Travma Psikolojisi – Tarık Solmuş

 

“Bu kitap yaşamımızın neredeyse ayrılmaz bir parçası olan travmalara ışık tutmak için kaleme alınmıştır. Bebeklikten hatta doğum öncesinden yetişkinliğe ve doğal felaketlerden işkenceye, cinsel tacizden terörizme, aldatılmaktan mobbinge kadar pek çok travmatik yaşantıyı aydınlatmayı, bir farkındalık kazandırmayı amaçlamıştır. Örneğin yaşı küçük olan çocuklar, uğradıkları fiziksel tacizi dillendiremedikleri için bunu dış dünyaya ailelerinin de bir anlam veremediği farklı davranış sorunlarıyla yansıtırlar. Ailelerin bu sorunların bilincinde olması çocuk gelişimi açısından son derece yararlı olacaktır. Bir işkence kurbanı, yaşadığı acıyı tamamen bastırmış olabilir ve şimdi aradan yıllar geçmesine rağmen aynı işkence kendisini kâbuslar, “nedeni belirsiz” ağlama ya da panik nöbetleriyle gösteriyor olabilir. Yıllar önce yaşanan bir deprem, bugün yolda yürürken sarsıntı oluyormuş duygusuyla su yüzüne çıkıyor olabilir. Erkek kardeşi Güneydoğu’da askerlik yapmış bir abla onun “çok tuhaf” davranışlarının nedenlerini ve bunların nasıl üstesinden gelinebileceğini hiç bilmiyor olabilir. İşte bu çalışma; hayatımızı bir şekilde etkileyecek, ketleyecek, kişisel gelişimimizi sekteye uğratacak her türlü travmatik deneyimin nedenlerine, sonuçlarına ve mümkün olduğunca da kişisel olarak nasıl başa çıkılabileceğine odaklanmıştır.” Travma Psikolojisi’nden bir okuma parçası sunuyoruz.

Travmalar: Kimler Daha Çok Etkilenir? Psikolojik Sonuçları Nelerdir?

 

Dünyanın pek çok ülkesinde yapılan araştırmalara göre kişi ne kadar gençse yaşadığı travmadan da o kadar çok etkilenmektedir. Bu durum elbette yaşam deneyimlerinin stresle başa çıkabilme konusunda bir katkı sağladığını göstermektedir. Travmayla baş etmeyi sağlayabilecek duygusal, fiziksel ya da maddi kaynaklardan yoksun olmak da (örneğin, analitik düşünme ya da sorun çözme becerilerinin gelişmemiş olması) başka bir faktördür. Kurbanın yaşadığı travmadan öncesinde de halihazırda zaten bir psikolojik sorununun var olmasının travmanın etkisini daha da arttığı görülmektedir. Örneğin zaten depresif bir dönem geçiren diyelim ki kendisine ve herkese güven duygusu zaten çok azalmış olan bir kadın bir de üzerine tecavüze uğradığında artık belki de hiç kimseye güven duyamayacaktır. Kişinin kendine duyduğu saygı da ne kadar düşükse yaşadığı travmadan o kadar çok etkilenmektedir. Sağlıksız, mutsuz, anormal, şiddet içeren bir ailede büyümüş olma başka bir etkendir çünkü bu olumsuz yaşantılar insanın kendisini güven içerisinde hissetme yönündeki temel ihtiyacını engelleyen yaşantılardır. Yine çocukken travmaya maruz kalmış olma da çok belirleyicidir. Kadın olma da önemli bir etkendir. Nevrotik kişilik yapısına sahip insanların (örneğin anlık öfke patlamaları, belirsizliğe toleransın düşük olması, sürekli bir çökkünlük, üzüntü hali) bir travmadan daha çok sarsıldıkları görülmektedir. Aslında yaşanan travma da zaten kırılgan, hassas bir ruh yapısının iyice dağılmasına yol açmış olur. Hayatı ve yaşadığı olaylar üzerindeki kontrol duygusunun düşük olduğuna inanan insanlarda da travmanın daha yıkıcı bir etki yaptığı tespit edilmiştir. Sosyal destekten yoksun olan, zaten bir ilişki / evlilik doyumsuzluğu yaşayan, ekonomik yetersizlik içerisinde olan insanların da başkalarına göre travmalardan daha çok acı çektikleri görülmektedir. Bazı insanlar yaşadıkları olayların tüm sorumluluğunu üzerlerine alırlar ki bu kişilik özelliği de travmadan çok etkilenmelerine neden olmaktadır. Örneğin tecavüze uğrayan birçok kadın buna kendisinin neden olduğunu düşünmektedir ki bu da kendini suçlamaya, öfkeye, kendini sosyal yaşamdan izole etmeye yol açmaktadır. Yine travmayı hiç atlatamayacağına, yenemeyeceğine dair olumsuz beklentiye, algıya sahip olmak da önemli bir faktördür. Elbette bütün bu özelliklerin yanı sıra yaşanan travmanın türü, süresi yani yoğunluğu da çok belirleyici olabilir.

