakan farklı algılara konu oldu. Sahiplenildi veya mesafe konuldu. Her durumda geniş bir ilgi halesiyle karşılandı. Şiirini özgün kılan; Karadeniz deyişlerine, özgün söyleyiş tekniklerine yer vermesi, onlardan esinlenmesi değildi sadece; onlardan yola çıkarak başka bir yere, başka bir “ses”e, başka bir şiire varmasıydı. Miraç’ın 1979 yılında yayımladığı Trabzonlu Delikanlı kitabı bu sesin örgün, damıtılmış ürünlerini bir araya getiriyordu.

Yerelden, Karadeniz kıyılarından ve o kıyılarla sarmaş dolaş sisli tepelerden yükselen bu ses, dönemin toplumcu evrensel değerlere yüzünü dönmüş sol çevrelerince coşkuyla karşılanarak sahiplenildi.

Kısaca aktardığımız bu toplumsal altüst oluş süreci birçoğumuzun hatırlayacağı gibi 12 Eylül 1980’de askeri darbeyle sona erdirildi. “Devinim”le ilgili olan her şeyin bastırıldığı, şiddetle dağıtıldığı, yok edilmeye çalışıldığı uzun ve karanlık bir döneme girildi.

Sanat da başka her şey gibi bu karanlıktan nasibini aldı.

Trabzonlu Delikanlı kitabı, askeri darbeden iki hafta sonra, 1980 Eylülünün son günlerinde TDK Şiir Seçici Kurulunca birincilik ödülüne değer görülmüştü. O andan itibaren de Trabzonlu Delikanlı’nın “siyasi serüveni” yeni bir biçim aldı. Cuntasever yazarlar, dönemin etkin gazetesi Tercüman üzerinden şaire karşı bir saldırı harekatı başlattılar. Aralık 1980’de toplanan Sıkıyönetim Koordinasyon Kurulu, şairin Gül Ekmek ve Taliplerin Ağıdı adlı yapıtlarıyla birlikte Trabzonlu Delikanlı kitabını da yasakladı. Dönemin kimi “ihbarcı” köşe yazarları konuyu “teröristi öven şaire ödül verdiler”e kadar vardırdılar. Asıl hedef TDK idi. Dönemin muktediri General Kenan Evren, meydanlarda yaptığı konuşmada TDK’yı “o kurum, bir zamanlar dağlarda gezen eşkiyayı öven, jandarmaları kötüleyen şiirler yazmış ve eşkiyayı kahraman yapmış bir şiir kitabına birincilik ödülü vermişti” diyerek hedef tahtasına oturttu. TDK ve Türk Tarih Kurumu, cuntanın isteği doğrultusunda Türk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu adıyla tek bir kuruma dönüştürüldü. Fiili uygulamanın kaynağı olarak % 92 oyla kabul edilen 12 Eylül Anayasası gösterildi. Gerek TDK Genel Yazmanı Cahit Külebi’nin “ödül verdiğimiz yazarın başka bir kitabından TDK sorumlu tutulamaz” savunusu, gerek Seçiciler Kurulu Üyesi Oktay Akbal’ın “suçlamaya konu olan şiir ödül verilen kitapta yoktur” açıklaması, muhataplarında bir karşılık bulmadı.

Suçlamaya konu olan şiir, Taliplerin Ağıdı kitabında yer almıştı. Söz konusu “eşkiya”, “Sinança”, Sinan Cemgil’di!

Yaşar Miraç, ‘80’li yıllar ve sonrasında, “kesilmiş bir dal gibi yere düşenler”in akdine, “halkın oğulları”nın hatırasına sadık kaldı. Ülke topraklarından, foklorundan, Karadeniz’in hırçın dalgalarından ve dağlarından damıttığı sözünü “yeni bir halk şiiri”nin, “yeni bir türkü”nün oluşturulması doğrultusunda durmak bilmeksizin harladı. Şiirler, kitaplar yayımladı; senaryolar, masallar yazdı.

Trabzon’dan; fındık bahçelerinden, yeşil çay filizlerinden, “süt misir”in püskülünden yola çıkan Miraç şiiri, gurbette, “o lacivert ülkede”, bir kömür kentinde, Gelsenkirchen’de yirmi yıla yakın konakladı. Kömür kara, ter ak’tı. Miraç nasıl ki harmanda, tütün damında dere ırmak akan terin şiirini yazmış, yoksul canların söyleşmelerini şiire dökmüşse maden ocaklarının karanlığında uğraşıp duran, yorulup didinen emekçilerin şiirini de aynı kararlılıkla, ters çarkı kırmak için şiire döktü.

Miraç’ın sürgün yıllarını bir emekçi kentinde gurbetteki bir emekçi olarak yaşarken yazdığı şiirlerin bir bölümü, geliri yakın tarihimizin en büyük felaket ve kırımlarından biri olan Soma faciasında yaşamını yitirenlerin ailelerine bırakılmak üzere geçtiğimiz yıl Kömürkirchen adıyla yayınevimizden yayımlandı.

Elinizdeki kitap, Trabzonlu Delikanlı, aradan geçen otuz beş yıl içinde değişik zamanlarda değişik yayınevlerince yayımlandı.

Yayınevi değişti, kitabın kapakları değişti ama Yaşar Miraç’ın Nisan 1979 tarihli o ilk Sunu’su hiç değişmedi.

İnce hüzünler, sisli dokunuşlar ve bozulmamış yaban gülüşlerle bezeli bu şiiri, Türkçe’nin büyük şiir ırmağına ışıltılı damlalar vermiş bu içli “kırk türkü”yü son yayınlanışından on beş yıl sonra şiir dizimizin “imza kitap”lar rafında bir kez daha sizlerin beğenisine sunuyoruz.

Ayrıntı Yayınları

Yaşar Miraç, 1953’te Trabzon’da doğdu. A.Ü. DTCF Türk Dili bölümünü 1980’de bitirdi. Şiirleri 68 ve 71 yılları arasında Trabzon yerel gazetelerinde, 1975’ten sonra Türkiye dergi ve gazetelerinde yayınlandı. 1978’de Yeni Türkü Sanat Gazetesi’ni çıkardı. 1979’da Yeni Türkü Yayınları’nı kurdu. Kemençe’nin Türküsü adlı kısa film senaryosu 1979’da Kültür Bakanlığı ödülü aldı. İlk şiir kitabı Trabzonlu Delikanlı 1979 ile Türk Dil Kurumu şiir ödülü kazandı 1980. Dilsiz Sevdalılar adlı şiiri ile 1983 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk ödülü aldı. Şiirleri 15 üzerinde dile çevrildi. 100’e yakın şiiri çeşitli bestecilerce bestelendi. 12 Eylül sonrası 3 şiir kitabı 7 yıl boyunca yasaklandı. 1981’de Balkan Ülkeleri Şiir Festivali’ne, 1982’de Yugoslavya’da düzenlenen “20. yüzyılın sonuna doğru şiir” adlı konferansa, 2003 yılında Makedonya’da düzenlenen Struga şiir festivaline Türkiye adına katıldı. Almanya ve birçok Avrupa ülkesinde şiir söyleşilerinde bulundu. 1982 yılından 2001 yılına kadar Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde yaşadı, orada evlendi ve iki çocuk sahibi oldu. 1988-2001 yıllarında öğretmenlik yaptı. 2009’da Frankfurt Kitap Fuarı’na Türkiye’den çağrılan yazar ve şairler arasında yeraldı.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.