“Bazen aşılamayacak gibi görünen engel, farklı bir yol bulmamızı kolaylaştırır.”

 

Yasemin Sungur, kitabını, “geleceğini planlayan insanın modern elkitabı” diye tarif etmiş. Kitap gerçekten de yaşamı planlamanın inceliklerinden başarılı bir kariyerin ipuçlarını da içeriyor. Kurduğu Gelişim Enstitüsü’nde çalışmalarını sürdüren kariyer koçu, marka ve iletişim danışmanı Yasemin Sungur, ayrıca online dergi “Martı”yı, www.martidergisi.com adresinde yayımlıyor.

“Hedeflere ulaşan yol, hayallerden geçiyor” demişsiniz. Bu kitap bir hayallere ulaşma kılavuzu mu?
Hayallerle başlıyor her şey. Hayal ediyorsak, anlamlandırıyoruz ve hissetmeye başlıyoruz. Hayal edebiliyorsak, canlandırıyoruz, duygularımız devreye giriyor. Hayallerimiz gelecekle ilgili olumlu düşünmeye başlamanın ilk adımıdır. Hayaller bizim istediğimiz yaşamla ilgilidir, istediğimiz yaşam için doğru hedefler, uygun plan ve etkili adımlar atmak gerek. Bu kitap istediğimiz yaşamı gerçekleştirmek için adım attırma kılavuzudur.

Kitap, klasik anlamda bir kariyer planlama kitabı değil. Kariyer ve iş dünyası konusundaki önerilere geçmeden önce uzun bir bölüm halinde, kişinin kendini bulmasıyla ilgili ipuçları veriyorsunuz. İyi bir kariyerin zemini burası mı?
Kişinin kendini iyi tanıması, kendiyle barışık bir insan olmanın zemini öncelikle. Kendini iyi tanıyan insan ne istediğini bilir, kariyeriyle ilgili de doğru seçimler yapar ve uygular.

“Geleceğini belirlemeye cesaret edenler” diyorsunuz okurlarınıza ve danışanlarınıza… İnsan bu cesareti nasıl kazanır, siz buna mı yardım edersiniz? Ya da şöyle soralım, “kariyer koçu” ne iş yapar?
George Burns’ın “Gelecekle bu kadar ilgili olmamın nedeni hayatımın devamını orada yaşayacak olmam” sözü kariyer koçluğunun mottosudur benim için. Geleceği planlamak, ne olmak ve ne yapmak istediğine odaklanmasıdır kişinin. Kişi şimdiden kendi geleceğine bir yolculuk yapar, gelecekte neler yapmak istediğiyle ilgili odaklanır, somut tanımlar yapar ve hayalinde canlandırdıklarını bugünde hedefe dönüştürür. Bu cesur bir yolculuktur. Yolculuk süresince geleceğini planlayan kişinin kullandığı bir araçtır cesaret. Kariyer koçu bu yolculukta yol arkadaşıdır. Kariyer koçluğu, kişilerin hedeflerine ulaşmalarına yönelik koçluk yapar, yol haritası ve eylem planı yapmalarına destek sağlar. Kişilik Envanteri, Kişisel SWOT Analizi, Meslek Seçimi vb. testler, çalışmalar, tasarımlar yapılır. Kariyer koçu kişinin yolculuğa iyi hazırlanması için sorularıyla yol gösterir, ışık tutar.

Bu çalışmalar yapılırken aşağıdaki sorular birlikte kullanılır:

1. Kişinin sahip olduğu kaynaklar neler?

2. Ne yapmak istiyor?

3. Neleri yapma yetkinliğine sahip?

4. Kişiyi “ne/niçin/nerede/nasıl/ne zaman ve kim” mutlu eder?

Bir insana kişisel olarak kariyer koçluğu yapmak ile bir markaya, kuruma bu hizmeti vermek arasında nasıl bir benzerlik var?
Çok benzerlik var, model, yöntem aynı, süreçler farklılık gösterebilir. Markayı ve kurumu yaratan insan, tüm gelişimleri gerçekleştiren insan. Kurum, marka veya insan amaçları aynı; gelişmek, daha iyi olmak, daha mutlu olmak, geleceğe doğru adım atmak ve bulunulan durumdan daha iyiye ulaşmak.