Travmanın Psikolojik Sonuçları Nelerdir? Herkes Aynı Duyguları mı Yaşar?

 

Yaşanan travmanın türü ne olursa olsun kurbanın dakikalar, saatler hatta yıllar sonra bile aşağıda belirtilen duyguları yaşayacağı söylenebilir;

  • Sürekli gerginlik, korku hali
  • Özellikle de travmayı hatırlatan bir durumla karşılaşıldığında panik yaşama
  • Hayatı üzerindeki kontrolünü kaybettiği duygusu
  • Kendine güvenin, değerin ve saygının düşmesi
  • Bellek ve konsantrasyon sorunları
  • Empati kuramama; başkalarının duygularını, davranışlarının arkasındaki nedenleri ya da amaçlarını anlamakta zorlanma
  • Olayın tekrarlanma olasılığı, hatta mutlaka tekrar yaşanacağı beklentisi
  • Tehdit algısı; diyelim ki yolda yürürken, iş yerinde ya da bir sinemada yani daha önce güvenli olduğu düşünülen yerlerde artık tehlike sinyalleri arama. Bu nedenle de örneğin çocuklara yönelik aşırı koruyuculuk
  • Uyku düzensizliği, kabuslar görme
  • Özellikle de yaşananlara kendisinin neden olduğuna (tecavüz gibi) ya da sevdiklerini, arkadaşlarını koruyamadığına dair (savaşlarda olduğu gibi) suçluluk ya da utanç duygusu
  • Bir ses, görüntü, gazete haberi ya da film sahnesiyle tetiklenen duygu durumu; olayı zihninde tekrar tekrar yaşama
  • Duygusal küntlük; herkese, her şeye yabancılaştığı duygusu ya da artık herhangi bir duyguyu yaşayamama
  • Tüm sosyal ilişkilerden uzaklaşma, kendini soyutlama, böylelikle de yalnızlaşma
  • Kimsenin onu, ne yaşadığını, ne hissettiğini hiç anlamadığı duygusu ve bunun getirdiği öfke
  • İştah kaybı ya da aşırı kilo alma gibi sorunlar
  • Hayatın bir mutluluk kaynağı olduğuna dair inancın zayıflaması
  • Hayatın anlamlı, öngörülebilir, kontrol edilebilir ve adaletli olduğuna dair inançların kırılması
  • Bireyin artık kendisini sevilmeye layık, değer görmeyi hak eden, önemli, anlamlı, iyi bir insan olarak görmemesi
  • Artık insanların temelde güvenilir varlıklar olduğuna inanmama
  • Terk ya da reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık, böyle bir kronik algının, beklentinin oluşması
  • Düzenli ve sağlıklı bir romantik ve cinsel ilişki kuramama
  • Değersizlik, anlamsızlık, boşluk, her alanda yetersizlik, çaresizlik duyguları
  • Yaşam amacının, ideallerinin, beklentilerinin kaybı
  • Kim ve ne olduğu konusunda karmaşa yaşama, artık kendinden ya da hayattan ne istediğini bilememe
  • Sürekli bir duygu karmaşası, gel-gitler, duygusal iniş çıkışlar
  • Yaşadığı sorunlarla baş edebilmek için sürekli alkol ya da madde kullanma
  • Rastgele / tek gecelik ilişkiler
  • Özbakım becerilerinin düşmesi
  • Yeme, kaygı, dürtü kontrol ya da kişilik bozuklukları gibi bozukluklar

Aynı travmatik yaşantıya maruz alan herkesin yaşamayabileceği bu sorunlar yaşayanların birtakım özelliklerine göre de (kişilik, geçmişte benzer bir travma deneyimi ya da yüksek özgüven gibi) farklılık gösterebilir. Örneğin bir uçak kaçırma olayının kurbanı olan yolculardan bazıları derin bir korku duyarlarken bazıları da daha sakin kalabilir. Bir yolcu o anlarda panik atak yaşarken bir başkası sadece terleyebilir ya da sevdiklerini bir daha hiç göremeyebileceğini düşünüp üzüntü duyabilir. Olay bittikten yani kurtarıldıktan sonra da bazı yolcular için bu olay sadece bir anı olarak kalabilirken bazı yolcular aylarca ana teması kaçırılma olan kabuslar görebilirler hatta bir daha hiç uçağa binmeyebilirler. Tabi ki duygularını daha kolay ifade edebilen, stresle baş etme mekanizmaları gelişmiş, daha önce böyle bir travma yaşamamış, güçlü bir kişilik yapısına sahip insanlar olaydan daha az etkileneceklerdir. Buradan da her travmatik yaşantının her insanda mutlaka aynı tepkileri ve aynı yoğunlukta ortaya çıkarmayacağının altı çizilmelidir.

(…)

*Bu okuma parçasının yayını için Nobel Yaşam ve yazar Tarık Solmuş’a teşekkür ederiz.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.