yaseminsungur1 yaseminsungur2

Markalar sizden ne istiyor? Onların da onarılması gereken duyguları, geliştirilmesi gereken yetenekleri var mı?
Markanın hedefi insana, insanın duygularına ulaşmaktır. İnsan duygularıyla eyleme gider, bu eylemler markaya sadık olmak, satın almak, markanın takipçisi olmaktır. Bunu gerçekleştirmek için markanın duygusal ve ilişki ağını geliştirmelidir, güncel tutmalıdır. Markanın oluşumu ve gelişimi hizmetini veren insanlardır tüm bu süreci yöneten. İnsanı en mutlu eden şey sürekli öğrenmektir. İnsan gelişmeye devam ediyorsa, daha aktif, daha mutludur.

Markayı yöneten insanlara mı kişisel gelişim desteği vermek gerekir? Bir kurum hep birlikte nasıl geliştirilir?
Kurumu geliştirmek, markayı yaratmak insana bağlıdır. Stratejiyi oluşturan, sistemi kuran, kurulan sistemi yürüten, geliştiren ve güncelleyen insandır. Bir kurumu geliştirmenin ilk adımı durum analizini doğru yapmak, ihtiyaçları doğru belirlemektir. Kurum doğru insanlar ve doğru iş planıyla doğru zamanda harekete geçerek, yapılanları kontrol ederek, doğru ölçümleme yaparak geliştirilir. Markayı yöneten insanın vizyonu gelişmiş olmalı, bunun için sürekli gelişim halinde bulunmalıdır.

İnsanlar bu kitabı nasıl “kullansın” istiyorsunuz? Bu bir moral motivasyonu kitabı mı yoksa adım adım gelişimi formüllendiren bir kılavuz mu?
Okuyucuyla özel bir ilişkimiz olsun isteğindeyim. Motivasyon yoksa enerji yok, enerji yoksa olumlu eylem yok, bu nedenle farklı gerçek kişilerden örneklerle yüreklendirmek istedim. Başarı ve mutluluk yolunda adımları kendi hayatına uygulasın, denesin ve ilerlesin istiyorum.

Kitabınız nasıl tepkiler aldı? Size ulaşan deneyimler, başarı hikâyeleri var mı?
Kitabımı okuyan kişilerden aldığım geri bildirimler etkileyici, kitabımın özetini çıkarıp benimle ve çevresiyle paylaşanlar bile oldu. “Konuşan bir kitap” demişti bir okuyucum. Kendi blogunda yazmış ve benimle de paylaşmıştı, amacıma ulaştığımı hissettim. “Siz hiç konuşan kitap gördünüz mü? Sizin kitabınız hiç sizinle konuştu mu? Sorular sordu mu mesela?.. Yanıtladınız mı? Yanıtlarınızı bekledi mi kitabınız? Ben, benimle konuşan bir kitapla tanıştım: Yasemin Sungur’un kaleme aldığı Kariyerim Gelecek mi? İlk önce beni tanımak istiyor ve ‘Kimsin sen?’ diye soruyor bana. Aynı Alice’e harikalar diyarında, nargile içen tırtılın sorduğu gibi. Adımı sormuyor bana… ‘Kimsin sen?’ ” http://www.dragonlance.be/tag/kariyerim-gelecek-mi/

Bundan sonraki kitaplarınız hangi temalara yoğunlaşacak?
Ben kendimi yazan değil, konuşan olarak tanımlıyorum aslında. Ancak yazma isteğim giderek arttı, üzerinde çalıştığım birkaç konu var. Kariyer konusu insanların yaşamında, yaşam kalitelerini en çok etkileyen konuların başında geliyor. Bu nedenle hep ilgi alanımda. Farklı kişilerin kariyer yolculuklarını anlattığım çalışmam sürüyor. Kişisel markalaşma ve iletişim becerilerine odaklandığım iki ayrı çalışmam daha var.

Kişisel gelişim kavramının gündemdeki karşılığı hakkında fikriniz ne? İşin duygusal, hatta neredeyse uhrevi yollara girmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Özdeğer, inançlar ve bireysel değerlerin eksikliği insanların olduğu her yerde moda kavramlar ortaya çıkarıyor. Moda olan kavramlar pek çok kişi için farklı amaçlarla kullanılan metalara dönüyor. Birey olmak için yapmak yetmez, olmak gerekir. Bireyin düşündüğü gibi yaşaması gerekir. Ben kişisel gelişim yerine bireysel gelişim demeyi seçtim. Birey kelimesinin sözlük anlamı tam da benim içinde olduğum çalışmaları anlatıyor. TDK’nin sözlüğünden birlikte bakalım:

“Kişi: Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Koca; bey, efendi.”

“Birey: Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert.”

Birey, öz sorumluluğunu üstlenmiş kişidir, birey kendi seçimlerini yapabilen, düşünce, duygu ve davranışlarının sorumluluğunu alan kişidir.

Siz kendinizi bu tartışılan yaklaşımlardan nasıl uzakta tutabiliyorsunuz?
Yaptığım işin değerini biliyorum. Sürekli gelişime inanıyorum ve öğrenmenin beni en mutlu eden şey olduğunu keşfettim. Bireysel olarak gelişime odaklanıyorum. Gelişim tek yönlü değil, çok yönlü. Gelişim; bedensel, algısal, bilişsel, duygusal, ruhsal, sosyal. Algılama, öğrenme ve gelişim bireye özel. Birey olmanın yolu sorumluluk almaktan ve sürekli gelişimden geçiyor.

Kitabınız, “Kendime Yolculuk” bölümüyle başlıyor. Her şeyden önce içimize mi bakmamız gerekiyor? Bunun yolları sizce ne?
Tüm yolları kendi ayaklarımızla yürüyoruz. Bu yürüyüşün tam istediğimiz gibi ve bize uygun olması için kendi kaynaklarımızı kullanmalıyız. Kaynaklarımızı keşfetmek ise kendimizden, sahip olduklarımızı ve potansiyelimizi bilmekle başlıyor. Hedefler bize ait olmalı, araçlar bizim tarafımızdan geliştirilmeli. Kendi güçlü ve geliştirilebilir yanlarımızı iyi bilirsek, düşüncelerimizi, enerjimizi ve zamanımızı boşuna harcamayız. Biz çalışmalarımızda bunları keşfetmek için testler kullanıyor, envanter çıkarıyoruz. Sadece bakarak ve hissederek belirlenemiyor! Bu amaçla geliştirilmiş testler çok işimize yarıyor. Amacımız var olan durumdan daha iyiye gitmekse, gerçekleştirmek istediğimiz hedefler varsa bunları yapmak için nelere ihtiyacımız olduğunu belirliyor ve yol haritası çıkarıyoruz. Bireyin kendini iyi tanıması kendine güvenini artırıyor, bilgiyle seçimler yapmasını ve cesaretle adım atmasını sağlıyor.

yaseminsungur3

İnsanlara değiştiremeyeceği kadar güçlü engeller karşısında nasıl pozisyon almalarını öneriyorsunuz?
Direkt bir yol önermekten kaçınırım. Gerekirse kendi deneyimlerimi veya yaşanmış bir örneği anlatırım. Engeli her yönden değerlendirmek için farklı bakış açılarını görmeye çalışırım. Bazen aşılamayacak gibi görünen engel, farklı ve daha kolay bir yol bulmamı kolaylaştırır. Cesur sorular bizi cesur cevaplara götürür. Benim burada görevim, yol arkadaşı olduğum kişinin cesur cevaba ulaşması için o cesur soruyu sormaktır.

İşsizlik günümüz dünyasının en büyük sorunu. Her türlü kişisel gelişim ve kariyer planı, sonuç olarak “kazananların gündemi” mi? Beyaz yakalıların düşünce ve yaşam alanında dolaşan teoriler mi?
İşsizlik dünyanın meselesi. Kaynakların kötü kullanımı da en önemli diğer mesele. Kariyer danışmanlığı, yani bizim çalışmalarımız bireyin kendine en uygun yolu seçmesini sağlamaktır. Sevdiği alanda üretken olması, kendisini mutlu edecek yolculuğu yapması. Eğitim sistemi bireylerin kendi özelliklerini ortaya çıkarmaktan çok, benzerler yaratmaya yönelik. Ülkemizin koşulları, eğitim sistemi, iş düzeni en hızlı fark yaratan, en çok çalışan için uygun. Daha mutlu bir yaşam için ve kendimize en uygun hedeflerle yolculuğa çıkmalıyız. Her seçim ve her yol, her beklenti kişiye özel. İşte en önemli farkındalık hali bu. Bunu yapan birey mutlu birey, değerini bilen birey.

Yine yaygın eleştiriler üzerinden gidelim… Bütün bu kendini keşfetme, önemseme felsefeleri, bugünün egoizme kapılmış ve içi boş, aşırı özgüvenli kişilik profillerini körüklüyor olabilir mi?
Birey kendinden uzakta, var olan yeteneklerini, becerilerini doğru değerlendirmeden, olmadan yapmaya odaklanırsa, yüreğinden büyük ego sahibi olur ve gelir içi boş yaşamlar. Başkasının düşüncesiyle üretemiyor, duygusuyla hissedemiyor ve ayaklarıyla adım atamıyoruz. Ara sıra aynaya bakmalıyız, aynada gözümüzün içine odaklanmalı ve sakin sakin nefes almalıyız. Dışardan gelen enerji, önce kullandığı bedeni yakıyor!

Kitabınızda bir alıntı paylaşmışsınız: “Kimseye bir şey öğretemezsiniz; sadece cevabı kendi içinde bulmasına yardımcı olursunuz.” (Galilei) Siz, bir kariyer koçu olarak bunu mu yapıyorsunuz?
Her bireyin kendine özel olduğuna inancım bu sözü benim için çok değerli kılıyor. Bulunduğu yeri iyice anlamadan, tanımadan, kabul etmeden, değerini tartmadan, bilmeden yapılacak her şey boşuna uğraş, kaynakların kötü kullanımı. Bir öğretmen, eğitmen, koç, danışman, mentor, anne, baba… Bireyin kendi potansiyelini görüp, kullanmasını sağlamayı hedeflemelidir. Sadece kendi bildiklerini öğretmeye odaklananlar kendilerinden bir tane daha olsun diye uğraşıyorlardır. Ben bir kariyer koçu, danışmanı, eğitmeni olarak birlikte çalıştığım kişilerin önüne geçmiyor, onlardan daha hızlı koşmuyor, kendi yollarını bulmaları için ışık olmaya, pusula görevi yapmaya çalışıyorum. Sevdiğim bir hikâye var, tam sırası, onunla bitirelim:

Adamın biri sokak lambası altında deli gibi aranıp duruyormuş. Yoldan geçenlerden biri yardım etmek için durmuş, “Ne arıyorsun?” diye sormuş.

“Anahtarlarımı!” diye cevap vermiş adam.

“Nerede kaybettin onları?” diye sormuş yardımsever kişi.

“Evde kaybettim” diye cevaplamış adam.

“Yahu bir dakika!” demiş yardımsever yabancı. “Eğer evde kaybettiysen, ne diye burada, sokakta arıyorsun ki?”

“Ev karanlık da ondan!” demiş adam. “Gözüm görmüyor. Burası aydınlık, o yüzden burada arıyorum.”

Yasemin Sungur; Ankara doğumlu. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisini bitirdi. 1977 yılında başladığı çalışma hayatında Finans, Danışmanlık, Tekstil, Turizm sektörlerinde İnsan Kaynakları, Eğitim ve Halkla İlişkiler, Pazarlama İletişimi alanlarında yer aldı. TEGV, Barış Manço Derneği, Lions Türkiye, Galata Derneği v.b. Sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak proje danışmanlığı yaptı. Arı Hareketi Kadın Çalışmaları Grubunda çalıştı. Pazarlama, Marka, Kişisel Marka, Satış, Eğitimcinin Eğitimi, Koçluk, NLP, EFT, Gestalt ve Reiki konularında eğitimler aldı. Değer Yaratan İletişim, Müşteri Odaklı İletişim, Kişisel Marka, Kariyer Yönetimi, İmaj Yönetimi, Hedefli Yaşam ve Koçluk konularında seminerler veriyor. Marka Yönetimi konusunda kurumsal danışmanlık, Kişisel Marka Olmak ve Kişisel İmaj konularında bireysel danışmanlık yapıyor. Aile şirketlerinde kurumsallaşma, markalaşma, 2.kuşağın yönetime hazırlanması çalışmalarını yürütüyor.

Soru, yorum ve eleştirilerinizi gönderebilirsiniz.

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.